Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
Pozitif

20 yıl süren bir mücadele: Bir panik ataklının günlüğü

İçeriği Paylaş

Bu kitap sessizce ağladığınız gecelerin, “kimseye anlatamıyorum” dediğiniz o boğulma hissinin ve iyileşme yolunda attığınız her zorlu adımın şahidi… Aslında benim değil, hepimizin ortak hikayesi.

Fotoğraf: Nurdan Usta

Panik atak geçirenler bilir, başında önlem almazsanız hayatınızı ele geçirir bu hastalık, hayatınızı yaşayamaz sadece devam ettirir hale gelirsiniz, günü kurtarırsınız yani! Bugün, o anki halime bakıyorum da neden utanıyordum? Hastalanmak ya da bu kadar yoğun çalışmaya sistemimin bir hata vermesi doğal değil mi? Neden, kimden utanıyordum? Günler geçmesine rağmen kendimi inanılmaz güçsüz, yorgun ve depresif hissediyordum. Bıraksalar yataktan bütün gün çıkmayacak kadar hem de... Zorla işe gidiyorum, herkes sen niye böylesin diye soruyor, kimseye anlatamıyorum.

O günden sonra sanki biri tüm ışıkları kapamıştı. Öte yandan kendime depresyonu da panik atak hastalığını da yakıştırmak istemiyorum, hatta düşünmek bile istemiyorum. O günden sonra arada sırada içime bir korku geliyor, kilitlenip kalmaya başlıyorum. Resmen dur geliyor. O an mesela neredeysem hiçbir yere gidemiyorum.

Duruyorum, artık araba kullanmama imkân yok. Bir an etrafımdaki her şey kayboluyor. Kulaklarımda kalp çarpıntım ve bütün bedenimin titremesi. Geçer mi bu? Kendime yabancı gibi geliyordum bazen. Aynaya baktığımda kendimi tanıyamıyordum. Sanki içimde başka bir ruh, dışımda başka bir beden vardı. Panik ataklar da cabası.

O günler aklıma gelince hâlâ ürperiyorum. Kendimi kendi yarattığım bir hapishaneye tıkmışım. Bunun ne kadar moral bozucu olduğunu size anlatamam. Yoğun bir başarısızlık hissi, ne oluyor bana duygusu, hastaysam neyim var, niye normal bir insan olamıyorum, nasıl düzeleceğim, üstüne gitmeli miyim yoksa hiç zorlamamalı mı?

Düşünceler düşünceler... Düşünmekten yoruluyorum. Hepsine bir çözüm bulmuştum. Günü kurtarmak için çareler... Kilitlenmiş hissettiğim zaman evden dışarı çıkmıyordum. Olduğunuz yerden bir adım bile atmak istemiyorsunuz. Hatta bunu düşünmek bile acı veriyor. Hayatın tüm negatif deneyimleri gözünüzün önünden geçiyor. O anı paylaşabileceğiniz kimse yok. Bu yalnızlık hissi insanı daha da diplere doğru çekiyor. Hem birine muhtaçsınız hem de kabuğunuza çekilmek istiyorsunuz. Her duygu var içinde. Korku, endişe, utanç, hüzün, hayal kırıklığı... Bir süre sonra insanların hastalığım hakkında en ufak bir fikri olmadığı için bütün bu istekleri kapris olarak algılamaya başladılar. Oysa yapamıyordum işte korkuyordum. Ben kimseyi üzmek istemiyorum ama kendim üzülüyorum. Muhtemelen panik atakları bu yüzden geçiriyorum. Tamam, durumu kontrol edebiliyorum artık ama bu sadece günü kurtarmak değil mi?

Bu kitabı niye yazdım?

Bu, benim aydınlanmamın hikâyesi, tam 20 yıl sürdü. Aydınlanma deyince spiritüel anlamda bir aydınlanma değil, hayatımın aydınlanması, karanlık köşelerine ışık vurması gibi... Peki, nasıl oldu bu? Aslında amatör bir yazar, zorluk çeken insanlara ipuçları vermeye çalışıyor sadece... Ben başardıysam herkes yapar, o kadar yani.

Ben anne olamadım, ama canımdan çok sevdiğim dört yeğenim var, onlarla öğrendim çıkarsız sevgiyi... Uğruna can verilecek sevgiyi... Ama bu sevgiyi bile hissetmek çok yıllarımı aldı, gerçek sevgiyi... Ben de herkes gibi başladım hayata, doğdum, büyüdüm, kardeşlerim oldu, okula gittim, çalıştım, evlendim, boşandım. Bence asıl hayatım o zaman başladı. 29 yaşında yani... İplerimden koptum. Karışık oldu biraz baştan anlatayım. Tam “Oldum ben, tamam artık” derken, hayat insanın karşısına öyle şeyler çıkarıyor ki... Ama bunlar insanın aklını başından alan yani onu kullanmayı unuttuğunuz dönemler, aklınızı ve sağduyunuzu kullanmazsanız aynı olayların tekrarladığı, ders almanız gereken dönemler... Böyle zor bir dönemi geride bıraktığım için, aldığım dersler için şükürler olsun. Bu derslerin ne olduğunu öğreneceksiniz okudukça ama kaldığımız yerden devam edelim. Amatör bir yazar ipuçları vermeye çalışıyor demiştim. Neyin ipucu? Ben neyi yapmışım? Başarmışım kendime göre...

Ben “panik atak” denen bir illetten kurtulmuşum ve bundan kurtulmak yaklaşık 20 senemi almış! İşte bunun hikâyesi...

Belki ihtiyacı olan okur ve bundan kurtulmanın mümkün olduğunu ve sadece gönülden istemek gerektiğini, bir umut ışığı olduğunu görür. Mucizevi bir formülüm yok, o kadar çok savaştım ki, o kadar çok şey denedim ki! Senelerimi alan doktorlar, spiritüel çalışmalar, ilaçlar, ilaçlar... Panik atak geçirenler bilir, başında önlem almazsanız hayatınızı ele geçirir bu hastalık, hayatınızı yaşayamaz sadece devam ettirir hale gelirsiniz, günü kurtarırsınız yani!Bir süre bu da iyi gelir, günlük ihtiyaçlarınızı karşılarsınız çünkü... Ama yetmez, ben nasıl normal hale dönebilirim diye çareler aramaya başlarsınız. Hayatta nerede kaldım hatta çuvalladım onu bile bilmiyorum. Sınıfta kaldım galiba. Hem de bütünlemeye... Hayatımın değiştiği gün, yaklaşık 20 yıl sürecek çabalama, tepinme, debelenme, erteleme yılları...

Dilerim ki, kitabı elinize aldığınızda size “yalnız değilmişim” dedirtsin. Nefesiniz daraldığı anlarda size güvenli bir liman olsun. Kendi iç sesinizi yeniden bulmanız için size rehberlik etsin.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo