
Çalışan bağlılığı nasıl artırılır?
Join, çalışan bağlılığına odaklanan yenilikçi bir platform. Şirketlere hiçbir ek maliyet ya da operasyonel yük getirmeden çalışanlarına avantaj sunma imkanı veriyor.
Berrak Kutsoy / berrak.kutsoy@flypgs.com
Start-Up Dergisi / Eylül-Ekim-Kasım 2025
Markalarla kurumlar arasındaki bu iş birliklerini dijitalleştiren sistem, çalışanlar için kişiselleştirilmiş ayrıcalıklar sağlarken markalara da doğrudan hedef kitleye erişme fırsatı sunuyor. Kapalı devre yapısıyla doğrulanmış kullanıcı kitlesine ulaşan Join, böylece hem şirketler hem markalar hem de çalışanlar için kazan-kazan modeli yaratıyor. 2024 yılında kurulan girişimin hikayesini kurucusu Fatih Mert Esmer’le konuştuk:
DENEYİMDEN DOĞAN GİRİŞİM
“Her ne kadar bugün kendi işini kurmuş bir girişimci olsamda aslında eski bir beyaz yakalıyım. Koç, Fiba ve Eczacıbaşı gibi Türkiye’nin köklü kurumlarında geçen 15 yıla yakın sürede insan kaynakları, perakende satış, pazarlama ve dijital ürün alanlarında farklı görevlerde bulundum. Bu deneyimler bana, işin merkezinde her zaman insanın ve deneyiminin yer aldığını gösterdi. 2018’den sonra danışmanlık tarafına geçtim ve farklı sektörlerde şirketlere iş, süreç ve dijital dönüşüm projeleri geliştirdim. 2024 yılında artık dijital bir ürün çıkarıp ona odaklanmam gerektiğine karar verdim. Bu karar, Join’in doğuşuyla somutlaştı. Join, özgeçmişimin bir özeti aslında. Çalıştığım tüm alanlardaki birikimlerimin bir harmanı. Kısaca, benim girişim hikayem, kurumsal hayat deneyimi üzerine kurulmuş bir girişimcilik hikayesi.
BAĞLILIĞI GÜÇLENDİRİYOR
Join, markalar için satışları artıran, şirketler için çalışan bağlılığını güçlendiren, kullanıcılar için de birçok markadan avantajlar sunan yenilikçi bir çözüm. Şirketleri tek bir çatı altında toplayarak güçlü ve kaliteli bir müşteri topluluğu oluşturup onlar adına markalarla cazip fırsatlar ve avantajlar için anlaşmalar yapıyor. Bu sayede markalara da çalışan kesime doğrudan ulaşabildikleri yeni bir satış kanalı sunuyor. Şirketlerin bu süreçte operasyonel yükü hafiflerken çalışanlar farklı markalardan kişiselleştirilmiş avantajlar elde ediyor. Sistemdeki tüm paydaşlar kazanç sağlıyor. Şirketler Join’e dahil olarak hiçbir maliyete katlanmadan, hem kendi logolarıyla çalışan bir uygulamaya sahip oluyor hem çalışanlarına birçok markadan ayrıcalık sunabiliyor. Bu da çalışan bağlılığının artmasına katkı sağlıyor. Join, kapalı devre yapısıyla sadece tanımlı ve doğrulanmış bir kullanıcı kitlesine erişim sağlıyor. Bu sayede markalar, yüksek reklam harcamaları yapmadan, doğrudan satın alma potansiyeli fazla olan kişilere erişebiliyor.

KRİTİK DÖNÜM NOKTASI
Fikri projelendirip temel değer önerilerini oluşturduktan sonra çevremdeki insan kaynakları ve pazarlama profesyonelleriyle konuştum, görüşlerini aldım ve sistemi, onların geri bildirimleriyle şekillendirdim. Onlarla konuşurken sadece bana verdikleri cevapları değil o cevapları verdiren sebepleri de anlamaya çalıştım. Farklı disiplin ve farklı beklentilerdeki kişileri aynı anda mutlu etmek oldukça zor. Hem pazarlama hem insan kaynakları ekiplerini hem de çalışanları aynı anda heyecanlandıracak bir model yaratmaya odaklandım. Soru setlerimi, hem yapıcı hem yıkıcı cevaplar alacağım şekilde kurguladım. Bu da işin güçlü yanlarını, olası fırsatları ve tehditleri kolaylıkla tanımlamamı sağladı. Akıl danıştığım ve bana mentorluk yapan değerli bir büyüğüm de oldu. Bu süreçte sadece fikirlerimi dinleyip geribildirim vermekle kalmadı, aynı zamanda gelişmeleri yakından takip etti. Bugün ortağım olan Efe Gürsoy ile de onun yönlendirmesiyle tanıştım. Bu tanışma, sadece bir iş ortaklığının başlangıcı değil Join’in yolculuğunda vizyonumuzu güçlendiren kritik bir dönüm noktası oldu.
