Şimdide olmanın şifası
Genel
8 dk okunma süresi
Mindfulness

Şimdide olmanın şifası

Mindfulness’ın asıl şifası, olup bitene alan açmaktan geçiyor. Peki bu her şeyi kabulleneceğiz, pasif kalacağız mı demek? Kesinlikle hayır. İçsel tepkilerinizi de fark etmek, onlarla kalabilmek, bir sonraki adımda daha iyi seçimler yapmayı getiriyor.

Yazı: Sibel Süslü

“Olana izin verme” ifadesinin bazen yanlış anlaşıldığını söylüyor Zeynep Çelen. Haksız da değil. Olanı kabul etmek; ne yaşarsak yaşayalım pasif kalmak, hiçbir tepki göstermemek olarak algılanabiliyor. Oysa ‘mindfulness’ın söylediği gibi, olanı kabul edip ona izin vermek daha sonraki seçimlerimizi, dolayısıyla hayatımızı olumlu yönde etkiliyor. Çünkü tepkisel hareket etmek yerine, sizin için iyi olanı içsel olarak bilmeye başlıyorsunuz. Yoga Eğitmeni Zeynep Çelen ile mindfulness yolculuğunda öğrendikleri üzerine sohbet ettik.

Cenevre Üniversitesi’nde “Neuroscience of Mindfulness” alanında doktora eğitimi alan bir yoga eğitmenisiniz. Öncelikle sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz? Yoga ve mindfulness çalışmalarına ne zamandır devam ediyorsunuz, şu an neler yapıyorsunuz?

Meditasyon ile tanışmam yogaya başladığım 2002 yılına denk gelir. O zamanlar yoga derslerinin başında 3-5 dakika ile sınırlıydı bilgim ve deneyimim. Yoga eğitmeni olduktan sonra ben de derslerimde meditasyon yaptırıyordum, amacım insanları sakinleştirmek ve dinlendirmekti. 2008 yılında Erich Schiffmann ile ileri seviye eğitim yapmaya gittiğimde meditasyon ile ilgili anlayışım, algım ve uygulamam temelden değişti. O zamanlar mindfulness demiyorduk, sadece meditasyon diyorduk. Ama hissetme, fark etme, izin verme, olana alan oluşturma odaklı bol bol oturuyordum.

Mindfulness adı olmadan, meditasyon alanına beni çeken mindfulness oldu. Yıllarca bunu uyguladım ve öğrettim. İstanbul’da 2015 yılına kadar yoga dersleri ve eğitmenlik eğitimleri verdikten sonra farklı bir adım atmam gerektiği hissine kapıldım. Üniversite sonrasında iki yıl alanında çalıştığım neuroscience konusuna geri dönmeye ve yogadan öğrendiklerimle birleştirmeye  karar verdim. Meditasyonun beyne etkisini incelemek ve derinine inmek istiyordum. Cenevre’de bir sinir bilim yüksek lisans programı buldum. Şimdi ise doktora yapıyorum. Yüksek lisans döneminde araştırma teknikleri öğrendim ve temel sinir bilimi konularında birçok ders aldım. Bedenin, beynin işleyişi gerçekten çok büyüleyici.

Gözün bile ışığı nasıl algıladığı ve nasıl yorumladığını duymak, yogada öğrendiğim felsefi kısımlarla bağdaştı, beni büyüledi... Şimdi ise doktora eğitimimde, mindfulness eğitiminin 13-15 yaşındaki gençlerin beyninde yaptığı değişimi ve strese karşı tepkilerinde nasıl bir değişiklik oluşturduğunu araştıran bir grubun parçasıyım. Projenin adı Mindfulteen. 2022 yılına kadar sürüyor olacak.

Mindfulness eğitimleri oldukça yaygınlaştı ve birçok kurum var çeşitli sertifika programları sunan... Sizi yurt dışında üniversitede böyle bir eğitim almaya yönelten ne oldu? 

Benim temel merakım beyinde, sinir sisteminde ‘mindfulness’ın ne tip değişiklikler yarattığını öğrenmek, şifasının yolunu anlamaktı. Dolayısıyla sinir bilimi bölümüne gittim ve hocamı mindfulness konusunda proje oluşturmaya ikna ettim. İlk gittiğim zaman, “Projeni bipolar hastaları ile yapılan bir projenin parçası olarak yap, sonra belki ‘mindfulness’a devam ederiz” demişti. Bilim dünyasında mindfulness çok popüler ve merak edilen bir konu. Çok şanslıyım ki o ‘bakalım’ kelimesi ‘tamam’a dönüştü! Türkiye’de de sinir bilimi bölümleri var, mindfulness konusuyla da ilgililer uzaktan bildiğim kadarıyla. Ben yoga derslerimde ve eğitmenlik eğitimlerinde mindfulness öğretiyorum ama bu alanda eğitmen olmak isteyenlere sertifika programlarına katılmaları gerektiğini söylüyorum. Benim esas amacım mindfulness öğretmekten ziyade onu incelemek.

Aldığınız eğitimin nasıl bir içeriği var, program hangi konulara yoğunlaşıyor? Özellikle sertifika programlarından ya da uygulayıcılık eğitimlerinden ayrılan ve derinleşen noktalarını merak ediyorum… 

Sertifika programlarında MBCT veya MBSR gibi stres azaltıcı veya bilişsel terapi amaçlı mindfulness çalışmaları öğretiyor. Ben yaptığım doktorada bilim dünyasının mindfulness ile ilgili bulduğu sonuçları eleştirel bir gözle incelemeyi, yeni sorular sormayı ve bu soruları cevaplandıracak şekilde projeyi yönlendiriyorum. Mindfulness uygulayıcısı olmamız (proje ekibi olarak) büyük bir avantaj, ama odak noktası bu değil. Gençlere mindfulness öğreten birkaç uzmanımız var, MBSR eğitmeniler aynı zamanda, onlar eğitim gruplarını yapıyorlar. Ben MR ve bilgi toplama, analiz etme konusunda çalışıyorum. 

Yoga ve mindfulness arasında nasıl bir bağlantı var? Yoga akışı zaten her pozda bizi beden farkındalığına davet ettiği için doğal olarak ‘mindfulness’ı içeriyor diye düşünüyorum, yanılıyor muyum?

Doğru düşünüyorsunuz, yoga pozları sırasında bedendeki hislere dikkati getirdikçe mindfulness uyguluyorsunuz. Bir yoga dersine katıldınız diyelim; eğitmen sizi hislere yönlendiriyorsa, ilginizi, dikkatinizi anda olan şeylerle meşgul tutuyorsa çok şanslısınız, bir taşla iki kuş vuruyorsunuz. Ama her yoga dersinin mindfulness içerdiğini düşünmüyorum. Bir sonraki pozun heyecanı ile, pozun çetrefilliği ve başarma odağı olan derslerde her zaman mindfulness alanı açılmayabilir. Türkiye’de çoğu eğitmen hislere yönlendirdiği için yoga öğrencileri çok şanslı. Burada dersler öyle değil, eğitmenlik eğitimlerinde yılda 10-15 eğitmene his odaklı ders vermesini öğretiyoruz, ama daha başları bunlar... Yol uzun.

“Freedom Yoga Stili” adını verdiğiniz bir yoga metodunuz var; biraz bundan bahseder misiniz? 

Özgürlük stili yoga, Erich Schiffmann’dan aldığım eğitimler ve süpervizyon ile öğretmeye başladığım, kafamda ‘hah işte yoga bu olmalı’ dedirten, yıllardır da hem bana hem de bu stili seven öğrencilere iyi gelen bir stil. Her nasıl yoga severseniz; hızlı, yavaş, yin, yang, hepsinde uygulayabileceğiniz bir bakış açısı. Bedeninizi dinlemeye yönlendiren ve o an için en iyi hissedeceğiniz şekilde hareket etmenize yer açan bir uygulama. Neye ihtiyacınız varsa onu önce dinlemeye sonra da uygulamaya yüreklendiren bir bakış açısı. Bunu güvenli bir alanda, yoga matınızda deniyorsunuz, sonra da hayatta uygulamaya başlıyorsunuz küçük küçük… Sonra bir bakıyorsunuz 42 yaşında doktoraya başlamışsınız, bambaşka bir ülkede yaşıyorsunuz, çünkü varlığınız sizi oraya yönlendirmiş…

Meditasyon denince birçok farklı meditasyon türü geliyor akla. Mindfulness meditasyonunun özellikleri nelerdir? 

Mindfulness, meraklı bir biçimde dikkati ana yönlendirmek ve olanlara yargısızca bakmayı içeriyor. İçinde öncelikle dikkati odaklamak var, ama o anda olan şeylere genel bir odaklanma. Bazı meditasyonlar bir objeye, mesela bir muma yönlendirebiliyor. Onun odağı, konsantrasyon. Mindfulness’ın odağı konsantrasyon değil, konsantrasyon bir parçası. Konsantrasyon ile birlikte olup bitene alan açma gibi büyük bir yan çalışması var. Esas şifayı o veriyor. Bir çalışmada bir grup insana sadece odaklanma yönlendirmesi yapılıyor, bir gruba ise hem odaklanma hem yargısızca bakma. Görüyorlar ki yargısızca bakan grupta stres düzeyi daha düşük ve fizyolojik olarak bunu ölçebiliyorlar. Hem odaklanma, hem de yargısızca bakma, mindfulness. 

Zamanla, uygulama yaptıkça, eforlu şekilde odaklanmaya gerek bile kalmıyor, beyin artık zaten olup bitene odaklı şekilde kalıyor, olana izin veriyor. Olana izin verme bazen yanlış anlaşılıyor. Mindfulness’ı anlamayan kişilerin ilk eleştirisi; böyle bir pasiflikle, her şeyi kabul etme ile yönetilir ve ezilirsiniz… Hâlbuki içerideki tepkilere izin verdiğinizde ve onlara bakabilme, onlarla kalabilme cesareti gösterdiğinizde, iç hisleriniz sizi sizin için daha doğru olana yönlendirmeye başlıyor. Evet, patronunuzun sizi azarlamasına üzülüyor ve stres yapıyorsunuz ama eskiden olduğunuz gibi perişan olmuyorsunuz, sinir sisteminiz daha dayanıklı oluyor. Hissetmeye gönüllü olma ama mesafeli olabilme hâli, bir sonraki adımda ne yapmanız gerektiği ile ilgili sizi daha güçlü ve cesur yapıyor. Bu arada illa gözlerinizi kapamanız ve sessizleşmeniz gerekmiyor. Beyin, sinir sistemi, mindfulness uyguladıkça değişiyor (spor yaptığınızda bedeninizde gözle görülen değişiklik gibi). MR’dan görülüyor bu, işleyişi değişiyor. Strese karşı tepki, acı, empati, benlik ile ilgili algılayışlar değişiyor.

Meditasyonun herkese uygun olmayabileceği konusunda bir uyarıda bulunduğunuz dikkatimi çekti yazılarınızdan birinde… Bu aslında birçok kişinin bilmediği bir konu, meditasyon herkes için yararlıdır diye bir algı var. O yüzden buna dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum. Kimlerin dikkat etmesi gerekiyor ve neden?

Eğer fazla meditasyon yapmadıysanız; saatlerce, günlerce meditasyon yapılan kamplara giderek meditasyona başlamayın diye öneririm. Ufak ufak, işini bilen hocaların gözetiminde başlayın. Daha önce psikoz yaşamamış sağlıklı bireylerin saatlerce meditasyon yaptıktan sonra gerçeklik ile bağlarını kaybettiği klinik vakalar var. Tabii ki çok görülen vakalar değil, ama yine de literatürde mevcut. Eğer psikoz geçmişiniz varsa; depresyon, travma sonrası stres bozukluğu veya bunun gibi sorunlar yaşıyorsanız bilen biri ile yapmanızı, tercihen MBCT veya ACT gibi ‘mindfulness’ı temel alan ama terapi amaçlı birçok çalışması olan eğitimlere katılmanızı öneririm. Yoga dersinde 3-5 dakika yapılacak meditasyonun kimse için bir problem olacağını sanmıyorum. Ama 20 dakikayı geçmeye başlıyorsa meditasyonlar, eğtimenin tecrübeli olması ve terapi alanında çalışmış olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Ben 20 dakikayı geçen meditasyon yaptırmıyorum hiçbir zaman, eğitmenlik eğitimi öğrencilerime bile. Sadece kendim uyguluyorum. 

Siz kendi yaşamınızda ve özellikle mesleğinizde ‘mindfulness’ın nasıl etkilerini görüyorsunuz?  

Öncelikle korkularımı ve paniklerimi görmemi, onlarla kalabilmeyi öğretti. Panik kıvılcımlarını büyük bir yangına dönüşmeden görmenin etkisini anlatamam... Hemen eyleme geçiyorsunuz, panik yaptıran şeyleri değiştirebiliyorsanız değiştiriyor ya da zihnin düşünce desenlerini görüyorsunuz. O zaman etkisini kaybediyor o düşünceler. Yoga eğitmenliğime çok etkisi oldu; kendime, öğrencilerime kalbimi çok açtı. Kendimde olanla kalabildiğimde, diğerleriyle, diğerlerinde olanla kalabilmeyi öğrendim. Kendine çok şefkatli yapıyor bu çalışma, kendinize olan şefkat başkalarına otomatikman yayılıyor. Bazen eşim, ‘çok fazla şimdidesin, biraz daha ileriye odaklan’ diye bana takılsa da, şimdide olmanın neşesini ve şifasını çok gördüm. Şimdi ise üniversitede, kafayı işlere ve projelere vermiş, bilgisayar karşısında çalışmaktan bitkin düşenleri gördükçe, acaba mindfulness bu ortama nasıl şifa verebilir, ne gibi uygulamalar yapılabilir diye düşünüyorum. 

Evde mindfuşness pratikleri

Evinde yoga ve mindfulness çalışmaları ile ilgilenenlere kolayca herkesin uygulayabileceği önerileriniz olur mu? 

Günde birkaç kez, şimdi 10’dan 1’e kadar nefesimi sayacağım diyebilirsiniz ve her verdiğiniz nefesi sayabilirsiniz. İşler kötüye gittiğinde yapmayın, her şey yolunda iken deneyin bunu. Veya bedeninizin bölümlerini teker teker hissedin; ayakları, bilekleri, dizleri, kalçayı vs… yukarıya doğru. Karar vermeniz gereken bir durum olduğunda hemen şap diye vermemeyi seçebilirsiniz. Nefes alıp, derince verip, verirken hiçbir şey düşünmemeyi deneyip, sadece cevabı hissedebilirsiniz. Verdiğiniz nefes bittiğinde kararınızın ne olduğuna bakabilirsiniz. Elma mı yiyeceksiniz, armut mu? Alışkanlık değil de bedeniniz söylesin size. 

Fotoğraf: Kerim Knight

Zeynep Çelen kimdir?

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunu. Aynı okulda ekoloji üzerine yüksek lisans yaptı. Ardından Cenevre Üniversitesi’nde sinir bilimi üzerine yüksek lisansını tamamladı. Şu anda yine aynı üniversitede, buluğ çağındaki gençler üzerinde ‘mindfulness’ın etkisini araştırmak üzere doktora programını sürdürüyor. 2006 yılından beri yoga dersleri veriyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo