
Pamela Anderson ilk mobilya koleksiyonunu tanıttı
Derleyen: Afife Selen Selçuk Fotoğraflar: Michael PH Clifford Portre Fotoğrafı: Paige Powell
Kanadalı-Amerikalı oyuncu, efsanevi model Pamela Anderson, Los Angeles merkezli mobilya markası Olive Ateliers ile iş birliği yaparak kendi deyimiyle ‘biraz Fransız, biraz vahşi’ ruh taşıyan 40 parçalık bir mobilya koleksiyonu hazırladı. ‘The Sentimentalist’ adlı koleksiyon, açık hava kanepeleri, küçük koltuk ve sandalyeler ile masa ve sepetlerden oluşuyor. Parçaların büyük bölümü doğal rattan ve mavi-beyaz çizgili döşemelerin uyumunu sergiliyor. Tüm koleksiyonun çıkış noktası ise Anderson’ın ‘Salish Denizi kıyısındaki büyükannesinin çiftliğine’ dair anıları. Koleksiyonun anılarına bağlı, nostaljik, duygularıyla hareket eden bir kişiyi tarif eden ismi sorulduğunda “Ben romantik biriyim” diyor Pamela. Zira 2023 tarihli çok satan anı kitabının adı ‘Love, Pamela’; aynı yıl Netflix’te yayımlanan belgeselinin adı ise ‘Pamela, A Love Story’.

Kanada’da Vancouver Adası’nda, yaklaşık 30 yıl önce büyükannesinden satın aldığı arazide, büyüdüğü sahil evinde yaşayan Anderson, “Bu koleksiyon bana evimi hatırlatıyor” diyor. “Gösterişsiz, biraz Fransız, biraz vahşi. Kullanılsın, eskisin, yaşansın diye tasarlandı. Deniz kenarında büyüdüm. İskeledeki küçük kulübemizi hatırlıyorum, tuz ve rüzgarın etkisiyle griye dönmüş ahşapları… Zamanla yaşlanan nesnelere hep çekildim; şafakta sizi sarıp sarmalayan, birlikte yaşadıkça güzelleşen mobilyalara…”
Ürünlerde klasik siluetler öne çıkıyor. Fıçı formlu koltuklara, ortası elmas örgülü düz sırtlı sandalyeler eşlik ediyor. Ürün grubuna ayrıca, tik bir yemek masası eklenmiş. Tıpkı rattan gibi tik de zamanla eskiyen ve patina kazanan bir malzeme olduğu için Anderson’ın nostaljik tasarım yaklaşımıyla örtüşüyor. Koleksiyonda köpek yatakları bile var. Pamela’nın Lucky, Lola ve Zou Bisou Bisou isimli hayvan dostlarına bir selam niteliğindeki bu ürünler, piyasadaki köpek yataklarının estetiğinden memnun olmadığı için ortaya çıkmış ve koleksiyona eklenmiş.
Anderson, anlam taşıyan eşyaları biriktirmeyi seviyor. “Geçen gün çatıda bir sızıntı vardı. Yukarı çıktım, çatı arasına baktım ve bebek kıyafetleriyle dolu sandıklar buldum. Hepsini çıkardım, yıkadım, küçük kıyafetleri tek tek hazırladım. Sonra çocuklara fotoğraflarını göndermeye başladım. Onlar da ‘Anne yaa…’ diye tepki verdiler” diyor kıkırdayarak. “İşin komiği, hayatımın en romantik dönemindeyim” diye devam ediyor ve ekliyor: “Aslında mesele kendinle bir ilişki kurmak ve kendini mutlu etmek. Her şeyin anahtarı bu. Keşke bunu daha önce öğrenseydim!”

Los Angeles merkezli tasarım stüdyosu Olive Ateliers’i, ortakları Ben Knox ve Laura Sotelo ile birlikte 2021 yılında kuran Kendall Knox için bu koleksiyon ilk kez bir ünlü isimle iş birliği anlamını taşıyor: “İlk tasarım iş birliğimize başlarken gerçekten hayranlık duyduğumuz, özgünlüğünü koruyarak zamansız kalmayı başarmış biriyle çalışmak istedik” diyor ve ekliyor: “Pamela ve ben doğuştan nostaljik insanlarız. Günlerimizi şekillendiren ritüeller üzerinden bağ kurduk. Caz, bahçede geçirilen zaman ve geçmişi olan nesnelere duyulan derin ilgi… ‘The Sentimentalist’, bu ortak hissiyatın bir yansıması.” Anderson’ın ekibini arayıp birlikte çalışmakla ilgilenip ilgilenmeyeceğini sorduklarında cevap “Evet” olmuş. “Sonra oturduk ve onun ritüellerini, nasıl yaşadığını, evinde özenle koruduğu nesneleri düşündük” diyor Kendall. “Büyükannesinden kalan pek çok şeyi hâlâ saklıyor. Zamanla eskimiş, yumuşamış rattan parçaları ve hava koşulları sebebiyle yıpranmış tik piknik masası… Bunları görünce ‘Mükemmel’ dedik. Ortada yapay bir fikir yoktu, her şey çok doğal gelişti.”
HGTV dizisi ‘Pamela’s Garden of Eden’dan hatırladığımız ünlü bahçesinde mevsime göre patates, turp, pancar ve kuşkonmaz yetiştiren Pamela, hep sahilde yaşadığı için hiçbir şeyin fazla kıymetli olmasını istemediğini söylüyor ve ekliyor: “Eşyaların içinde, üzerinde yaşamayı severim. Denizden çıkıp kanepeye atlamak, öylece ayaklarımı uzatmak gibi…”
Proje, ünlü isimlerin mobilya ve obje tasarımına yönelme eğiliminin giderek artan örneklerinden biri. Yakın zamanda Amerikalı müzisyen A$AP Rocky ve tasarım stüdyosu Homemade, Paul Rudolph’un bir misafir evini döşemiş; Britanyalı müzisyen Robbie Williams ise Hollandalı mobilya markası Moooi ile bir sandalye tasarlamıştı.
Benzer Haberler

Elif Edes & Davit Meşulam Upagain Interiors ile geçmişe yeni hayat: Horhor'a özel bir hikaye başlıyor

Nicky Hilton Rothschild yeni bir şehirde, kendi hikayesini yazıyor

Kate Winslet ilk kez yönetmen koltuğunda: “Goodbye June” ile duygusal bir başlangıç