İLK TEPKİLER
İlk başta çeşit çeşit tepkiler geldi. ‘Bu fikir kesin denenmiştir.’ ‘Eğer yoksa kesin bir sebebi vardır’ diyenler de oldu, ‘Şahane fikir hemen yapmalısın’, ‘Şimdiye kadar bu iş nasıl yapılmaz?’ diyenler de… Eğer kendinize ya da fikrinize yeteri kadar güvenmiyorsanız çevreden fikir alma süreci toksik bir hal alabiliyor. İş yapma motivasyonunuzu, karşıdan aldığınız tepkiler belirlemeye başladıysa kararı da sizin yerinize başkaları alıyor olabilir. Eskiden yaptığım hatalardan biri fikrimi çevremdekilerle paylaşıp onları ikna sürecine girmekti. Bu sefer ikna sürecine girmedim ve iyi ya da kötü her ne söyledilerse nötr şekilde not edip katkıları için teşekkür ettim. Fikri, önce bir projeye sonra da bir işe dönüştürmeye başladığımda duyduğum ve bende en çok iz bırakan söz, ‘Hiç kolay değildi ama yapacağın kesindi’ oldu.
“MEVCUT DÜZENİ BOZMAM GEREKTİ”
Kurumsal hayattan çok şey öğrendim ama hep içimde daha fazlasını yapma ve kendi yolumu çizme isteği vardı. İş yapış şeklim de beni, başkalarının koyduğu sınırlarla değil kendi vizyonumla hareket etmeye yöneltti. Girişimciliğe adım atmamın en büyük nedeni, başkalarının kurallarını uygulayan biri olmaktan çıkıp oyunu kendi kurallarımla oynayabileceğim bir düzen kurma arzusuydu. Yeni bir düzen kurabilmem için de önce mevcut düzeni bozmam gerekiyordu. Ben de tam olarak bunu yaptım.
NEREDE ZORLANDIM?
Bu yolculukta şimdiye kadar en çok zorladığım nokta ‘yumurta-tavuk’ problemini aşmak oldu. Çünkü markalar olmadan şirketler, şirketler olmadan da markalar gelmiyordu. Şirketlerle konuştuğumda ‘İçeride hangi markalar var?’ diye soruyorlardı, markalarla konuştuğumda da ‘İçeride hangi şirketler var?’ diye soruyorlardı. Tam bir çıkmaz gibiydi. Burada ilk önce markalara giderek içeri girmeleri için ikna ettim. Çünkü satış bir umut işidir. Join’de marka olarak yer almanın da bir maliyeti olmadığı için bu satış kanalına dahil olarak hiçbir şey kaybetmeyeceklerini ama burası işlerse kazanabilecekleri çok şey olduğunu anlattım. Bu süreç de öyle kolay olmadı. Çünkü Türkiye’de, Join’in sunduğu hizmet kapsamıyla doğrudan örtüşen başka bir yapı bulunmuyor. Henüz birebir örneği olmayan bir fikir için de karşı tarafı ikna etmek hayal satmak gibi gelse de bugünkü durumumuzda bu hayali somut bir gerçeğe dönüştürdüğümüzü söyleyebilirim.”
“‘BAŞARDIM’ DEDİĞİM ZAMAN”
“İş ortaklarımızın bizi çevrelerine önermelerine ek olarak anlaştığımız marka ve şirketlerdeki profesyonellerden ekstra fikirler, öneriler, talepler gelmeye başlaması bizim için çok kritik bir başarı göstergesiydi. Bu, bizim kadar onların da Join’i sahiplendiğini ve daha da güçlenmesi için kafa yorduklarını gösteriyor. Amacımız zaten iş ortaklarımızın hayatını kolaylaştırmakken iş ortaklarımız tarafından yönlendirici, geliştirici geribildirimler almak. Bu bize başarı duygusunu tattırıyor. Benzer bir duyguyu, sunum yaptığım bir CHRO’nun yorumuyla hissetmiştim. Sunum ve soru cevap kısmı bitttikten sonra ‘Fatih Bey, Join’e girmemek için bize hiçbir neden bırakmamışsınız’ demişti. Bugün Türkiye’de bir ekosistem inşa ediyoruz. Yarın ise Join’i küresel ölçekte konumlandırmayı hedefliyoruz. Bir sonraki ‘Tamam işte başarıyorum galiba’ anını da bu büyümeyi yarattığımızda yaşayacağımızı düşünüyorum."
İLK BÜYÜK İŞ
İlk büyük iş referansla oldu. Kendimizi, yaptıklarımızı ve vizyonumuzu anlattığımız bir şirketin CHRO’su, hemen toplantı sırasında büyük bir holdingin CHRO’sunu aradı ve bizi ona yönlendirdi. Aynı hafta içinde randevu verdiler ve sonraki hafta da onay geldi. Bu sayede erişebildiğimiz şirket ve çalışan sayısı birden bire artmış oldu. Bizim için önemli kırılma noktalarından biriydi, çünkü girişim artık kabul görmüş ve önerilme aşamasına geçmişti.












