
Menopoz sonrası her kanama dikkate alınmalı
Menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının azalmasıyla birlikte östrojen hormonunun düştüğü ve kadın vücudunda önemli hormonal ile yapısal değişikliklerin yaşandığı doğal bir dönemdir. Bu süreçte yalnızca adet döngüsü sona ermez; rahim, vajina, yumurtalıklar ve pelvik taban dokularını ilgilendiren birçok hastalığın görülme riski de artabilir.
Östrojen seviyesindeki düşüş, rahim, rahim duvarı, vajina ve dış genital organlarda incelmeye neden olabilir. Aynı zamanda bağ dokusunun zayıflamasıyla birlikte rahim, mesane ve bağırsağın son bölümünde sarkmalar gelişebilir. Vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki ve menopoz sonrası kanama da bu dönemde sık karşılaşılan şikâyetler arasında yer alabilir.
Menopoz sonrası kanama neden önem taşır?
Menopoz sonrası görülen vajinal kanama normal kabul edilmez ve mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Bu şikâyet bazen basit nedenlere bağlı gelişebilse de rahim duvarındaki kanser öncüsü değişikliklerin veya rahim kanserinin ilk belirtisi olabilir.
Değerlendirme sürecinde öncelikle ayrıntılı jinekolojik muayene yapılır. Kanamanın gerçekten rahim kaynaklı olup olmadığı araştırılır. Vajina, rahim ağzı, idrar yolları ve anüs bölgesi birlikte değerlendirilir. Ardından ultrasonografi ile rahim, rahim duvarı ve yumurtalıklar incelenir. Gerekli görülen olgularda manyetik rezonans görüntüleme ve biyopsi gibi ileri yöntemlere başvurulabilir.
Rahim duvarı kalınlaşması her zaman kanser anlamına gelir mi?
Rahim duvarında kalınlaşma, özellikle menopoz sonrası dönemde dikkatle değerlendirilmesi gereken bulgulardan biridir. Bu görüntü bazen polip veya miyom gibi iyi huylu oluşumlardan kaynaklanabilirken, bazı hastalarda rahim duvarı hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen endometrial hiperplaziye işaret edebilir.
Endometrial hiperplazi, derecesine göre kanser gelişme riski taşıyabilen bir hastalık olarak kabul edilir. Kesin tanı ise rahim içinden alınan biyopsi örneğinin incelenmesiyle konulur.
İlerleyen yaşla birlikte hangi hastalıkların riski artar?
Menopoz döneminde yumurtalık kitleleri ve yumurtalık kanseri riski de artış gösterebilir. Yumurtalık kanseri çoğu zaman sinsi ilerlediği için erken dönemde belirgin yakınmaya neden olmayabilir. Karın şişliği, karın ağrısı ve açıklanamayan sindirim sistemi şikâyetleri bu dönemde göz ardı edilmemelidir.
Miyomlar ise menopoz sonrasında çoğunlukla küçülme eğilimindedir. Buna rağmen yeni ortaya çıkan veya büyüme gösteren miyomların ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir.
Obezite, erken yaşta adet görme, geç menopoz, polikistik over sendromu ve uzun süreli östrojen maruziyeti gibi durumlar da rahim duvarı kanseri açısından risk faktörleri arasında yer alır.
Kapalı cerrahi birçok hastada ön plana çıkıyor
Günümüzde pek çok jinekolojik hastalığın tedavisinde minimal invaziv yani kapalı cerrahi yöntemler tercih edilebilir. Küçük kesilerle gerçekleştirilen bu yöntem, ameliyat sonrası ağrının daha az olması, hastanede kalış süresinin kısalması ve daha hızlı iyileşme gibi önemli avantajlar sağlayabilir.
Menopoz sonrası kanama nedeniyle yapılan histeroskopi ve küretaj işlemleri hem tanı koymada hem de bazı hastalarda tedavi amacıyla uygulanabilir. Rahim duvarının kanser öncüsü lezyonları, erken evre rahim kanseri, uygun özellikteki miyomlar ve iyi huylu yumurtalık kitlelerinin önemli bir bölümü de günümüzde laparoskopik yöntemlerle tedavi edilebilir.
Menopoz döneminde ortaya çıkan kanama, karın şişliği veya pelvik ağrı gibi belirtilerin yaşlanmanın doğal sonucu olarak değerlendirilmemesi gerekir. Erken dönemde yapılan jinekolojik değerlendirme, birçok hastalığın henüz başlangıç aşamasında tanınmasına ve uygun tedavinin zamanında planlanmasına olanak sağlayabilir.

Doç. Dr. Emre Günakan
Benzer Haberler

Kadınlarda kronik kasık ağrılarının altında damar hastalığı yatabilir

Uzman açıkladı: Bacaklarda yaranın sebebi damar dolaşımından kaynaklanabilir








