
Bizans donanmasının dramı
İmparator Justinianus döneminde gerçekleştirilen fetihler sayesinde imparatorluğun batı yarısının çöküşünden sonra kaybedilen geniş topraklar geri alındı. Ancak bu topraklar ve Bizans İmparatorluğu’nun geri kalan bölgeleri üzerindeki kontrol, lejyonerler gibi askerlerden oluşan kara birliklerinin yollara hâkim olmalarıyla sağlanamaz hale gelmişti. Özellikle altıncı yüzyıldan sonra, imparatorluk başkenti Konstantinopolis gücünü denizdeki üstünlüğü aracılığıyla kullanmak zorunda kalmıştır. Bizans toprakları imparatorluğun büyük bir kısmında iç kesimlere kadar uzanmıyor olsa da, kıyıdaki topraklarına hızla askerî destek ve malzeme getirebilmeleri Bizanslılara büyük bir avantaj sağlıyordu.
Bizans donanmasının genel olarak düşmanlarından daha iyi olmasının en önemli nedenlerinden biri, dromon adı verilen yeni tip kadırgaların kullanılmaya başlanmasıydı. Başlangıçta bunlar, Roma İmparatorluğu’nun zirvesinde olduğu zamanlarda kullanılan ve o dönemde en iyi savaş gemileri olan liburna türü gemilere benziyorlardı. Dromonları diğerlerinden ayıran şey, savaşta daha hızlı olmalarını sağlayan birkaç teknolojik yeniliği bünyelerinde barındırmalarıydı.
Gövde tasarımının değiştirilmesi, kare yelkenlerin yerine üçgen şeklinde (lateen) yelken takılması, kapalı güvertenin daha çok askerin savaşmasını sağlayacak şekilde genişletilerek altına bir sıra daha kürek eklenmesi, geleneksel koçbaşı yerine mahmuz kullanılması, özellikle sakin sularda gemilerin manevra kabiliyetini ve hızını artıran gelişmelerdi.
Üstün kabiliyetli dromon kadırgalarının kullanılmasına rağmen yedinci yüzyılda Bizanslılar için durum dramatik bir şekilde değişti. İslam’ın yükselişi, imparatorluğun deniz üzerindeki kontrolüne meydan okuyan güçlü yeni düşmanlar yarattı. Arap fetihleri yalnızca Batı Akdeniz’in eski iç bölgelerinin çoğunu ele geçirmekle kalmadı, aynı zamanda Mısır ve Suriye’nin Müslüman valileri de kendi filolarını inşa etmeye başladı. Araplar savaş kadırgalarını inşa ederken mümkün olduğunca Bizanslıların kullandığı teknoloji ve yöntemleri benimsediler.
Ancak özellikle başlangıçta Arap gemileri imparatorluk dromon kadırgalarından daha büyük, daha ağır ve dolayısıyla daha yavaştı. Araplar deniz savaşında yeni olmalarına rağmen bu işi çabuk öğrendiler ve 655 yılında İmparator II. Konstans’ın donanmasını Anadolu’nun güney kıyısı yakınlarında ezmeyi başardılar. Bizanslıların şansına, Halife Osman ertesi yıl öldürüldü ve bu da Bizanslılara deniz kuvvetlerini yeniden inşa etmek ve durumu yeniden değerlendirmek için zaman kazandırdı. Ancak, yeni Emevi Halifesi Muaviye savaşı Konstantinopolis’in kapılarına kadar götürmeye hazır olduğu için bu nefeslenme süresi kısa sürdü.
673 yılına gelindiğinde Arap filoları Bizans başkentine ulaşmış ve bunu izleyen birkaç yıl boyunca sürecek olan kuşatmayı başlatmışlardı. Ancak, Bizanslılar bu süre zarfında gidişatı kendi lehlerine çevirecek yangın çıkarıcı bir silah geliştirdiler. İmparatorluk donanması, yıkıcı bir etki yaratmak için 677 yılında dromonlara monte edilmiş alev makinesi tarzındaki borulardan “Grek Ateşi”ni püskürtmeye başladı. Arap kuvvetleri daha önce hiç böyle bir silahla karşılaşmadıkları için gemilerinin ve denizcilerinin alevler içinde yanışını dehşet içinde izlediler. Her ne kadar büyük şehirlerinin etrafındaki kuşatmayı püskürtmüş olsalar da Bizanslılar karşı taarruza geçecek durumda değillerdi.
Araplara taarruz etmek yerine, Bizans İmparatorluğu Kuzey Afrika ve Güney İtalya gibi diğer bölgelerdeki topraklarını korumak için savaştı. Bir süre sonra 717’de, bir başka Emevi Halifesi, Süleyman bin Abdülmelik, Konstantinopolis’e yeni bir saldırı başlatmaya hazır olduğunu hissetti. Ancak bu girişim sırasında da “Grek Ateşi” denizde üstesinden gelinemeyecek kadar güçlü bir silah olduğunu bir kez daha kanıtladı. Orduları hastalık, açlık ve sert kış koşulları nedeniyle bitap düşen Araplar, ellerinde kalan az sayıdaki askerle geri çekilmek zorunda kaldılar.
Emevi Halifeliği yıkılıp yerine Abbasiler geçtikten sonra, yeni halifelik odak noktasını doğuda seçti. Bu da Bizanslıların Akdeniz’deki üstünlüklerini geri kazanmalarına 8. ve 9. yüzyıllarda kısa bir süre için olanak sağladı. Ancak, çok sayıda Arap korsan ve İspanya’daki Endülüs’ten Bizanslılara yönelik yeni tehditlerle birlikte Abbasiler de sonunda batıya yöneldi.
Bizanslılar 941 yılında büyük bir Rus donanmasını yok etmek için “Grek Ateşi” kullandıktan sonra, imparatorluk yüzyılın geri kalan bölümünde Doğu Akdeniz’e hâkim oldu. Ancak bu hâkimiyet, donanmanın harap olmasına izin veren bir rehavet doğurdu.
İmparator Aleksios Komnenos,1081 yılındaki Norman istilası sırasında destek için Venedik filosuna bel bağlamak zorunda kaldı. Venedikliler 100 yılı aşkın bir süre sonra Bizans İmparatorluğu’na sırt çevirerek 1204’te Konstantinopolis’in yağmalanmasına yardım ettiler ve batı tarzı yeni kadırgalarıyla büyük deniz güçlerinden biri olarak konumlarını sağlamlaştırdılar. Bu arada Bizans donanması, imparatorluk 1453 yılında Osmanlılar tarafından fethedilinceye kadar yavaş yavaş yok oldu.

Wiki / PD / Art
Bizans Ateşi”nin tam olarak nasıl yapıldığı hâlâ bilinmiyor, ancak bu yangın çıkarıcı silah deniz savaşları sırasında son derece ölümcüldü çünkü ürettiği alevler suyla söndürülemiyordu.
Benzer Haberler

Dirrahium Savaşı: Normanlar ve Bizans ordusu ölümüne karşı karşıya

Bir Britanya İkonu'na ait efsanenin arkasındaki gerçekler: Supermarine Spitfire

USS Maine Gemisi'ni kim batırdı?









