
Her girişim AI olmalı mı?
Son birkaç yılda girişimcilik tüm dünyada önemli bir eşiği geçti. Girişimciler için Generative AI (GenAI) artık sadece bir teknoloji değil yatırımcı sunumlarının olmazsa olmazı, ürün tasarımının ön kabulü, hatta bazen bir girişimin “var olma nedeni” haline geldi. 2025’e geldiğimizde, yazılım tabanlı bir girişimin GenAI unsuru taşımadan yatırımcı masasına oturması bir süredir neredeyse imkansız hale geldi. Bu durum yeni bir soruyu beraberinde getiriyor: Her yazılım girişimi bir AI girişimi olmak zorunda mı?
Prof. Dr. Deniz Tunçalp
YATIRIMCININ ILK SORUSU
Bugün bir girişimci olarak yatırımcı sunumu yaptığınızda, GenAI’a dair bir vizyonunuz yoksa şansınız azalıyor. Bu, yalnızca Silikon Vadisi’ndeki büyük fonlar için değil Türkiye’deki erken aşama yatırımcılar için de geçerli. İstanbul merkezli girişimlerin son dönemde sıklıkla gözlediğim pivot hamleleri bunun çarpıcı örneklerini veriyor. Girişimciler, yatırımcıların GenAI’a yönelik ilgisi nedeniyle “AI destekli” söylemiyle kendilerini yeniden şekillendiriyor. Ürünlerini GenAI ile soslandırarak fonların radarına girmeye çalışıyorlar. SaaS’tan görüntü işlemeye, insan kaynaklarından kaynak yönetimine artık her girişim “GenAI tabanlı” yeteneklerle kendini yeniden konumlandırarak yatırımcı ilgisini artırma peşinde. Ancak burada dikkat çeken nokta şu: Yapay zeka bu ürünlerde gerçekten değer katan bir işlev görüyor mu, yoksa yalnızca sunumun parlatıcı bir katmanı olarak mı kalıyor?
KIMLIK MI ALTYAPI MI?
Bu noktada önemli bir ayrım yapmalıyız: GenAI, girişimler için bir kimlik unsuru mudur, yoksa altyapı mı? Bugün birçok girişim, yalnızca birkaç API entegrasyonuyla “AI start up” olduğunu iddia edebiliyor. Oysa bu davranış, yazılım mühendisliğinde PostgreSQL kullanıp kendini “veritabanı girişimi” olarak tanımlamaya benziyor. Bir teknolojiyi kullanmak, bir girişimi ne o teknolojiyle özdeşleştirir ne de onu teknolojinin girişimi yapar. Gerçek bir AI girişimi, yapay zekayı yalnızca destekleyici bir araç değil ürünün temel bileşeni olarak kurgular. Örneğin, İstanbul merkezli Tazi.ai, sürekli öğrenen modellerle sigorta ve finans sektöründe kişiselleştirilmiş risk analizleri sunarak yapay zekayı çözümün merkezine yerleştiriyor. Dream Games ise oyun içi verileri analiz edip kullanıcı segmentasyonu yaparken AI’ı yalnızca teknik değil stratejik bir rekabet avantajına dönüştürüyor. Bu örneklerde asıl değer, teknolojinin kullanıcıların karar süreçlerini ve iş yapma biçimlerini nasıl dönüştürdüğünde ortaya çıkıyor. Dolayısıyla girişimciler için mesele, teknolojiyi stratejik faydaya dönüştürecek şekilde konumlandırmak olmalı.
KOZMETIK MI, DEĞER MI?
Girişimcilerin en büyük yanılgılarından biri, her ürüne yapay zeka dokunuşu ekleyerek onu “akıllı” hale getireceklerini düşünmeleri. Ancak kullanıcı açısından bakıldığında, bu dokunuş çoğu zaman yalnızca kozmetik kalabiliyor. Örneğin, kullanıcı verisini toplayan bir anket platformuna GenAI destekli özetleme eklemek faydalı olabilir. Fakat eğer kullanıcı zaten bu veriyi Excel’de incelemeye alışkınsa ve yeni öneri sistemine güvenmiyorsa bu özellik yalnızca bir vitrin unsuru olarak kalır. Ayrıca yapay zekaya olan güven, çoğu zaman çıktının hatasızlığına değil bağlama uygunluğuna bağlı. Eğitim teknolojileri alanında faaliyet gösteren bazı girişimlerin, LLM tabanlı asistanlarıyla öğrencileri destekleme girişimleri, modelin pedagojik sorumluluk taşıyamaması nedeniyle sınırlı başarıyla sonuçlandı. Bu tür örnekler, yapay zeka entegrasyonlarının yalnızca teknik değil aynı zamanda sosyal, pedagojik, ve psikolojik boyutları olduğunu hatırlatıyor.
