
Deprem bölgesinde kadın olmak
Op. Dr. Parvana Seyidova
Kadın ve erkek arasındaki sosyal eşitsizlik, ne yazık ki depremle birlikte yaşadığımız felaketin içerisinde de sessiz bir afete dönüştü. Tek yürek, depremzedelerimize yardım için seferber olduğumuz bugünlerde sahadan gelen haberler kadınlar için hayatın onlarca kat daha zor olduğunu doğruluyor. Bu temel sıkıntının bir an önce çözümlenmesi için takip ettiğim notları paylaşıyorum.
- Tuvalet ve temiz su ihtiyacı, bir an önce, salgın hastalık ve enfeksiyon riskine karşı çözülmelidir.
- Hijyenik ped ve temiz iç çamaşırı ihtiyacı sahadaki tüm kadınlar için çözülmesi gereken en önemli konulardan biri.
- Bu durumda bile -maalesef- cinsel istismara maruz kalan onlarca kadın haberi geliyor. Kadınların ve çocukların güvenliği için acilen önlemler alınmalıdır. Tüm süreç boyunca takipçisi olunmalıdır.
- Gebe ve emziren kadınlarımız mümkünse afet bölgesinden uzaklaştırılmalıdır. Enfeksiyon riski, doğum servislerinin yeterli hizmet veremiyor olması, yaşanabilecek doğum ve doğum sonrası problemleri bize işaret etmektedir.
- Çocuk, yaşlı ve hasta bakımı görevi olan kadınların hem fiziksel hem de psikolojik yorgunluğu ayrıca göz önüne alınmalıdır. Sivil toplum örgütlerinin ve devletin tüm kurumlarının bu konuyu gözeterek, kadın sağlığına dair daha sağlam önlemler alabilmesi şarttır.
Miboso Wellbeing uzmanlarından Kadın Sağlığı ve Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Parvana Seyidova, deprem bölgesindeki kadınların ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarını afetin ilk günlerinden beri sürdürüyor. Op. Dr. Seyidova’nın gözünden, deprem bölgesinde kadın olmaya dair farkındalığımızı artıracak ve ihtiyacı olan kadınlara destek olacak konuları listeledik. Bu ihtiyaçlar depremin ilk günlerinden beri konuşuluyor fakat şunu hatırlamak gerekir ki bu süreç uzun süre devam edecek. Bu sebeple süreç boyunca kadınların zihin, beden, ruh sağlığını koruyacak ihtiyaçlar her daim güncel tutulmalı ve sistematik bir şekilde süreç boyunca devam etmelidir. Hem depremzede kadınlar hem de alanda çalışan tüm kadınlar bu sürece dahildir.

Dayanışma ve yardımlaşma faydalı eylemlerimize güç verir
Merve Yılmaz-Ece Ok
Yardım etmek iyi hissettirir: Başkalarına yardım etmenin, beyinde mutlulukla bağlantılı fizyolojik değişiklikleri teşvik edebileceğini gösteren araştırmalar var. Bu artan esenlik duygusu, gönüllülüğün bir sonucu olarak fiziksel olarak daha aktif olmanın bir yan ürünü olabilir.
Aidiyet duygusu yaratır: Başkalarına yardım etmek, içinde bulunduğumuz toplulukla bağlantı kurmamıza yardımcı olabilir. Yalnızlığı ve izolasyon duygusunu azaltır.
Bir amaç verir: Gönüllülük, bireyin genel amaç ve kimlik duygusunu geliştirir. Başkalarına iyi gelen çözümler yaratmak, kişiyi kendi yaşamındaki amacını saptaması ve hedefe odaklı hareket etmesi konusunda destekler.
Perspektifimizi genişletir, empati yeteneğimizi güçlendirir: Yaşam herkesi farklı şekilde etkiler. Yardıma ihtiyacı olanlar ve yardım edenler ortak bir paydada buluşsa bile her birey, her durum ve olayı kendi bireysel perspektifinden deneyimler. Dayanışmanın gücü farklı perspektifleri görmek, anlamak, empati yapmak ve o an için “en iyi” çözümü yaratmaktır. Böylece ayrımcılığı ortadan kaldırır, perspektifimizi genişletir, empati yeteneğimizi güçlendirir.
Yardımlaşma bulaşıcıdır, çevremizdeki herkese ilham olur: Eylemlerimiz, topluluk genelinde dalgalanarak birçok kişiye fark yaratması için ilham verebilir. Tıpkı koşulsuz sevgi gibi yardımlaşma ve dayanışma da bir çığ gibi büyür, bireyden topluma doğru faydalı bir eylem haline gelir.
Yardımlaşma ve dayanışma yenileyicidir: Başkalarına yardım etmek, kendimize yardım etmeyi öğretebilir. Zor bir deneyimin ardından, hayata tekrar tutunmanın ve kendimize gelmenin iyi bir yoludur. Başkasının acısı, mutluluğu, gözyaşı ya da gülümsemesi hayatın içindeki gelip geçiciliği hatırlatır. Kalp kırmadan sevgiyle yaşamanın değerini hatırlamak ve anlamak ise umut dolu ve anlayışlı bir yaşamın önemini gösterir.
İlişkileri güçlendirir: Başkalarına yardım ettiğimizde, ilişkilerimizi geliştirebilecek olumlu hisler yayarız. Dinlemek, anlamak, gözlemlemek, konuşmak ve paylaşmak gibi eylemleri daha odaklı bir şekilde yapmaya gayret ederiz. Birinin hayatında iyilik için bir güç olmak, kalıcı bir bağ kurmaya yardımcı olabilir.
Hayatımızda her zaman çok önemli olan destek ağlarımız, şu an içinde bulunduğumuz ve hepimizi sarsan bu dönemde daha da hayati bir anlam taşıyor. Bu tür dönemlerde birlik, beraberlik ve dayanışma içinde kenetlenmek ve yardımlaşma, sadece bireyler (hem yetişkinler hem de çocuklar) için izolasyon, kaygı ve stresin önüne geçmekle kalmaz; aynı zamanda daha doğru, yapıcı ve eylemlerde bulunmak için gerekli içgörüler ile bilgiye ulaşmamızı sağlar.
Şu anda deprem bölgesinde büyük bir özveriyle çalışanlar, depremzedelerin acil ihtiyaçlarını karşılamak için harekete geçenler, maddi destekle yardımda bulunanlar, bölge halkının kaybını kendi kaybı gibi hissedebilen ve onlar için dua edenler... Herkes destek olmak için elinden gelen çabayı gösteriyor ve yaraların el birliğiyle sarılması için gösterilen tüm gayretler çok değerli.
Hepimizin yapabileceği ve bu kenetlenmeyi daha da güçlendirmeye katkıda bulunabileceği bir şey var. Örneğin, duygusal destek sunmak bunun bir yolu. Birine duygusal destek sunmak istediğinizde, birkaç soru sorarak başlamak iyi olabilir. Ancak “Sana nasıl destek olabilirim?” gibi soruların arkasında iyi niyet olsa da bazen istenilen sonucu yaratamayabilir. İnsanlar, özellikle zor bir durumun ortasında, ne istediklerini veya neye ihtiyaç duyduklarını her zaman bilemeyebilir.
Dolayısıyla, bu tür geniş soruları nasıl yanıtlayacağından emin olamayabilir. Bunun yerine, bir duruma veya kişinin ruh haline göre uyarlanmış sorular sormayı deneyin. “Çok yorgun görünüyorsun. Dinlenmek ister misin? Senin yerine yapabileceğim bir şey var mı?” gibi yardım teklif etmek veya “Çok üzgün görünüyorsun. Bunun hakkında konuşmak ister misin?” gibi açık uçlu sorular paylaşımı güçlendirebilir.
Ve elbette karşı tarafın söylediklerini aktif veya empatik bir şekilde dinlemek, duygusal destek sağlamanın bir diğer önemli parçasıdır. Mücadele eden biri için başka birinin acısını duyduğunu hissetmek büyük bir fark yaratabilir. Doğrulamak ise onun bakış açısını gördüğünüzü ve anladığınızı bilmesini sağlar. İnsanların genellikle en çok istediği destek, sıkıntılarının farkına varmaktır. Bu nedenle, sevdiğiniz biri içinden geçtiği zorlukları size anlattığında, hemen devreye girip yardım etmenize ihtiyaç duymayabilir. En iyi desteği, yalnızca ilgi göstererek ve şefkatli bir duruş sergileyerek sunabilirsiniz. Duygusal destek somut değildir ve etkisini hemen fark edemeyebilirsiniz. Ancak başkalarına, onlara değer verdiğinizi göstermenin bir yoludur. Başkalarına duygusal destek sunduğunuzda, onlara yalnız olmadıklarını söylemiş olursunuz.
Zamanınızı, maddi kaynaklarınızı veya enerjinizi başkalarına yardım etmek için gönüllü olarak kullanmak sadece dünyanın daha iyi bir yere dönüşmesine katkıda bulunmaz, aynı zamanda sizi de iyileştirir.
Kaynak: https://www.ucl.ac.uk/students/news/2020/apr/10-benefits-helping-others

Şefkatin iyileştirici gücü
Merve Yılmaz-Ece Ok
Merhamet, empati ile başlar. Empati, başkalarının acılarını anlayan ve onlarla bağlantı kuran düşünce ve duygularımızı uyandırır. Empati, “Nasıl hissettiğini anlıyorum” demektir. Empati ile şefkat, başkasının acısını hafifletmeye yönelik niyet ve eylemleri ortaya çıkarır. “Nasıl hissettiğini anlayabiliyorum ve sana yardım etmek istiyorum” demektir.
Şu an hepimizin ihtiyacı olan en önemli şeylerden biri şefkat. Ötekileştirmenin, ayrımcılığın, suçlayıcılığın ve anlayışsızlığın hiçbir sorunu çözmediğini ve kimseye yardımcı olmadığını, aksine sorunları daha da büyüttüğünü anlamak için çok derin bir anlayışa, özel bir bilince sahip olmaya gerek yok. Hepimize ağır gelen bir dönemden geçiyoruz; yaşadığımız, tanıklık ettiğimiz ve hissettiğimiz acı bazılarımız için öfkeye dönüşebiliyor. Trafikte, bir yerde sıra beklerken, günlük yaşamda şu sıra insanların belki daha hassas ve gergin olduklarını gözlemleyebiliyoruz. Birbirimize karşı daha anlayışlı ve şefkatle yaklaşmamızın, yaralarımızı daha hızlı sarmamızı sağlayacağını hatırlamalıyız.
Şefkat, gerçek bir fark yaratma gücüne sahip bir armağan ve insan olmanın kutsamalarındandır. Şefkatle ihtiyacı olanlara yardım etmek için içten bir dürtü hisseder; kişisel çıkar veya beklenti olmadan sadece paylaşırız. Bu, birbirimize değer verdiğimizin en güçlü göstergesidir. Kalbimizi kendimize ve başkalarına açtığımız anda, şefkatin muazzam iyileştirici gücünün farkına varır, yaşam ve sevgiyle yeniden bağlantı kurarız.
Şefkatin; stres seviyelerinin azalmasından depresyona, ameliyattan daha hızlı iyileşmeye kadar birçok faydasını gösteren sayısız bilimsel araştırma da doğuştan gelen bu özelliğimizin mucizevi etkilerini kanıtlar nitelikte. Şefkat, hepimizin kalbinde doğal olarak bulunsa da aynı zamanda geliştirilebilir bir beceri. Yani ne kadar çok şefkat gösterirsek ve görürsek, başkalarına yardım etmeye yönelik bu doğal duyguyu o kadar çok açığa çıkarır veya ona erişiriz. Bu gerçekten hepimizin ihtiyacı olan ilaçtır.












