
Cazibeli klasik: Viyana
Kulaklarda varlığı hissedilen klasik müzik tınıları, kılık kıyafet ve genel tavırlardan gelen uyumlu bir şıklık algısı, mekânların cazibeli halleri, mimarideki yalın Avrupalılık gibi detaylar şehrin bütününe dair fikirler veriyor. Müzik, elbette şehrin önemli bir kimliği. Yıl boyunca düzenlenen festivallere şöyle bir göz attığınızda, başında veya sonunda muhakkak “müzik” detayını görebilirsiniz. Opera içinse fazla söze gerek yok; hani ölmeden önce… Museum Quartier.

Burası, hazır sanatın merkezlerinden birindeyken uğranılması gereken bir yer. Modern akımlara göndermelerin bol olduğu sergiler ilginizi çekiyor ve bir de genel nüfusla tezat daha genç bir kitleyle aynı havayı solumak tercihinizse doğru adrestesiniz. Alabildiğine geniş, pek çok müzenin de yer aldığı bir alandan bahsediyoruz. Bahar ve yaz mevsiminde açık alanlarında iyi vakit geçirecek, bolca sanat konuşacak (biraz da olur), merkezdeki turist evreninden bir adım da olsa uzaklaşabileceksiniz.

Turist evrenine dönelim. Çünkü Central Cafe, dönmeyi fazlasıyla hak ediyor. Kafka, Lenin, Freud gibi pek çok önemli ismi ağırlamış; tarihi, algısı ve atmosferiyle 19’uncu yüzyıldan süregelen bir mekân klasiğinden bahsediyoruz. Viyana kahvesi için tartışılmaz bir nokta. Piyano ise mekânın tam ortasında. Hazır ve nazır. Saraylar, mimari keşifler için adresler belli: Hofburg Sarayı (Marie Antoinette’in doğduğu bu ihtişamlı yapı, Habsburg Hanedanı döneminden kalma. Müzeye dönüştürülmüş bölümleri, mutlaka görülmeli.), Belvedere Sarayı (18’inci yüzyıldan kalma barok yapı, bahçeleriyle göz kamaştırıyor.), Schönbrunn Sarayı (Bir av kökü olarak inşa edilmiş bu 17’inci yüzyıldan kalma saray, sonradan imparatorluk konutuna dönüştürülmüş.), Opera binası (Yıl boyunca Avusturya Ulusal Operası’nın canlı performanslarının sergilendiği yapı, klasik müziğe uzak olanların da görmesi gereken bir önemde.) ve Hundertwasser Evi (Konut olarak kullanılan ve 53 daireye sahip olan yapı, sıra dışı mimari detaylarıyla öne çıkıyor.).

Saraylar, mimari keşifler için adresler belli: Hofburg Sarayı; Marie Antoinette’in doğduğu bu ihtişamlı yapı, Habsburg Hanedanı döneminden kalma. müzeye dönüştürülmüş bölümleri mutlaka görülmeli. Belvedere Sarayı, 18’inci yüzyıldan kalma barok yapı, bahçeleriyle göz kamaştırıyor. Schönbrunn Sarayı ise bir av köşkü olarak inşa edilmiş bu 17’inci yüzyıldan kalma saray, sonradan imparatorluk konutuna dönüştürülmüş.


Viyana keşfi için adreslerin bu satırlarda yazılanlarla sınırlı olamayacağı açık ama bu biraz da şehre ayırabileceğiniz zamanla ilgili. İyi bir planlamayla üç tam gün, keşif için sizleri belirli bir doygunluğa ulaştırabilir. Kimi zaman, günün önemli bir kısmını kahve eşliğinde şehrin ritmini izlemeye adamak da bir seçenek. Viyana mutfağını hakkıyla tecrübe etmek ise keşif listenizde yer almalı ama “hakkıyla” kısmı için kültür-sanat turundan biraz feragat etmeniz gerekebilir.

Alışveriş seyahat nedenleri arasındaysa, Graben ve Mariahilfer caddeleri bu anlamda iyi bir başlangıç olacak. Ringstrassen Galerien ile Lugner City ise popüler alışveriş noktaları arasında başı çekiyor. Yeme-içmeyi atlayacak değiliz. Evet, şnitzel bir nevi milli yiyecekleri konumunda ki Viyana’da bunu hakkıyla yapan pek çok mekân bulunuyor. Hamur işleri, sandviçler, tatlılar da şehrin mutfak kültürüne özgü notalara sahip. O zaman hızlıca üç mekândan bahsedelim ve gerisini size bırakalım: ilki Ef16 Restaurant. Fazlasıyla şık ve lüks hissiyatını daha içeri atılan ilk adımdan itibaren veren mekân, şnitzel haricinde dünya mutfağından özgün yorumlar kattıkları “tabaklarıyla” da öne çıkıyor. İkincisi, Ribs of Vienna. Tahmin edileceği üzere kaburgasıyla ünlü olan restoran, yerin hemen altında konumlanmış. Evet, yanlış duymadınız; tecrübe etmek gerek! Ama lezzet ve ambiyans konusunda kişiyi mutlu eden bir seçenek. Özellikle bir sürü farklı soslardan yapılan kaburgalar, güne bir artı puanla devam etmenize aracı olacak.
Sonuncusu ise Vollpension. Kahvaltı adresi vermeden satırları tamamlayacağımızı düşünmediniz; öyle değil mi? Çok sayıda hamur işi ve tatlı seçeneklerini bir arada bulabileceğiniz mekân, bizdeki teyzelerin elinden çıkanlar gibi; öylesine lezzetli ve samimi. Limonlu keklerini de ıskalamayın. İyi bir kahve, sohbet, sonrası için planlama, belki de akşamki konser için heyecan duyma… Yolda olmak, keşfetmek güzel şey.

Yazı: Togan Noyan












