Haber kapak görseli
Genel
8 dk okunma süresi
Tempo Travel

Dünyanın en yaşanabilir şehri: Viyana

Farklı yıllarda, farklı mevsimlerde defalarca gittiğim bir şehir Viyana. Her gittiğimde zarif, şık, temiz bir başkent, korunmuş kültürel detaylar ve sakin bir yaşam bulmak “İyi ki yine geldim” deme sebebi. Tam da bu yüzden yıllardır üst üste “Dünyanın En Yaşanabilir Şehri” seçiliyor.

Kışın giderseniz soğuk biraz zorlasa da karlar ve ışıklar altında masalsı bir güzelliği var. Özellikle de Noel Pazarları zamanı her köşesi neşeli, ışıl ışıl... Kasımdan itibaren şehirde balo sezonu açıldığı için Viyanalılar akşamları adeta şıklık yarışına giriyor. Baharda ya da yaz aylarında giderseniz bu kez uzun yürüyüşlerin, saray bahçelerinin, birbirinden güzel parkların tadını çıkarabilirsiniz. Zamana siz karar verin ama bilin ki ne zaman giderseniz gidin, Viyana iyi bir ev sahibi.

Graben Caddesi

Viyana yürüyerek keşfetmek için çok keyifli bir şehir. Graben Strasse ilk durağınız olabilir. Birbirinden güzel binalarla, şık mağazalarla, kafelerle dolu. Akşam da güzel ancak mağazalar çok geç saate kadar açık değil. Eğer alışveriş seviyorsanız, öğle saatlerinde ya da akşamüzeri gezebilirsiniz. Meşhur Veba Anıtı da bu cadde üzerinde karşınıza çıkacak; oldukça görkemli. 17. yüzyıldaki veba salgınından kurtulmanın anısına yaptırılmış.

Kartner Caddesi

Kärntner Strasse’yi diğer yürüyüş rotası olarak tercih edebilirsiniz. Hem lüks mağazalar hem yerel dükkanlar bir arada. Barok binaların zaman yolculuğu yaptıran güzelliği ve sokak sanatçılarının şehir yaşamına renk katan halleri ile hem gündüzü hem gecesi çok keyifli.

Kristal Işıltısı

Kristal taşlara merakınız varsa mutlaka Swarovski’nin Kartner Caddesi üzerindeki 3 katlı mağazasına uğrayın. Alışveriş yapmasanız da gezebilirsiniz. Aslında Viyana’da birçok yerde karşınıza markaya ait mağazalar çıkacak çünkü doğum yeri burası. 1895 yılında Avusturya’nın Triol bölgesinde Daniel Swarovski tarafından kurulmuş. Ama bu 3 katlı mağaza diğerlerinden biraz farklı. Takılardan dekorasyon ürünlerine, özel düzenlenmiş köşelerden ikonik oyuncaklara kadar birbirinden güzel parçalar yer alıyor. Mağaza değil de bir müze bölümü geziyor gibi hissedebilirsiniz.

Aziz Stephen Katedrali

Tarihi Stephansplatz meydanında tüm görkemiyle ve 136 metre yüksekliğe sahip kulesiyle yükselen katedral, Viyana’nın sembol yapılarından biri. Gotik ve Romanesk mimari izlerinin bir arada görüldüğü katedralin tarihi 1147 yılına kadar gidiyor. Birçok kez restorasyon geçirmiş. Halen dünyanın en büyük gotik katedrallerinden biri. Avusturyalı dahi besteci Mozart’ın hem evlendiği hem de son yolculuğuna uğurlandığı yer burası.

Kışın giderseniz soğuk biraz zorlasa da karlar ve ışıklar altında masalsı bir güzelliği var. Özellikle de Noel pazarları zamanı her köşesi neşeli, ışıl ışıl… Kasımdan itibaren şehirde balo sezonu açıldığı için Viyanalılar akşamları adeta şıklık yarışına giriyor.

Hofburg Sarayı

İlk olarak 13. yüzyıl ortalarında inşa edilmiş ama yüzyıllar boyunca yenileme ve eklemeler ile sürekli genişletilmiş. Farklı dönemlere ait mimari yaklaşımları bir arada görmek mümkün. En güzeli ise şehirden kopuk ya da sadece turistik bir yer olarak kalmamış, günlük hayatın içine karışmış durumda. Geçmişte Habsburg Hanedanı’na ev sahipliği yapmış; bugünse Avusturya Cumhurbaşkanlığı’nın resmi konutu olarak kullanılıyor. 18 binadan ve avlulardan oluşuyor. Toplam oda sayısı 2600. Ülkenin en büyük kütüphanesi de burada, 16. yüzyılda kurulan İspanyol Binicilik Okulu da… Avusturya ile özdeş tarihi figürlerden Sisi yani İmparatoriçe Elizabeth’in yaşam öyküsüne tanıklık edeceğiniz Sisi Müzesi de saray kompleksinin parçası.

Naschmarkt

Viyana’nın gez gez bitmeyen ünlü açık hava pazarı. Yerel ürünlerden ayaküstü lezzetlere, kuruyemişlerden çay çeşitlerine, kozmetik ürünlerden hediyeliklere kadar sayısız şey bulabilirsiniz. Her adımda yiyecek içecek bir şeyler var; bu yönüyle sadece alışveriş değil Viyanalılar için bir sosyalleşme alanı. Pazarın adı da zaten “atıştırmalık” anlamına geliyor.

Viyana Devlet Operası

Gitmeden önce etkinlik takvimini mutlaka kontrol edin ve bir akşamınızı buraya ayırın. Viyana bir kültür ve gusto şehri. Burası opera, bale, klasik müzik konserleri ve balolar olmadan düşünülemez. Viyana Devlet Operası da hem sanatsal değeri ve ev sahipliği yaptığı eserler hem de mimari detaylarıyla mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Eğer vaktiniz sınırlıysa ya da etkinlik takvimi ilginizi çekmiyorsa, opera binasını rehberli tur eşliğinde gezebilir ve etkileyici atmosferi soluyabilirsiniz. 1800’lerin ikinci yarısında inşa edilen binanın açılışının Mozart’ın ünlü Don Giovanni’si ile yapıldığını da ekleyeyim.

Albertina Müzesi

Eğer klasik sanatlar kadar çağdaş sanatlara da meraklıysanız, burayı görülecekler listenize alın. Leonardo da Vinci, Michelangelo, Rembrandt gibi dahi isimlerin eskiz çalışmaları müzenin koleksiyonunda yer alıyor. Resim koleksiyonunda ise Picasso, Monet, Chagall, Renoir, Klimt gibi birbirinden önemli sanatçıların eserlerini görmek mümkün. Terasından Viyana manzarasını izlemeyi ve hoş parçaların yer aldığı müze mağazasına uğramayı ihmal etmeyin. Özellikle de benim gibi müze mağazalarını seviyorsanız, buradan eli boş çıkmazsınız.

Schönbrunn Sarayı

Kısa vakit ayırmanın mümkün olmadığı bir yer o yüzden zaman planlaması konusunda dikkatli olmak gerek. Buraya önce bir av köşkü yapılmış. Zaman içinde gelişmiş, büyümüş ve görkemli bir yazlık saraya dönüşmüş. Ardında yine Habsburglar var. Sarayda 1441 oda yer alıyor ama sadece 40 tanesi ziyarete açık. En az içi kadar bahçeleri de güzel. Bol bol yürüyeceğiniz için günün ilk yarısını buraya ayırmanızı tavsiye edebilirim.

Hundertwasser Village

Aslında burası şehrin içinde yer alan bir bina topluluğu. Viyana’nın genel havasından tamamen ayrışan ve alternatif bir yaşam tarzı sunmayı amaçlayan tasarım diliyle dikkat çekiyor. 1980’lerin ikinci yarısında, doğa-mimari-sanat üçlüsünün ezber bozan örneklerinden biri olarak ortaya çıkmış. Eskiden lastik atölyesi olarak kullanılan yapıyı yeniden ele alan sanatçı Friedensreich Hundertwasser; ağaçların, kuşların, insanların bir arada uyum içinde yaşayacağı katmanlı bir yapı inşa etmiş. Canlı renkler ve özgün formlar ile enerjik bir görünüm yakalanmış. İçinde kafeler, alışveriş için küçük dükkanlar da var.

Mozart Evi

Mozart’ın hem günlük yaşamından hem müzik çalışmalarından detayların yer aldığı ev, bestecinin 250. doğum yılı onuruna açılmış. 1784’te taşındığı ve 3 yıl yaşadığı evde, en ünlü eserlerinden biri olan “Figaro’nun Düğünü”nü bestelemiş.

Kafe Kültürü ve Melange

Viyana’da kafeler kültür taşıyıcısı ve sosyal hayatın önemli bir parçası. Kış aylarında soğuk Viyana havasından kaçmak için tercih edilse de yaz aylarında da boş kalmıyor. En güzel yanı ise gittiğinizde kafe kültürünün hakkını veren insanlar görüyorsunuz. Sohbet ediyorlar, gazete ya da kitap okuyorlar, acelesiz ve tadını çıkararak zaman geçiriyorlar. Viyana’da binden fazla kafe ve 40’tan fazla kahve çeşidi var. En meşhur kahve ise melange. Cappucino ile latte arası, yumuşak içimli bir kahve; genellikle geniş fincanlarda servis ediliyor.

Sütlü kahveler ile aranız iyiyse deneyebilirsiniz. Bu arada kafe seçimi yaparken eğer adının önünde K.u.K harflerini görüyorsanız; imparatorluğa ve kraliyete hizmet veren yerlerden biri olduğunu anlayabilirsiniz. Sadece kafelerde değil aksesuardan kıyafete kadar birçok farklı dükkânın tabelasında bu kısaltmaya rastlayabilirsiniz. Şık ve tarihi atmosferi ile kendinizi özel hissedeceğiniz bir kahve molası vermek için Cafe Gerstner’i ve Demel’i deneyebilirsiniz.

Schnitzel ve Sachertorte

Viyana’nın imza yemeği meşhur schnitzel ve yanında servis edilen buraya özgü patates salatası. Ayrıca pastalarıyla ünlü bir şehir. Özellikle Sacher pastasının hayranı çok. Benim için kalori almaya değecek bir lezzet değil ama uğruna uzun kuyruklarda bekleyenlerin, paket yaptırıp hediye götürenlerin sayısı epey fazla. Çikolatalı hafif ve kuru bir kek ile arasına sürülen kayısı marmelatından oluşan bu tart, 16 yaşındaki şef adayı Franz Sacher tarafından 1832 yılında yapılmış. Avusturya Prensi Metternich tarafından verilen özel bir davette ilk kez ikram edilen tatlı öyle sevilmiş ki yüzyıllardır orijinal tarif yaşıyor. En Sacher pasta kadar ünlü bir diğer tatlı ise Apfelstrudel yani elmalı turta. Oldukça ince açılmış bir hamurun içinde, ince dilimlenmiş baharatlı elma harmanı ile yapılıyor. Hamurun inceliği olmazsa olmaz, hatta bakınca ardının görünmesi ya da arkasına tutulan bir kağıttaki yazıların okunabilmesi gerekiyor.

Avusturyalılar hem kahveyi Osmanlı’dan almış hem de bu ünlü tatlının çıkış fikrini. Osmanlı’nın incecik açılan baklava hamurundan ilham alarak geliştirmişler bu tarifi. Eğer nasıl yapıldığını bir şov eşliğinde izlemek ve tadına bakmak isterseniz, Schönbrunn Sarayı’nda buna özel sunumlar yapılıyor. Her seansta sınırlı sayıda misafirin kabul edildiği bu gösteride şef turtayı hem yapıyor hem anlatıyor. Saray bileti ile giremiyorsunuz, sunuma özel bilet almanız gerekiyor.

Müzeler Meydanı

Maria Theresien Platz meydanında karşılıklı olarak Doğa Tarihi Müzesi ve Sanat Tarihi Müzesi yer alıyor. Birbirine simetrik olarak inşa edilmiş müzelerin hem mimarisi hem barındırdıkları koleksiyon görmeye değer. Ama müzelerin sunduğu temalara özel bir ilginiz yoksa ya da zamanınız sınırlıysa meydanı görmekle yetinin çünkü her ikisini de gezmek isterseniz bir günü buraya ayırmanız gerekir. Doğa Tarihi Müzesi’nde dinozor fosillerinden dijital planetaryuma kadar birçok bölüm var. Sanat Tarihi Müzesi’nde ise Eski Mısır miraslarından Yunan ve Roma eserlerine kadar geniş bir yelpaze yer alıyor.

Viyana baloları ve ikonik yeni yıl konseri

Viyana’nın meşhur balolarının biletlerini bulmak büyük başarı istiyor. Çünkü çoğu satışa açıldığı gibi bitiyor hatta karaborsaya bile düşüyor. Şehirde kasım ayında başlayan balo sezonu şubat ortalarına kadar sürüyor. Bu zaman diliminde 400’e yakın balo düzenleniyor; hepsinin mekânı ve teması farklı. Viyana Filarmoni Orkestrası’nın 1 Ocak Konseri ise her sene merakla beklenen şık bir gelenek. Ünlü besteci Strauss’a adanmış bir konser verme fikrinden doğan konserin ilki 1939’da yapılıyor. Artık ikonik değer taşıyan konseri sadece Avusturya halkı değil dünyanın dört bir yanından sanatseverler merakla bekliyor. Konser, 90 kadar ülkede devlet televizyonları tarafından canlı yayınlanıyor. Bir yanıyla geleneklere övgü diğer yanıyla yeniliği kutlama anlamı taşıyarak tam bir dün-bugünyarın köprüsü kuruyor.

Yazı: Zeynep Şahin Tutuk

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo