Bir saniye durmak hayatı nasıl değiştirir?
Genel
14 dk okunma süresi
Mindfulness

Bir saniye durmak hayatı nasıl değiştirir?

Bir zihin eğitimi olan mindfulness bize, bir durum karşısında karar vermeden, harekete geçmeden, yargıya varmadan önceki en değerli “bir saniye”yi kazandırıyor. O saniyede vereceğimiz tepkiyi fark etmek, gerekiyorsa dönüştürmemize de şans tanıyor; böylece herkesle ve her şeyle ilişkimiz dönüşüyor.

Deran Çetinsaraç

Time Dergisi, 2014 yılının Şubat ayında “The Mindful Evolution - Farkındalık Devrimi” başlığı ile çıkmış ve konu tüm dünyada yankı uyandırmıştı. Peki, Time bu başlığı neden kapağına taşımıştı?

Dikkatimizi yönetmemize yardımcı bir araç olan mindfulness’ın bu kadar ses getirmesinin asıl sebebi, etkilerinin bilimsel olarak da kanıtlanmış olmasıydı. Mindfulness’ın temelleri 1970’li yılların sonunda Massachusetts Üniversitesi Tıp Merkezi Öğretim Üyesi ve Stres Azaltma Kliniği’nin kurucusu olan Prof. Dr. Jon Kabat-Zinn tarafından atıldı. Üniversitenin bodrum katında hastalar üzerine uzun çalışmalar yapan Kabat-Zinn, başta Budizm olmak üzere Doğu felsefelerini benimseyerek farkındalıkla stres azaltmanın standartlarını belirledi. Giderek tüm dünyada sağlık alanında kullanımı yaygınlaşan ‘mindfulness’ın psikolojik iyiliği arttırdığı, anksiyete ve depresyonu hafiflettiği, psikolojik rahatsızlıkları azalttığı ve tekrarlamasını engellediği, bağışıklık fonksiyonunu güçlendirdiği, çiftler arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirdiği ve ebeveynlik memnuniyetini arttırdığı biliniyor. Bu yöntemi uygulayabilmek için ne koşul aranıyor ne de herhangi bir ekipman. Tek ihtiyacınız zihninizin gerçekten açık olması.

Mindfulness’ın Türkiye’de anlaşılması ve yaygınlaşması için emek harcayan isimlerden Selmin Erk, Erhan Ali Yılmaz ve Sinem Aksay ile konuştuk.

“Anda olanı yargılamadan fark ediyoruz”

Mindfulness Eğitimcisi ve Şimdiki Zamanın İçinde kitabının yazarı Selmin Erk, “Tasavvuf bakış açısı ‘mindfulness’a çok uyuyor çünkü insanın kendini, yaşamı yargılamadan fark etmesi söz konusu” diyor.

Selmin Erk

Nedir mindfulness?

Mindfulness, bir zihin eğitimi. Aslında olanı yargılamadan anbean farkına varmak. Bedensel hislerin, düşüncelerin, duyguların -oldukları hâliyle, değiştirmeye çalışmadan- farkına varmak.

Bu yargılamama becerisi hemen gerçekleşiyor mu?

Zaman içerisinde oluyor. Mindfulness size öyle yöntemlerle bunu gösteriyor ki, yaşama yargılamadan bakmaya başlıyorsunuz. İlk başta bedensel hislerle başlıyoruz. Dikkatinizi bedensel hislere verdiğiniz zaman zihin dinginleşmeye, berraklaşmaya başlıyor. Onun için bu sistemli bir eğitim hâline getirildi. Diğer yandan binlerce yıllık Doğu kültürü ve tasavvuftan izler taşıyor. Tasavvuf bakış açısı ‘mindfulness’a çok uyuyor çünkü insanın kendini, yaşamı yargılamadan fark etmesi söz konusu. Önce bedensel hislere odaklanılıyor; sonra işitsel, tatsal ve dokunsal hislere. Beş duyu yavaş yavaş zihni izleme konusunda uzmanlaşıyor. Böylece zihnin yıpratıcı düşüncelerin girdabına çekilmesi engelleniyor. Çünkü o girdaba düştüğünüzü fark ediyorsunuz. İnsanız, tabii ki yıpratıcı düşünceler, duygularla karşılaşıyoruz. Aradaki fark, artık eskisi kadar bunların içinde yıpranıp gitmiyor, daha çabuk ayağa kalkıyoruz. Hayal kırıklıklarından, zorlayıcı durumlardan daha kolay çıkıp yola devam ediyoruz. Üretkenlik, verimlilik gibi konularda da kişiyi geliştiriyor.

Kişinin kendini geliştirmesi bilimsel olarak da gözlemlenebiliyor mu?

8 haftalık eğitim sonucunda beyin taramalarıyla sonuçlar ölçülebiliyor. Değişim daha önce başlıyor elbette, adım adım. Ancak standart olarak 8 haftalık bir zaman belirlenmiş. Beynin üç ana bölgesinde değişim gözlemleniyor: Birincisi ön lob; analiz, sentez, düşünme, planlı çalışma, bilincin daha aktif olduğu, bilinçli eylemlerin yönetildiği kısım. Ön lobda madde miktarında, bağlantılarda gelişme ve artış, kan akışında hızlanma, hareketlilikte artış oluyor. Korku ve kaygının işlendiği merkez olan amigdalada ise tam tersine küçülme ve sakinleşme görülüyor. Bu da vücudun duyguları daha dengeli işlemeye başladığını gösteriyor. Üçüncü olarak da insulada gelişme görülüyor, yani bağlantılar kuvvetleniyor. Bu da kendi bedensel düşünce ve duygularımızı anlarken başkalarınınkini da anlar hâle gelmemiz demek.

Zihni geleceğe veya geçmişe gitmekten mi kurtarıyor bir yandan da?

Evet, geçmişle ilgili düşündüklerimiz genellikle keşkeler, pişmanlıklar veya iç konuşmalar oluyor. Gelecekle ilgili ise kaygı, korku veya yoğun planlamalar… Bu iki durumun yerine zihnin ‘an’a getirilmesi amaçlanıyor. Şöyle düşünün; siz dişlerinizi sabah-akşam günde iki kere fırçalıyorsunuz. O fırçalama dişlerinizin ömrünü ve sağlığını uzun sürdürebilmenizi sağlıyor değil mi? Zihni de bu şekilde sakinleştirmek, nerede olduğunu, ne yaptığını, duygu ve düşünceleri fark etmek, aynı diş fırçalamak gibi sizi zihin anlamında daha sağlıklı hâle getiriyor. Aslında ‘mindfulness’a zihnin öz bakımı diyebiliriz. Hem de ekstra hiçbir araç gerektirmiyor. Amaç düşünceleri izlemek ve onların siz olmadığınızı zaman içerisinde kavramak. Düşünceler yine oluyor ancak siz onları izleyerek hangisini saklayacağınızı, hangisinin sizi koruyacağını, geliştireceğini ve hangilerini bırakmanız gerektiğini zaman içerisinde öğreniyorsunuz.

Herkes anda kalmaktan bahsediyor, bu yöntemde anda kalırken düşünceleri sadece izliyor muyuz?

Evet, akan trafik misali geldikleri gibi gitmelerini izleyebiliyoruz. Bu zamanla zihni sakinleştiren, dinginleştiren ve berraklaştıran bir alışkanlık oluyor. Kasları güçlendirir gibi zihni de güçlendiriyoruz. Şimdi sol elinize bir ağırlık alsanız, o ağırlıkla kol kaslarını güçlendirmek üzere hareketlere başlasanız ve sağ kolunuzla hiçbir şey yapmasanız sonuç ne olur? Sekiz hafta sonra aynı olma ihtimali var mı? Biyolojik olarak yok. Aynı şey zihin egzersizleri için de geçerli. Düşünceniz diyelim planlara, yapılacaklara, geçmişe, iç konuşmalara, söylenenlere kaydı. Fark ettiğiniz zaman nazikçe dikkatinizi tutup geri getiriyorsunuz. Bir süre sonra yine gidiyor, siz yeniden nazikçe tutup getiriyorsunuz; yargılamadan, kendinizi eleştirmeden, kızmadan…

Bu gidiş gelişler zaten zihni güçlendiren ve dikkati odaklayan egzersizler. Bazen otomobil kullanırken farkında olmadan gireceğimiz sokağı geçiyoruz, birisi bir şey söylüyor, “Affedersin ne demiştin?” diyoruz. İşitiyoruz ama duymuyoruz veya gördüğümüzü fark etmiyoruz. İşte o zaman düşüncelerin girdabındayız demektir. Şimdi bunun tam tersini yaptığınızı düşünün. Dikkatinizi gördüklerinize, işittiklerinize, kokladıklarınıza, dokunduklarınıza, tattıklarınıza, nefesin bedendeki hissine verdiğiniz zaman tek mekanizma çalıştığı için zihin ister istemez sakinleşip dinginleşiyor, düşüncelerin peşinde ve kaosunda koşamıyor. Mindfulness strese karşı beyninizi güçlendirdiği için dış dünyada zorluklar, kaygılar aynı kalabilir ama sizin onu algılayışınız, beyninizin işleyişi daha dengeli ve daha hazırlıklı oluyor. Güçlenmiş bir beyinle hem daha dayanıklı hem de ağrılara karşı daha toleranslı olunuyor. Zorluklarla daha kolay baş edilebiliyor.

Beş duyu kullanılıyor dediniz, aralarında en etkili olan hangisi?

Uygulamalar sırasında nefesi izleyeceğimiz bir 5-10 dakika gözlerin kapatılmasını isteyebiliyoruz. Beş duyuyla gelenlerin en baskını bildiğim kadarıyla görme duyusuyla olanlar. O yüzden de onu bir parça yatıştırmak diğer bedensel hislere fırsat verebiliyor.

Bedensel hislerden sonra nasıl devam ediyorsunuz?

Bedensel hisler ve nefesin arkasından düşünce, duygularla dikkatin eğitimine devam ediliyor. Daha sonra olasılıkların, seçeneklerin farkındalığı ve olumlu bir tutum aşamasına geçiyoruz. Çünkü iyinin farkına varmak da buna dâhil. Yaşamımızdaki iyi ve değerli şeylerin farkına varmak her zaman iyi hissettirir. İyi hissetmenin sonucu motivasyon ve ilham oluyor. Yapmak istediğimiz şeylere daha fazla sarılabiliyoruz çünkü cesaret ve umut geliyor.

Her an gülümseyen, Cem Yılmaz’ın dediği gibi “mutluluk içimizde” diye dolaşan insanlardan bahsetmiyoruz değil mi?

Mindfulness, her zaman olumlu olalım demek değil. Her zaman anda olanı yargılamadan fark edelim demek. Anda olanı anlamaya çalışalım, ondan sonra gereken neyse onu yapalım. Dürtüyle tepki arasına bir farkındalık aralığı koyuyoruz. Bir an durup yargısız anlamaya çalışırsak başka olasılık ve çözümleri görebiliyoruz. Aksi takdirde var olan düşüncelerimiz içerisinde boğulur gideriz.

Dikkatimizi bir duyguya yoğunlaştırdığımızda endişe ve kaygılardan da uzaklaşabilir miyiz?

Araştırmalarda görülen şu ki, bir duyguyu bedenimizde hissedip etiketlediğimiz zaman beynin duygularla ilgili fren mekanizmasına basılmış oluyor. Bu da endişe ve kaygıları azaltıyor. “Kızgınlık hissediyorum” dediğinizde o duyguyu etiketlemiş oluyorsunuz. Ayrıca zorlayıcı durumlar için limon benzetmesi verebilirim. Limonu sıkıp suyunu çıkarttığımı anlattığım zaman ağzınız sulanıyor değil mi? Oysa elimde ne limon var ne de sıkacak. Limonun ekşiliği beyninizde önceden kaydedilmiş bir bilgi. Stresli zamanlarda dikkati nefese vermekle vücut mindfulness uygulamalarınızı hatırlıyor ve sakin kalmanız kolaylaşıyor.

Sekiz haftalık eğitimde nasıl çalışmalar yapılıyor?

Günde 10 dakikalık pratikler. Olumlu ve olumsuz deneyimlerin değerlendirilmesi, iletişimle ilgili farkındalık tabloları ve her gün şükran duyulan üç şeyin yazıldığı çalışmalar.

Mindfulness herkese uygun mu?

Bir kişide eğer psikoz söz konusuysa uygun olmadığını söyleyen bazı kaynaklar var. Soyut düşünce becerileri ve zekâ üstü fonksiyonları tam gelişmemiş kişilerde çalışırken dikkatli olmak gerekiyor. Psikolog veya psikiyatristin yapması daha güvenli olacaktır. Ben kitabımda topladığım 17 anlaşılır egzersizle, her zaman başvurulabilecek bir rehber hazırladım.

5 Duyu ile Dikkati Yönetme Egzersizi

  • Şu anda sırtınızın yaslandığı yeri fark edin, sert mi yumuşak mı?
  • Elinizi hiç oynatmadan nereye değdiğini fark edin, elinizin altındaki doku nasıl?
  • Odada gördüğünüz en canlı rengi fark edin; ne renk, parlak mı?
  • Nefesinizi izleyin; nefesi bedende en çok nerede hissediyorsunuz?
  • Nerede hissediyorsanız bir-iki nefes izleyin.
  • Zihninizde şu an sizi meşgul eden bir düşünce var mı?
  • Sadece fark edin, yargılamadan.

“Zihni dinlendirmek herkese lazım”

Mindfulness Academy’nin kurucusu Erhan Ali Yılmaz, mindfulness ile meditasyon arasındaki farkı, “Mindfulness opera söylemek gibiyse meditasyon bunun için yapılan diyafram egzersizlerinden biridir” diye açıklıyor.

Erhan Ali Yılmaz

Mindfulness insanlara nasıl yardımcı oluyor?

Farkında olmasak da genelde ‘otomatik pilot’ta yaşıyoruz. Araştırmaya göre gün içinde verdiğimiz kararların yüzde 95’i bilinçsiz şekilde oluyor. Bunun sebebi beynimizin enerji tasarrufu yapmak için evrilmiş olması. Bu durumun kötü tarafları da var. Yoğun duygu ve düşünceler bilinçsiz kararlarımızı etkiliyor. Bu da kendimizi istemediğimiz iş, ilişki ya da fiziksel formda bulmamıza neden oluyor. Mindfulness kişinin otomatik pilottan çıkıp hayatını anbean kendisinin yönetmesi aslında. Bu beceriyi geliştiren kişinin kararları, duygu ve düşüncelerinden minimum seviyede etkileniyor.

Mindfulness ile meditasyon arasında nasıl bir bağlantı var?

Mindful olma durumu bir sonuç; fit olmak gibi. Meditasyon ise bu sonuca ulaşırken ihtiyaç duyduğumuz dikkati geliştirmek için kullandığımız egzersizlerden bir tanesi. Örneğin mindfulness opera söylemek ise meditasyon bunun için yapılan diyafram egzersizlerinden biri diyebiliriz.

Bu yöntemin etkilerini nasıl görebiliriz?

Tıpkı sisli bir havada araba sürerken kaza yapmamak için yavaş gitmeniz gerektiği gibi, zihninizde netlik yoksa hayatınız da yavaşlar. Aslında kolayca verebileceğiniz bir karar için bazen aylarca düşünmeniz gerekir. Mindfulness yapan kişi daha net bir zihinle daha doğru ve hızlı karar alabilir. Etkileri hayat değiştirici oluyor. İş hayatında daha verimli olunuyor. Dünyanın önde gelen şirketlerinin ‘minfulness’a bu kadar önem vermesi tesadüf değil. Diğer yandan stres düzeyindeki olumlu etkileri sadece iş hayatında fark yaratmakla kalmıyor, evlilik ve cinsel hayatta da dramatik etkiler yaratıyor.

Kimlere öneriyorsunuz bu eğitimi?

Günümüzde kas gücüne ihtiyacımız azalmasına rağmen fitness yapıp kaslarımızı güçlendiriyoruz. Çünkü sporun sağlığımıza olumlu etkileri konusunda bilinçlendik. 30 sene önce ise fitness yapmak diye bir kavram yoktu anne-babamızın hayatında. Her geçen gün zihnimize daha çok yüklendiğimiz bir çağdayız. İşte bu yüzden zihni dinlendiren ve güçlendiren mindfulness eğitimi hepimize lazım. Henüz bu konudaki bilinç Türkiye’de yeni olduğu için modern hayatın stresi altında çalışan, odaklanamayan, mutlu olmakta zorluk çeken, zihinsel olarak çabuk yorulan, iş ve özel hayatı dengelemek isteyen kişileri öncelikle bekliyoruz.

Siz nasıl keşfettiniz ve alanınızı bu yöne çevirmeye karar verdiniz?

2011 yılında nörobilime olan merakım beni bu kavramla tanıştırdı. Bu tanışmanın ardından okuduğum kitaplar ve katıldığım workshoplarda öğrenip uygulamaya başladığım mindfulness tekniklerinin zihinsel ve bedensel performansımdaki dramatik etkileri, konuya tüm dikkatimi yöneltmemi sağladı. Takip eden zamanda mindfulness tekniğinin insan hayatındaki kullanım alanlarının zenginliği ve kolektif bilince yapabileceği pozitif etkilerinin sıra dışı potansiyeli beni çok heyecanlandırdı. Sonrasında bu tekniği her yaştan insanla buluşturup, onların zihinlerini daha sağlıklı ve verimli kullanabilmesine yardım edebilmek hayattaki amacım ve tutkum hâlini aldı. Bu amaçla 2015 yılında Mindfulness Academy’i kurdum.

Sizin deneyiminizde hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

Mindfulness ile tanışmadan önce stresi yoğun işlerin başında gelen reklamcılıkla uğraşıyordum. Türkiye’nin önde gelen dijital ajanslarından bir tanesinin 75 kişilik ekibinin yaratıcı yönetmeniydim. Mindfulness’a başladıktan sonra ilk deneyimlediğim şey stres seviyemdeki düşüş oldu. Sonra zihnim daha sakin ve net olmaya başladı. Kararlarım ve hayatım daha sağlıklı bir hâl almaya başladı. İki paket sigara içiyordum. Herhangi bir yardım olmadan sigarayı bıraktım. Bırakanlar genelde kilo alır bilirsiniz; tam tersine beslenme alışkanlıklarım da sağlıklı yönde ilerlediği için bıraktıktan sonra üç beden inceldim. Spora başladım. Kendimle çok daha barışık oldum. Özetle bütünsel anlamda yepyeni bir ben çıktı benden. Herkese bu konuyu araştırmalarını ve denemelerini kesinlikle tavsiye ederim.

“Sigarayı bıraktım ve beslenme alışkanlıklarım da sağlıklı yönde ilerlediği için üç beden inceldim. Spora başladım. Kendimle çok daha barışık oldum. Bütünsel anlamda yepyeni bir ben çıktı benden.”

“Koşulsuz sevgiyi öğretiyor”

Mindfulness Türkiye eğitmeni Sinem Aksay, koşulsuz sevgiyi mindfulness sayesinde öğrendiğini söylüyor.

Sinem Aksay

Mindfulness insanlara duygularını ve düşüncelerini yönetme konusunda nasıl katkıda bulunuyor?

Mindfulness yeteneği bize bir durum karşısında karar vermeden, harekete geçmeden, yargıya varmadan önce bir saniye kazandırıyor. Viktor Frankl’ın ünlü bir sözünü çok seviyorum: “Uyaran ile tepki arasındaki süre eşsiz değerdedir. Nasıl yanıt vereceğimizi belirlediğimiz bu zaman diliminde tam anlamıyla özgürüzdür.” Mindfulness ile bu bir saniyede vereceğimiz tepkiyi fark etme lüksüne sahip oluyoruz. Böylece belki fevri, acele, ezberden bir tepki yerine farkında, bilinçli bir seçim yaparak yanıt verme şansını yakalıyoruz. Zihnimizden geçen düşünceye, hissettiğimiz duyguya, atacağımız adıma bakma şansı yakalıyoruz, anbean… Bu da ciddi bir içgörünün anahtarı. Hayatımızda ilişki içerisinde olduğumuz her konuda; eşimiz, işimiz, beslenmemiz, trafik, çocuklar, bu içgörü ile dönüştürücü bir ilişki kurma şansı yakalıyoruz.

Algımızı tek bir yöne yönlendirmenin sinir sistemimiz üzerindeki etkisi nedir?

Doğamız gereği birçok kez zihnimizde başa çıkması zor konuları çevirip çevirip duruyoruz. “Bana bunu nasıl yapar?”, “Böyle giderse durumum daha fena bir hâl alacak” gibi… Zihnimizde olup bitenleri çoğu kez fark etmiyoruz bile. Fark edemeden bu aktiviteye verdiğimiz tepki, sonunda hayatımızdaki güçlüklerle nasıl başa çıktığımızı belirliyor. Bir de fizyolojik boyutları var. Başa çıkması zor anların sinir sistemimiz üzerindeki etkisi şöyle oluyor; tepki verdiğimiz noktada bedenimizde “sempatik sinir sistemi” devreye giriyor; kalp atışlarımız artıyor, kan basıncımız yükseliyor, metabolizmamız değişiyor. Böylece yaşadığımız zor durumu tehdit olarak algılayan bedenimiz bununla başa çıkmak için adrenalin salgılıyor.

Adrenalin ile vücudumuz kanı, sindirim sistemi gibi acil durumda çok önemi olmayan organlardan beyne ve kaslara yönlendiriyor. Stres ortadan kalktığında ise PSS (parasempatik sinir sistemi) devreye giriyor ve vücudu olağan durumuna geri getiriyor. Duygusal stres, sağlıksız beslenme, günlük sıkıntılara karşı abartılı tepki verme gibi çok fazla şey bedenin tepki verme durumunu devreye sokuyor. Sürekli gereğinden fazla salgılanan adrenalin, nihayetinde hastalıklara sebep olabiliyor. Mindfulness, bu yaşadığımız stres anlarından sonra toparlanma fazında bize destek oluyor.

Nasıl yapıyor bunu?

Bedenimiz bu tepkileri verirken biz, bizi zorlayan durumlarda ezberden otomatik tepkiler veriyoruz. Belki gidip bir dilim pasta yiyoruz, belki omuzlarımızı kasıyoruz, belki kabalaşıyoruz. İşte bunlar gibi kilit anlarda mindfulness sayesinde bilinçli bir şekilde dikkatimizi an’a, mesela nefesimize yönlendirirsek, içinde bulunduğumuz zor durumu daha da zorlaştırmak yerine bu kısır döngüyü yavaşlatır ve bazen de seyrini değiştirebilecek yanıtlar fark edebiliriz.

Mindfulness ile dünya daha güzel bir yer olabilir mi sizce?

Kesinlikle! Tüm hücrelerime kadar insanoğlunun bu yeteneğin getirdiği faydaları keşfedeceğine ve bunun bizim ileriki dönemlerde yaratacağımız medeniyetlere katkısı olacağına inanıyorum. Bu konuda İngiltere ve ABD parlamentosunda atılan adımlar var. 2015 senesinde İngiltere parlamentosu tarafından hazırlanan “Mindful Ulus Raporu”nda sağlık sistemi, adalet sistemi, okullar ve iş yerlerinde mindfulness konusunda yapılması gerekenler belirtildi ve bunun için bütçeler ayrıldı. ABD parlamentosunda da alınan kararlar paralelinde özellikle eğitim sistemi için büyük fonlar ayrıldı.

