
Yaşam
2 dk okunma süresi
Göğsüne başımızı dayadığımız şarkılar
Selda Bağcan’ın ’40 Yılın 40 Şarkısı’ serisinin ikincisi, beş yılın ardından yayımlandı. İlk parçadan sonuncusuna kadar bazen keyif,...
Selda Bağcan’ın ’40 Yılın 40 Şarkısı’ serisinin ikincisi, beş yılın ardından yayımlandı. İlk parçadan sonuncusuna kadar bazen keyif, çoğunlukla da hüzünle dinlenen dört başı mamur bir çalışma. NAİM DİLMENER
Selda Bağcan, beş yıl kadar önce çıkarmıştı ‘40 Yılın 40 Şarkısı’ albümünü... Hayranları için büyük bir sürprizdi; muhtelif 45’lik, LP, kaset ve disklere yayılmış/dağılmış birbirinden kıymetli 40 şarkı, tek bir albümde toplanmıştı. Genç kuşak da büyük bir ilgi göstermişti albüme; sanatçının yurtdışındaki önlenemez yükselişi sonrasında, bizim buralardaki gençler de Bağcan’ı keşfetmiş ve eski kayıtlarının peşine düşmüştü. Bu albüm onlar için de tadına doyulmaz bir özetti. Ama Bağcan gibi hayatını şarkı söylemeye adamış (ne 40’ı, ilk albüm çıktığında 45, şimdi ise 50 yıldır şarkı söyleyen) bir sanatçı için, işin tek albümde kalmayacağı belliydi. Mutlaka devamı gelecekti ve nihayetinde geldi de. Tıpkı ilki gibi hem CD, hem LP ve elbette ki -artık asıl mecra konumuna gelmiş- dijital olarak yayımlanmış albüm boydan boya, ilk şarkısından son şarkısına kadar bazen keyif, çoğunlukla da hüzünle dinlenen dört başı mamur bir çalışma. Eski kuşak LP ve diski edinecek, genç kuşak dijital platformları mesken tutacak ve Bağcan’ın bu albümü -tıpkı ilkinde olduğu gibi- çok satan günümüz şarkıcıları ile yarışacak ve bir ihtimal onları sollayacak da. İlk albümde böyle olmuştu, şimdi de böyle olacak.












