
Her iki kurucudan biri tükenmişlik yaşıyor
Girişimcilik ekosisteminde uzun çalışma saatleri ve sürekli erişilebilir olma hali hala başarının göstergeleri arasında kabul ediliyor. Ancak son araştırmalar bu çalışma kültürünün hem kurucuların sağlığı hem şirketlerin karar kalitesi ve performansı üzerinde önemli sonuçlar yaratabileceğine işaret ediyor.
Sifted’ın 2025’te 138 kurucuyla yaptığı araştırmada katılımcıların yüzde 54’ü son 12 ay içinde tükenmişlik yaşadığını söyledi. Balderton Capital’ın 230 kurucuyu kapsayan araştırmasında ise kurucuların yüzde 64’ü sürekli yüksek baskının şirket performansını olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Katılımcıların yüzde 88’i aşırı stresin hatalı kararlara yol açtığını düşünürken yüzde 83’ü belli bir noktadan sonra daha uzun çalışmanın performansa katkı sağlamadığını ifade etti.
WeHealth Solutions Kurucu ve CEO’su Oğuzhan Sural’ın dikkat çektiği, Avrupa’da 360 girişim kurucusuyla yapılan bir başka araştırmada da kurucuların yarısından fazlası son bir yıl içinde tükenmişlik yaşadığını, bu gruptakilerin yüzde 84’ü ise yaşadıkları tükenmişliğin şirket performansını doğrudan olumsuz etkilediğini belirtti. Aynı araştırmaya göre kurucuların yüzde 95’i haftada 50 saatten fazla çalışırken yüzde 30’u gecede beş saatten az uyuyor. Süral, “Bu bir dayanıklılık göstergesi değil zaman bombası. Türkiye’de de az uyumak ve tatile çıkmamak bir başarı madalyası gibi anlatılıyor. Bunu girişimcileri eleştirmek için söylemiyorum. Kendi kariyerimde de aynı hataları yaptım. Üstelik çalışma hayatımın önemli bir bölümünde sağlık sektöründeydim. Artık elimizde veri var ve bu veriyi görmezden gelmenin bir bedeli olduğunu biliyoruz” diyor.
CEO SAĞLIĞI GÖRÜNMEYEN RİSK
Girişimcilik dünyasında büyüme rakamları, yatırım turları, ürün-pazar uyumu ve ölçeklenme planları ön planda yer alırken kurucunun sağlığı genellikle kişisel alanın konusu olarak görülüyor. FMCG’den sigortacılığa, hastane yönetiminden holding yapılarına kadar farklı sektörlerde 27 yıllık deneyime sahip olan Süral ise lider sağlığını şirketlerin yeterince ölçmediği risk alanlarından biri olarak tanımlıyor.
Süral, “Bir şirketin en büyük tekil riski çoğu zaman finansal tabloda görünmüyor. Şirketler tedarik zincirini, nakit akışını ve siber güvenliği sigortalıyor. Ancak şirketin en kritik kararlarını veren kişinin hangi fiziksel ve zihinsel koşullarda karar aldığını ölçmüyor. Bu nedenle lider sağlığını bir wellness sohbetinden çok risk yönetimi konusu olarak görüyorum” diyor. Kurucular üzerindeki baskının yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını da belirten Süral, yatırımcıların ve yönetim kurullarının rolüne dikkat çekiyor. Balderton Capital araştırmasında kurucuların yüzde 90’ı üzerlerindeki baskının önemli bölümünü kendilerinin yarattığını söylerken yüzde 51’i yatırımcıların ve yönetim kurulu üyelerinin sürekli erişilebilir olma beklentisini vurguluyor. Katılımcıların yüzde 82’si uzun saatler çalışmayı girişimciliğin kaçınılmaz bir parçası olarak görüyor. Süral’a göre kurucunun kendi sınırlarını yönetmesi kadar yatırımcıların ve yönetim kurullarının performansı yalnızca çalışma süresi üzerinden değerlendirmekten vazgeçmesi de önem taşıyor. Çünkü liderin yaşadığı sağlık sorunu yalnızca bireysel performansını etkilemiyor; karar alma süreçlerinden ekip motivasyonuna, büyüme stratejisinden yatırımcı ilişkilerine kadar şirketin tamamına yayılabiliyor.
SAĞLIK YATIRIMININ EKONOMİK KARŞILIĞI
Çalışan sağlığına yapılan yatırımların ekonomik sonuçlarına ilişkin araştırmalar, sağlık ile şirket performansı arasında ölçülebilir bir ilişki kurulabileceğini gösteriyor. ABD Ticaret Odası’nın Avalere Health’e yaptırdığı ve Cigna tarafından da duyurulan 2022 tarihli analizde, işveren tarafından sağlanan sağlık sigortasına yapılan her 1 dolarlık ek yatırımın işletmeye 1,47 dolarlık fayda sağladığı hesaplandı. Böylece yatırımın net getirisi yüzde 47 oldu. Analizde bu oranın 2026’da yüzde 52’ye ulaşabileceği öngörüldü. Baicker, Cutler ve Song’un 2010 yılında Health Affairs’te yayımlanan ve hala referans alınan meta-analizi ise işyeri sağlık programlarına harcanan her 1 doların sağlık giderlerinde 3,27 dolar, devamsızlık maliyetlerinde 2,73 dolar tasarrufla ilişkilendirildiğini ortaya koydu. Bu araştırmalar çalışan sağlığına ve işveren destekli sağlık programlarına odaklanıyor. Doğrudan CEO sağlığının şirket bilançosu üzerindeki etkisini ölçmüyor. Süral da bu sınırın doğru çizilmesi gerektiğini belirtiyor. Bununla birlikte çalışan düzeyinde ölçülebilir ekonomik sonuçlar yaratan sağlık sorunlarının, kararların merkezinde bulunan CEO söz konusu olduğunda daha geniş bir etki alanına sahip olabileceğini düşünüyor. Süral, “Bu rakamları ‘Sağlıklı CEO şirketin kârını şu kadar artırır’ biçiminde okuyamayız. Ancak sağlık yatırımının ekonomik bir karşılığı bulunduğunu gösteriyor. Bir çalışandaki etkinin bile bu kadar büyük olduğu bir ortamda uykusuz, kronik stresli ve fiziksel kapasitesi düşmüş bir CEO’nun aldığı kararların sonuçlarını da görmezden gelemeyiz” diyor.
YILDA BİR CHECK-UP YETERLİ DEĞİL
Süral’ın WeHealth’i kurma kararında farklı sektörlerde edindiği yöneticilik deneyimi belirleyici oldu. Türkiye’nin önde gelen sağlık zincirlerinden uluslararası sağlık grubu VAMED’e, Aon’dan Sabancı ve Philip Morris yapılarına kadar farklı kurumlarda üst düzey yöneticilerle çalışan Süral, ortak bir kör noktayla karşılaştığını söylüyor. Şirketlerin finansal sağlığını her ay, hatta her hafta ölçtüğünü belirten Süral, liderlerin kendi biyolojik göstergelerini genellikle yılda bir kez yapılan ve çoğu zaman “her şey normal” sonucuyla tamamlanan check-up raporları üzerinden takip ettiğine dikkat çekiyor. Süral, WeHealth’i kurarken hareket ettiği temel soruyu şöyle anlatıyor: “Bir CFO’ya nasıl bir bilanço sunuyorsak bir CEO’ya da kendi sağlığının o kadar net bir bilançosunu sunabilir miyiz? Yöneticiler check-up yaptırıyor, giyilebilir cihazlar kullanıyor ve farklı uzmanlardan destek alıyor. Sorun veri eksikliği değil, bütün bu verilerin parçalı kalması ve zaman içinde izlenen ortak bir risk haritasına dönüşmemesi.”
SEKİZ BOYUTLU SAĞLIK BİLANÇOSU
Bu ihtiyaçtan hareketle geliştirilen WeHealth Leaders Health Index, lider sağlığını metabolik, kardiyovasküler, hormonal, genetik risk, inflamasyon, fiziksel kapasite, bilişsel performans ve mikro besin durumu olmak üzere sekiz alanda değerlendiriyor. Genetik veri, klinik laboratuvar sonuçları ve günlük yaşam tarzı verileri üç katmanlı biçimde okunarak 0-100 arasında kompozit bir skor oluşturuluyor. Süral, WLHI’ın tek bir laboratuvar sonucuna dayanmadığını ve bir tıbbi teşhis olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Toplam skor genel yönü gösterirken sekiz alanın her biri ayrıca izleniyor. Böylece yalnızca mevcut tabloya değil, göstergelerin zaman içinde hangi yönde değiştiğine de bakılıyor. “Amaç hastalık var mı, yok mu sorusuna yanıt vermekle sınırlı kalmıyor” diyen Sural, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir yöneticinin karar kalitesini, enerjisini ve dayanıklılığını etkileyen sekiz boyutta nerede durduğunu ve zaman içinde nasıl değiştiğini görmesini amaçlıyoruz. Toplam skor bir özet sunuyor ancak asıl önemli olan hangi göstergenin iyileştiğini, hangisinin geride kaldığını anlayabilmek.”
İÇ VERİLERDE ORTA DÜZEYLİ İLİŞKİ
WeHealth’in kendi üyelerinden elde ettiği iç verilerde WLHI ile izlenen iş performansı göstergeleri arasında r=0,41 düzeyinde pozitif ilişki gözlendi. Ancak Süral, bu sonucun korelasyon olduğunu ve tek başına sebep-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını özellikle belirtiyor. Şirketin takip ettiği vakalardan birinde, önemli bir şirketin CEO’sunun WLHI skoru altı ay içinde 58’den 70’e yükseldi. Aynı dönemde WeHealth programı kapsamında izlenen üretkenlik göstergesinde yüzde 21 artış, iş performansı kaybında yüzde 5,3 azalma kaydedildi. Süral, “Bunu bağımsız, akademik ve hakemli bir araştırma olarak sunmuyoruz. Kendi üyelerimizde gözlemlediğimiz tek bir vaka ve sahadan gelen öncü bir sinyal olarak paylaşıyoruz. Sonuçları etkileyen başka değişkenler de bulunabilir. Ancak sağlık müdahalesinin soyut bir iyi olma halinden çıkarak altı ay gibi kısa bir sürede ölçülebilir bir dönüşüme eşlik edebileceğini gösteriyor” diyor. WeHealth’in halen 100’e yakın lideri takip ettiğini belirten Süral, daha geniş veri setiyle bu örnekleri sistematik vaka çalışmalarına dönüştürmeyi planladıklarını söylüyor. Lider sağlığına ilişkin göstergelerin gelecekte yatırımcı raporlarında da yer bulabileceğini düşünen Süral, şirketlerin finansal ve operasyonel performans kadar karar vericinin sürdürülebilir performansını da izlemeye başlayacağını öngörüyor.

GENETİK VERİ KADER OLARAK OKUNMAMALI
Genetik testler kişiselleştirilmiş sağlık yönetiminin önemli araçlarından biri haline gelirken sonuçların kesin bir gelecek öngörüsü gibi yorumlanması da risk yaratıyor. Sağlık belirleyicileri üzerine yapılan klasik modellemelerde sağlık sonuçlarının yaklaşık yüzde 30’unun genetik, yüzde 40-50’sinin davranış ve yaşam tarzı, kalan bölümünün ise çevresel ve klinik faktörlerden oluştuğu ifade ediliyor. Ancak bu oranlar kullanılan modele, hastalığa, çevreye ve kişiye göre değişebiliyor. Süral, genetik bilginin kader olarak okunmaması gerektiğinin altını çiziyor: “Genetik risk bize ‘Bu hastalığa yakalanacaksınız’ demiyor ‘Bu alanlara daha dikkatli bakmanız gerekiyor’ diyor. WLHI içindeki sekiz alandan yalnızca biri genetik risk. Diğer alanların önemli bölümü davranış, düzenli takip ve uygun klinik müdahalelerle yönetilebilir.” Bir CEO açısından genetik verinin anlamı, kişiselleştirilmiş bir erken uyarı sistemi oluşturması. Süral’a göre genetik rapor, değiştirilemeyecek bir sonuç listesi yerine hangi göstergelerin daha yakından izlenmesi gerektiğini anlatan bir yol haritası olarak değerlendirilmeli.
YÖNETİM KURULU NEREDE DURMALI?
CEO sağlığının kurumsal risk yönetiminin parçası haline gelmesi, sağlık mahremiyeti ve ayrımcılık konusunda önemli soruları da beraberinde getiriyor. Bir yöneticinin laboratuvar sonuçlarının, genetik verisinin veya sağlık skorunun yönetim kurulu tarafından görülmesi, kişisel verilerin performans değerlendirmesinde kullanılmasına kadar uzanabilecek sakıncalı bir alan yaratabilir. Süral, önerdiği yaklaşımın bir gözetim modeli olmadığını vurguluyor. “Bu, CEO’nun sağlık verilerini yönetim kuruluna açması anlamına gelmiyor. Sağlık verisinin kontrolü kişide kalmalı ve süreç gönüllülük esasına dayanmalı. CEO’nun kendi kararlarının kalitesini etkileyen faktörleri görünür hale getirmesini, kurumsal risk yönetiminin doğal bir uzantısı olarak düşünmeliyiz” diyor. Kurumsal finans dünyasında “key person risk” kavramının uzun süredir kullanıldığını hatırlatan Süral, şirketlerin kilit yöneticiler için hayat sigortası yaptırdığını ve ardıl planlaması hazırladığını belirtiyor. Ona göre bir riski sigortalayacak kadar ciddiye alan şirketlerin, aynı riski azaltacak sistemleri de kurması gerekiyor. Bu kapsamda iş yükü, delegasyon, dinlenme kültürü, liderlik yedeği, ardıl planlama ve koruyucu sağlık imkanları yönetim kurulunun gündemine girebilir. Yönetim kurulunun görmesi gereken kişisel biyolojik veriler değil, kurumun tek bir kişiye ne ölçüde bağımlı olduğu ve liderlik sürekliliğini koruyacak yapıların bulunup bulunmadığı olmalı.
6,4 TRİLYON DOLARLIK POTANSİYEL
Dünya Ekonomik Forumu ve Marsh tarafından Haziran 2026’da yayımlanan “The Longevity Dividend” raporu da koruyucu sağlık uygulamalarının ekonomik değerine dikkat çekiyor. 21 ülkeyi kapsayan analiz, ev güvenliği önlemleri, fiziksel aktivite programları ve işitme cihazlarına erişim gibi üç düşük maliyetli müdahalenin 2040’a kadar sağlık sistemlerinde 5,8 trilyon doların üzerinde tasarruf, üretkenlikte ise 645 milyar dolarlık katkı yaratabileceğini ortaya koyuyor. İki kalemin toplam ekonomik potansiyeli yaklaşık 6,4 trilyon dolara ulaşıyor. Rapor doğrudan CEO sağlığını incelemese de basit ve sürdürülebilir sağlık müdahalelerinin bireysel performansın ötesine geçerek şirketler ve ekonomiler için değer yaratabileceğini gösteriyor. Süral da liderlere şirketleri için hazırladıkları yıllık, üç yıllık ve beş yıllık planların benzerini kendi sağlıkları için oluşturmalarını öneriyor: “Şirketinizin büyüme stratejisini yıllık, üç yıllık ve beş yıllık planlarla düşünüyorsunuz. Kendi sağlığınızı da aynı ufukla düşünün. Çünkü o stratejinin her aşamasında karar veren kişi sizsiniz. Bu kararların kalitesi bugün nasıl uyuduğunuza, ne yediğinize ve hangi biyolojik risklerle karşı karşıya olduğunuza bağlı. En iyi yatırımınız, en son yatırım yapmayı düşündüğünüz yer olabilir.”
Benzer Haberler

Çeyrek asra ulaşan Bosphorus Cup’ta geleneksel Cup Handover töreni gerçekleşti

İstanbul Modern’in yeni koleksiyon sergisi “Aynı Mavinin Altında” açıldı

Türkiye'nin sürdürülebilir tarımda rol modeli 20 yaşında









