Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
Mindfulness

"Bu yolun sonu aydınlık": Şebnem Toker'den kendini keşfetme yolculuğu

İçeriği Paylaş

Şebnem Toker, yaklaşık 20 yıl boyunca katıldığı atölyelerden, aldığı eğitimlerden ve yaptığı çalışmalardan yola çıkarak oluşturduğu multidisipliner atölye çalışması “Yaşamın Direksiyonunda” ile ruhsal şifalanmaya yardımcı oluyor.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Söze girerken, “Kader ağlarını örmüş” demek belki klişe gelebilir ama cümle sanki onun için söylenmiş. Hukuk eğitimi almak isterken, kendini büro yönetimi okumak üzere İngiltere’de bulan Şebnem Toker’in yolu, yanlışlıkla indiği ve hiç bilmediği bir yere ait istasyonda çizilmeye başlamış. “İtiraf ediyorum! İçimdeki sesi ilk duyduğumda biraz korktum. Çünkü benimle konuşanın kim olduğunu bilmiyordum. Bu ses beni sürekli eleştiren, geçmişten getirdiğim otorite figürünün sesi miydi? Hayır, beni eleştirmiyordu, yardım çığlığı da değildi. Bu benim kendi sesimdi” diyen Toker, insanın kendi sesini bulmak için uzun yollar yürümesi gerektiğini, aşılmaz zannettiği engelleri aştığını söylüyor.

Çünkü bir kez kendi sesini bulmak kabullenişe yetiyor. Bu sayede kendisiyle bir yolculuğa çıkarak yaşamının direksiyonuna geçen Toker, yol boyu edindiği bilgi ve tecrübeleri daha geniş kitlelerle paylaşmak için büyük bir adım atıyor.

Özünüzle yüzleşin

Çalışmanın adı, adeta tek başına bir motive kaynağı: Yaşamın Direksiyonunda... Altı hafta süren bu atölyede farklı disiplinler bir araya getirilerek multidisipliner bir yaklaşım benimseniyor. Bu süre boyunca Jung koçluğu metotlarını kullanarak danışanlarıyla birlikte sezgiselliği geliştirme alıştırmaları, meditasyon, enerji ve sanatsal çalışmalar yapacağını söyleyen Şebnem Toker, sürecini şöyle anlatıyor:

“Yaşamın Direksiyonunda yolculuğunda katılımcılara kendi sezgilerini dinlemeyi, kalplerinin sesini duymayı ve otantik hâllerini sevmeyi hatırlatıyorum. Bu yolu çizerken, atölyede uygulayacağım her bir öğretiyi kendi yaşamında deneyimleyerek test ettim. Aldığım sonuçlar muazzamdı. Örneğin, ilk adım; öz değerime ve öz güvenime sahip çıkmaktı. İçimde benimle konuşan hiçbir ses sonrasında beni manipüle edemedi. Tek bir cümlesi bile öz değerimi ve öz güvenimi sarsamadı. Dışarıdan beni sabote eden sesleri tamamen susturdum. Varlık alanımı bulmuş ve tamamen huzurla yerleşmiştim. Ben bu varlık alanında bir elma ağacıydım artık... Böylece köklerim sağlamlaştı. Ardından sağlıklı bir beden ile topraktan aldıklarımı dallarıma taşıdım. Zamanı gelince de her elma ağacı gibi çiçek açtım. Tüm bu süreçlerde büyürken pek çok mevsim geçirdim. Bazen dallarım kırıldı sert rüzgârda, bazen de zamansız yaprak döktüm. Ama direndim ve meyve vermeye hazırlandım. Hiçbir fidan belli bir olgunluğa gelmeden meyve veremezdi çünkü... Ardından ilk elmalarımı vermeye başladım. Bugün elma ağacımı görenlerden bazısı oturur hayranlıkla izler, bazısı da hiç umursamadan geçer gider. Kimisi elmalardan toplayıp beslenmek ister, kimisi de ilk ısırıkta bırakır. Bu, ağaca denk gelenlerin tercihidir. Ama elma ağacı, elma ağacıdır; her mevsim çiçek açıp meyve veren ve bunun için her defasında mücadele eden... Benim metaforum da elma ağacıdır.”

İç sesinizi takip edin

Şebnem Toker, altı haftalık atölye çalışmasıyla atölye katılımcılarını kendi varlığıyla buluşarak huzur alanına yerleşmeye, anı yaşamaya, mutlu, neşeli, coşkulu olmaya davet ediyor. Yaşamının direksiyonuna geçmek isteyen herkesin iç sesini duyarak, kendi ihtiyaçlarını dile getirmeyi öğreneceğini, her şeyden önemlisi de kendine şefkat duyarak, kendini seveceğini söylüyor. Toker, kapısını birlikte açarak ilerleyeceği danışanlarına “Bu yolun sonu aydınlık” demeyi de ihmal etmiyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo