
Raşit Bağzıbağlı & Kubilay Sakarya’dan estetik ortaklığı: Moda ve mimarinin kesişen dili
Röportaj: Rana Korgül Fotoğraflar: Ali Çolpan
Raşit Bağzıbağlı ve Kubilay Sakarya, üretim biçimleri farklı olsa da ortak bir duygu ve anlayış etrafında bir araya geliyor. Biri kumaşların hafızasında büyüyen bir moda tasarımcısı, diğeri mekanların ruhunu okuyan bir iç mimar. Ankara’da başlayan tanışıklıkları yıllar içinde kesintisiz bir dostluğa dönüşüyor ve bugün aynı projede yeniden karşılık buluyor. Levent’te hayat bulan bu özel ofis, Raşit Bağzıbağlı’ya; mekan tasarımı ise Kubilay Sakarya’ya ait. Burası bir iş alanının ötesinde iki estetik dilin ortak zeminde kurduğu bir anlatı sunuyor. Tasarım, burada formdan çok güven, sezgi ve ortak bir bakış üzerinden şekilleniyor. Gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbette dostluğun üretim sürecine nasıl yansıdığını ve iki farklı dünyanın nasıl ortak bir çizgide buluştuğunu öğreniyoruz. Söz önce Bağzıbağlı’da; sonra Sakarya’da…

HELLO!: Sizi bugün olduğunuz tasarımcıya dönüştüren en belirleyici şey neydi? Neden moda?
Raşit Bağzıbağlı: Kumaşların içinde büyümem en belirleyici unsurdu. Ailemin şıklıkla tasarlanmış mağazalarında satışa sunulan özel ithal kumaşlar, beni çok erken yaşta etkiledi ve moda dünyasına yönelmemde büyük rol oynadı. O atmosferin içinde olmak, dokularla, renklerle ve kaliteyle büyümek doğal bir yönelim yarattı. Etkilenmemek mümkün değildi.
HELLO!: Bu yıl mesleğinizde kaçıncı seneyi geride bırakıyorsunuz?
R. Bağzıbağlı: Bu sene 19. yılı geride bırakıyorum. Önümüzdeki sene 20 yılı tamamlamış olacağım. Bu süreç benim için oldukça heyecan verici ve anlamlı bir eşik.
HELLO!: Eğitiminiz nasıl şekillendi?
R. Bağzıbağlı: Moda üzerine üniversite eğitimi almadım. Stilistlik eğitimi aldım ve farklı tasarımcıların yanında kısa süreli stajlar yaptım. Ancak en büyük eğitimimi işin içinde, sahada aldım. Çok erken yaşta çalışmaya başladım ve hayatın içinde öğrenerek ilerledim. Zamanla deneyim, hatalar ve başarılar beni bugünkü noktaya taşıdı.
HELLO!: Moda anlayışınızı nasıl tarif edersiniz? Moda sizin için bir sanat mı, zanaat mı, yoksa güçlü bir iletişim dili mi?
R. Bağzıbağlı: Bunların hepsi diyebilirim. Moda dışında başka bir mesleğim olmadı. Küçük yaşlardan itibaren iletişim gücüm oldukça yüksekti. Tüccar bir aileden geliyorum ve 16 yaşımdan beri aktif olarak çalışıyorum. Bu durum bana ticari bakış açısı kazandırdı. Bazı tasarımlarımı sanat eseri gibi görüyorum, satmaya kıyamadığım parçalarım bile var. Couture üretim, çok yoğun emek ve sabır isteyen bir süreç.
HELLO!: Kendi modanızı nasıl yaratıyorsunuz? Sizi en çok neler besliyor?
R. Bağzıbağlı: Sokak, çevrem, seyahatlerim ve karşılaştığım güçlü kadın siluetleri bana ilham veriyor. Aslında her an her şey bir ilham kaynağı olabiliyor. Dünyaya merakla bakmayı seviyorum. Bu merak, tasarımlarımın temelini oluşturuyor ve sürekli besliyor.
HELLO!: Tasarımlarınızda güçlü bir feminenlik var. Feminenlik bugün nasıl yeniden tanımlanıyor?
R. Bağzıbağlı: Feminenlik herkes için farklı bir anlam taşıyor. Benim için zarafetle başlayan bir kavram. Kadın olmanın keyfini yaşayabilmekle ilgili. Bu, güçlü ya da maskülen parçalar giymemek anlamına gelmiyor. Günümüzde özellikle genç jenerasyon bu konuda çok daha bilinçli. Bu da geleceğe dair umut veriyor.
HELLO!: Bir koleksiyona başlarken süreç nasıl ilerliyor? İmzanız haline gelen formlar ve detaylar neler?
R. Bağzıbağlı: Her sezon farklı bir hikaye ile başlıyorum. Müşterilerim asimetriyi, romantik detayları, zarif dokunuşları ve hafif yapılı tasarımları sevdiğimi bilir. Helenistik etkiler taşıyan şifon etekler, kollardan dökülen hareketli detaylar ve ince işçilik benim imzam haline gelmiş unsurlar arasında yer alır.
HELLO!: Haute couture ile hazır giyim arasındaki en keskin ayrım nedir?
R. Bağzıbağlı: Couture, yüksek özen ve titizlik gerektiren bir üretim biçimi. Yıllardır bu alanda koleksiyonlar hazırlıyorum ve özel dikim süreçleri ciddi bir emek istiyor. Couture daha yavaş ilerler, daha gösterişli ve detaylıdır. Hazır giyim ise hızlıdır, güçlü bir planlama ve matematik gerektirir. 2013’ten bu yana hazır giyim üretimi yapıyorum, 2023 itibarıyla günlük koleksiyonları da sürece dahil ettim. Tempo daha yüksek ve süreç daha dinamik hale geldi.
HELLO!: ‘Raşit Bağzıbağlı kadını’ nasıl bir karakterdir?
R. Bağzıbağlı: Feminen, zarif, romantik, kendine özen gösteren ve kaliteyi önemseyen kadınlar benim tasarımlarımı tercih eder. Bu kadın profili, benim tasarım dilimi en iyi taşıyan karakterdir.
HELLO!: YouTube kanalınızda daha kişisel bir anlatım görüyoruz. Bu görünürlük size ne katıyor?
R. Bağzıbağlı: Türkiye’nin önde gelen televizyon kanallarında yaklaşık beş yıl program yaptım. O dönemlerde jüri olarak daha kontrollü bir dil kullanmam gerekiyordu. YouTube ise bana daha özgür bir ifade alanısundu. 2019’da içerik üretmeye başladım, bir süre ara verdim ve geçen yıl yeniden aktif hale geldim. Bu platform, yeni nesille aramda güçlü bir köprü kurmamı sağladı.
HELLO!: Uluslararası arenada Türk modasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
R. Bağzıbağlı: Türk modası uluslararası alanda hak ettiği noktada değil. Ancak bunun önünde gerçek bir engel görmüyorum. Doğru üretim ve doğru tanıtımla çok daha güçlü bir konuma gelebileceğine inanıyorum.
HELLO!: Genç tasarımcılara tek bir tavsiye verseniz bu ne olurdu?
R. Bağzıbağlı: Kendilerine güvenmeleri, eleştiriye açık olmaları ve çok çalışmaları gerekir. Marka olmak kolay bir süreç değil, ciddi bir emek ve zaman ister.
HELLO!: Peki, dekorasyon sizin için ne ifade ediyor?
R. Bağzıbağlı: Dekorasyon, estetik bir yaşam alanı oluşturmak ve kişinin ruh halini yansıtan mekanlar yaratmak anlamına geliyor. Yaşanılan alanın karakteri olduğunu düşünüyorum.
HELLO!: Levent’teki yeni showroom ve ofis, markanız için nasıl bir dönüm noktası oldu?
R. Bağzıbağlı: Daha önce ofislerimiz mağazalar içinde yer alıyordu. Hazır giyimde büyüme süreciyle birlikte koleksiyon sunumları için ayrı bir mekana ihtiyaç duydum. Modern ama aynı zamanda sakin bir alan hayal ettim. Bu mekan, markamın geçiş dönemini ve gelişimini temsil ediyor.
HELLO!: Mekan tasarımında iç mimar Kubilay Sakarya ile nasıl bir süreç yürüttünüz?
R. Bağzıbağlı: Kubilay uzun yıllardır tanıdığım bir arkadaşım. Yoğun bir dönemde tüm seçimleri uzaktan, iletişimle ilerlettik. Kurumsal kimlik, renk paleti ve konsept üzerinden ilerledik. Sade ama işlevsel bir alan oluşturduk. Koleksiyon sunumları ve numuneler için uygun bir yapı kuruldu. Süreç oldukça hızlı tamamlandı.
HELLO!: Şu sıralar sizi en çok heyecanlandıran proje nedir?
R. Bağzıbağlı: Şimdilik sürpriz olarak kalsın...
HELLO!: O zaman heyecanla sürprizleri bekliyor olacağız… Ya siz, Kubilay Salarya, bu yıl mesleğinizde kaçıncı yılı geride bırakıyorsunuz?
Kubilay Sakarya: İç mimarlıkta aktif olarak yaklaşık 10 yılı geride bırakıyorum. Her yılın kendine ait bir öğretisi oldu; bugün geldiğim noktada hem estetik hem de iş disiplini anlamında çok daha rafine bir bakış açısına sahibim.
HELLO!: İç mimarlığı seçmeniz nasıl oldu?
K. Sakarya: Tasarım hep hayatımın içindeydi. Mekanların insan psikolojisi üzerindeki etkisini erken yaşlarda fark ettim. Eğitim sürecim de bu merakın üzerine şekillendi. İç mimarlık, hem teknik hem de yaratıcı yönümü bir arada kullanabileceğim en doğru alan oldu.
HELLO!: Kariyeriniz boyunca sizi en çok dönüştüren tecrübe ne oldu?
K. Sakarya: Farklı kullanıcı profilleriyle çalışmak diyebilirim. Her projenin bir yaşam hikayesi var ve o hikayeye doğru cevap vermek sizi ister istemez dönüştürüyor. Özellikle beklentisi yüksek projeler, bakış açımı ciddi şekilde geliştirdi.
HELLO!: Dijital çağda iç mimar olmak nasıl bir şey? Sosyal medya tasarım sürecinizi etkiliyor mu?
K. Sakarya: Dijital çağ büyük bir hız ve görünürlük getiriyor. İlham kaynakları artık çok daha erişilebilir. Sosyal medya doğrudan tasarım sürecimi yönlendirmiyor ama trendleri okumak ve kullanıcı beklentisini anlamak açısından önemli bir araç. Ve tabii sosyal medya yaptıklarınızı herkese ulaştırmak adına büyük kolaylık sağlıyor.

HELLO!: Türkiye’de iç mimar olmak sizce nasıl bir direnç gerektiriyor?
K. Sakarya: Türkiye’de iç mimarlık hem yaratıcı hem de operasyonel anlamda güçlü bir direnç gerektiriyor. Ekonomik dalgalanmalar, malzeme erişimi ve müşteri beklentileri arasında dengede kalmak ciddi bir deneyim ve sabır istiyor.
HELLO!: Sizin de YouTube kanalınız var. Bu platform size ne katıyor? Kanalınızda neler öne çıkıyor? Geri dönüşüm nasıl?
K. Sakarya: YouTube benim için sadece bir paylaşım alanı değil, aynı zamanda bir iletişim platformu. ‘Yaşayan Mekanlar’ ile gerçek yaşam alanlarını ve tasarımın günlük hayattaki karşılığını gösteriyorum. İzleyici geri dönüşleri oldukça güçlü; insanlar artık sadece güzel mekanları değil, o mekanların hikayesini de görmek istiyor. Yeni dönemde YouTube içeriklerime mutlaka devam edeceğim.
HELLO!: İç mimarlığın dışında da aktif olduğunuz alanlar var. Onlardan da bahseder misiniz?
K. Sakarya: Bir sosyal medya ajansımız var, aynı zamanda içerik üretimi ve marka iş birlikleriyle de aktifim. Tasarımın farklı disiplinlerle birleştiği alanlar her zaman ilgimi çekiyor. Uluslararası markalara dijital medya danışmanlığı vermek vaktimizin büyük bölümünü alıyor, o sebeple iç mimari projelerde oldukça seçici ilerliyorum.
HELLO!: Dekorasyonun geleceğinde sürdürülebilirlik ve etik üretim sizce ne kadar belirleyici?
K. Sakarya: Artık bir tercih değil, zorunluluk. Sürdürülebilirlik önümüzdeki dönemde tasarımın merkezinde olacak. Malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar her şey bu bakış açısıyla şekilleniyor.
HELLO!: Raşit Bağzıbağlı ile nasıl bir araya geldiniz ve bu projeye karar verdiniz?
K. Sakarya: Raşit ile tanışmamız Ankara’da benim lise yıllarıma dayanıyor. O zaman bir moda tasarımcısı olmayı düşünürken kendisi ile tanışıp fikir alışverişinde bulunmuştum. Yıllar içerisinde ben iç mimarlık, o ise moda alanında yollarımıza devam ettik ve dostluğumuz hiç kopmadı. Levent’te bu ofisi yapacağı zaman beni aramasına çok mutlu oldum. Daha sonra projede ortak estetik anlayışımız bizi bir araya getirdi. Tasarım dili konusunda benzer hassasiyetlere sahip olmamız süreci oldukça doğal ve keyifli hale getirdi. Raşit tüm süreçte bana çok güvendi ve seçimleri hızla tamamlayarak kısa sürede ofisi yaşayan bir mekan haline getirdik.
HELLO!: Raşit Bağzıbağlı’nın moda estetiği ile sizin iç mekan tasarım anlayışınız arasında nasıl bir diyalog kurdunuz?
K. Sakarya: Raşit’in moda dilindeki zarafet, güçlü siluetler ve detaylara verdiği önem, mekana da yansıdı. Biz de bunu mekansal bir deneyime dönüştürdük. Moda ve mimari arasında güçlü bir paralellik kurduk. Tüm bu süreçte iç mimar dostum Gizem Gürsel Şener de büyük destekçim oldu. Oldukça aydınlık renklerin hakim olduğu, ferah, kalabalıktan uzak, az ve öz seçimler yaptık. Ailenin kumaş kökenli olması sebebiyle özellikle bazı duvarlarda kumaş duvar kağıdı tercih ettik. Beyaz, krem rengi mobilyalara siyah renk ile kontrast kattık. Mekanı geniş göstermek adına bir duvarı eskitme ayna ile kapladık, bunun yanı sıra Snob Collector’dan alınan sanat eserleri ve Merih Uman’dan alınan Murano cam vazolar ile mekana zarif bir karakter kazandırdık. Günün sonunda burası bir moda markasının ofisi olduğu için kıyafetlerin sergilenmesi için duvarlarda geniş alanlar ayırdık.
HELLO!: Dekorasyondaki hedefiniz neydi?
K. Sakarya: Aslında Raşit’in istekleri oldukça netti. Biz onun ihtiyaçları doğrultusunda zamansız, sofistike ve aynı zamanda işlevsel bir alan yaratmak istedik. Ofiste çalışanların hem üretim yapabileceği hem de ilham alabileceği, toplantılarını rahatça gerçekleştirebileceği ve hazırlanan koleksiyonları müşterilerle paylaşabileceği bir atmosfer hedefledik.
HELLO!: Kendi dekorasyon / tasarım anlayışınızı buraya nasıl adapte ettiniz?
K. Sakarya: Minimal ama karakterli bir dil kullandım. Malzeme seçimlerinde kaliteyi ön planda tutarken, detaylarda güçlü dokunuşlar yaptım. Mobilya seçimleri oldukça sadeyken, bu seçimlere hikayesi olan aksesuarlar ve sanat eserleri eşlik etsin istedim.
HELLO!: Hem sosyal hem de arkadaşlık tarafınız güçlü bir karaktersiniz. Bunu neye borçlusunuz?
K. Sakarya: İnsanlarla gerçek bağlar kurmayı seviyorum. Kurulan güzel ilişkiler bizim işimizi de önemli ölçüde besliyor. Samimiyetin her zaman karşılık bulduğuna inanıyorum. Eski dostluklara çok değer veren bir yapım var. Bu projede de yakın bir arkadaşımla çalışmak ve onu mutlu etmek benim için de büyük mutluluk oldu.
HELLO!: Şu sıralar gündeminizde neler var?
K. Sakarya: Yeni projeler, marka iş birlikleri ve YouTube içerikleri üzerine yoğunlaşmış durumdayım. Aynı zamanda ortağım Fulya Sezen ile Youmeandagency adlı ajansımızda bazı uluslararası projeler için de çalışmalar yürütüyoruz. Günler oldukça yoğun geçiyor.
Benzer Haberler

Modern masallar: 2026 gelin modasında romantik dönüş

Uyku kalitesini artıran besinler ve günlük alışkanlıklar

Alican Sunal’dan Bodrum turizmine yeni bir bakış açısı