PIYASA VE REGÜLASYON GERÇEĞI
Bugün AI girişimi olmak, aynı zamanda stratejik ve etik bir tercih haline geldi. Regülasyonlar hızla sıkılaşıyor. Avrupa Birliği’nin “AI Act” taslağı, Türkiye’deki Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve globalde artan GDPR baskıları, yapay zeka kullanan sistemlerin şeffaf, güvenli ve hesap verebilir olmasını şart koşuyor. Küçük ekiplerle çalışan, veri saklama ve model denetleme altyapısı olmayan girişimler için bu şartları sağlamak oldukça zor. Türkiye ve benzeri ülkelerde bu zorluklar daha da katmanlı hale geliyor. Örneğin, kullanıcı verisinin yurt dışına aktarımı, anonimleştirme pratikleri, telif hakkı olan verilerin model eğitimi için kullanılması gibi konular net değil. Bu da yerli girişimler için hem risk hem fırsat barındırıyor. Yerli veriye dayalı, yerel regülasyona uyumlu AI çözümleri üretmek, rekabet avantajı sağlayabilir. İyi yönetilmezse girişimin sonunu da getirebilir.
TÜRKIYE’DEKI TABLO
Yatırımcı, hızlandırıcı ve kuluçka merkezlerinin ne olursa olsun AI ilgisi, bu ortamda önemli bir çelişki de yaratıyor: GenAI çözümlerinin çoğu bulut altyapısı ve yüksek işlem gücü gerektiriyor. Bu da dolar bazlı maliyetleri artırıyor ve küçük ölçekli yerli girişimler için finansal sürdürülebilirlik sorununa yol açabiliyor. Özellikle erken aşamada, yatırım almamış veya destek programlarına yeni katılan ekiplerin, büyük modellerle gerçek zamanlı işlem yapması pratikte imkansız sayılabilir. Bu tablo, yerli girişimciler için iki yönlü bir strateji ihtiyacını ortaya koyuyor: Bir yandan GenAI’ı ürünlerine akıllıca entegre ederek yatırımcı ilgisini diri tutmak, diğer yandan ise altyapı maliyetlerini optimize edecek yaratıcı çözümler geliştirmek gerekiyor. Bu çözümler arasında model distilasyonu, açık kaynak LLM kullanımı veya veri işleme süreçlerini uç noktalarda (edge) gerçekleştirmek gibi yöntemler öne çıkıyor.
MODAYI DEĞIL MÜŞTERIYI TAKIP ET
Bir girişimin temel sorusu hala geçerli: Hangi problemi çözüyorum? Eğer bu problemi çözmenin en etkili yolu GenAI kullanmaksa elbette kullanılmalı. Ama yalnızca yatırımcı ilgisini çekmek, “çağa ayak uydurmak” ya da rakipler yapıyor diye bu teknolojiyi entegre ediyormuş gibi yapmak hatta daha da fenası tüm maliyetine rağmen entegre etmek, orta ve uzun vadede zarardan başka bir şey getirmez. Unutulmamalı ki kalıcı değer, moda olan teknolojilerden değil müşterinin ihtiyaçlarını derinlemesine anlamaktan ve çözümü sahada yaygınlaştırabilmekteki başarıdan doğuyor. Yapay zeka bu çözümün bir parçası olabilir ama tek başına çözümün yerini alamaz.
SONUÇ: AI’I ANLAMAK ŞART
Her girişimin AI girişimi olması gerekmiyor. Ancak her girişim, GenAI’ın neler yapabileceğini, hangi durumda anlamlı olduğunu ve ne zaman kullanılmaması gerektiğini kavramak zorunda. Bugünün yatırımcıları umdukları çarpanlara ulaşabilmek için sadece teknolojiyi değil onun stratejik olarak ne işe yaradığını da sorgulamalı. Başarı, yalnızca yapay zekayı çözümlerine ekleyiverenlerin değil onu doğru zamanda, doğru şekilde kullananların olacak. GenAI, akıllı kullanıldığında değer üreten bir araç ve ancak bu aracı doğru şekilde kullananlar, modanın ötesine geçen kalıcı girişimlere dönüşebilir.












