
Ormandaki deniz İğneada-Limanköy (Kırklareli) rotası
Kalbinizi kazanan sadece ormanların ve dağların güzelliği değil; 1980’lerden kalmış gibi duran sessiz sahil kasabaları ve Trakya’nın balıkçı mutfağı da… İster denize bakan salaş bir masada oturup gelip geçeni izleyin, ister kökü suyun içindeki ormanda kayıkla dolaşın, burada dünyaya buğulu bir mercekten baktığınızı hissediyor; hayaller, kavramlar ve zamanın soyut dünyasına adım atıyorsunuz.
Dağlardan Karadeniz sahiline akan derelerin bastığı bir orman burası. Dalların suya yansıyan gölgeleri ve ıslak yapraklardaki ışıltılar, olağanüstü manzaralar oluşturuyor. Başka bir örneği Amazon’da ve Kongo Havzası’nda bulunan bu ormanlarda kanoyla dolaşmak sıra dışı bir deneyim. Bulgarca “delik” anlamına gelen Dupnisa Mağarası, bir zamanlar büyük bir yarasa kolonisine ev sahipliği yapıyordu.

İnsanların sulara bata çıka ilerlediği mağara turizme açıldıktan sonra, içindeki doğal yaşamdan çok şey kaybetti; yarasaların çoğu burayı terk etti, içerideki hava kirlendi. Gene de girdiğiniz anda üç-dört milyon yıllık bir canlının midesinde dolaştığınızı ve ne yaparsanız yapın hâlâ oluşumu devam eden böyle heybetli bir yeri asla alt edemeyeceğinizi hissediyor; onun insanlar gittikten sonra da var olacağını anlıyorsunuz. Kırklareli’nin dağları tarih öncesinde Anadolu’dan Balkanlar’a göç eden avcı-toplayıcı topluluklara ev sahipliği yapmış. Kanlıgeçit ve Aşağıpınar höyüklerinde bu gizemli insanların ayak izlerini takip edebilirsiniz.
Pabuçdere yolu üzerindeki kayaya oyulmuş Aya Nikola Manastırı da 6’ncı yüzyıldan kalmış etkileyici bir yapı. Son olarak geçim kaynağı balıkçılık olan Limanköy’de lüfer, palamut, kefalin yanı sıra kum midyesi ve deniz salyangozu has lezzetleri mutlaka tadın.
Yazı: Erdal İpekeşen
Benzer Haberler

Kuzey köşesi Şavşat (Artvin) - Ani Harabeleri (Kars) rotası

Denizden dağlara: Amasra (Bartın) - Cide, İnebolu, Küre Dağları (Kastamonu) rotası

Deniz fenerleri diyarı: Şile-Ağva-Anadolu Feneri (İstanbul) rotası









