
Ege'nin romantik limanı: Nafplio
Mora Yarımadası’nda, Argolis Körfezi kıyısında yer alan Nafplio, Yunanistan’ın en güzel sahil kentlerinden biri. Atina’dan sadece 2 saatlik bir araba yolculuğuyla ulaşılabilen bu şirin yerleşim, Atinalılar için de popüler bir hafta sonu destinasyonu.

Çiçeklerle süslü balkonları, tarihi kalelerin gölgesinde uzanan sokakları ve etkileyici manzaralarıyla her köşebaşında kalbinizi tekrar tekrar çalan Nafplio’yu, mitolojiye göre deniz tanrısı Poseidon ile Kral Danaos’un kızı Amymone’nin oğlu Nafplios kurmuş. Mitolojiden Bizans izlerine, Venedik kalelerinden Osmanlı çeşmelerine uzanan çok katmanlı tarihiyle her taşında başka bir çağın izini taşıyor. Yaz tatillerinin gözde beldesi olan Nafplio, tarihle harmanlanmış bir yolculuk isteyenler için de sessiz bir manzara eşliğinde huzurlu bir mola vermek ihtiyacında olanlar için de uygun bir seçenek. Kalabalığın azaldığı, dingin bir zarafetin kasabayı sardığı sonbahar ayları ise burayı keşfetmek için en uygun zamanlardan.
Çünkü deniz hala davetkar, sokaklar ise keşfe hazır. Nafplio’nun büyüsünü en iyi hissedebileceğiniz duraklar ise şöyle:
• Kentin ruhunu yakalamak isteyenler için en doğru başlangıç noktası begonvillerle bezeli sokakları ve neoklasik evleriyle Eski Şehir. Küçük kafelerin, butik dükkanların bulunduğu Eski Şehir’de Venedik döneminden kalma yapılar, Osmanlı izleri ve neoklasik binalar yan yana duruyor. Tarih boyunca hem halkın buluşma noktası hem de politik olayların sahnesi olan Sintagma Meydanı ise buranın kalbi. Birbirinden güzel binalarla çevrili meydan her mevsim hareketli ve keyifli. Sabahın erken saatlerinde yerlilerin kahve içtiği mekanlardan birine oturup kahvenizi yudumlayarak buranın keyfini çıkarın.

• Meydanın batı ucunda 1713 yılında Venedik Donanması deposu olarak inşa edilen ve 1926’dan beri de Nafplio Arkeoloji Müzesi olarak hizmet veren binayı göreceksiniz. Kapsamlı bir restorasyonla yenilenen müzede Argolis bölgesinin önemli arkeolojik alanlarından getirilen eserler sergileniyor. Göz alıcı bir koleksiyona sahip müzeye girişin ücretsiz olduğu günleri öğrenmeden program yapmayın.
• Müzenin karşı tarafında yer alan Trianon adlı bina ise Nafplio’nun tarihsel katmanlarını yansıtan bir yapı olarak görülmeye değer. 16. yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiği tahmin edilen Trianon, aslında bir Osmanlı camisi. Venedik hakimiyeti sırasında kiliseye çevrilen, bir dönem ilkokul, sonra sinema olarak kullanılan bina, 1993 yılından bu yana da Nafplio Belediye Tiyatrosu olarak hizmet veriyor. Bir Osmanlı camisinden önce parlamento binasına daha sonra da bir müzeye dönüştürülen Vouleftikon da meydanın ilgi çekici yapılarından bir diğeri.

• Sintagma Meydanı’nda gözleriniz bir binadan diğerine kayarken, karşınıza çıkan Ethniki Trapeza adlı bankanın binası hemen dikkatinizi çekecek. 1930’larda inşa edilmiş bu güzel yapı, kırmızı Minos sütunları ve Aslanlı Kapı’yı (Antik Mykene kentinin giriş kapısı) andıran kapısıyla Mykene esintilerini modern Nafplio’nun kalbine taşıyor.
• Sahile yakın bir noktada konumlanan Üç Amiral Meydanı’yla (Plateia Trion Navarchon) da yolunuz mutlaka kesişecek. Burası Eski Şehir’in kalbine açılan geniş sokakların kavşak noktası. Günümüzde kafelerle, çınar gölgeleriyle turistleri ağırlayan bu meydan, resmi törenlerden günlük hayata uzanan hikayesiyle uğramanız gereken yerlerden biri. Adını Osmanlı donanmasına karşı başarı sağlayan üç amiralden alan bu meydanda amirallerin büstleri ve özgürlük anısına dikilmiş bir anıt yer alıyor. Hala belediyeye ait bazı ofislerin bulunduğu Belediye Binası (Dimarchio) ve geleneksel ahşap rafları, cam kavanozları ve eski aletleriyle küçük bir 19. yüzyıl eczanesi görünümünde olan Bonifacio Eczanesi meydanın gözden kaçırmamanız yerleri arasında.

• Tarihi konakların, küçük butiklerin bulunduğu canlı bir bulvar olan Büyük Cadde’de (Megalos Dromos) dolaştıktan sonra ara sokaklardan birinde karşınıza çıkan Agios Spyridonas Kilisesi, mütevazi taş cephesiyle dikkatinizi çekmeyebilir ama kapsının önünde Yunan tarihinin en dramatik olaylarından biri yaşanmış. 1931’de Yunanistan’ın ilk hükümet başkanı Kapodistrias burada suikasta kurban gitmiş ve kurşun deliği hala kapının üzerinde duruyor. Kilisenin içine girerseniz dışarıdaki sadeliğin aksine görkemli bir atmosferin olduğunu göreceksiniz.
• İlk duvarlarının yapımı M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanan Acronafplia da bir ziyareti hak eder. Eski Şehir’den 10 dakikalık bir yürüyüşle kayalık bir yarımada üzerinde konumlanan kaleye kolayca ulaşabilirsiniz. Venedikliler döneminde inşa edilen Toros Kalesi ve batı ucunda 5 top barındıran Beş Kardeş (Pente Adelfia) mevzileriyle ön plana çıkan kaleyi günbatımı saatlerinde ziyaret ederseniz manzarasına hayran kalırsınız.
• Nafplion’un üzerinde, 216 metre yüksekliğindeki bir tepede konumlanan Palamidi Kalesi’nin 999 ya da kimilerine göre 857 basamağını tırmanın. Venedikliler tarafından 1711-1714 yılları arasında inşa edilip tam bir yıl sonra Osmanlılar’ın eline geçen kale, 1840 yılından itibaren yaklaşık 100 yıl da hapishane olarak kullanılmış. Kaleye tırmanmak zor geliyorsa 25 Martiou Caddesi üzerinden kalenin arkasına kadar arabayla çıkabilirsiniz.
• Venedikliler zamanından kalan bir diğer önemli yapı ise kasabanın simgesi haline gelen Bourtzi Kalesi. Nafplio fotoğraflarının olmazsa olmazı bu kale, limanın karşısında yer alan minicik bir ada üzerinde. Bir zamanlar kasabayı düşman gemilerine karşı koruyan devasa bir zincirle karaya bağlanan Bourtzi Kalesi, 1860’ların başında da cellatların ikametgahı olarak kullanılmış. Nafplio’nun en turistik noktalarından olan bu tarihi yapıya limandan kalkan teknelerle ulaşabilir, şanslıysanız burada yapılan festivallerden birine katılabilirsiniz.
• Nafplio’nun en canlı ve keyifli duraklarından biri olan limanda bol bol vakit geçirin. Sahil boyunca sıralanan kafeler ve tavernalar, palmiyelerle gölgelenen yürüyüş yolu, tam karşınızda yükselen Bourtzi Kalesi ile hem gündüz hem de akşam vakit geçirmek için ideal olan liman, kentin romantik atmosferini yaşamak için en iyi yerlerden biri.
• Şehrin tarihi dokusunu tamamlayan Pili tis Kisiras ve Xiras Pyli adlı şehre giriş kapılarını da görün. Venedik ve Osmanlı dönemlerinde savunma sisteminin bir parçası olan kapılardan Pili tis Kisiras, Eski Şehir surları üzerinde denize yakın bir konumdayken, diğer kapı ise Eski Şehir’in batı tarafında yer alıyor.
• Yaklaşık bir kilometre uzunluğundaki Arvanitia sahil yolunda yürüyüş yapmak ise en sevilen aktivitelerden biri. Eski Şehir’in kıyısından başlayıp denize paralel uzanan bu yol, bir yanınızda Argonis Körfezi’nin masmavi suları, diğer yanınızda Palamidi Kalesi’nin sarp kayalıklarıyla tablo güzelliğinde manzaralar sunuyor.

• Sahil yolundaki yürüyüşle kasabanın en sevilen plajlarından biri olan Arvanitia Plajı’na ulaşıyorsunuz. Karathona Plajı, Neraki Plajı, Tolo Plajı da kendinizi Ege’nin sularına bırakabileceğiniz diğer plajlar. Yaz aylarında popüler olan bu plajlardan neredeyse ekim ayının sonuna kadar denize girebiliyorsunuz.
• Yüzlerce tespihten oluşan bir koleksiyona sahip Tespih Müzesi (Komboloi Müzesi) Nafplio gezilerine renk katan keyifli bir durak. Kehribar, mercan, fildişi, akik, gümüş, kristal gibi değerli malzemelerden yapılmış tespihlerin sergilendiği müzede sadece Yunanistan’dan değil Mısır, Ortadoğu, Anadolu ve Asya’dan örnekler de var. Müzenin hediyelik eşya dükkanına uğramayı unutmayın.
• Eski bir domates konservesi fabrikasından çağdaş bir kültür alanına dönüştürülen Fougaro Sanat Merkezi’ni gezmek, sıradan bir müze ziyaretinden çok daha fazlası. Sergilerden atölyelere, açık hava sinema gecelerinden çocuklar için yapılan aktivitelere kadar her köşesiyle ziyaretçilerini sanata dahil eden bu merkezi de ziyaret edilecek yerler listenize ekleyin.
• Yaklaşık 11.000 metrekarelik bir alana yayılan Kolokotronis Parkı ise kasabanın bir diğer cazibe merkezi. Burası tarihi, doğal ve günlük hayatın iç içe geçtiği bir yer. Yunan devriminin lideri Theodoras Kolokotronis’in atlı bir heykelinin de bulunduğu parkta, bol ağaçlı, çiçekli ve bakımlı yürüyüş yolları ve küçük bir gölet de var.
• Nafplio’nun en sevilen müzelerinden biri olan Peloponez Halk Sanatları Müzesi’ne (Peloponnesian Folklore Foundation) uğramazsanız olmaz. Müzede geleneksel Yunan kıyafetlerinden el dokuması kumaşlara kadar zengin bir koleksiyon sergileniyor.
• Nafplio çevresi, antik Yunan dünyasının izleriyle dolu. Tiryns’in dev surlarının yanı sıra, kısa bir yolculukla dünyanın en eski yerleşimlerinden Argos’a, akustiğiyle ünlü tiyatrosuyla Epidaurus’a ve Herakles (Roma mitolojisinde Herkül olarak bilinir) efsanelerine sahne olmuş Nemea’ya ulaşmanız mümkün. En azından bir tanesini mutlaka ziyaret edin.

• Epidaurus Antik Kenti’ni gezdikten sonra Epidaurus kasabasına uğrayarak kıyıdan biraz ilerideki batık şehri görün. Halk arasında ‘Argolis’in Kayıp Atlantis’i’ olarak bilinen bu antik yerleşimin kalıntıları suyun 1-2 metre altında olduğu için kanoyla üzerinden geçerek ya da deniz gözlüğüyle kolayca görebilirsiniz.












