
Dile gelmeyeni okumak
Fizibilite aşamasındaki bir projenin tekliflendirme sürecinde karşı tarafın henüz ifade etmediği ihtiyaçları da öngörmesini isteyen Ventura’nın yaklaşımı, Özkan’ın iş yapış biçimini kökten değiştirdi. O günleri “Daha 24 yaşındaydım. ‘Hanımefendi biz tezgahta simit satmıyoruz, karşı tarafın acıkıp acıkmadığını anlamasını sağlıyoruz’ sözünü hiç unutmam” diyerek anlatıyor.
Bu deneyim, Özkan’ın kariyerinde önemli bir kırılma yarattı. Dile getirilmeyen beklentileri okuyabilmek, süreçleri veri olmadan da analiz edebilmek ve henüz oluşmamış ihtiyaçları tasarlayabilmek, bugün girişimcilik yaklaşımının merkezinde yer alıyor. 30 yıllık iş yaşamına dönüp baktığında, kurucu kimliğini besleyen refleksin o dönemde aldığı bu geri bildirimle şekillendiğini söyleyen Özkan, “Belirsizliğin arttığı yeni dünyada en kritik beceri, görünmeyeni öngörebilmek ve çözümü daha talep ortaya çıkmadan tasarlayabilmek” diyor.
"Öğretmek değil merak uyandırmak"
Bilim Virüsü’nün kurucusu Şule Yücebıyık’ın yolunu belirleyen en önemli geri bildirimlerden ilki, girişimin henüz fikir aşamasındayken Matematik Köyü’nün kurucusu Ali Nesin ile yaptığı bir görüşme oldu.
O dönemde projeyi bir “eğitim girişimi” olarak tanımladığını söyleyen Yücebıyık, Nesin’in “Eğitim sorunlu bir kelime. Öğrenme ise insanın doğasına ait. Hayal ettiğin şey eğitmek değil öğrenme merakını açığa çıkarmak” sözlerinin yaklaşımını kökten değiştirdiğini anlatıyor. Bu bakış açısı, Bilim Virüsü’nün program tasarımlarını anlatım merkezli yapıdan çıkarıp deneyim, keşif ve karşılaşma odaklı bir modele dönüştürdü. Yücebıyık’a göre gençlerin “Bize bir şey öğretmeye değil bizimle birlikte öğrenmeye geldiler” demesi, tam da bu dönüşümün sonucu. İkinci kırılma ise Borusan’ın eski CEO’su Agah Uğur’dan gelen bir başka değerlendirme oldu.
Bilim Virüsü için fiziksel bir merkez kurma fikrini paylaştığında aldığı “Mekan seni özgürleştirmez hatta bağlar. Senin işin bina yönetmek değil etki yaratmak” sözleri girişimin ölçeklenme stratejisini yeniden şekillendirdi. Bu kararın ardından Bilim Virüsü’nü sabit bir merkez yerine hareketli bir öğrenme ağı olarak konumlandırdıklarını belirten Yücebıyık, bugün Türkiye’nin farklı şehirlerinde yüz binlerce gence ulaşabilmelerinin temelinde bu yaklaşımın bulunduğunu söylüyor. Bilim Virüsü, 200 bini aşkın gence, yüzlerce eğitimciye ve binlerce iş insanına temas eden esnek bir öğrenme ekosistemi olarak yoluna devam ediyor.












