
Yıldızlararası ziyaretçinin anatomisi
Temmuz 2025’te, Hawai‘i Üniversitesinin ATLAS tarama programı, Güneş Sistemi’nin dışından gelen ve 1I/‘Oumuamua ile 2I/ Borisov’un ardından tespit edilen üçüncü yıldızlararası nesneyi keşfetti. 3I/ATLAS olarak adlandırılan bu cismin hiperbolik yörüngesi, onun başka bir yıldız sisteminden geldiğini doğruladı. Kısa süre sonra Hubble Uzay Teleskobu, cismin etrafında “gözyaşı” biçiminde belirgin bir koma (gaz ve toz bulutu) olduğunu gösterdi. Bu cisimler, başka yıldız sistemlerindeki gezegen diski artıklarından koptukları için, evrenin farklı köşelerindeki koşullar hakkında paha biçilmez doğal örnekler sunarlar.
Gökbilimciler için heyecan verici olsa da 3I/ATLAS, amatör gözlemciler için bir hayal kırıklığı oldu. Kuyrukluyıldız, en parlak evresinde bile çıplak gözle görülemeyecek kadar sönük kalacak. Nesne, 29-30 Ekim 2025’te Güneş’e en yakın konumuna (yaklaşık 210 milyon km) ve 19 Aralık 2025’te Dünya’ya en yakın geçişine (yaklaşık 270 milyon km) ulaşacak. Bu mesafeler, onun neden sönük kalacağını ve amatör fotoğraflarda yer almadığını açıklıyor. Profesyonel teleskoplar bile, ufka yakınlığı ve atmosferik etkiler nedeniyle onu gözlemlerken zorluk yaşıyor.
3I/ATLAS’ı asıl özel kılan şey kimyası. 6 Ağustos 2025’te James Webb Uzay Teleskobu (JWUT), komanın (saçtığı gazın) bileşimini analiz etti. Çoğu Güneş Sistemi kuyrukluyıldızında su buzu baskınken, 3I/ATLAS’ta durum tam tersi: Koma, ezici bir üstünlükle karbondioksit (CO2) gazından oluşuyor; ilk analizler CO2’nin suya oranının 8 kat fazla olabileceğini gösteriyor. Ayrıca yer tabanlı gözlemler, Güneş’e yaklaştıkça beklenenden güçlü nikel (Ni) izleri, ancak daha zayıf ve geç ortaya çıkan demir (Fe) izleri tespit etti. Bu durum, cismin yüzeyindeki maddelerin alıştığımızdan farklı bir buharlaşma süreci izlediğini gösteriyor.
3I/ATLAS, önceki yıldızlararası ziyaretçilerin bir kopyası değil. İlk ziyaretçi 1I/‘Oumuamua, belirgin bir koma oluşturmamış, kuru bir yüzeye sahip gibi görünüyordu ve kütleçekimle açıklanamayan hafif bir “itme” sergilemişti (muhtemelen görünmeyen gaz çıkışı). İkinci ziyaretçi 2I/Borisov ise su ve karbon monoksit açısından zengin, tozlu ve “klasik” bir kuyrukluyıldız profili çizmişti. 3I/ATLAS’ın CO2 ağırlıklı yapısı, onu bu iki uç arasında tamamen üçüncü bir örnek yapıyor. Bu durum, yıldızlararası küçük cisimlerin tek bir “mutfaktan” çıkmadığını, evrende çok çeşitli koşullarda oluştuklarını kanıtlıyor.
Böylesine sıra dışı bir cisim, kaçınılmaz olarak sansasyonel “yapay nesne” iddialarını da beraberinde getirdi. Ancak bilimsel çıta nettir: Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir. Şu ana kadar 3I/ATLAS’tan alınan tüm veriler (yörüngesi, tayfı, parlaklık eğrileri) tamamen doğal bir açıklamayı destekliyor. Bilim insanları yapay bir nesnede; kontrollü yörünge manevraları, doğal olmayan alaşım imzaları, düz yüzeylerden gelen düzenli yansımalar veya yapay elektromanyetik sinyaller gibi göstergeler arar. 3I/ATLAS için bu tür göstergelerin hiçbiri rapor edilmedi. Bu cismin incelenmesi, uzay ajansları arası koordinasyonun gücünü de gösterdi. 1-7 Ekim 2025’te, ESA’nın Mars yörüngesindeki ExoMars/TGO aracı, Dünya’dan gözlemin zorlaştığı bir anda 3I/ATLAS’ı Mars cephesinden çok daha iyi bir açıyla görüntüledi. Bu, ilk kez bir gezegen yörünge aracının, planlı şekilde yıldızlararası bir kuyrukluyıldızı izlemesi anlamına geliyordu. Yer ve uzay teleskoplarının bu ortak çabası, aynı cismi farklı açılardan ve koşullardan inceleyerek daha net bir resim elde etmemizi sağlıyor.
Ulaş Duman Gerçek












