Haber kapak görseli
Genel
7 dk okunma süresi
HELLO!

Hazal Subaşı yeni dönemini anlattı: “Her anın tadını çıkarmayı öğrendim”

İçeriği Paylaş

‘Sahipsizler’in ardından kısa bir mola veren Hazal Subaşı, hayatında yeni bir denge kurduğu bir dönemden geçiyor. Dinlenmeye, kendine dönmeye ve anın tadını çıkarmaya odaklanan oyuncu; yeni projeleri, tiyatro sahnesi ve özel hayatına dair içten bir sohbetle karşımızda.

Röportaj: Sinem Kın

Fotoğraf: Sezer İsmail Şentürk

Styling: Furkan Çelik

Saç: Batuhan Sancar

Makyaj: Ece Birsen

Fotoğraf asistanı: Batu Tatar, Ali Tola

Styling asistanı: Defne Naz Bilgen

Saç asistanı: Mert Ayan

Video: Ahmet Taymi.

Ekranın sevilen yüzlerinden Hazal Subaşı, yoğun bir çalışma temposunun ardından hayatında daha sakin, daha dengeli bir döneme adım atmış durumda. ‘Sahipsizler’in başarısıyla uzun süre gündemde kalan oyuncu, şimdi hem yeni projeleri hem de tiyatro sahnesiyle bambaşka bir heyecanın içinde. Ama bu kez biraz daha yavaş, biraz daha kendine dönük… Kendiyle vakit geçirmeyi, durmayı ve anın tadını çıkarmayı öğrenmiş bir Hazal var karşımızda. Yeni başlayacak HBO dizisi, sahnede ustalarla paylaştığı anlar ve özel hayatındaki huzurlu dengeyle, hem mesleğini hem de hayatını yeniden tanımladığı bir süreçten geçiyor. Biz de onunla bu dönüşümün tam ortasında, samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

HELLO!: Son zamanlarda neler yapıyorsun, hayatın nasıl gidiyor?

Hazal Subaşı: Son iki aydır bol bol dinleniyorum. Uzun süredir çalışıyordum, biraz durmaya ihtiyacım vardı, çok iyi geldi. Kendime iyi bakmaya özen gösterdiğim, aynı zamanda da eğlendiğim bir dönem.

HELLO!: ‘Sahipsizler’ iki sezon boyunca çok konuşuldu ve sevildi. Mart 2026’da final yaptı. Senin için nasıl bir süreçti?

H. Subaşı: Harika bir süreçti. Çalışmaktan çok keyif aldığım, çok yetenekli insanlarlaydım. Bu projenin iki yıl sürmüş olmasına çok seviniyorum. Hepimiz çok güzel anılar biriktirdik.

HELLO!: Bu proje sana oyunculuk anlamında neler kattı?

H. Subaşı: Daha fazla sorumluluk almayı deneyimlediğim bir iş oldu. Daha önce kariyerimde benzerlerini oynamadığım sahneler oynadım. Zorlu da geçti bazen ama çok keyifliydi. Her iş yeni bir tecrübe; hepsinden bambaşka şeyler öğreniyoruz.

HELLO!: Dizinin gördüğü ilgi seni nasıl etkiledi?

H. Subaşı: Açıkçası beni çok mutlu etti. Bir işin izleyici tarafından bu kadar sevilmesi ve sahiplenilmesi çok kıymetli. Emek verdiğiniz şeyin karşılık bulduğunu görmek de insanı daha çok motive ediyor.

HELLO!: ‘İlk ve Son’ da çok sevilen işlerden biriydi. O projeye bugün dönüp baktığında sende nasıl bir hissi var?

H. Subaşı: “İyi ki” diyorum hep. Hayatımda da, kariyerimde de çok özel bir yere sahip ‘İlk ve Son’. Çok büyük bir zevkle canlandırdım Nilüfer’i. İşimiz beğenildiği için çok mutluyum.

HELLO!: O projede canlandırdığın karakterle aranda nasıl bir bağ kurmuştun?

H. Subaşı: Her kadının empati yapabileceği bir karakter aslında Nilüfer. Hepimiz içinde biraz Nilüfer var gibi. Kendime çok uzak bulduğum noktaları da vardı elbette; fakat daha ilk kez okurken bile inanılmaz yakın hissettim. Gözümde canlandı her şey. Çok inandım hikayeye ve onların ilişkisine.

HELLO!: Şimdi yeni bir HBO dizisi geliyor… Bu proje hayatına nasıl girdi? Nasıl bir hikaye bizi bekliyor? Senaryoyu okuduğunda seni en çok etkileyen ne oldu?

H. Subaşı: Evet, projemizin adı ‘Kayıp Zaman’. Okurken hep bir sonrasını merak ettiğim, çok düşündüren, kafa karıştıran bir iş. Gizem, ihtiras vb. diyebiliriz, benim izlemekten zaten çok keyif aldığım bir tür. O yüzden hem senaryo hem Zeyno karakteri bana çok ilgi çekici geldi. Seyircilerimiz için takip etmesi çok keyifli olacak diye düşünüyorum, dikkatli izlemekte fayda var.

HELLO!: Mayıs ayında sete çıkacaksın; hazırlık sürecin nasıl geçiyor? Bu projede nasıl bir karaktere hayat vereceksin?

H. Subaşı: Çok fazla ‘spoiler’ vermemeye çalışıyorum, Zeyno çok sıkışık bir karakter. Bir olayla hayatındaki bütün taşlar yavaş yavaş yıkılıyor ve kendi dahil herkesten ve her şeyden şüpheli hale geliyor. Biz de henüz hazırlık aşamasındayız. Yönetmenimiz Deniz Yorulmazer, oyuncu koçumuz Bahar Kerimoğlu ve partnerimle beraber olabildiğince çalışıyoruz. Yakında sete çıkacağımız için çok heyecanlıyız.

HELLO!: Bu projede partnerin Kaan Yıldırım… Daha önce birlikte çalışmış mıydınız?

H. Subaşı: Kaan’la yedi yıl önce yine senaristimiz Levent Cantek’in yazdığı bir projede partnerdik. Hem arkadaşız hem birbirimizle oynamaya, sahne çalışmaya, senaryo konuşmaya, fikir almaya alışkınız. Bunun keyfini ve konforunu yaşıyoruz şu an tabii ki. Umarım izleyicilerimiz de keyif alır.

HELLO!: Bir yandan da ‘Aydınlık Evler’ tiyatro oyunu var… Senin için nasıl bir deneyim Demet Akbağ gibi usta oyuncularla aynı sahne tozunu paylaşmak nasıl bir duygu? Onlardan mesleğin adına neler öğreniyorsun?

H. Subaşı: Müthiş bir deneyim oluyor benim için. Bir gün sahneye çıkacağım diye bir düşüncem vardı; fakat bunu gerçekleştiriyor olmak bambaşka hissettiriyor. Özellikle de böyle bir kadroyla bu kadar başarılı bir oyuna dahil olmak benim için çok gurur verici. Demet Akbağ ile aynı sahnede olacağımı asla hayal edemezdim. Hiçbir oyun bir öncekiyle aynı değil gibi, her seferinde yeni bir şey öğreniyorum. O yüzden hâlâ hep heyecanlanıyorum. Rahatlamak ve konsantre olmak için bütün oyunu tekrar kafamda hayal edip öyle oyuna çıkıyorum.

HELLO!: Tiyatro ile ekran oyunculuğu arasında seni en çok besleyen fark ne?

H. Subaşı: İkisi bambaşkaymış gerçekten. Sette geçirdiğimiz süre çok kıymetli ve çok eğlenceli; fakat asıl sonucu, işin bütününü en son izlerken görüyoruz. Tiyatroda anlık reaksiyon alıyoruz. İkisi de çok besleyici, çok iyi hissettiriyor.

HELLO!: Uzun süredir Oğuzhan Koç’la berabersin… İlişkinizi güçlü tutan şey sence ne?

H. Subaşı: İlişkimizi güçlü tutan şey bence birbirimize hep destek olmamız ve birbirimizin hayatını kolaylaştırmaya, güzelleştirmeye çalışmamız. Çok uzun saatler çalışıyoruz bazı dönemler. İşten gelip beraber vakit geçirmeyi heyecanla beklemek de çok güzel. Karşılıklı sevgi, saygı olduğu sürece beraber yaptığımız her şey çok daha keyifli hale geliyor. Bir yandan da çok yakın arkadaşız. Her şeyi konuşmaktan, beraber üretmekten çok zevk alıyoruz. Beraber olduğumuz her anı olabildiğince en güzel haliyle yaşamaya çalışıyoruz.

HELLO!: İlişkinizi en çok besleyen şey ne sence ortak zevkler mi, birbirinizi anlama biçiminiz mi?

H. Subaşı: İkisi de... Biz birbirine çok benzeyen iki kişiyiz. Her gün daha da şaşırıyoruz ne kadar aynıyız diye. Bir şey izlerken, birini dinlerken vb. sürekli aynı anda aynı şeyleri düşünüp konuşuyoruz. Çok eğlenceli bir şey. O yüzden birbirimizi anlamakta da hiç zorluk yaşamıyoruz.

HELLO!: Aşkta en çok hangi değere inanırsın? Güven, tutku, dostluk… Hangisi senin için bir ilişkinin temelidir?

H. Subaşı: Hepsi önemli tabii ki. Aşk bütün bu değerler dahil olduğunda çok güzel yaşanabilir.

HELLO!: Aşk seni daha çok nasıl birine dönüştürüyor?

H. Subaşı: Olduğumdan daha pozitif birine dönüştürdüğü kesin. Galiba daha yalnız hissediyordum, şu an hiç öyle hissetmiyorum.

HELLO!: Set dışında nasıl bir Hazal var? Seni en çok ne mutlu eder, nasıl vakit geçirmeyi seversin?

H. Subaşı: Kafamı rahatlatmak ve her şeyden uzaklaşmak için kulaklığımı takıp iki-üç saat geçiririm. Çocukken izlediğim videoları vb. izlerim. O zaman düşündüğümüz çok bir şey yoktu, güzel vakit geçirmek dışında. Belki de o yüzden iyi geliyor hâlâ.

HELLO!: Kendinle ilgili en sevdiğin yönün ne?

H. Subaşı: Kendi kendime sıkılmamam.

HELLO!: Keşke bu yeteneğim olsa dediğin bir şey var mı?

H. Subaşı: Okuduğum, izlediğim, aklımda hep kalmasını istediğim hiçbir şeyi unutmamak isterdim.

HELLO!: Bilmediğimiz hobilerin, ilgi alanların var mı?

H. Subaşı: Voleybol oynamayı çok seviyorum. 11-12 sene oynadım İzmir’de. Fakat şu an çok vakit bulamıyorum; sadece spor, yürüyüş vb. yapıyorum.

HELLO!: Hayat motton nedir?

H. Subaşı: Üşenme, erteleme, vazgeçme... (Annemin mottosu bu aslında ama çok erteleyen biri olduğum için bu aralar benim de mottom bu oldu.)

HELLO!: “Bir gün mutlaka yapmak istiyorum” dediğin bir şey var mı?

H. Subaşı: Merak ettiğim her yere gitmiş olmayı diliyorum.

HELLO!: 10 yıl önceki Hazal’a bugün ne söylemek istersin.

H. Subaşı: “Kişisel algılama, her şey seninle ilgili değil” derdim.

HELLO!: Son zamanlarda sana iyi gelen küçük alışkanlıkların neler?

H. Subaşı: Eskiden her şeyi yetiştirmeye çalışıyor gibiydim. Acelem var gibi yaşıyordum, şu an yavaşlamaya özen gösteriyorum.

HELLO!: Stilin senin için ne ifade ediyor, kendini en iyi nasıl anlatıyorsun?

H. Subaşı: Konfor alanından çok çıkabilen biri değilim. Rahat edemediğim bir şey giydiğimde hep çok pişman oluyorum. Beğendiğim ve rahat ettiğim kıyafetler tercih ederim. Saç, makyaj konusunda daha riskli davranabilirim.

HELLO!: Günlük hayatında ‘olmazsa olmaz’ dediğin güzellik rutinlerin var mı?

H. Subaşı: Cildimi nemli tutmak. Cilt yapım daha kuru olduğu için yeterince su içmezsem ve nemlendirmezsem yaptığım makyaj bile iyi görünmüyor. Hem içeriden hem dışarıdan beslemeye çalışıyorum.

HELLO!: Oyunculuk sana insan olarak neler kattı?

H. Subaşı: Empati duygumu geliştirdi. Daha doğru ve dikkatli gözlem yapmayı öğrendim. Kendimi tanımaya daha meraklı biri oldum.

HELLO!: Bir karaktere hayat vermek senin için nasıl bir süreç?

H. Subaşı: Senaryonun bütününü ve karakteri ilk okuduğumda o kadar belirsiz hissediyorum ki. Sanki bir uzay boşluğu ve orayı dolduramayacağım gibi geliyor ilk an. En tedirgin edici kısmı bu. Yeterince çalıştıktan sonra bitirdiğimi ve kafamda oturmayan bir şey kalmadığını gördüğümde de inanılmaz rahatlıyorum ve en keyifli kısmı o zaman başlıyor.

HELLO!: Mesleğinde ulaşmak istediğin en büyük hayal ne?

H. Subaşı: Kısa hedefler, kısa hayaller kurmayı seviyorum. Her yeni işimde daha da iyi olmaya odaklanıyorum.

Kısa kısa kısa...

Sabah mı, gece insanı mısın? Gece.

Kahve mi, çay mı? Kahve.

Set günü olmazsa olmazın? Maske.

En sevdiğin yemek? Makarna.

En son izleyip etkilendiğin dizi/film? ‘Bir Düşüşün Anatomisi’.

Tekrar tekrar izlediğin bir film/dizi? ‘How I Met Your Mother’.

Seni en hızlı ne mutlu eder? Güzel bir yemek.

Ne kızdırır? Çok erken uyanmak.

En büyük kaçamağın? Kulaklık.

Asla vazgeçemem dediğin bir alışkanlık? Sabah ve gece rutinlerim (cilt bakımı, takviye vb.).

Moda mı, konfor mu? Konfor.

Gardırobunda en çok olan parça? Deri ceket.

En sevdiğin şehir? İzmir.

Tatilde deniz mi, şehir mi? Deniz.

Kendini üç kelimeyle tanımlar mısın? Çalışkan, eğlenceli, yaratıcı...

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo