Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
History Of War

Antakya Kuşatması: Birinci Haçlı Seferi’nde açlık, ihanet ve “Kutsal Mızrak” mucizesi

İçeriği Paylaş

1097–1098 yılları arasında gerçekleşen Antakya Kuşatması, Birinci Haçlı Seferi’nin en kritik dönüm noktalarından biri oldu. Açlık, ihanet ve dini mucize iddialarıyla şekillenen bu uzun kuşatma, Haçlı ordularının Kudüs yolunu açarken tarihe geçen dramatik olaylara sahne oldu.

1096 yılında başlayan Birinci Haçlı Seferi’nin orduları Kudüs’ü Fatımi Müslümanlarından geri almak için binlerce kilometre yol kat etti. 1097 yılına gelindiğinde, özellikle Anadolu’da çok sayıda Haçlı askeri hayatını kaybetmiş, ancak çok geçmeden Filistin’e giden yol görünmüştü. Haçlılar Kudüs’e ulaşabilmek için, Anadolu ile bugünkü Suriye sınırı yakınında bulunan stratejik bir konuma sahip Antakya’yı geçmek zorundaydı.

Antakya bir zamanlar Roma ve Hristiyan dünyasının en büyük şehirlerinden biriydi. Şehrin devasa surları büyük Bizans imparatoru I. Justinianus tarafından inşa ettirilmişti. Uzun bir geçmişi olan bu şehri Selçuklu Müslümanları ancak 1085 yılında ele geçirebilmişlerdi.

Dağlık bir bölgede bulunan şehir, Asi Vadisi’nin kıyısında inşa edilmiş ancak kalesi, şehrin surları içinde kalan bir dağın üzerine oturtulmuştu. Asi Nehri boyunca uzanan ve bir dağ sırtına doğru kıvrılarak uzun yaylar çizerek devam eden surlar oldukça güçlüydü ve üzerlerinde birçok kule bulunuyordu. Yapılacak kuşatma Hristiyan savaşçıların dayanıklılık sınırını zorlayacaktı.

Godfrey de Bouillon, Tarantolu Bohemund ve Toulouse kontu IV. Raymond’un önderlik ettiği Kutsal Mızrak Aziz Petrus Katedrali’nin altında “bulundu” Haçlı orduları 27 Ekim 1097’de şehre vardı. Ancak müteakip hamlenin nasıl yapılacağı konusunda anlaşmazlığa düştüler. Raymond cepheden ve hemen saldırma fikrini savunurken, Godfrey ve Bohemund kuşatmayı tercih ediyordu. İkinci fikrin galip gelmesi üzerine şehir zayıf bir şekilde kuşatıldı.

Haçlıların Antakya’yı tamamen kuşatacak kadar askerleri yoktu. Ayrıca şehrin valisi Yağı-Sayan güney ve doğu kapılarından içeriye yiyecek sokabiliyordu. Böylelikle kuşatılanlar kuşatanlardan daha iyi koşullarda yaşıyorlardı.

Kasım ayında Bohemund’un yeğeni Tancred liderliğindeki bir ordu Haçlıları takviye etti. Ancak bu yeni gelenler zaten az olan erzakı daha da azaltınca kuşatmacılar açlıkla karşı karşıya kaldı. Aralık ayının sonunda durum ciddileşmeye başladı. Bohemund erzak toplamak için büyük bir kuvvetle yola çıkıp uzaklaşınca Müslümanlara iki kez saldırı şansı verdi. Hem Yağı-Sayan hem de Şam’dan Antakya’yı kurtarmak için yürüyen bir ordu bu saldırıya katıldı. Saldırılar püskürtülse de ikmal malzemelerinin durumu ciddiyetini korudu.

1098’in Ocak ayı boyunca kuşatmacılar açlıktan kırıldı ve Haçlılar firar etmeye başladı. Şubat ayında Halepli Rıdvan komutasındaki bir başka Müslüman ordusu şehri kurtarmaya çalıştı ama o da yenildi. Mart ayında yeni erzak ve takviyelerle iyileşen koşullar sayesinde Antakya’nın tamamen kuşatılması mümkün oldu. Ancak ilkbaharda Musul Emiri Kürboğa komutasındaki 75.000 kişilik büyük bir yardım ordusunun yola çıktığı öğrenildi.

Bohemund, şehri savunan kuvvetin içinde bulunan Firuz adlı bir Ermeni yüzbaşıya garnizona ihanet etmesi ve Haçlıların içeri girmesine müsaade etmesi için rüşvet verdi. Firuz, 2 Haziran günü 60 şövalyeyi bir merdivenden korumasız durumdaki kuleye çıkardı. Aziz George Kapısı açıldığında, Haçlılar içeri akın ederek Müslüman ahaliyi katletti. Yine de kale bir süre daha Selçukluların elinde kaldı. İki gün sonra Kürboğa gelip kalede bulunan muzaffer Hristiyanları yoğun şekilde kuşattı.

Neredeyse hiç erzakları kalmamış olan Haçlılar için durum artık vahim bir hal almıştı. Buna rağmen, şehrin katedralinde Kutsal Mızrağın “bulunması” Hristiyanların morallerini yükseltti. Haçlılar bunun üzerine kaleden çıkıp Kürboğa’nın ordusuyla kafa kafaya çarpışmaya karar verdiler. 28 Haziran günü Haçlılar mızrağı iyi bir muharebe düzeni içinde şehrin dışına çıkardılar ve dağılan Müslüman ordusu Haçlılar karşısında çökmeye başladı. Şam emiri şehri terk edince Müslüman kuvvetleri dağıldı ve Haçlılar birçok askeri öldürdü. Kalenin derhal teslim olmasıyla sekiz ay süren ve binlerce insanın hayatına mal olan kuşatma nihayet sona erdi. Artık Kudüs’e doğru yürüyüş gecikmeli olarak devam edebilirdi.

Kutsal Mızrağın "Bulunması"

Antakya’da bir hristiyan kutsal emanetin bulunması ya bir mucize ya da bir sahtecilikti, ancak her ne olursa olsun bu olayın zor durumdaki Haçlılara büyük bir cesaret verdiğine kuşku yoktur.

1098’in Haziran ayına gelindiğinde, Antakya’daki Haçlılar en düşük moral seviyesinde ve yeni bir Müslüman ordusu tarafından ezilmenin eşiğindeydiler. Ancak 10 Haziran günü Peter Bartholomew adında kötü şöhretli bir rahip, Toulouselu Raymond ve Piskopos Adhemar’ın huzuruna çıkarak tuhaf bir iddia ortaya attı. Buna göre, Aziz Andrew Peter Bartholomew’e görünmüş ve Kutsal Mızrak’ın (Çarmıha Gerilme sırasında İsa’nın böğrünü delen mızrak) Antakya’daki Aziz Petrus Katedrali’nde gömülü olduğunu bildirmişti. Piskopos Adhemar duyduklarına şüpheyle yaklaşsa da bu söylenti yayıldı ve kısa süre sonra daha saygın bir rahip de benzer şeyin kendisine de bildirildiğini iddia etti. Adhemar bu diğer rahibe inandı ve 15 Haziran’da Raymond ve Bartholomew’un da aralarında bulunduğu bir grup katedrale girerek saatlerce kazı yaptı. Raymond pes edip ayrıldıktan sonra, Bartholomew bir çukura atladı ve mızrağı bulduğunu haykırdı.

Kutsal Mızrak’ın “bulunduğu” haberi hızla yayıldı ve Adhemar hâlâ Bartholomew’un bir sahtekâr olduğunu düşünse de bunu gizli tuttu. Mızrağın ortaya çıkması Haçlıların moralini önemli ölçüde yükseltmişti. Artık ruhen güçlenmiş olan Haçlılar 28 Haziran’da mızrağı havaya kaldırarak yürümeye başladılar ve Emir Kürboğa komutasındaki sayıca üstün Müslüman kuvvetini her şeye rağmen ezip geçtiler. Kutsal Mızrak’ın “bulunmasının” ardından oluşan etki sonucunda Haçlılar arasında dini azizleri gördüğünü söyleyen kişi sayısı da artmış gibiydi. Zira pek çok kişi muharebe sırasında Aziz George, Demetrius ve Maurice’in kendilerine önderlik ettiğini iddia etti. Kutsal Mızrak’ın gerçekliği ne olursa olsun, “Antakya Mucizesi” Haçlı zaferinin kazanılmasında önemli katkı sağlamıştır.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo