
Aslan yürekli Richard ve Üçüncü Haçlı Seferi
Üçüncü Haçlı Seferi sırasında koşullar nasıldı ve ne tür bir teşkilatlanma yapıldı?
Şehri Latin Batı adına elinde tutan Kudüs Krallığı ordusu 1187 yılında yapılan Hıttin Muharebesi’nde yok edildi. Bu büyük bir şoktu ve yeni bir Haçlı Seferi çağrısı yapıldı ancak bunun organize edilmesi uzun zaman aldı. Çünkü İngiltere ve Fransa kralları birbirlerinin azılı rakipleriydi. Bu yüzden Richard’ın yola çıkmadan önce Fransız rakibiyle görüşerek bazı işleri yoluna koyması gerekiyordu. Bu bir anlamda “klasik Haçlı Seferleri” olarak tanımlanabilecek faaliyetlerin sonuncusudur. Birinci Haçlı Seferi doğrudan Kudüs’ü hedefleyen bir ilerlemeydi ve 12. yüzyılda bunu takip eden seferler için şablon oluşturdu.
Çağdaşlarıyla kıyaslandığında sizce Richard'ı bir asker ve general olarak ayıran özellikler nelerdir?
Çağdaşları Richard’dan etkilendi çünkü kendisi orduya cephenin en önünde liderlik ediyordu. Richard bizzat savaşıyordu ve seçkinler arasında kişisel ilişkilerin önemli olduğu bir çağda, savunduğu davalar için hayatını riske atmaya hazır bir adamdı. Sergilediği bu davranışlar ona saygı duyulmasını sağladı. Ayrıca, her zaman kazanan çok zeki bir askerdi. Keza, lojistik konusunda da yetenekliydi, ordularının nasıl besleneceği ve hareket edeceği konusunda dikkatlice düşünürdü. Bu yaklaşımı, ordularının yüksek bir morale ve güce sahip olmasını sağlıyordu. Olağanüstü bir askerdi.
Richard’ın ordusu sadece İngilizlerden mi oluşuyordu yoksa Fransız topraklarından ve başka yerlerden gelen askerler var mıydı?
Ordu sadece İngilizlerden oluşmuyordu. Haçlı Seferi İngiltere’de hiç anlatılmamıştı ama Richard’ın Fransa’daki topraklarında anlatılmış olabilir. Ordusunun çoğu paralı askerlerden oluşuyordu. Akka Kuşatması sırasında “para ödeyen” adamlar hakkında çok şey duyduk. Görünüşe göre Richard gönüllülere bel bağlamak yerine profesyonel paralı askerleri kullanmayı tercih etmiştir. Bu da nispeten küçük olan ordusunun çok etkili olmasını sağladı. Ordunun vurucu gücünü süvariler teşkil ediyor ve piyadeler de onlara koruma sağlıyordu. O dönemde paralı askerler büyük çoğunlukla günümüzde ağırlıklı olarak Hollanda ile Belçika topraklarını kapsayan ve Alçak Ülkeler adı verilen bölgeden geliyordu. Ancak Richard’ın Kuzey İspanya’nın yanı sıra Fransa ve İngiltere’den de askerleri olduğuna şüphe yoktu. Dolayısıyla bu çok uluslu bir orduydu.

Richard’ın Kıbrıs'ı fethi Haçlı Seferleri açısından ne kadar önemliydi ve adanın hükümdarını yenmek için hangi yöntemleri kullandı?
Richard’ın donanması Doğu Akdeniz’e yaklaşırken dağılmıştı. Kıbrıs, daha önce despot Bizans valisi tarafından ele geçirilmişti. Richard karaya çıktığında, ilk başta valiyle ilişkilerinde makul davrandı ancak daha sonra ona saldırdı. Lefkoşa yakınlarında yapılan muharebede valiyi yendi ve onu esir aldı. Richard’ın ordusu çok profesyoneldi, Kıbrıs’taki Yunan ordusu ise oldukça küçüktü. Söylendiğine göre vali teslim olurken Richard’dan kendisini demir zincire vurmamasını istemişti. Richard kabul etmiş ve valiyi demir yerine gümüş zincirlerle bağlamıştı. Gerçek şudur ki Richard çok kurnaz bir insandı ve her ne kadar kanıtlanmamış olsa da Kıbrıs muhtemelen her zaman onun hedefindeydi.
Akka Kuşatması sırasında Richard'ın rolü neydi?
Richard’ın rolü Fransa Kralı II. Philip’le eşit seviyedeydi. Ancak II. Philip taarruzi açıdan çok yetenekliydi ama Richard onu gölgede bıraktı. Şehrin düşmesinden sonraki bir aşamada, şövalyelere ödeme yapma sorunu ortaya çıktı ve Richard her adam için iki kat daha fazla ödeme yapmayı teklif etti. İkisi arasında büyük bir kişisel sürtüşme vardı. Kuşatma sırasında İngilizler ve Fransızlar tarafından teşkil edilen iki büyük birliğin yanı sıra İtalyanlar ve Almanlar da dâhil olmak üzere onlarca farklı birlik, general seviyesindeki en başarılı kişinin otoritesini kabule yöneldi. Richard askerî lider olduğu için II. Philip kendisini gölgede bırakılmış buldu ve kuşatmanın sonunda Fransa’ya döndü. Bu da Richard’ı başka rakibi olmayan tek komutan haline getirdi. Fransız ve Alman askerlerinin çoğu Richard’a gücenmişti ama onlara başka kim liderlik edecekti? O tartışmasız tek kraldı ve çok iyi bir askerdi.
Zamanın acımasız koşulları içinde değerlendirilse bile, Richard'ın Akka Kuşatmasından sonra müslüman tutsakları katletmesi ne ölçüde savaş suçu olarak görülebilir?
Akka, Selahaddin Eyyubi’nin ‘in kabul ettiği şartlara göre, kadın ve çocuklar da dâhil olmak üzere yaklaşık 4.000 kişilik garnizon için fidye ödenmesi şartıyla teslim olmuştu. Bu insanlar Eyyubi’nin sözünü tutacağına güvenerek teslim olmuşlardı. Ancak Selahaddin Eyyubi, Richard’ın yakında Filistin’e yürüyeceğini ve ayrıca zamanın kendi lehine olduğunu da biliyordu. II. Philip’in bölgeden ayrılması bu açıdan önemli bir işaretti. Fakat Selahaddin Eyyubi rehineleri Richard’ın ordusunun ilerlemesini geciktirmek, Haçlıları Akka’da tutmak Hristiyan askerler arasında hoşnutsuzluk yaratmak ve hatta onların firar etmesi sağlamak için kullandı. Richard bunu fark ederek bir ültimatom verdiyse de Selahaddin Eyyubi bunu dikkate almadı. Bunun üzerine Richard kaledeki garnizonu çıkararak Selahaddin Eyyubi ve ordusunun gözleri önünde katletti. Kuşkusuz ikisi de eşit derecede suçluydu ama Selahaddin Eyyubi kendi halkının hayatıyla oynadığının bilincindeydi.
Arsuf Muharebesi hangi koşullar altında yapıldı ve bu muharebe ne kadar önemliydi?
Richard Akka’dan sonra piyadelerin koruma sağladığı üç süvari birliğinden oluşan bir kol halinde yürüyüşe geçti. Bu bir muharebe yürüyüşüydü. Bununla birlikte, aynı zamanda bir de filo vardı, buyüzden güneye doğru ilerlerken piyadeler rotasyona tabi tutuldu. Piyadeler gemilerin su tedarik ettiği deniz kıyısına yakın oldukları için dinlenebiliyorlardı. Richard bir koçbaşı gibi kıyı boyunca ilerledi. Selahaddin Eyyubi’nin stratejisi, Haçlı birliklerinin yanaşık düzenini bozmak amacıyla bunların arkadan yürüyen bölümünü taciz etmekti. Arsuf’ta çatışmaya girmek zorundaydı çünkü Richard Kudüs’e rahatsız edici derecede yaklaşıyordu ve kıyıda yer alan ova orada daralıyordu. Arsuf, Selahaddin Eyyubi’nin ordusunun manevra yapabileceği ve alışkın olduğu tarzda savaşabileceği son büyük alandı. Bu muharebe iki taraf için de kader anıydı. Eğer Richard yenilseydi, Haçlı Seferi hemen sona erecekti. Selahaddin Eyyubi yenilseydi, Haçlı Seferi’nin Kudüs’e ulaşması mümkün olacaktı. Bilindiği gibi, Richard galip geldi ama Selahaddin Eyyubi geri çekilmeyi başardı. Ancak Selahaddin Eyyubi bir daha asla Richard’a açıkça meydan okumadı.
Richard’ın ordusundaki sıradan askerler için koşullar nasıldı?
Koşullar tek kelimeyle berbattı. Akka Kuşatması 1189’dan beri devam ediyordu. Askerler şehrin etrafındaki müstahkem bir ordugâhta hastalıktan, sıcaktan ve bir sonraki öğünlerinin nereden geleceğini bilmemekten muzdariptiler. Askerler kıyıya yakın kalan Batı gemilerine bağımlıydı. Hareket ettiklerinde Eyyubi’nin ordusu onları sürekli taciz ediyordu. Eyyubi’nin şahsi karargâhında görevli kişilerden biri, Richard’ın ordusundaki arbaletçilerin ve piyadelerin 10-12 ok saplanmış halde güneye yürüdüklerini gördüğünü söyler. Kayıplar muhtemelen çok yüksekti ama elimizde rakamlar yok.
Richard’ın Kudüs'ü ele geçirmesini engelleyen neydi?
Richard bunu yapmaya hevesli değildi, çünkü Kudüs’ü ele geçirse bile orayı kimin kontrol edeceğini biliyordu. Ona danışmanlık yapan Hospitalye ve Templar şövalyeleri de bir çözüm bulamadılar. Bu yüzden Richard biraz gönülsüzdü ve şüphe içindeydi. Sonunda büyük tartışmalar yaşandı ve Richard karar vermek için bir komite kurulmasını önerdi. Bütün adamları bu komitede yer alacaktı. Beklendiği gibi, komite Kudüs’e yürümenin riskli olduğuna karar verdi. Şehir denizden oldukça içerdeydi ve bu yüzden Eyyubi’nin bölgede olduğu bir sırada Kudüs’e taarruz etmek çok tehlikeliydi. Richard Eyyubi’yi siyasi bir anlaşmaya zorlamak istiyordu. Ancak bir sorun vardı: Orduyu bir arada tutan tek şey Kudüs’tü ve Richard’ın isteksizliği sürtüşmelere neden oldu.
Haçlı Seferinin lider kadrosu daha fazla birlik içinde olsaydı Kudüs'ü alabilirler miydi?
Evet, daha fazla beraberlik olsaydı galip gelme şansları yüksekti. Ancak bunun için Richard’ın orada olmaması gerekirdi. İnsanlar bu Haçlı Seferi’nden sanki felakete uğraması kaçınılmaz bir faaliyetmiş gibi bahsetme eğiliminde ama öyle değildi. Tüm fetihler o dönemde siyasi bir tabana dayanmalıydı, Kudüs Krallığı’nın siyasi tabanı yerleşimciler ve büyük bir Hristiyan nüfustu. İnsanlar Orta Doğu’nun o dönemde hâlâ büyük ölçüde Hıristiyan bir bölge olduğunu unutuyor. Bu nedenle aslında gördüğünüz şey biri Müslüman ve diğeri Latin Hristiyan olmak üzere Filistin için savaşan iki elit taraftır. İşte çarpışmanın temelinde bu vardır.
Richard’ın Akka Kuşatması sonrasında binlerce Müslüman esiri katletmesi askerî kariyerinde tartışmalı bir lekedir.












