
William Patrick Hitler kimdir? Müttefikler için savaşan Hitler’in yeğeni
Yazan: Michael G Stroud
Hitler soyadı, günümüzde bile birçok farklı duygu ve kanıyı çağrıştırır. Nefret, kötülük, canavarlık ve savaş kışkırtıcılığı bunlardan sadece birkaçıdır. Peki ya vatanseverlik? Daha da özele girecek olursak: Hitler soyadı Müttefiklerin tarafında vatanseverlik duygusunu akla getirebilir mi? Bu yazıya konu olan William Patrick Hitler, baskıcı amcasının öfkesine rağmen kendi yolunu çizmeye karar verdi. Bu karar annesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmesiyle sonuçlandı. William Hitler, ABD’de “Adolf Amca”ya ve Nazi rejimine karşı verilen mücadelede yer aldı.
Aslında William’ın hikâyesi Dublinli olan annesi Bridget Elizabeth Dowling ile başladı. Bridget, 1910’da Dublin’de yapılan bir at gösterisi sırasında Alois Hitler adında genç bir garsonla tanıştı. Bridget’in babasının onaylamadığı dört aylık bir flörtün ardından çift Londra’ya kaçtı. İlişkileri başından beri problemli oldu çünkü Adolf’un üvey kardeşi Alois, Bridget’ten defalarca ayrılmış ve tekrar bir araya gelmişti. Ayrıca Alois’nin Bridget’i istismar ettiğine dair iddialar da vardı. William’ın 12 Mart 1911’de Liverpool’da doğması, fırtınalı bir yaşam sürdüren babasının dengesizliğini yatıştırmaya yetmedi. William’ın ifadesiyle “Kardeşi Adolf Hitler’in diktatör mizacına sahip olan” Alois, 1913’te karısını ve çocuğunu terk edip Almanya’ya döndükten sonra orada başka bir kadınla evlendi. İlerleyen yıllarda William’ın annesi, diğer işlerin yanı sıra Liverpool’daki Olympia Tiyatrosu’nun gişesinde çalışarak, kendisinin ve çocuğunun geçimini sağlamaya uğraşacaktı.

William, Liverpool’daki St. Marcy Koleji ve Middlesex’teki Ashford Koleji’nde geçirdiği süre boyunca muhasebe eğitimi aldı. 17 yaşına geldiğinde annesiyle birlikte Londra’da faaliyet gösteren Benhan&Son adlı şirkette çalışmaya başladı. Hitler soyadını taşıdıkları için Mart 1932’de işten çıkarıldılar. Bu sırada William, Almanya’daki babasıyla yeniden bağlantı kurarak 1928’den itibaren onu defalarca ziyaret etmişti. 1929’daki ziyareti sırasında babası Alois, onu Nazi Partisi’nin Nürnberg Kongresi’ne götürdü ve William burada gelecekte Führer olarak anılacak Adolf Hitler’i ilk kez gördü. Bir yıl sonra, yani 1930’da ikisi arasında yüz yüze bir görüşme gerçekleşti. Samimi davranışlar sergileyen Adolf Hitler, bu görüşme sırasında William’a imzalı bir fotoğraf bile verdi. William, 1931’de Adolf Hitler’in sevgilisi ve ondan hamile olduğu söylenen Geli Raubal’ın şüpheli ölümünün ardından amcasını ziyaret etti. Geli Raubal Adolf’un kız kardeşinin kızıydı. Bu tarihten sonra William, Nazi Partisi ve dönemin Almanya’sı hakkında çok sayıda makale yazarak Hitler adından istifade etmeye çalıştı. Ancak bu durum, makalelerdeki anlatımından rahatsız olan amcası Adolf’un hoşuna gitmedi. Amcası William’ı hemen Almanya’ya çağırdı. Adolf Hitler’in Berlin’deki karargâhına giden William, amcasının bu konuda öfkelendiğini fark etti. Adolf Hitler yeğenine yazdığı hikâyeleri geri çekmesi için talimat verdi.
Amcasıyla ilişkisi bozulan William, İngiltere’ye döndü ancak yukarıda da belirtildiği gibi, soyadı ve Nazi rejimiyle olan bağlantısı yüzünden Mart 1932’de işinden kovuldu. Bu şekilde tanınması William için kötü oldu, çünkü kendisi İngiltere’nin herhangi bir yerinde çalışmaktan men edilir edilmez kara listeye alınmıştı. Para kazanmanın bir yolunu arayan William, nüfuzlu amcasıyla olan ilişkisini Almanya’da bir iş bulmak için kullanabileceğini umarak babası Alois’e ulaştı. Ancak işler William’ın planladığı gibi gitmeyecekti. William, babasıyla Berlin’de kalırken Führer’in o sırada ikamet ettiği yerden bir mektup aldı. Gelen mesaj, William için yıkıcı oldu. Özet olarak ifade etmek gerekirse Hitler, William’la arasında bir ailevi bağlantı veya buna dair bir bilgi olduğunu inkâr ediyordu. Bu da Adolf Hitler’in William’a herhangi bir maddi yardım veya iş sağlamayacağı anlamına geliyordu. William, bu konuda kendisinin değil güçlü kardeşi Adolf Hitler’in tarafında olduğunu açıkça söyleyen babası tarafından derhal İngiltere’ye geri gönderildi.

Soyadını değiştirmediği taktirde İngiltere’de iş bulma imkânı olmayan William, tek çaresinin Adolf Hitler ile ailevi ilişkisini kanıtlamak olduğunu fark etti. Bunu gerçekleştirdiğinde geçimini sağlayacak bir iş bulabilmek için yeterince itibar kazanmış olacaktı. Bu düşünceden hareketle, yaklaşık bir yılını Adolf Hitler’in doğum belgesinin bir kopyası da dahil olmak üzere, bunu kanıtlayacak belgeleri toplayarak geçirdi. Bunu takiben, William Ekim 1933’te yeniden Berlin’e geldi. Bu sırada amcası Adolf Hitler, Başkan Paul von Hindenburg tarafından Reich Şansölyesi olarak atanmıştı.
William, Almanya’da çalışma izni alabilmek için hazırladığı bütün belgeleri Adolf Hitler’in Fırtına Kıtası anlamına gelen “Sturmabteilung” birliklerinin kurmay başkanı olan Ernst Röhm’e teslim etti. (Röhm 1 Temmuz 1934’te Adolf Hitler’in emriyle idam edilecekti.) William’ın bu çabaları ödüllendirildi ve kendisi bir hafta içinde Adolf Hitler’in huzuruna çağrıldı. Adolf, yeğenine karşı o kadar samimi ve nazik davrandı ki, William verdiği belgelerin “Amcasının kalbini yumuşattığını” düşündü! Kısa süre sonra William’ın Almanya’da çalışmasına izin verildi ve Rudolph Hess, William’a “yardımcı” olmak üzere görevlendirildi ancak Hess, bu görevi hemen Bowler olarak anılan bir astına devretti. Adolf Hitler, iş bununcaya kadar ihtiyaçlarını karşılaması için William’a 500 mark bile vermişti.
William 1935’te, Berlin’deki bir bankada kısa bir süre çalıştıktan sonra, amcasının yönetiminden Opel Otomotiv’de çalışmak için onay aldı. Orada önce araba tamircisi ardından otomobil satıcısı olarak çalıştı. Ancak bir yıl içinde amcasıyla tekrar ters düştü ve çalışma izni aniden iptal edildi. Adolf’un iki yaveri aylarca işsiz kalan William’a, araç satmak için Adolf Hitler’in yeğeni olduğunu dillendirmeye devam etmesi halinde tutuklanıp hapse atılacağını söyledi. William, tüm suçlamaları şiddetle reddetti ve işsiz geçen birkaç ayın sonunda çalışma izni nihayet yenilendi. Artık her hareketinin Führer tarafından titizlikle takip edileceği belli olmuştu.

Hitler soyadını taşıyan amca-yeğen arasındaki ilişkinin son kırılma, William’ın 1936’da Adolf Hitler’in huzuruna çağrılıp içeriği açıklanmayan bir kabalık nedeniyle kendisine hesap sorulmasıyla yaşandı. Amcasının at derisinden yapılmış kırbacından çıkan sesler eşliğinde sıraladığı bitmek bilmeyen hakaretleri ve azarlamaları o kadar şiddetliydi ki William bir ara hayatından endişe etti. William’ın babasıyla son görüşmesi de bundan pek farklı değildi. Alois, oğlunun bir an önce Almanya’dan gitmesini istiyordu. Ayrıca amcasının istekleriyle mukayese edildiğinde oğlunun ikinci planda kaldığını ona açıkça belirtti. William kısa süre sonra İngiltere’ye döndü ancak Adolf Hitler’le olan bağlantısı nedeniyle İngiliz silahlı kuvvetlerinde askerlik hizmetine kabul edilmedi. Bunun üzerine annesiyle birlikte Şubat 1939’da SS Normandie gemisine binerek Amerika Birleşik Devletleri’ne doğru yola çıktı. Sahne sanatları için yetenekli kişileri bulmak üzere faaliyet gösteren Morris Ajansı ile yaptığı sözleşme kapsamında ABD’de çalışma vizesi alan William, kısa süre sonra Amerika’da konferans turlarına başladı. Kötü şöhretli amcası Adolf Hitler, Nazi Partisi, partinin kilit aktörleri ve Alman halkının içinde bulunduğu durum hakkında konuşmalar, görüşmeler ve söyleşiler gerçekleştirdi. Bu faaliyetleri farklı seviyelerde başarılı oldu.
ABD’ye gelişinden kısa bir süre sonra, başında J. Edgar Hoover’ın bulunduğu Federal Soruşturma Bürosu (FBI), özellikle de amcasının Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etmesinin ardından, William ve annesiyle aktif olarak ilgilenmeye başladı. Bu ilgi, William’ın 3 Mart 1942’de Başkan Franklin D. Roosevelt’e ABD silahlı kuvvetlerine katılmasına izin verilmesi için doğrudan müdahale etmesini isteyen bir mektup yazmasıyla daha da arttı. William mektubunda kısmen şöyle diyordu: “Sayın Başkan, bugün benim için, Amerikan halkını yokluktan kurtaran size hizmet etmeme izin verilmesinden daha büyük bir onur ve siyasi tarihte acı çeken insanlığın en büyük kurtarıcısı olarak gelecekte taşıyacağınız unvanın oluşturulmasına küçük bir katkıda bulunmaktan daha büyük bir ayrıcalık olamaz.” Hoover’ın yönettiği FBI, hem William’ın hem de annesinin görüştüğü kişileri sorguladı ve hatta 1 Nisan 1942’de kendisiyle de yüz yüze bir görüşme yaptı. Yürütülen bu çalışmalar sonunda FBI, William’ın Nazi rejimine karşı yürütülen savaşta Amerika Birleşik Devletleri’ni destekleme konusundaki samimiyetinde şüphe yaratan bir durum tespit edemedi. İlk başta ABD Ordusu’na girişi reddedilmiş olsa da Başkan’a yaptığı başvuru ve ardından FBI ajanları tarafından yürütülen soruşturma, William’ın ABD silahlı kuvvetlerine kabulünün önündeki engelleri ortadan kaldırdı. İngiltere doğumlu, siyah saçlı, mavi gözlü William Patrick Hitler nihayet 7 Mart 1944’te, New York’ta ABD Donanması’na kabul edildi.
William, üç yıl eczacı yardımcısı olarak Donanma’da görev yaptı ve 1947’de terhis olurken kendisine Mor Kalp madalyası verildi. Sivil hayata döndüğünde, Hitler soyadından uzaklaşmak için bunu Stuart-Houston olarak değiştirdi. William, bir süre sonra Phyllis Jean-Jacques ile evlendi. William karısıyla beraber dört çocuk büyüttüğü New York Long Island’da Brookhaven Laboratuvarları’nı işletti. İlginç bir şekilde, dört çocuktan hiçbiri kendi ailesini kurmadı. Bu davranışın William’ın çocukları arasında Hitler soyunu sona erdirmek için yapılan bir anlaşmadan kaynaklandığı yönünde bir söylenti ortaya çıktı. Ancak bunu destekleyecek hiçbir belge veya kanıt bugüne kadar bulunamadı. William 14 Temmuz 1987’de öldü ve New York, Coram’da yatan annesi Bridget’in yanına gömüldü. Yayımlanan FBI raporu, Hitler soyadıyla Amerika’ya gelen anne ve çocuğunun ilginç hikâyesine uygun bir son hitabe oldu.
William Patrick Stuart-Houston hakkında çok şey söylenebilir. Örneğin “Kolay yolu arayan bir fırsatçıydı ve güçlü amcası onu dışlayınca maddi kazanç elde etmek için başka yollar aramak zorunda kalmıştı.” demek mümkündür. Bununla birlikte, William’ın özgürlük davası kapsamında bir vatansever olduğu ve zalim amcasına karşı verilen mücadeleye katılmak için tüm zorluklara rağmen gönüllü olarak çabaladığı da dile getirilebilir. Birçok ailede olduğu gibi, Hitler ailesinde de en hafif tabirle karmaşık ilişkiler vardı. Ancak William, II. Dünya Savaşı’nın “büyük özgürlük mücadelesi”nde “arkadaşları ve dostları tarafından kabul görme” arayışına girerek diktatör amcasından ve kötü kalpli babasından kopmak suretiyle kendi yolunu çizmişti.
All images © Alamy, Getty
Benzer Haberler

Colenso Muharebesi nedir? 1899 Boer Savaşı'nın en kanlı hezimeti

Prokhorovka Muharebesi ve 252.2 numaralı tepe için yapılan çatışmalar

Kursk Hava Muharebesi’nde ne oldu? Sovyetlerin Luftwaffe’ye karşı önleyici saldırısı









