Haber kapak görseli
Genel
10 dk okunma süresi
Tempo Travel

Her köşesinde nefes kesen deneyim: Mısır

Binlerce yıllık gizemini koruyan piramitleri, baharat kokulu yerleşimleri, uçsuz bucaksız çölleri ve Nil Nehri’nin huzur veren güzelliğiyle Mısır, her daim gezginlerin rotasında.

Her gezgini hayrete düşürüp büyüleyecek kadar benzersiz güzelliklere sahip bir ülke Mısır. Ziyaretçilerine adeta zamanda yolculuk yaptıran ülke, pek çok kişinin görmek istediği yerler listesinde. Dünyanın en eski medeniyetlerinden birine ev sahipliği yapan bu gizemli coğrafya, dört bir yanı çöllerle çevrili olsa da ülkeyi güneyden kuzeye kateden Nil Nehri sayesinde verimli topraklara sahip. Bu eşsiz coğrafi avantaj sadece tarımsal faaliyetlerde değil, ulaşım ve ticarette de kolaylıklar sağlamış Mısır’a çağlar boyunca. Tarih’in babası olarak bilinen Yunan tarihçi Herodot bile Mısır’ı ‘Nil’in hediyesi’ olarak nitelendirmiş haklı olarak.

Zengin tarihi binlerce yıla yayılan, paha biçilmez hazinelerle dolu Mısır’ı keşfetmek ilginizi çekiyorsa size tavsiyem havanın gezmek için en ideal sıcaklıkta olduğu ekim-nisan ayları arasındaki dönemi kaçırmamanız. Bir de görülecek yerlerin çokluğu nedeniyle iyi bir program yapmanız. Bu kadim topraklar söz konusu olunca çoğumuzun aklına gelen ilk şey firavunların mirası piramitler ve tapınaklar. Ancak uçsuz bucaksız çöllerde keşifler yapmak, Nil Nehri’nin sakin sularında seyretmek, Kızıldeniz’in renkli su altı dünyasıyla tanışmak da Mısır gezilerinin en keyifli aktiviteleri arasında. Bu yüzden bir liste yapıp mutlaka görmek istediğiniz yerleri işaretlemeye başlayın.

Muzaffer şehrin tükenmez enerjisi

Mısır’ı gezmeye başlamak için en doğru yerlerden biri başkent Kahire. Dünyanın en kalabalık kentlerinden biri olan bu şehir 10. yüzyılda Fatımiler tarafından kurulmuş. Muzaffer anlamına gelen adını da onlar vermiş şehre. Korna sesleri eşliğinde, tam bir keşmekeşin içinde akan, hatta bazen duran trafiğini, karmaşa ve gürültüsünü sükunet içinde karşılayabilenler için keşfetmesi keyifli bir yer burası. Baharat kokulu bu renkli şehirde ve yakınında gezilmesi, görülmesi gereken birçok yer var.

Eski Kahire bölgesindeki Fustat’ta yer alan Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi (NMEC) bunlar arasında ilk sırada. Mısır uygarlığının binlerce yıllık tarihini sergileyen bu müze 2017 yılında açıldı. 2021 yılında da 22 kraliyet mumyası büyük bir törenle Tahrir Meydanı’ndaki Kahire Mısır Müzesi’nden buraya taşındı. Taşınan mumyaları müzenin en dikkat çekici bölümü olan Kraliyet Mumya Salonu’nda görebiliyorsunuz. Ancak bu salona girmek için ek bir ücret ödemeniz gerekiyor.

Şehirdeki diğer önemli müze ise Kahire Mısır Müzesi. Dünyanın en büyük Antik Mısır eserleri koleksiyonuna sahip müzede 120.000’den fazla eser bulunuyor. Bu müzenin en popüler sergisi ise genç firavun Tutankhamun’un 1922 yılında keşfedilen mezarından çıkarılan yaklaşık 5000 eserin sergilendiği bölüm. Bunlar arasında Tutankhamun’un altın maskesi de var. M.Ö. 4500-M.S. 4. yüzyıl arasındaki geniş bir zaman dilimine uzanan sergilerin bulunduğu müzede, bu döneme ait heykeller, lahitler, papirüsler, mücevherler, antik silahlar ve ev eşyalarını görebiliyorsunuz.

Baharattan çaya, biblodan kıyafete

Dünyanın en büyük pazarlarından biri olan Khan al-Khalil, Kahire’nin ritmini yakalayabileceğiniz en iyi yerlerden biri. Hem gezginlerin hem de yerel halkın uğrak yeri olan pazar, 14. yüzyılda Memlük Sultanı El Zahir Barquq döneminde kurulmuş. Kurulduğu günden bu yana da şehrin ticaret merkezi olmuş.

Ortaçağ Mısır’ının otantik havasını yansıtan çarşı, mozaikli, oymalı, kemerli eski yapıların bulunduğu dar sokaklarıyla fotoğraf çekmeye doyamayacağınız bir yer. Burada kurutulmuş meyve ve baharatlardan çay çeşitlerine, ahşap oyma eserlerden el yapımı bakır eşyalara, gümüş takılardan geleneksel elbiselere birçok şey bulabiliyorsunuz. Pazarın bir kısmında ise altın ve mücevher satışı yapılıyor.

Alışveriş yapmaya niyetliyseniz pazarlık yapmanız gerek. El Fishawy gibi tarihi kahvehaneler de Khan al-Khalili’nin güzellikleri arasında. Çarşının ruhunu hissetmek için en keyifli yerlerden olan bu mekanlarda bir nane çayı ya da kahve içmeyi unutmayın.

Mukattam Tepesi'ndeki kale

Şehrin tarihi bölgesinde, Mukattam Tepesi’nde konumlanan Kahire Kalesi ya da diğer adıyla Selahaddin Kalesi de en etkileyici yapılardan biri. 12. yüzyıla ait bu yapı, şehri Haçlılara karşı korumak için inşa edilmiş. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa kaleyi yönetim merkezi olarak kullanmış.

Geniş bir alana yayılan Kahire Kalesi’ni ziyaret ederseniz kaleye su sağlamak için kullanılan 85 metre derinliğindeki Yusuf Kuyusu’nu, çeşitli silahlar, üniformalar, madalyalar ve zırhların sergilendiği Askeri Müze’yi ve Ayasofya’dan esinlenerek inşa edilen Alabaster Camii olarak da bilinen Muhammed Ali Camii’ni görebilirsiniz. Kaymaktaşı dış duvarlarıyla kendine özgü bir parlaklığa sahip cami, Kahire’nin simge yapılarından biri.

Kahire'nin sembolü Gize Piramitleri

Mısır denilince akla gelen ilk şeylerden biri piramitler. Yapımıyla ilgili birçok efsane ve gizem bulunan bu eşsiz yapılar aslında birer mezar. Bir dayanağı olmasa da uzaylılar tarafından yapıldığı, mistik enerjilere sahip olduğu düşünülen piramitler, her yıl dünyanın dört bir köşesinden milyonlarca turisti kendine çekmeyi başarıyor. Antik Mısır uygarlığının görkemini yansıtan bu yapıları görünce etkilenmemek, mühendislik becerilerini takdir etmemek imkansız.

Şehir merkezine yaklaşık 25 km uzaklıkta olan Gize Piramitleri antik dünyanın en ünlü yapıları arasında. M.Ö. 2500’lü yıllarda inşa edildikleri düşünülüyor. Buradaki en büyük ve eski piramit Keops. Yaklaşık 20 yılda tamamlandığı tahmin edilen piramidin inşasında 2,3 milyon taş blok kullanıldığı düşünülüyor. Keops Piramidi’nden biraz daha küçük olsa da konumu ve üzerine yerleştirilen taş kaplamalar sayesinde daha büyük hissedilen Kefren Piramidi ise yanında yer alan insan başlı, aslan gövdeli Büyük Gize Sfenks’i heykeliyle göz kamaştırıyor. Buradaki en küçük piramit, Mikerinos. O da tasarımıyla ve incelikle işlenmiş taş kaplamalarıyla dikkat çekiyor.

Kahire yakınlarındaki hazineler

Kahire’ye gelmişken yaklaşık 30 km güneyinde yer alan Sakkara Nekropolü’ne de vakit ayırın. Yaklaşık 3000 yıl boyunca Mısır’ın en önemli mezarlık alanlarından biri olarak kullanılan bu alanda, Mısır’ın ilk firavunlarından Djoser tarafından yaptırılan Basamaklı Piramit’i görebiliyorsunuz.

Basamaklı yapısıyla dikkat çeken yapı daha sonra inşa edilen düz kenarlı piramitlerin öncüsü olarak kabul ediliyor. Firavun Teti’ye ait piramit de burada yer alıyor. Bu yapı ise ölüler dünyasında firavuna rehberlik eden büyüler ve dualardan oluşan Piramit Metinleri ile ünlü. Sakkara’nın yakınındaki Memphis Antik Kenti ise devasa II. Ramses heykeli ve yaklaşık 4 metre uzunluğundaki Sfenks heykeliyle görülmeye değer.

Mısır'ın açık hava müzesi

Mısır gezilerinin olmazsa olmazı Luksor, Mısır’ın ‘açık hava müzesi’ olarak adlandırılıyor. Bir zamanlar Thebes olarak bilinen bu yerleşim, eski Mısır’ın ihtişamının bir kanıtı olarak yüzyıllara meydan okumaya devam ediyor. Dikkate değer bir refah ve kültürel gelişme zamanı olan Yeni Krallık döneminde Mısır’ın başkenti olarak hizmet veren Luksor’da görülmesi gereken başlıca yerler arasında Karnak Tapınağı ve Luksor Tapınağı var. Bu tapınakların heybeti ve iyi korunmuşluğu karşısında adeta diliniz tutuluyor. Tapınakları hava karardığı zaman gezme seçeneğiniz varsa mutlaka değerlendirin. Geceleri düzenlenen ses ve ışık gösterileriyle büyüleyici bir deneyim yaşıyorsunuz.

Luksor’un batı kıyısında yer alan Krallar Vadisi ise Tutankhamun, III. ve II. Ramses, I. Seti gibi önemli firavunların mezarları olmak üzere 60’tan fazla mezar barındırıyor. Fresklerle, hiyerogliflerle süslenmiş bu mezarlar firavunların öteki dünyaya yolculuğunu anlatan sahneleri betimliyor. II. Ramses’in en sevdiği eşi olarak bilinen Nefertari’nin mezarının bulunduğu Kraliçeler vadisinde de firavun eşlerine ve çocuklarına ait mezarlar bulunuyor. Bölgedeki arkeolojik kazılarda bulunan birçok eserin sergilendiği Luksor Müzesi’ne uğramayı da ihmal etmeyin. Luksor’da sabahın erken saatlerinde düzenlenen sıcak hava balonu turları ise ayrı bir hoşluk. Turlara katılarak bu arkeolojik hazineleri kuş bakışı görebiliyorsunuz.

Nil Nehri'nin kıyısındaki Asvan

Mısır’ın tarihi ve dini açıdan en önemli şehirlerinden biri olarak bilinen Asvan, Luksor’dan yaklaşık 220 km uzaklıkta konumlanıyor. Nil Nehri’nin kıyısındaki bu şehir, firavunların zamanından Nubia krallarının saltanatına kadar medeniyetlerin yükselişine ve çöküşüne tanık olarak arkasında zengin bir arkeolojik hazine ve mimari harikalar bırakmış. Burası aynı zamanda Asvan Barajı’nın inşasıyla da tanınıyor. Nil’in taşkınlarını kontrol altına almak ve hidroelektrik enerji sağlamak için 1960-1970 yılları arasında tamamlanan baraj, dünyanın en büyük yapay göllerinden biri olan Nasser Gölü’nü oluşturmuş. İnşaatı Nil Vadisi’nin sular altında kalmasına neden olduğu için burada binlerce yıldır ayakta kalan antik tapınaklar ve arkeolojik alanlar suya gömülme tehlikesiyle karşılaşmış.

UNESCO’nun önderlik ettiği uluslararası bir çalışmayla Abu Simbel ve Philae tapınakları dahil olmak üzere birçok tapınağı daha yüksek bir yere taşımak zorunda kalmışlar. II. Ramses tarafından inşa edilen Abu Simbel Tapınakları Asvan’ın yaklaşık 280 km güneyinde yer alıyor. Buradaki büyük tapınak II. Ramses, küçük tapınak ise eşi Nefertari için yapılmış. Philae Adası’nda yer alan Philae Tapınağı ise tanrıça İsis’e adanmış. Buraya tekne turlarıyla ulaşabiliyorsunuz. Nubia Bölgesi’ne ait sanat eserlerinin, heykellerin ve günlük yaşam objelerinin sergilendiği Nubia Müzesi de Asvan’da ziyaret edebileceğiniz yerler arasında. Mısır’ın diğer şehirlerine göre daha sakin olan Asvan’ın yerel el sanatları, baharatlar ve hediyelik eşyalarla dolu olan çarşısını da gezmeyi unutmayın.

Buraya kadar gelmişken Bitmemiş Dikilitaş’ı da görmenizde fayda var. Kayadan kısmen oyulmuş bu dikilitaş, Asvan’daki granit ocaklarından çıkarılmaya çalışılmış ancak çatladığı için tamamlanamamış. Dikilitaşların nasıl yapıldığı hakkında fikir sahibi olmak için uğrayabilirsiniz.

Çöl manzarası sevenlere

Mısır’da ziyaret edebileceğiniz en gerçek üstü yerlerden biri de Beyaz Çöl Milli Parkı. Özellikle çöl manzaraları seven bir gezginseniz, Büyük Batı Çölü’nün bir parçası olan bu parkı mutlaka görün. Burası Mısır’ın en etkileyici doğal güzelliklerinden biri olarak kabul ediliyor. Rüzgar erozyonuyla şekillenen kireçtaşı oluşumlarıyla ünlü parka giderken geçeceğiniz Siyah Çöl ise zıt rengiyle Beyaz Çöl’ün muhteşem bir kontrastı. Siyah volkanik taşların ve kül kalıntılarının oluşturduğu bu bölge de sürreal manzaralarıyla fotoğrafçılar için tam bir cennet. Çöl safarisi yapmak ilginizi çekiyorsa cip turlarına katılarak en etkileyici noktaları rehber eşliğinde görebiliyorsunuz.

Nil Nehri'nde yelken açmak

Mısır’ı keşfetmenin en keyifli ve konforlu yollarından biri de Nil Nehri sularında yol alan tekneler. Nehir kıyısındaki farklı yerleşimleri keşfetmek için her akşam bavul toplamak zorunda kalmamak, gönül rahatlığıyla karnınızı doyurmak ve saatlerce süren yollarda yorulmamak bu turların artıları. Ancak en güzel tarafı tekneniz sakince akan Nil Nehri’nde süzülürken manzaranın tadını çıkarmak.

Oturduğunuz yerden sağlı sollu geçip giden ağaçları, felluka adlı geleneksel yelkenlileri, köyleri seyretmek bambaşka bir deneyim. Bu turlar genellikle Luksor-Asvan arasında yapılıyor. Tekneler görülmesi gereken yerlerin büyük bir kısmına uğrayarak rehberlerle birlikte bu yerleri gezme olanağı sunuyor. Genellikle turlar 3-7 gün arası sürüyor. Bu turlara katılmak ilginizi çekmese bile en azından geleneksel felluka’larla yapılan gün batımı turlarına katılın. Ahşap gövdeli, üçgen yelkenli bu teknelerle yapılan gün batımı turları Mısır’da yapılan turistik aktiviteler arasında en popüler olanlardan biri.

Kızıldeniz'in turkuaz suları

İpeksi kumlar, her mevsim ideal sıcaklıkta olan berrak bir deniz ve rengarenk bir su altı yaşamına ev sahipliği yapan resifler… Saydıklarım ilginizi çektiyse Şarm El Şeyh’i de görülmesi gereken yerler listenize ekleyiverin. Sina Yarımadası’nın güney ucunda konumlanan Şarm El Şeyh, eskiden küçük bir Bedevi kasabasıyken şimdilerde lüks konaklama seçenekleriyle dünyanın dört bir yanından turistin radarında olan popüler bir tatil beldesi.

Onlarca dalış noktasında rengarenk balıklarla yüzmenin yanında, rüzgar sörfünden çölde ATV turuna, cip safariden Sina Dağı’nın renkli kanyonlarını keşfe, outdoor sporlarına ilgi duyanlar da yapacak birçok şey bulabiliyor burada. Bunca aktivite arasında zamanınız kalırsa St. Catherine Manastırı’nı ziyaret etmeye, Eski Kent’teki baharat çarşısını dolaşmaya ve şık marinalarında dolaşmaya da vakit ayırmayı unutmayın.

Yazar: Ayşe Ece Aktürk

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo