
“Ekosistemle iş birliklerini artıracağız”
Obilet, kurulduğu 2012’den itibaren kendi pazarını yaratarak büyüdü. Sektörün dijitalleşmesinde önemli bir rol oynayarak Türkiye’nin önde gelen online bilet satış platformlarından biri haline geldi.
Özlem Aydın Ayvacı / oaydin@capital.com.tr
Fotoğraflar. Gökhan Çelebi
Start-Up Dergisi / Eylül-Ekim-Kasım 2025
2016’da şirketin ana envanter sağlayıcısı iş birliğini sonlandırınca Obilet, ciddi ölçüde küçüldü ve büyük bir krizle karşı karşıya kaldı. Obilet Kurucu Ortağı ve CEO’su Yiğit Gürocak, “Bu kriz bizi kısa vadede manuel biletleme süreçlerini devreye almaya, uzun vadedeyse IMS dediğimiz kendi envanter yönetim sistemimizi geliştirmeye yöneltti. 2017’de kendi IMS yazılımımızı hayata geçirmemiz hem envanterimizi yeniden inşa etmemizi hem platformumuzu büyütmemizi sağladı” diyor.
Bugün 100’den fazla ülkeye biletleme yapan ve her geçen gün farklı ülkelerde bilinirlik kazanmaya devam eden Obilet, yalnızca Türkiye’nin değil bölgenin de en güçlü markalarından biri. Gürocak, “Başlangıçtan bu yana Türkiye’de biletleme pazarında ulaştığımız liderliği Doğu Avrupa’dan başlayarak farklı pazarlara taşıdık. Obilet, ana faaliyeti otobüs biletlemesi olan platformlar arasında dünya çapında en fazla ziyaret edilen ilk 2 platformdan biri. Önümüzdeki üç yılda en iddialı hedefimiz, Türkiye’de başarıyla uyguladığımız iş modelimizi küresel pazarlara taşımak ve odaklandığımız pazarlarda yalnızca varlık göstermekle kalmayıp liderliğe ulaşmak” diyor.
Obilet Kurucu Ortağı ve CEO’su Yiğit Gürocak, sorularımızı şöyle yanıtladı:
Obilet’i kurduğunuz 2012’den bu yana iş modeliniz nasıl evrildi?
2012’de sadece iki kişi ve 50 bin TL sermayeyle o dönemde çevremizdeki çoğu kişinin “boşa kürek çekmek” olarak gördüğü online otobüs biletlemesi fikriyle yola çıktık. O zamanlar online otobüs bileti alma alışkanlığı yoktu. Biz de sektördeki bu boşluğu doldurmak istedik. Zamanla kendi pazarımızı yaratarak büyüdük ve kısa süre içinde sektörün dijitalleşmesinde önemli bir rol oynayarak Türkiye’nin önde gelen online bilet satış platformlarından biri haline geldik. 2016’da ana envanter sağlayıcılarımızdan birinin iş birliğini sonlandırması, envanterimizin ciddi ölçüde küçülmesine yol açtı ve şirketimizi zorlu bir durumla karşı karşıya bıraktı.
Bu süreci nasıl yönettiniz?
Bu kriz bizi kısa vadede manuel biletleme süreçlerini devreye almaya, uzun vadedeyse IMS dediğimiz kendi envanter yönetim sistemimizi geliştirmeye yöneltti. 2017’de kendi IMS yazılımımızı hayata geçirmemiz hem envanterimizi yeniden inşa etmemizi hem platformumuzu büyütmemizi sağladı. Aynı yıl uçak biletlerini de platformumuza ekledik. 2021 yılında feribot biletlerini ürün portföyümüze dahil ederek hizmet yelpazemizi genişlettik. 2022’den itibaren araç kiralama ve otel rezervasyonu hizmetlerini devreye aldık. Bu sayede uçtan uca seyahat deneyimi sunmaya başladık. 2024’te belli rotalarda yurt dışı tren seferlerini de satışa açarak farklı ulaşım seçeneklerini kapsayan bütüncül bir platform haline geldik. Bugün Obilet yalnızca bilet satmıyor. Farklı ulaşım alternatifleri ve konaklama seçeneklerini bir araya getirerek kullanıcıların tüm seyahat ihtiyaçlarını tek noktadan karşılayan bir teknoloji şirketi olarak konumlanıyor.
2024 Haziran’da BlaBlaCar’dan yatırım aldınız. Şirketin yüzde 80’i onlarda. Bu yatırım sonrasında stratejik öncelikler ve ekibin karar alma süreçlerindeki rolü nasıl şekillendi?
BlaBlaCar’la gerçekleştirdiğimiz anlaşma, vizyonumuzu global ölçekte hayata geçirmemizi hızlandıran bir katalizör oldu. Operasyonel bağımsızlığımızı koruyarak mevcut yönetim yapımız ve işleyişimizle yolumuza devam ediyoruz. Diğer yandan BlaBlaCar’ın küresel ağı ve uluslararası deneyimi, bizim bölgesel uzmanlığımızla birleşerek stratejik açıdan özellikle yurt dışı pazarlarda önemli bir güç birliği yarattı. Beraber çalışmaya başladığımız bu dönemde önceliklerimizden biri de şirketin uzun vadeli sürdürülebilirliğini güçlendirmek oldu. Kurumsal hafızayı ve süreçleri daha sağlam hale getiriyoruz. Bireylere bağımlılığı azaltacak yapılar oluşturuyoruz. Böylece hem hızlı karar alma kültürümüzü koruyor hem daha geniş ölçekli operasyonları sağlıklı şekilde yönetebilecek bir organizasyon inşa ediyoruz. Kurucu ekibin rolü de bu noktada oldukça belirleyici oldu. Bu hedef doğrultusunda vizyon ve stratejik yönelim konularında aktif rol almaya devam ettik. Aynı zamanda zamanda şirketi geleceğe hazırlayacak kurumsal dönüşüme liderlik ediyoruz.
Türkiye biletleme pazarında artık lider oyuncusunuz. Bundan sonra büyüme daha çok hangi alanlardan gelecek?
Türkiye’de liderliğe ulaştıktan sonra büyüme stratejimizi hem uluslararası açılım hem mevcut ürünlerimizi güçlendirme ekseninde şekillendiriyoruz. Uluslararası pazarda, Doğu Avrupa’dan başlayan yurt dışı açılım projelerimizle yalnızca bu pazarlarda varlık göstermekle kalmıyor, liderlik hedefiyle hareket ediyoruz. Yurt dışında çok sayıda ülkenin biletlerini listeleyerek kullanıcılarımızın farklı destinasyonlarda seyahat planlarını tek bir platform üzerinden yapabilmesini sağlıyoruz. Odağımız yeni bir dikey eklemekten ziyade mevcut ürünlerimizi daha da ileriye taşımak. Otobüs ve uçak biletlemesi alanındaki liderliğimizi korurken otel rezervasyonu, araç kiralama ve feribot biletlemesi gibi ürünlerde kullanıcı dostu çözümler geliştirerek pozisyomuzu güçlendirmeye odaklanıyoruz.
Globalde hangi pazarlara odaklanıyorsunuz?
Önceliğimizi Doğu Avrupa’ya verdik. Bu doğrultuda başlangıçta Romanya ve Sırbistan’da şirketlerimizi kurduk ve hem bu ülkelerde hem komşu coğrafyalarda faaliyet göstermeye başladık. Uzun vadede amacımız, Türkiye’de başarıyla uyguladığımız iş modelimizi farklı pazarlara taşımanın yanında odaklandığımız pazarlarda liderliğe ulaşmak. Bu noktada BlaBlaCar ile kurduğumuz stratejik ortaklığı son derece değerli buluyoruz. Zira global açılım sürecimizi hızlandırırken yeni pazarlarda liderlik yolunda bize önemli bir güç katıyor. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemlerde BlaBlaCar sinerjisiyle birlikte yeni pazarlara açılarak liderlik hedefimizi güçlendirmeyi planlıyoruz.
Globalleşme sürecinde karşılaştığınız zorluklar neler oldu?
En önemli zorlukların başında lokalizasyon geliyor. Yurt dışında yalnızca dil desteği sağlamak yetmiyor. Kullanıcı alışkanlıklarını, kültürel farklılıkları ve beklentileri doğru anlamak gerekiyor. Biz de bundan dolayı platformumuzu çok sayıda farklı dil ve para birimi seçeneğiyle zenginleştirerek kullanıcılarımız için elverişli hale getirdik. Bir diğer kritik alansa ödeme yöntemleri oldu. Türkiye’de kredi kartı kullanım oranı yüksekken farklı ülkelerde dijital cüzdan veya banka transferi gibi yöntemler öne çıkabiliyor. Her pazarın kendi alışkanlıklarına uyum sağlayabilmek için farklı entegrasyonlar geliştirdik. Bu süreç bize finansal esneklik ve güvenilir ödeme altyapısının global ölçekte rekabet için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Ülkelerin dijitalleşme düzeyleri ve regülasyon farklılıkları da bizi zorlayan faktörler arasında yer aldı. Türkiye’de otobüs sektörünün dijitalleşmesine öncülük eden bir şirket olarak yurt dışında hala eski sistemlerle çalışan şirketlerle entegrasyon için özel çözümler geliştirmek durumunda kaldık. Aynı şekilde her ülkenin regülasyonları farklı olduğu için yurt dışı operasyonlarımızda bu sürece uyum sağlamak adına ciddi bir hazırlık süreci gerekti. Marka bilinirliği ve güven konusu da öne çıktı. Türkiye’de kullanıcı güvenini yıllar içinde inşa ettik ama yeni pazarlarda sıfırdan marka yaratmak kolay değil. Bu noktada yaptığımız reklam ve tanıtım faaliyetleri hem bilinirlik hem güven açısından bize önemli bir ivme kazandırdı.
Obilet globalleşmenin neresinde?
100’den fazla ülkeye biletleme yapıyoruz. Obilet’in artık yalnızca Türkiye’nin değil bölgenin de en güçlü markalarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Başlangıçtan bu yana Türkiye’de biletleme pazarında ulaştığımız liderliği Doğu Avrupa’dan başlayarak farklı pazarlara taşıdık. Bugün çok sayıda ülkenin biletlerini hem yurt içinde hem yurt dışında bulunan kullanıcılarımıza sunuyoruz. Platformumuzu birçok dil ve para birimiyle erişilebilir hale getirerek yalnızca Türkiye’de değil dünyanın farklı coğrafyalarında da tercih edilen bir seyahat biletleme platformu konumuna geldik. Online ziyaretçilerimizin önemli bir bölümü hala yerel pazarımızdan gelse de farklı ülkelerden artan kullanıcı ilgisiyle Obilet, ana faaliyeti otobüs biletlemesi olan platformlar arasında dünya çapında en fazla ziyaret edilen ilk 2 platformdan biri.
Bugüne kadar aldığınız yatırımlar Obilet’in ölçeklenmesinde nasıl rol oynadı?
Aldığımız yatırımlar, Obilet’in bugünkü noktaya gelmesinde dönüm noktaları yarattı. İlk yatırımımız sayesinde yalnızca finansal kaynak sağlamakla kalmadık aynı zamanda deneyimli yatırımcılarımızın stratejik yönlendirmeleriyle ürün yol haritamızı netleştirdik, teknoloji altyapımızı güçlendirdik ve organizasyonumuzu ölçeklenebilir bir yapıya dönüştürdük. Sonraki yatırım turları ise hem Türkiye’de farklı dikeylere açılmamızı hem yurt dışı büyüme stratejilerimizi hayata geçirmemizi kolaylaştırdı. Yatırımcılar için cazip hale gelmemizde, dijitalleşmeye en çok ihtiyaç duyan otobüs taşımacılığı gibi geleneksel bir sektörü doğru zamanda hedeflememiz, güçlü teknoloji altyapımız ve hızla ölçeklenebilir iş modelimiz etkili oldu. Ayrıca yüksek müşteri memnuniyeti ve tekrar kullanım oranları da yatırımcı güvenini artıran bir diğer faktör oldu.
Obilet, 2024 rakamlarıyla 45 milyon biletleme, 50 ülke ve 500’den fazla operatörle operasyonu yürütüyor. Bugün bu rakamlar nedir?
2025 itibarıyla otobüs özelinde 50’den fazla ülkeyi kapsamaya devam ediyoruz. 2024’e kıyasla yeni ülkeler eklendi, ancak stratejimiz sadece yeni pazarlara girmekten ibaret değil. Bizim için asıl önemli olan bulunduğumuz pazarlarda varlığımızı güçlendirmek, kullanıcıların daha fazla operatöre ve daha çeşitli sefer alternatifine erişmesini sağlamak. Bugün itibarıyla yurt içi ve yurt dışını birlikte değerlendirdiğimizde yaklaşık 1.500 otobüs şirketinin biletlerini platformumuzda listeliyoruz. Bu sayı sadece büyüklüğüyle değil niteliğiyle de önemli çünkü iş birliği yaptığımız şirketlerin arasında kendi pazarının lideri konumunda, bölgesel ölçekte sektörü şekillendiren markalar da var.

Biletlemede durum nedir?
2025 sonunda 50 milyon biletleme barajını aşacağımızı öngörüyoruz. Bununla birlikte sadece rakamlara odaklanmıyor, her bir yolcuya daha iyi bir deneyim sunmaya ve iş ortaklarımıza daha yüksek katma değer yaratmaya odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de süreçlerimizin kalitesini artırarak biletleme sürecini daha sorunsuz ve kullanıcı dostu hale getirmek temel önceliğimiz olacak. Bugün her 3 Obilet kullanıcısından 2’si işlemlerini mobil cihazları üzerinden gerçekleştiriyor. Bu oran sektörde oldukça yüksek ve bizim açımızdan kritik. Çünkü seyahatin doğası gereği kullanıcı hızlı karar veriyor ve ihtiyacına en uygun seçeneğe erişmek istiyor. Kullanıcıyı doğrudan mobil ekosistemimize dahil edebilmek hem onların seyahat deneyimini kolaylaştırıyor hem platformumuzun etkileşimini güçlendiriyor.
Önümüzdeki 3 yılda Obilet için en iddialı hedef ne?
Önümüzdeki üç yılda en iddialı hedefimiz, Türkiye’de başarıyla uyguladığımız iş modelimizi küresel pazarlara taşımak ve odaklandığımız pazarlarda yalnızca varlık göstermekle kalmayıp liderliğe ulaşmak. Bu süreçte en önemli itici güçlerden biri kuşkusuz BlaBlaCar ile gerçekleştirdiğimiz stratejik ortaklık olacak. Bu iş birliği bize yeni pazarlara girişte hız ve ölçek kazandırırken global büyüme yolculuğumuzda da yeni bir dönemi başlattı. Bunun yanı sıra nispeten yeni ürünlerimiz olan otel rezervasyonu, araç kiralama, feribot ve tren biletlemesi gibi alanlarda kullanıcı deneyimini en ileri boyuta taşımayı hedefliyoruz. Böylece hem Türkiye’deki güçlü konumumuzu korumayı hem çoklu ulaşımda küresel ölçekte bir lider marka olma vizyonumuzu pekiştirmeyi amaçlıyoruz.
Genç girişimcilere Obilet’in hikayesinden hangi dersleri çıkarıp kendi yolculuklarına uygulamalarını önerirsiniz?
Obilet’in hikayesinden genç girişimcilerin üç temel ders çıkarılabileceğini düşünüyoruz. Birincisi, dayanıklılık ve adaptasyon. Biz yıllar içinde çok kritik krizler yaşadık ama her seferinde krizlere yol açan zayıflıklarımızı tespit edip o alanlarda güçlenmeye odaklanarak ayakta kalmayı başardık. İkincisi güven ve sabır. Türkiye’de köklü bir sektörün ortasında iki genç girişimci olarak varlık göstermeye çalışırken en büyük sınavımız ikna süreciydi. Defalarca kapı çaldık, hep vizyonumuzu anlattık ve zamanla sonuçlarla güven kazandık. Üçüncüsü ise doğru ekibi kurmak ve riskleri yönetebilmek. Girişimcilik doğası gereği riskli bir yolculuk. Önemli olan bu riskleri yönetebilecek cesareti göstermek ve aynı zamanda değerlerinizle uyumlu bir ekibi inşa etmek. Bugün Obilet’in geldiği noktada en kritik başarı faktörlerinden biri ilk günden itibaren kültüre ve ekibe yatırım yapmamız oldu.

“ŞİRKETİMİZİN BAŞINDAYIZ”
“YOLCULUK TAMAMLANMADI”
Hala şirketimizin başındayız ve tüm gayretimizle Obilet’in gelişimini sürdürüyoruz. Exit sonrasında farklı girişimlere yönelmek bazı girişimciler için doğal bir tercih olsa da bizim yolculuğumuz henüz tamamlanmış değil. Türkiye’de ve yurt dışında atılacak adımlarımız, gerçekleştirmek istediğimiz pek çok hedefimiz var.
HEDEF DAHA GÜÇLÜ MARKA
Özellikle yeni pazarlara açılmak, teknoloji tarafında kullanıcı deneyimini ileri taşımak ve Obilet’i global ölçekte daha güçlü bir marka haline getirmek önceliklerimizin başında geliyor. Bu nedenle odağımızı koruyarak daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmayı ve bulunduğumuz sektöre daha fazla değer sunmayı amaçlıyoruz.













