
Zamanın ötesinde bir buluşma Roma'da mitlerin ışıltısı
Hazırlayan: Gökçe Ateş Kantarcı
Roma’da bulunan İtalya’nın en eski, dünyanın da halka açık ilk müzesi olarak kabul edilen Capitoline’nin Palazzo Nuovo binası, 14 Kasım 2025’te kapılarını bambaşka bir hikaye için araladı. 15 Mart 2026’ya kadar ‘Cartier & Myths at the Capitoline Museums’ adlı geçici sergiye ilk kez ev sahipliği yapan müze, müthiş bir görsel şölen sunuyor. Çoğunluğu Cartier koleksiyonundan miras gelen Maison Cartier kreasyonları, Palazzo Nuovo Müzesi seçkisinin özünü oluşturan Kardinal Alessandro Albani’nin koleksiyonundaki mermer heykeller ve Capitoline Müze Müdürlüğü’nün yanı sıra prestijli İtalyan ve uluslararası kurumlar ile kişisel özel koleksiyonlardan seçilen değerli mücevherlerle diyalog halinde olacak.

Yaratıcı ekiplerin buluşması
Mücevher tarihçisi Bianca Cappello, arkeolog Stéphane Verger ve Capitoline Müze Müdürü Claudio Parisi Presicce tarafından küratörlüğünü üstlenilen; Roma Capitale, Kültür Bakanlığı, Capitoline Kültür Mirası Müze Müdürlüğü tarafından desteklenen sergi, Maison Cartier iş birliği ve Zètema Progetto Cultura’nın desteği ile düzenleniyor. Serginin tasarımı Sylvain Roca tarafından yapılmış, duayen Dante Ferretti’nin olağanüstü yaratıcı katkıları da görülüyor.
İlham veren efsaneler
1847’deki kuruluşundan bu yana Maison, antik Yunan ve Roma süsleme dilinden ilham alarak, mitolojiyi yaratıcı dilinin merkezine oturtuyor. Dönemin estetik ve sembolik repertuarını inceleyip ondan ilham alıp yeniden yorumluyor ve binlerce yıllık motifleri, benzersiz, modern bir karaktere sahip mücevherlere dönüştürüyor.
Maison’un antik motiflere getirdiği yorum zamanla değişiyor ve Cartier tasarımcıları, 19. yüzyılın büyük kuyumcularının uyguladığı gibi gerçek antik modellerin taklidinden yavaş yavaş uzaklaşarak, daha imalı ve stilistik olarak modernize edilmiş formlar geliştirmeye başlıyor. Bu yeni tasarımlarda mitler daha ince bir şekilde ortaya çıkıyor ve aynı zamanda Greko-Romen antik çağının modern bilim adamlarının öğrettiklerine daha sadık kalınıyor. Bir yandan mücevherler, insanları tanrılara yaklaştırarak sosyal prestijin bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor.
Tanrıçalar ve ikonik tasarımlar Sergi, Maison Cartier’nin estetik ve biçimsel evrenini keşfetmek için büyüleyici bir yolculuk sunuyor. Klasik antik çağın en ikonik kreasyonlara nasıl ilham verdiğini araştırıyor; entelektüel ve kültürel atmosferleri yeniden inşa ediyor, 19. ve 20. yüzyıllarda Yunanistan ve Roma ile bağlantılı imgelerin evrimini çağrıştırıyor. Cartier ile İtalya ve özellikle Roma arasındaki derin bağa özel bir önem veriyor. Cartier koleksiyonlarındaki klasik Greko-Romen repertuarının kullanımı ve klasik antik çağın yeni bir anlayışının olgunlaştığı, 20. yüzyılın ilk yarısındaki dönüşümleri vurguluyor. Serginin bir bölümü, Roma dönemine atıfta bulunarak mücevher yapım teknikleri ve süreçlerine ayrılmış. Bir yandan tarihi boyunca Cartier imgelerini besleyen mitolojik ilham kaynakları keşfe çıkılıyor; Maison’un kreasyonları Palazzo Nuovo’nun Afrodit ve Dionysos, Apollon ve Herakles, Zeus ve Demeter gibi antik tanrıları ile karşılaştırılıyor. Ve ziyaretçilere, ilham alınan müze eserleri eşliğinde çok yönlü bir deneyim sunuluyor.

Mathilde Laurent dokunuşu...
Görsel-işitsel unsurlarla zenginleştirilmiş sürükleyici bir deneyim olarak tasarlanan sergi, Maison Cartier’nin parfümörü Mathilde Laurent tarafından yaratılan koku sergileri ile ilk kez mitleri, kokuların ardındaki gizemlerle buluşturdu. Laurent’ın seçtiği üç özel Cartier parfümüyle etkileyici bir hikaye anlatıyor. İlki ‘Aphrodite & Eros: The Perfume of Aphrodite’ bölümünde Afrodit’in gül kokan bedeninden ilhamla Cartier ‘Les Epures de Parfum; Pure Rose’ olarak ziyaretçileri karşılıyor. Ardından ‘Hephaestus: Transforming Metal into Art’ ile ateşin ve dönüşüm sanatının ustası zanaatkar tanrı Hephaestus’tan ilhamla parfümün ve mücevherciliğin kökenlerine saygı duruşunda bulunan Cartier ‘La Treizième Heure’ geliyor. ‘Dionysos: the Exotic Charm of the Fragrant Panther’ olarak adlandırılan son bölümde ise Cartier ‘La Panthère Parfum’e bir saygı duruşunda bulunuyor. Cartier parfümleri, mücevhercilik vizyonuyla, markanın DNA’sına uygun derin bir yaklaşımla, mücevherlerle aynı şekilde yaratılıyor. Ve mücevherlerini de zanaatkarlık becerisini kullanarak doğadan aldığı ilhamla güzel ve sonsuz bir esere dönüştürüyor. Parfümler ve mücevherler, kişinin kendini öne çıkarmak için giyindiği bir tür güç; Cartier parfümleri de Maison için adeta görünmez birer mücevher olarak ele alınıyor. Mathilde’nin Cartier parfüm vizyonu, Maison’un tarihini, parfüm sanatının tarihi ile birleştirerek bunu zaman ve toplumla ilişkilendirmekten, parfümün dünya tarihindeki rolünü anlamaktan geçiyor. Bu yüzden bugüne kadar hayata geçirdiği her projede sanatsal yaklaşımıyla Mathilde, izleyicileri kokuyu bir sanat formu olarak algılamaya davet ediyor.
Benzer Haberler

Ebru Yücebaşoğlu & Themis Zouganeli’den İstanbul’da Özel Pop-Up: Akdeniz zarafeti şehre taşındı

4. Yılında yaratıcılığı kutlayan Sofralar Sergisi

Gazeteci, Yapımcı ve Yazar Aslıgül Atasağun: “Dinlediğim her hikâye, benim için dönüştürücü oldu”









