
Kayıp Koloninin izinde: Arkeologlar tarihi gizemi nasıl çözüyor?
Virginia’daki Roanoke Kolonisi nasıl ve neden kuruldu?
I. Elizabeth döneminin tanınmış devlet adamı Walter Raleigh, Amerika’nın doğu kıyısında bir koloni kurmaya son derece istekliydi. Sanırım burada altın bulacağını düşünüyordu, ancak başka bir motivasyonu daha vardı. Karayipler’den kuzeye doğru giden tüm gemiler doğu kıyısındaki Hatteras Burnu’nun önünden geçmek zorundaydı. Dolayısıyla bu bölgeye yerleşmek stratejik açıdan avantajlıydı, çünkü geçen gemilere baskın düzenlemek mümkündü. 1584-87 yılları arasında bölgede koloni kurmak amacıyla birkaç sefer düzenlendi. Bunlardan ilki 1584’te yapılan bir keşif seferiydi. Ardından 1586’da yalnızca erkeklerden oluşan askerî bir sefer yapıldı, ancak başarısız oldu. 1587 ’de “City of Raleigh” adını alacak bu koloni için bir kraliyet fermanı hazırlandı ve kalıcı bir koloni kurmak amacıyla bir sefer düzenlendi. Yerleşimciler Chesapeake Körfezi civarına ulaşmayı hedefliyordu, ancak bölgenin coğrafyasını yeterince bilmiyorlardı. Sonuç olarak kendilerini “Outer Banks” adı verilen, son derece tehlikeli bariyer adalar zincirinde buldular. Hem ilk seferin hem de 1587 ’de gerçekleşen ve tarihe “Kayıp Koloni” olarak geçen seferin Roanoke Adası’nı üs olarak kullandığı düşünülüyor.
Yerleşimciler burada kendilerine büyük olasılıkla bir hisar ya da savunmalı yerleşim kurdular. Sonraki yıllara ait anlatımlardan, buranın ahşap kazıklardan oluşan bir savunma hattıyla çevrili olduğunu ve içeride yaklaşık 112 kişinin yaşadığını biliyoruz.

Koloninin ortadan kaybolduğu nasıl anlaşıldı?
1587’de koloninin valisi John White, para ve erzak neredeyse tükenme noktasına geldiği için yeni malzeme temin etmek üzere İngiltere’ye döndü. Ancak tam o sırada İspanyol Armadası’nın (1588) saldırı hazırlıkları başlamıştı. İngiltere, savunmada kullanılacak her gemiye ihtiyaç duyduğundan hiçbir geminin denize
açılmasına izin vermedi. White uzun süre geri dönmeyi bekledi ve ancak 1590’da Roanoke’a ulaşabildi. Koloniyi bıraktığı gibi bulacağını düşünüyordu, ancak karşısına tamamen terk edilmiş bir yerleşim çıktı. Kulübelerin kapıları açık bırakılmıştı. Belli ki yerleşimciler burayı topluca terk etmişti. Geriye ise iki ipucu bırakmışlardı: Savunma çitinin üzerine “CROATOAN”, yakındaki bir meşe ağacına ise yalnızca “CRO” yazıları kazınmıştı. White, bunların yerleşimcilerin nereye gittiklerini haber vermek için kullandıkları gizli işaretler olduğunu biliyordu. Anlatımına göre, eğer yazıların altında bir haç işar eti olsaydı bu, zorla ayrıldıkları anlamına gelecekti. Ancak ortada böyle bir işaret yoktu, yani kendi istekleriyle gitmişlerdi. White da doğal olarak, Outer Banks’in güneyinde Croatoan halkının yaşadığı Croatoan Adası’na gittiklerini düşündü. Bugün bu ada Hatteras Adası olarak biliniyor.
“Kayıp koloni” gizemi nasıl ortaya çıktı?
Jamestown’a yerleşen İngilizler, Roanoke kolonistlerinin akıbetini çevredeki yerlilere sordular. Kendilerine, Roanoke halkının tamamının Jamestown’un kuruluşu sıralarında öldürüldüğü söylendi. Bunu sorgulamadan doğru kabul eden Jamestownlılar, onları aramaya bile gerek duymadılar.
1937’de sahnelenen The Lost Colony adlı oyun ise “Kayıp Koloni” efsanesinin yaygınlaşmasında önemli rol oynadı. Oyunda yerleşimcilerin Croatoan Adası’na giderek adeta sırra kadem bastığı romantik bir hikâye anlatılıyordu. Ancak birçok kişi, ilk İngiliz yerleşimcilerin Yerli Amerikalılarla birlikte yaşamış olabileceği fikrinden rahatsızlık duyuyordu.
Oysa bugün bile bazı Yerli Amerikalı toplumlarda ilk İngiliz yerleşimcilerin soyundan gelen kişilere rastlanabiliyor. Özellikle 1930’larda, yerleşimcilerin Yerli Amerikalılar tarafından korunup kollandığı fikri ilgi görmedi, tersine onlar tarafından katledildiği düşüncesini öne çıkarmak güçlü bir siyasi eğilim hâline geldi. Böylece “Roanoke kolonistleri topluca katledildi” görüşü zamanla en yaygın açıklama olarak benimsendi.

Neden koloninin bir Amerikan yerli topluluğuna karışıp asimile olduğunu düşünüyorsunuz?
Hatteras Adası’ndaki çok sayıda Yerli Amerikalı yerleşiminde kazılar yaptık. Geç 16. yüzyıldan 18. yüzyılın başlarına uzanan, tabakaları bozulmamış zengin bir arkeolojik diziyle karşılaştık. Geç 16. yüzyıla tarihlenen katmanlarda Elizabeth dönemi İngiltere’siyle ilişkilendirilebilecek çok sayıda buluntu ortaya çıktı. Bunlar arasında tüfek mekanizmalarına ait parçalar, bir rapier kılıcının (ince, uzun Rönesans kılıcı) parçaları, Roanoke Adası’nda bulunanlarla aynı türden jetonlar, bakır külçeleri ve İngilizlerin ticaret amacıyla yanlarında getirdiği demir çubuklar bulunuyordu.
Bunun yanı sıra, John White’ın anlattığı yaşam biçimiyle örtüşen bulgular da elde ettik. Giysi aksesuarları, tüfek mermileri, barut kalıntıları ile bronz ve pirinç işçiliğine ait izler bunlar arasındaydı. Ayrıca Jamestown’la ticaret yapıldığını gösteren çok sayıda kanıt da ortaya çıktı. 1640’lara ait sikke tartı ağırlıkları ve büyük olasılıkla Jamestown’dan ticaret yoluyla gelmiş başka eşyalar bulduk. Ancak asıl çarpıcı kanıt, 17. yüzyıla tarihlenen katmanlarda rastladığımız çok sayıdaki ‘hammer scale’ buluntusuydu. Demir dövülürken yüzeyden balık pulu gibi dökülen bu ince demir parçacıkları, ancak demircilik yapılan bir yerde oluşabilir. Bunların Jamestown’dan getirilmiş olması mümkün değil. Üstelik o dönemde Yerli Amerikalıların demir eritme teknolojisi bulunmadığından, bu izler ancak yerli topluluklara katılarak onlarla birlikte yaşayan İngiliz demirciler tarafından bırakılmış olabilir.
Koloninin yerli topluluklarla kaynaştığını kesin olarak kanıtlayabilecek başka deliller olabilir mi?
Hayatta kalanların kurduğu ilk kampın bulunması çok değerli olurdu. Bana göre önce Hatteras’a gidip kendilerine küçük bir savunma noktası inşa etmiş, daha sonra yerli köylerine yerleşmiş olmalılar. Ancak günün sonunda arkeoloji hiçbir zaman tamamen siyah ya da beyaz değildir.
Görseller: © Alamy, © Getty Images












