
Uzayda bir temas: Lucy’nin Donaldjohanson geçişi
Hedef, Mars ile Jüpiter arasındaki ana asteroit kuşağında yer alan küçük bir gökcismi olan Donaldjohanson asteroidiydi. Bu gökcismi sıradan bir kaya parçası değil. Adını, Lucy fosilini keşfeden paleoantropolog Donald Johanson’dan alıyor ve tıpkı bu keşif gibi evrimsel tarihin bir parçasını temsil ediyor. Lucy, asteroidin yanından yalnızca 960 kilometre mesafeden geçerek benzersiz veriler topladı.
Lucy görevi, NASA’nın Discovery Programı kapsamında geliştirilen ve adını insanlık tarihinin en ünlü fosilinden alan bir uzay aracı. 16 Ekim 2021’de fırlatılan araç, 12 yıl sürecek yolculuğu boyunca toplamda 10 farklı gökcismine uğrayacak. Üzerinde yüksek çözünürlüklü bir kamera (L’LORRI), termal emisyon spektrometresi (L’TES) ve görünür-kızılötesi tayfçeker (L’Ralph) gibi gelişmiş bilimsel araçlar bulunuyor. Amacı oldukça iddialı: Jüpiter’in öncü ve ardıl Lagrange noktalarında yer alan Truva asteroitlerini ziyaret ederek, Güneş Sistemi’nin erken dönemlerine dair ipuçları aramak. Bu asteroitler, gezegenlerin oluşum sürecinden günümüze kalan kalıntılar olarak görülüyor.
Ancak Lucy’nin rotası yalnızca Truva asteroitlerinden geçmiyor. Görev öncesi birer prova niteliğindeki iki durak daha var: Dinkinesh ve Donaldjohanson. 2023’te Dinkinesh’e yapılan ilk ziyaret sırasında bilim dünyası bir sürprizle karşılaştı: asteroidin küçük bir uydusu olduğu ortaya çıktı. Bu başarı, Lucy’nin donanımlarının hassasiyetini kanıtlamıştı. Şimdi sıra Donaldjohanson’un sırlarını çözmeye geldi.
Yaklaşık 8 kilometre uzunluğundaki Donaldjohanson, karanlık yüzeyiyle karbon açısından zengin ve düşük yansıtıcılığa sahip C-tipi asteroitler arasında yer alıyor. Büyük ihtimalle bir çarpışma sonucunda oluşan “Erigone ailesi”nin bir üyesi. Lucy’nin gözlemleri, bu gökcisminin iki ayrı kayaç lobunun birleşmesiyle oluştuğunu gösterdi. Başka bir deyişle, bu bir “temas ikilisi” — adeta uzayda birbirine yapışmış iki çakıl taşı gibi; yani dev bir kabuklu yer fıstığını andırıyor. Büyük lob, üzerindeki yoğun kraterlerle daha yaşlı olduğunu gösterirken, küçük lob daha genç ve belki de yakın zamanda şekillenmiş bir yapıya sahip.
Lucy, bu geçiş sırasında yalnızca görüntü almakla yetinmedi. Tayfçeker ve termal sensörlerle yüzeyin kimyasal bileşimi, yapısı ve sıcaklık dağılımına dair veriler de toplandı. Bu veriler, yüzeyde organik maddelerin ya da kil minerallerinin bulunup bulunmadığını gösterebilir. Ayrıca asteroidin dönüş hızının oldukça yavaş olduğu teyit edildi: yaklaşık 10 günde kendi ekseni etrafında dönüyor. Bu, benzer boyuttaki birçok asteroide kıyasla oldukça yavaş bir dönüş süresi. Bu durum, iç yapısının veya kütle dağılımının alışılmadık özellikler taşıyabileceğini düşündürüyor.
Peki bu geçiş neden bu kadar önemli? Donaldjohanson, küçük ve görece genç bir asteroit olsa da Truva asteroitlerine yapılacak büyük görevler öncesinde Lucy’nin tüm sistemlerinin test edilmesi için eşsiz bir fırsat sundu. Otonom hedef takibi, hassas yönlendirme, veri toplama ve aktarma sistemleri bu karşılaşmada başarıyla denendi. Görev ekibi, uzay aracının “Truva seferine hazır” olduğunu doğruladı.
Lucy’nin asıl yolculuğu şimdi başlıyor. 2027’den itibaren Jüpiter’in L4 ve L5 noktalarında bulunan Truva asteroitlerine ulaşacak. İlk olarak Eurybates ve uydusu Queta’yı, ardından Polymele, Leucus ve Orus’u ziyaret edecek. En dikkat çekici hedeflerden biri ise 2033’te karşılaşacağı ikili sistem: Patroclus ve Menoetius. Bu gökcisimleri, erken Güneş Sistemi’nde neler olup bittiğini anlamamıza yardımcı olabilir.
Donaldjohanson geçişi, bu hedefler öncesinde Lucy’nin yeteneklerini sergilediği bir prova olmaktan çok daha fazlasıydı. Bilim insanları, asteroidin yüzeyinde gözlemlenen “beklenmedik derecede karmaşık yapılar”ın, Güneş Sistemi’nin dinamik geçmişine dair yeni sorular doğurduğunu belirtiyor. İnsanın evrimini anlamamıza yardımcı olan bir keşfin adını taşıyan Lucy, şimdi de Güneş Sistemi’nin derin geçmişine ışık tutmaya devam ediyor.
“Donaldjohanson, küçük ve görece genç bir asteroit olsa da Truva asteroitlerine yapılacak büyük görevler öncesinde Lucy’nin tüm sistemlerinin test edilmesi için eşsiz bir fırsat sundu”