Sizin deneyiminizde hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

Hafıza, öğrenme, dikkat gibi konularda zihnimin performansında ciddi farklılıklar görüyorum. Zihnimin “hava durumu” olarak nitelendirebileceğim durumunu gözlemleme yeteneğimdeki artış özellikle ailevi ilişkilerimde çok destek oluyor. Fevri, gergin ve sinirli bir insanken şimdi daha sakin, huzurlu hissediyorum kendimi. Eskiye göre çocuklarımı daha farklı alanlarda destekleyebildiğimi düşünüyorum. Hayata karşı ilgim, heyecanım arttı; daha az hastalanıyorum, bedenimde her sene geleneksel yaşadığım ağrılar bitti. Annem, babam ve kızkardeşimle yaşadığım ilişkide de mindfulness bana koşulsuz sevginin ne demek olduğunu öğretti.

Bu konuda sizi etkileyen görüşler neler?

Mindfulness eski bir Budist öğretisi zaten. Budizm’i ilginç ve hayata dair buluyorum. Modern psikolojinin son geldiği nokta ile Budizm’in örtüşen öğretileri çok. Mesela Batı’da özellikle psikoloji alanında yüzlerce yıldır bilim insanlarının çoğunluğu, insan doğasını egoist, saldırgan ve benmerkezci olarak tanımlamışken, son 30 yılda yapılan araştırmalar, insan doğasının esasında başkalarının iyi olma hâline ve kişinin başkaları ile kurduğu bağa dayandığını gösteren çarpıcı sonuçlar içeriyor. Bu da Budizm’in merhamet (compassion) ilkesi ile örtüşüyor. Bu sadece bir örnek. Literatürde Budizm ile örtüşen birçok bilimsel araştırma sonuçları bulunabiliyor. Hristiyan, Müslüman ve Yahudi pratiği için de aynı şey geçerli. Özünde burada ilginç olan, hiçbir dönemde ruhanilik ile bilimin bu denli birbirine yaklaşmamış olması.

Sizinle bu söyleşimizi yapmamızın ardından Londra’ya taşındınız, orada mindfulness konusunda eğitimler alıp çeşitli çalışmalar yaptınız. Orada nasıl bir noktada mindfulness?

Mindfulness hakkındaki merakımı destekleyebilmek için üç sene önce Londra’ya taşındım. Mindfulness İngiltere’de ulusal bir politika olarak başta okullar, sağlık sistemi, adalet sistemi ve iş yerlerinde devlet tarafından destekleniyor. Tabii bunun sonucu olarak “eğitmen eğitimi” konusunda özellikle eğitmen değerlendirmesi dâhil yetkin eğitmen yetiştirmek konusunda dünyada 1 numara. Bu sistem içinde bir eğitmen olarak yetişmek benim güvenimi oldukça arttırdı ve farklı alanlarda eğitmenlik deneyimine sahip olmamı sağladı. İngiltere’de iki farklı kitleye mindfulness öğretme şansı yakaladım; iş yeri çalışanları ve aile için şiddet gören kadınlar. Özellikle aile içi şiddet gören kadınlar ile çalışmak hayatımda sahip olduğum en derin deneyimdi, meğer ben 45 senelik hayatımda zorluk ile tanışmamışım. Bu deneyim ‘mindfulness’ı daha derinden anlamak ve hayata bakışımın dönüşmesi açısından değerliydi. Eğitim konusunda ise Bangor Üniversitesi’nde mindfulness alanında yüksek lisans yapmak ve Oxford Üniversitesi’nde “iş yeri” özelinde yetkinliğimin değerlendirilmesi fırsatlarını yakaladım. Şimdi Bangor Üniversitesi ile Mindfulness Türkiye olarak yine online Türkçe “eğitmen eğitimi” programını kurguluyoruz, çok yakında detaylarını www.mindfulnesstr.com web sitemizde yayınlayacağız. Böylece Türkçe konuşan kitleye eğitmen olarak değerlendirilebilecekleri bir altyapı içerisinde sertifikasyon yolunda eğitmen eğitimini ulaşılabilir hâle getirmeyi amaç edindik.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo