
Doğru karar nasıl verilir?
AYÇA KARAMAN
Kararlarınızın doğruluğundan emin olanlardan mısınız, yoksa her kararın ardından içi içini yiyenlerden misiniz? Hayatta her an küçük veya büyük kararlar veriyoruz. Çoğu zaman aklımızdan geçenlerin, aldığımız kararların ve bunların sonuçlarının bile farkına varmadan yaşamaya devam ediyoruz. Oysaki aldığımız her karar ve bu kararlar sonucunda attığımız her adım hayatımızı şekillendiriyor.
Şu an içinde bulunduğunuz durumdan memnun olmayabilirsiniz fakat bugün vereceğiniz kararların gelecekte nasıl bir yaşam deneyimleyeceğinizi doğrudan etkileyeceğinin farkında olmalısınız. Şanslısınız ki ayakları yere sapasağlam basan doğru kararlar verebilmek için izleyebileceğiniz etkili yöntemler var.
Karar vermek için ideal zamanda olduğunuzdan emin olun
Bir karar almak söz konusu olduğunda duyguların etkisini inkar edemeyiz. Yoğun duygular, kararlarımızı olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilir. Verdiğimiz kararların sadece duygusal kararlar olması bizi bazı durumlarda dezavantajlı duruma düşürebilir. Bu yüzden verdiğimiz kararların tümüyle duygusal ve anlık olmadığından emin olabilmemiz gerçekten önemlidir. Duygusal olarak fazla dalgalandığımız zamanlarda yani ani ve yoğun duygu değişimleri yaşadığımız dönemlerde karar vermek, bizim açımızdan pek sağlıklı olmayacaktır. Duygu durumunuzun sıklıkla değiştiğini ve ani duygu değişimleri deneyimlediğinizi düşünüyorsanız, hayatınızda bir değişiklik yapmakla ilgili kararlar almadan önce bu konunun üzerine eğilmenizi tavsiye ederim. Ani duygu değişimleriniz sebebiyle hayatınızın kalitesinin etkilendiğini düşünüyorsanız, öncelikle bu konuda bir uzmanla görüşebilir ve profesyonel destek alabilirsiniz. Profesyonel destek almak konusunda maddi kaygılara sahipseniz, bu konudaki farkındalığınızı artırmak adına Dr. Patricia E. Zurita Ona’nın yazdığı “Duygusal Savrulmalardan Kurtulmak” isimli kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Duygu durumumuz ne kadar tutarlı olsa da, kendimizi duygusal olarak ne kadar dayanıklı hissetsek de hepimiz hayatta birçok konuda mücadele eden varlıklarız. Hepimiz insanız ve duygusal olarak zaman zaman savrulabiliyoruz. Televizyonda gördüğümüz bir haber, gün içinde aldığımız tatsız bir mesaj veya aklımıza gelen kötü bir anı, duygu durumumuzu bir anda altüst edebiliyor. Bu sebeple hayatımızla ilgili önemli kararlar vermeden önce ilk etapta duygusal olarak savrulmadığımız bir zaman diliminde bulunduğumuzdan emin olmamız gerekiyor. Çünkü doğru kararlar vermek için en ideal zaman, içinde bulunduğumuz koşulları ve isteklerimizi mantık çerçevesinde, aklı selim bir şekilde değerlendirebildiğimiz zamanlar yani duygusal dalgalanmalardan etkilenmediğimiz zamanlar...

İçinde bulunduğunuz durumu iyi analiz edin
Önemli bir karar verme sürecindeyseniz, içinde bulunduğunuz durumu enine boyuna değerlendirmeniz gerektiği bir gerçek. İçinde bulunduğunuz durumun artıları ve eksileri neler? Bunları yazarak görselleştirmeniz, karar verme sürecinde elinizdekileri net bir şekilde görmenize yardımcı olacaktır. Eğer elinizde birden fazla seçenek varsa ve siz hangi yönde karar vermeniz gerektiğinden emin değilseniz, gelin elinizde sihirli bir değnek olduğunu varsayalım. Önünüzdeki seçeneklerden hangisi sizi daha çok heyecanlandırıyor? İçinde bulunduğunuz durumu göz önüne alırsanız, hangi seçenek daha kolay ve hangi seçenek daha avantajlı?
Doğru kararlar verebilmek için öncelikli olarak durumunuzu objektif bir şekilde değerlendirebilmelisiniz. Objektif olmak, tarafsız olmak demektir. Durumumuzu objektif bir şekilde değerlendirdiğimiz zaman ön yargısız bir tutum sergileriz ve duyguları işe karıştırmayız. Bu haliyle objektif durum değerlendirmesi, kendi fotoğrafımızı dışarıdan bir yerden çekmeye benzer. Gelin, biraz açık konuşalım... Siz kendinize dışarıdan bir gözle baktığınızda ne görüyorsunuz? Sizce bu karar verme sürecinde ne gibi beklentileriniz var? Vereceğiniz kararın hayatınıza ne gibi bir etki edeceğini düşünüyorsunuz? Eğer bu soruların cevapları sizin için kolay değilse, daha doğru kararlar alabilmek ve zihninizdeki düşünceleri somutlaştırmak adına yazarak çalışmanızı öneririm.
Kişisel motivasyonunuzu anlayın
Çoğu zaman karar vermekte zorluk yaşamamızın nedenini, içinde bulunduğumuz sıkıntılı durumlar ile ilişkilendiririz. Kendimizi güvende hissetme ihtiyacımız nedeniyle sonuçlarından emin olacağımız kararlar vermeyi arzularız. Zaman zaman korkularımızın kararlarımızı dikte etmesine izin verdiğimiz de olur fakat bu tür motivasyonlarla alınan kararlar kısa sürede yerini endişeye hatta pişmanlığa bırakır.
Doğru kararlar verebilmek için kararlarımızın arkasında yatan nedenleri yani kişisel motivasyonumuzu anlamamız önemlidir. Kararlarımızı yalnızca endişe ve korkularımız üzerinden doğrularsak, rahatsızlık duyduğumuz ilk anda bu kararlardan vazgeçmemiz şaşırtıcı olmaz. Bu yüzden endişe ve korkularınızdan ziyade, istediklerinize odaklanarak nedenlerinizi anlayın. Kendi yaşam koşullarınızı ve öz değerlerinizi göz önünde bulundurduğunuzda ne istiyorsunuz? Temelde çoğumuz iyi bir yaşam sürmek ve mutlu olmak isteriz. Fakat her birimizin iyi bir yaşamdan ve mutlu olmaktan anladığı birbirinden farklıdır. Kimisi kariyer basamaklarında tutkuyla ilerlediği ve başarıdan başarıya koştuğu bir yaşamla mutlu olurken, kimisi daha sakin ve dingin bir yaşamı arzular. Bu durum çok kişiseldir ve hiçbir koşulda, hiçbir isteğin aslında doğrusu yanlışı yoktur. Bir şeyi doğru veya yanlış yapan, bizim onu gerçekten isteyip istemediğimizdir. O halde, daha iyi bir yaşam deyince gözünüzde nasıl bir resim canlanıyor? Bu sorunun cevabını vermeden önce gözlerinizi kapayıp, hayal etmeniz önemli. Kendi mutluluk resminizi hayal edin. Siz o resimde neredesiniz ve neler yapıyorsunuz? Sizi bu hayatta neler gerçekten mutlu ediyor? Neler yaptığınızda, deneyimlediğinizde kendinizi gerçekten mutlu hissediyorsunuz? Nasıl biri olduğunuzu hayal ediyorsunuz? Zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz? Bütün bunları yaparken hangi duyguları deneyimliyorsunuz? İşte bütün bu soruların samimi cevabı, sizin doğru kararı vermek için gerçek nedenleriniz.
Seçeneklerinizi kıyaslayın
Durumu değerlendirip nedenlerimizi de anladıktan sonra elimizdeki seçenekleri analitik bir şekilde kıyaslamak iyi bir fikirdir. Birçok durum, yapısı itibarıyla önümüze birden çok seçenek sunar. Bütün seçenekleri aynı anda değerlendirmek için enerjimizi parçalara ayırırsak, o zaman etkili sonuçlar elde etme ihtimalimiz giderek azalır. Dürüst olmam gerekirse, elimizde bulunan seçenekleri akılcı bir şekilde kıyaslayabilmek ve bazen bazı seçeneklerden vazgeçebilmek de önemli bir beceridir.
Birden çok seçeneğin olduğu durumlarda karar verebilmek için bütün seçenekleri yan yana dizerek, şu kriterler ışığında değerlendirebilirsiniz:
- Gereken enerji
- Gereken masraf
- Gereken zaman
Her bir seçeneği bu üç kriter üzerinden 1-10 arası puanlayarak hangisinin daha zorlu, hangisinin daha kolay bir seçenek olduğunu görebilirsiniz.

Artılarını ve eksilerini değerlendirin
Bazı durumlarda karar vermek için her bir seçeneğin artılarını ve eksilerini tek tek değerlendirmeniz gerekebilir. Özellikle de önünüzde birden çok seçenek varsa ve hangi seçeneğin arkasından gitmeniz gerektiğinden pek emin değilseniz, ilk olarak bir seçenek için aklınıza gelen artıları yani bütün olumlu yönleri yazmalısınız. Daha sonra yine aynı seçeneğin aklınıza gelen bütün eksilerini yani olumsuz yönlerini yazmalısınız. Artılar mı daha çok, yoksa eksiler mi? Toplam puanı yazdıktan sonra aynı değerlendirmeyi ikinci seçenek için de yapmalısınız. Sonuçta hangi seçenek daha yüksek puan alırsa, o kararı seçebilirsiniz.
Diyelim ki artık İngilizce işini çözmek istiyorsunuz ve bir kursa başlamakla çevrimiçi bir platformdan yararlanmak arasında kaldınız. Böyle bir durumda iki seçeneğin artılarını ve eksilerinizi belirlemeniz gerek. Sonuç ne çıktı? Artıları ve eksileri yazdıktan sonra hangi seçeneğin artıları daha çok, eksileri daha az ise o seçeneğin peşinden gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz.
En kötü senaryoyu düşünün
Karar verme aşamasında mükemmeliyetçilik kaygısıyla risk almaktan kaçınmak, sıklıkla yapılan bir hatadır. Birçoğumuz kaygılarımızın etkisiyle yanlış bir karar vermemek için hiç karar vermemeyi seçeriz fakat günün sonunda her seçim, içinde bir risk barındırır ve risk almadan ilerleme olmaz. Bu yüzden bir seçim yapmanız gerektiği zamanlarda kendinizi fazlasıyla kaygılı hissediyorsanız, öncelikle en kötü senaryoyu düşünerek işe başlayabilirsiniz. Evet, yanlış duymadınız en kötü senaryoyu düşünmelisiniz. Yapacağımız seçimin sonucunda gerçekten en kötü senaryoda ne olabilir? Başkaları güler mi? Başarısız olduğumuz için dünyanın sonu mu gelir? Yeniden denediğimiz için rezil mi oluruz? En kötü senaryoyu düşündüğümüzde aslında kaygılarımızın ne kadar soyut ve varsayımsal düşünceler olduğunu görebiliriz. Bu şekilde bizi kaygılandıranın temelde gerçekler değil, birtakım ihtimaller olduğunu fark edebiliriz. Hadi gelin, bir örneğe bakalım: Diyelim ki mezun olduğunuz bölümden hiç memnun değilsiniz. Yeniden üniversite sınavına hazırlanmak istiyorsunuz ama başarısızlıktan çok korkuyorsunuz. Peki sınava hazırlansanız en kötü ne olabilir? Dalga mı geçerler? Yoksa kınarlar mı? Peki bu, ömrünüzün sonuna kadar hiç sevmediğiniz bir alanda çalışmaktan daha mı kötü gerçekten?
Bu alıştırmayı yaptığınızda göreceksiniz ki ucunda can sağlığımız olmadığı sürece bir şeyleri değiştirmek isteğiyle başlayan hiçbir senaryoda en kötü ihtimal, aslında o kadar da kötü olmayacak. Üstelik kötünün de kötüsünü düşündükten sonra kararınızı verdiğinizde, ilerlediğiniz yol boyu yaşadığınız sıkıntılar gözünüze o kadar da kötü gelmeyecek.
Kararlarınızın arkasında kendi düşünceleriniz bulunduğundan emin olun
İçinde bulunduğumuz toplum, yaşıtlarımızın genel olarak benzer kararlar vermeye olan eğilimi ve yakınlarımızdan sık sık aldığımız öğütler kararlarımızı bir şekilde etkiliyor. Bu sebeple hayatımızda ilk önce neyi değiştirmek istediğimizle ilgili bir karar verirken, bunun arkasındaki düşüncelerin gerçekten bizim düşüncelerimiz olup olmadığına bir kez durup bakmak gerekiyor.
Pek çoğumuz çocukluk yıllarımızdan beri çevremizden duyduğumuz kalıplaşmış düşüncelere dayanarak kararlarımızı veriyoruz. Prestijli bir okul, yüksek bir ortalama, garanti bir iş gibi sözcükleri defalarca duya duya, sonunda seçimlerimiz de bu duyduklarımızdan etkilenmeye başlıyor. Oysaki her insan birbirinden farklı kişilik özelliklerine, güçlü ve zayıf yanlara, istek ve arzulara sahip. Üstelik hayat değişirken aynı basmakalıp düşüncelere dayalı kararlar vermek de pek anlamlı değil. Bu yüzden bir karar vermeden önce bunun ardında yatanın yıllarca öğrenilmiş düşünce kalıpları değil, kendi öz düşüncelerimiz olduğundan emin olmamız gerekiyor.












