Haber kapak görseli
Genel
7 dk okunma süresi
Mindfulness

Haberler bizi tüketmeden biz nasıl haber tüketelim?

İçeriği Paylaş

Her gün yeni bir haber, yeni bir gündem; test sayısı, hasta sayısı, aşı durumu, hangi aşı daha iyi, ekonomi nereye gidiyor, seyahat yasağı ne olacak, bu yaz tatil yapabilecek miyim, bu salgın ne zaman bitecek, bitecek mi??? Normale dönecek miyiz, normal ne, yeni normal, eski normal… Her güne bir diğerinden yoğun gündemle başlıyoruz.

Yazı: Uzm. Dr. Eda Uslu

Tabii ki bilgilenmek, olan bitenden haberdar olmak istiyorum. Ancak bunu kendimi tüketmeden nasıl yapabilirim? Hem gündemi takip etmem hem de kendimi -ve tabii ki akıl sağlığımı- bu yoğun gündemden korumam mümkün mü? Sanırım bütün mesele bu.

Health Psychology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre olumsuz, sansasyonel haberler okumanın genel sağlığımız üzerinde uzun dönemde etkileri oluyor. Araştırmacılar daha önceki pandemi ve afetlerde, bu dönemdeki haberlerin insanları nasıl etkilediğini incelemişler. Sürekli haberleri takip edenlerin ve sansasyonel, son dakika haberlerine çokça maruz kalanların akut stres bulguları gösterdiğini, ardından da PTSD -travma sonrası stres bozukluğu- semptomlarına benzer şikâyetleri olduğunu göstermişler. Ve üç yıl sonra bu kişileri tekrar incelediklerinde genel sağlık durumlarının kontrol grubuna göre anlamlı şekilde kötü olduğunu saptamışlar. Bu etkilerin daha önce benzer bir felaketi yaşamış kişiler üzerindeki tesiri daha da fena. Mesela 11 Eylül’ü yaşamış olan New Yorkluların Boston Maratonu’nda bomba patladığında yaşadıkları stresin, o sırada Boston’da yaşayanlar kadar çok olduğu saptanmış bir başka çalışmada.

Bir de şöyle bir gerçek var; insanın en temel mekanizması hayatta kalma mekanizması sonuçta. Bu yüzden de nerede tehdit tehlike var, dikkat hoop oraya gidiyor. Medya da bunu çok güzel kullanıyor tabii. Dikkat çekmek için en sansasyonel başlıklar, en büyük koyu renkli puntolar, en can alıcı görsellerle destekliyorlar haberleri ve bunu defalarca tekrarlıyorlar. Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp sunuyorlar bize. Bu da bir stres döngüsü oluşturuyor. Zalim bir döngü bu. Korkumuzu, gelecek kaygımızı tetikleyen, bizi daha da strese sokan, sarmalın derinlerine çeken bir döngü.

Tüm bunlar ne demek?

Okuduğumuz her olumsuz haber, gördüğümüz her kırmızı/siyah büyük puntolu, binleri gösteren rakam, duyduğumuz her “kadına şiddet” haberi, kapanan esnaf dükkânları, dağılan aileler vs. bizde stres yaratıyor. Bedenimiz gerçekten hayatta kalmasını tehdit eden bir durum varmış gibi tepki gösteriyor. Yani kalp atışımız hızlanıyor, nefesimiz hızlanıyor, yüzeyselleşiyor, soluk soluğa nefes alıp veriyoruz, kollarımıza bacaklarımıza kan pompalanırken sindirim sisteminden kan çekiliyor ve bu böyle devam ediyor.

Tüm bunlar ve daha fazlası gün içinde her olumsuz haberde, her hiddetli yorumda, her tweet’te, her son dakika (!) gelişmesinde tekrarlanıyor. Yani beden tüm bu fizyolojik tepkileri tekrar tekrar veriyor.

Sonuç?

Gelsin stresle ilgili hastalıklar. Baş ağrısı, uykusuzluk, mide rahatsızlıkları, fibromiyalji bir yanda; bağışıklık sisteminin bozulmasıyla ortaya çıkan, tekrarlayan, kronik enfeksiyonlar ve hatta kanserler diğer yanda.

Peki ne yapalım?

Haberlerle ilişkimizi belirli bir seviyeye taşımak istiyorsak, sağlıklı bir beraberlikse niyetimiz, size birkaç öneride bulunacağım. Bunlar bir anda her şeyi dönüştüren mucizevi çözümler olmayacak ancak zaman içinde, sabırla ve istikrarla uyguladıkça hayatınızda ve de sağlığınızda fark yaratacak.

Haberleri okurken, aslında başlıklara bakarken bile kendi tepkilerinizi gözlemleyebilirsiniz. Covid’le ilgili haberler sizi nasıl etkiliyor? Veya ekonomi ile ilgili yazılıp çizilenler? Orman yangınları? Şiddet haberleri?

Bu tepkiler bedeninizde kendini nasıl gösteriyor mesela? Bunları ayrıştırmanız mümkün mü? Belki merakla, elinde büyüteç olan bir dedektif gibi bedeninizdeki hisleri araştırabilirsiniz.

Bu haberleri gördüğünüzde karnınızda neler oluyor? Ağırlık hissi? Kasılma? Kelebek uçuşması gibi bir his? Veya ağrı? Çeneniz nasıl? Sımsıkı mı? Rahat mı? Peki ya alnınız? Kaşlar çatılmış mı? Alın rahat mı? Yumuşak mı? Diliniz? Ağzınızın içinde rahat mı? Bu soruları düşündüğünüz anda dikkatiniz bedendeki bu bölgelere yöneldi bile. Şu anda işimiz sadece bu etkileri fark etmek. (Dilerseniz sizin için hazırladığım “Haber Pratiği”ni de deneyebilirsiniz.)

Peki bu haberin arkasındaki gerçeği biliyor musunuz? Gerçekte olana dair yorumsuz, sadece verilere dayalı bilgi sahibi olmanız mümkün mü acaba? Belki bunu düşünebilirsiniz. (Belki burada S.A.D.E. uygulaması size yardımcı olabilir.) Yani haber kaynaklarını özenle seçmeyi denemek. Tarafsız, salt haberi sunan kaynakları araştırıp bulmak ve onları takip etmek.

Hangi kaynaklar daha gerçekçi, tarafsız haber sunuyor, hangileri ajitasyon yapıyor, duygu sömürüsü yapıyor? Belki bunları ayrıştırmak isteyebilirsiniz.

En hararetle tavsiye edeceğim şey; her gün özenle bir iyi haber arayıp bulmanız olacaktır. Nezaket içeren, bir canlının diğerine gösterdiği merhameti, sevgiyi anlatan bir haber bulup okumanız, izlemeniz. Evet, zor olabilir bunları bulmak, evet çaba isteyebilir ancak karşılığında elde edeceğiniz paha biçilemez olacaktır. Dünyada sadece kötü ve olumsuz şeyler olmuyor ki… Hayat gibi… Zorlukların yanında güzellikler, kaygının yanında neşe, korkunun yanında sevgi, acının yanında şefkat de var… Sadece biraz araştırmak, biraz kurcalamak lazım onları bulmak için.

Bonus önerim de var bununla ilgili. Böyle keyifli, olumlu, neşe veren bir haberi bulduğunuzda sevdiklerinizle, değer verdiğiniz insanlarla paylaşın. Onların da yüzü gülsün, içi açılsın. Mesela çılgın bir teklife var mısınız? Bir hafta boyunca her gün bir olumlu neşeli haberi en az 3 kişiyle paylaşın. Bakın bakalım sizde ve çevrenizde neler olacak.

Eğer haberler sizi çok etkiliyorsa gün içerisinde haberleri okuyacağınız zamanı sınırlandırabilirsiniz. Buna da “Haber Zamanı” veya “Gelsin Dünya Üzerime Üzerime Zamanı” gibi gönlünüzce isimler takabilir, hatta ajandanıza bu şekilde yerleştirebilirsiniz bu zaman dilimini. Mesela sabah, öğlen, akşam 15’er dakika Twitter ve haber kanallarına bakmak gibi. Veya yarımşar saat ya da her saat başı sadece 5 dakika. Nasıl olur, nasıl yaparsınız bilemiyorum. Bu kendi rutininiz içinde karar vereceğiniz bir ara ancak bu şekilde haber -ve dolayısıyla endişe, kızgınlık, belirsizlik, kaygı- zamanını sınırlandırmayı şefkatle tavsiye ediyorum.

Ancak bu durumda günün diğer zamanlarında haberlere bakmamak kısmı önemli! Ki bu da beyni ve kendini disipline etmek ve odaklamak için harika bir pratik başlı başına. Yani bir bildirim geldi diyelim ya da o el o haber sitesine tıklamak için titriyor. Tam da o anda şunu diyebilmek; “Şimdi değil. Bak 1 saat sonra benim kendime haberleri okumak için ayırdığım zaman başlayacak. O zaman bakacağım sana”. İşte bu çok büyük bir zafer! Siz 1 - Haberler 0.

Son olarak ve bence en önemlisi; gece geç saatlerde haberlere, sosyal medyaya bakmamak. Uykuya dalmadan hemen önce beynini, düşüncelerini bunlarla kirletmemek, nöronlarını bu şekilde uyarmamak. Uyumadan 1-2 saat önce telefonu, bilgisayarı, tableti bir kenara kaldırıp kendinle kalmak hoş bir yol olabilir.

Biten günü değerlendirmek kendi içinde, ertesi günü planlamak, güzel bir kitap okumak, belki birkaç derince nefes alıp vermek, bedenle hizalanmak, hatta belki istersen bir mindfulness pratiği yapmak uykudan önce yapılacaklar listesinde haberlerin ve sosyal medyanın yerini alabilir. Eğer dikkatli olmazsak negatif sarmalın, o zalim döngünün içine çekilmek işten bile değil. Bu hem bizi daha da aşağıya çekiyor, moralimiz bozuluyor, korkuyoruz, endişemiz büyüyor, kaygımız artıyor; hem de bulaşıcı, çevremizdekilerde de benzer şeyleri uyandırıyoruz, tetikliyoruz. Daha fazla tepki, daha çok kaygı, umutsuzluk, endişe…

Ancak böyle olması gerekmiyor. Hayatın her anında seçim yapma şansımız var. Her an yeni bir an. Haberlerle ilişkinizin de nasıl olacağını siz seçebilirsiniz. Sınırlı ve düzeyli bir ilişki mi yoksa mucuk mucuk, yapış yapış bir ilişki mi veya başka türlü mü?

Dışarıda olup biteni kontrol edemeyiz, mümkün değil. Ancak kendi yanıtlarımızı, olanı nasıl karşıladığımızı seçebiliriz ve kontrol edebiliriz. Sadece bunu hatırlamaya ihtiyacımız olabilir zaman zaman.

Yukarıda önerdiğim şeyleri deneyebilirsiniz isterseniz. Hepsini birden yapmak için de zorlamayın kendinizi. Boşuna “ben hepsini yapacağım” ek stresiyle yüklenmeyin ne olur. Azar azar, size bu maddelerden hangileri uyuyorsa onlarla başlayabilirsiniz.

Haberlerle ilişkiniz nasıl olacak siz karar verebilirsiniz. Bu hem kaygınızı azaltır hem de geceleri iyi ve kaliteli uyku uyumanızı sağlar.

Ve lütfen unutmayın, YALNIZ DEĞİLSİNİZ. Hepimiz aynı yerlerden geçiyoruz. Ve paylaştıkça, birlikte oldukça hayat kolaylaşıyor.

S.A.D.E. uygulaması

S – Dur (Stop): Her ne okuyor ya da izliyorsan bir dur. Bak bakalım kendine. Nasıl hissediyorsun bu habere dair? Bedeninde, düşüncelerinde, duygularında neler olup bitiyor?

A – Kaynağı Araştır: Bu kaynak objektif mi? Tarafsız mı?

D – Daha iyi açıklayan bir kaynak bul: Bak bakalım arama motorunda en üstte çıkan, en son dakika haber yerine aşağılarda daha ayrıntılı bir kaynak bulabilmen mümkün mü?

E – Orijinal haberi içer: En tarafsız, objektif yorumları, sözleri, medya kaynaklarını ara.

Haber pratiği (Fark et, değiştir, tekrar bağlan)

Bu pratik, haberleri izlerken, okurken ortaya çıkan duyguları ve düşünceleri fark etmek için, bunlara yönelik bir farkındalığın tohumlarını ekmek için tasarlandı. Ve bu pratiği sadece haberleri tüketirken değil, olanlara dair çevrenizde yapılan tartışmalar, hararetli konuşmalar sırasında da uygulayabilirsiniz:

Fark et: Aklın, düşüncelerin haberlere, son tweet’lere, tartışmalara kaydığında fark et. Aklından geçen yargıları gözlemle; “bu çok kötü” veya “böyle de olmaz ki” gibi… Birkaç tane derince nefes alıp ver. (Senin için derince ne demekse, lütfen zorlamadan kendini.)

Değiştir: Dikkatini, düşünce yapını yargısızca gözlemleyebileceğin bir bakış açısına çevir. Bu haberleri aklından geçen düşünce bulutları, konuşma balonları olarak imgeleyebilirsin mesela. Tıpkı gökyüzünde gezen bulutlar gibi. Onların da sadece aklında gezdiğini imgeleyebilirsin. Burada amaç basitçe bunların gelmesi ve gitmesini izlemek. Takılıp kalmadan. Gelmeleri ve gitmeleri… Veya çok sevdiğim bir başka benzetme de şu: Sen otobüs durağında bekleyen olabilirsin, bu haberler de durağa gelip giden otobüsler. Sonuçta durağa gelen her otobüse binmezsin değil mi? Seni gideceğin yere en hızlı, en konforlu, oturarak filan götürecek otobüse binersin. Aynen haberlere de bu bakış açısıyla yaklaşmayı deneyebilirsin.

Tekrar bağlan: Bu daha geniş bakış açısını denediğin için kendini tebrik edebilirsin. Bak bakalım şimdi bedenin nasıl? Aklından hangi düşünceler geçiyor? Şimdi bu tazelenmiş gözlerle ve zihinle bu haber sana nasıl görünüyor?

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo