
Elif Edes & Davit Meşulam Upagain Interiors ile geçmişe yeni hayat: Horhor'a özel bir hikaye başlıyor
Röportaj ve Fotoğraflar: Rana Korgül
Bir şef ve bir antikacı aynı dükkanda… Şeflik ve antikacılık aslında görünürde çok farklı olsa da ikisi de hafıza, kültür ve zevk üzerine kurulu. UpAgain Interiors, iki farklı dünyanın nasıl birleştiğini gerçekten hissetmemizi sağlıyor. Bir yanda gastronomi dünyasından gelen güçlü bir yaratıcılık, diğer yanda yıllara yayılan antika uzmanlığı… Elif Edes ve Davit Meşulam, hikayesi olan objeleri yeniden yorumlarken, tasarımın ve kültürel mirasın izini sürüyor. Horhor Antikacılar Çarşısı’ndaki bu yeni adres, antika dükkanı olmanın yanı sıra sohbetlerin, keşiflerin ve ilham veren karşılaşmaların mekanı. HELLO! için bir araya geldiğimiz ikili, geçmişe duydukları saygıyı ve geleceğe dair heyecanlarını samimiyetle anlatıyor.

HELLO!: Öncelikle sizi bir araya getiren hikayeyi soralım. Bir şef ile bir antikacının yolları nasıl kesişti? Elif Edes ve Davit Meşulam nasıl ortak oldu?
Elif Edes: Yollarımız ortak arkadaşlarımız sayesinde, bir çikolata projesinde kesişti. Davit, Leonidas’ın mağazalarını tasarlarken ben de çikolataların yanında sunulacak kafe ürünleri üzerine çalışıyordum. Dekor, ürün seçimi ve konsept üzerine yaptığımız ekip buluşmaları zamanla dostluğa dönüştü. O süreçte iş hayatıma yeni bir alan katma isteğimi sıkça dile getiriyordum. Davit’in de İstanbul’da yeni bir mekan açma fikri olduğunu bilen Zeynep ve Osman’ın cesaretlendirmesiyle her şey çok hızlı gelişti. Kasım ayında Horhor Antikacılar Çarşısı’nda dükkanımızı tuttuk; Ocak 2026 itibarıyla ağırlıklı olarak Çin antikaları, ileri dönüşüm tasarımlar ve Türk sanatçıların işlerini sergilediğimiz bir alan yarattık. Bununla birlikte projeler alıyor, çözüm ortaklıkları kuruyor ve kültürel buluşmalar organize ediyoruz. UpAgain Interiors aslında tam da bu çok katmanlı birlikteliğin doğal bir sonucu olarak doğdu.
HELLO!: Gastronomi dünyasında uzun yıllar aktif olan Elif için bu yeni dönem nasıl başladı? Mutfaktan antikaya uzanan bu dönüşüm nasıl gelişti?
E. Edes: Aslında mutfak hiçbir zaman hayatımdan çıkmadı; sadece biçim değiştirdi. Antika objeler, eski eşyalar, onlara yeniden hayat verme fikri ve farklı stilleri bir araya getirme tutkusu çocukluğumdan beri hayatımın içinde. Anne ve babamın estetik anlayışı sayesinde yemekle dekorun, davetle sohbetin iç içe geçtiği renkli bir evde büyüdüm. Bu nedenle gastronomiden antikaya keskin bir geçişten söz etmek yerine, bilgi ve ilgi alanlarımın doğal bir birleşimi demeyi tercih ederim. Düzenlediğimiz kültürel buluşmalarda belli dönemlerin tasarım anlayışını anlatırken; o dönemin sofralarını, menülerini, sunum biçimlerini, hatta müzik ve kıyafet tercihlerini de aktarıyoruz. İşte tam bu noktada eğitmen-şef kimliğim devreye giriyor: Tarihsel estetik ile gastronomiyi aynı masada buluşturuyorum.
HELLO!: Davit, siz uzun yıllardır özellikle Çin antikaları üzerine çalışan bir antikacısınız. Bu alana ilginiz nasıl başladı?
Davit Meşulam: Bu yolculuk 1996 yılında ABD’de başladı. Dünyanın farklı kültürlerinden antika ve sanat eserleri toplayan bir koleksiyonerden iş teklifi aldım. On yıl boyunca bu alanda çalıştım; farklı coğrafyaların estetik anlayışını, zanaat geleneğini ve koleksiyon dinamiklerini yakından gözlemleme fırsatı buldum. Ardından edindiğim bilgi ve deneyimi İstanbul’a taşımaya karar verdim ve benzer bir konsepti burada hayata geçirdim. Çin antikalarına olan ilgim ise zamanla uzmanlık alanıma dönüştü.

HELLO!: Elif, sizin antikaya ya da vintage parçalara olan merakınız nereden geliyor?
E. Edes: Bu merakın kökleri çocukluğuma uzanıyor. Büyüdüğüm evde her eşyanın bir hikayesi vardı; antika ve vintage parçalar günlük hayatın doğal bir parçasıydı. Seyahatlerimde de mutlaka antika pazarlarını ve ikinci el dükkanlarını keşfederim. Orada zamanın izini sürmek, farklı kültürlerin estetik hafızasına dokunmak beni çok besliyor. Eski bir objeye bakarken yalnızca formunu değil, taşıdığı ruhu da görmeye çalışıyorum.
HELLO!: Yeni dükkanınızı açtığınız Horhor Antikacılar Çarşısı, İstanbul’un en köklü antika merkezlerinden biri. Bu çarşı sizin için ne ifade ediyor? Daha önce Çukurcuma’da bir dükkanınız vardı…
D. Meşulam: 2012–2025 yılları arasında Çukurcuma, Faik Paşa Caddesi’nde 19. yüzyıla ait bir binanın giriş katını restore ederek Modern Tarih’i açmıştık. Çukurcuma’nın kendine has bir ruhu vardır ancak yaklaşık 50 yıllık geçmişe sahip Horhor Antikacılar Çarşısı, Avrupa’da benzeri olmayan yapısıyla çok daha kolektif bir atmosfer sunuyor. Yedi kata yayılan, 70 esnaf ve 200 dükkandan oluşan bu yapı, farklı dönem ve tarzları bir arada barındırıyor. Yeni bir başlangıç için bu çeşitlilik ve dinamizm bize çok cazip geldi.
HELLO!: Birlikte kurduğunuz UpAgain Interiors fikri nasıl ortaya çıktı? İsmin arkasındaki düşünce nedir?
E. Edes: Yeni bir işe başlama heyecanımız ve antikaların yanı sıra yeniden hayat verdiğimiz objelere odaklanmamız isim arayışımızı da şekillendirdi. ‘Part. Reborn. Refined.’ mottosunu en iyi ifade eden kelimenin UpAgain olduğuna Davit karar verdi; ben de ilk anda çok sevdim. UpAgain Interiors böyle doğdu. İsim, hem geçmişe duyduğumuz saygıyı hem de objelere kazandırdığımız yeni yaşamı simgeliyor.
HELLO!: Bir şef yemekle, bir antikacı ise objelerle hikaye anlatır. Sizce bir tabağın ve bir antikanın ortak noktası nedir?
E. Edes - D. Meşulam: Her ikisi de ait oldukları dönemin ruhunu taşır. Bir tabak da bir antika da üretildikleri çağın estetik anlayışını, malzeme bilgisini, yaşam tarzını ve hatta sosyal alışkanlıklarını fısıldar. İkisi de zamana tanıklık eden sessiz anlatıcılardır.
HELLO!: Dükkanınızda hangi ürünler yer alıyor?
D. Meşulam: Uzakdoğu antikaları -mobilyalar, heykeller, aksesuarlar ve objeler koleksiyonumuzun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bunun yanı sıra Art Deco dönemine ait aksesuarlar, UpAgain Interiors imzalı ileri dönüşüm tasarımlar ve Türk sanatçıların eserleri de yer alıyor. Takı ve dekoratif objelerle de seçkimizi zenginleştiriyoruz. Her parçanın belirli bir estetik çizgiyi ve kalite standardını temsil etmesine özen gösteriyoruz.

HELLO!: Bu ortaklıkta rolleriniz nasıl dağılıyor?
E. Edes: Antika seçimlerinde ağırlıklı olarak Davit’in uzmanlığı belirleyici oluyor. Proje danışmanlıklarını ise bazen bireysel, bazen UpAgain Interiors çatısı altında birlikte yürütüyoruz. Obje tasarımı, ileri dönüşüm projeleri ve mekansal danışmanlık temel çalışma alanlarımız arasında. Ayrıca belirli dönemleri ve akımları -Uzakdoğu, Art Deco ya da Thonet gibi- tematik başlıklarla ele aldığımız kültürel buluşmalar düzenliyoruz. Bu buluşmalarda dönemin ev tasarımını, sofra kültürünü ve estetik anlayışını aktarıyor; deneyimi güçlendirmek için uygun bir ikram, bazen müzik ya da küçük bir workshop ile programı tamamlıyoruz. Katılımcı sayısını sınırlı tutuyoruz ancak talep edenler için bu deneyimi farklı mekanlarda da kurgulayabiliyoruz.
HELLO!: Elif, şeflik geçmişiniz estetik bakışınızı veya obje seçiminizi etkiliyor mu?
E. Edes: Estetik algının temelleri çocuklukta atılıyor; zamanla ve deneyimle derinleşiyor. Gastronomi eğitimi öncesinde fotoğrafçılık okudum. Bu nedenle gerek tabak hazırlarken gerek bir mekan kurgularken kompozisyon, ışık ve denge benim için çok önemli. Estetik bakış açım yalnızca işimde değil, hayatımın her anında belirleyici bir unsur.
HELLO!: Davit, Çin antikaları konusunda uzman olduğunuzu biliyoruz. Koleksiyonunuzda hangi dönemler öne çıkıyor?
D. Meşulam: Günümüzde Ming Hanedanlığı’na ait objelere ulaşmak neredeyse imkansız. Bu nedenle ağırlıklı olarak Qing (Ching) Hanedanlığı dönemine ait parçaları toplamayı tercih ediyorum. Monokrom ve ‘sang de boeuf’ olarak bilinen öküz kırmızısı tonlarındaki porselenler özellikle ilgimi çekiyor. Mobilyada ise Ming stilinde, 19. yüzyıl ve sonrasında üretilmiş at nalı formundaki koltuklar ve banklar önceliğim. Ayrıca eski bleu-blanc porselen tabaklar da koleksiyonumun vazgeçilmezleri arasında.
HELLO!: Bir objenin ‘iyi’ bir antika olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?
D. Meşulam: Hikaye, zanaat ve yaşanmışlık benim için eşit derecede önemli. Bir objenin formu kadar arkasındaki kültürel bağlamı, işçilik kalitesi ve zamanla kurduğu ilişki de belirleyici. Bu üç unsur bir araya geldiğinde gerçek anlamda değerli bir antikadan söz edebiliriz.
HELLO!: Günümüzde genç kuşakların antikaya ilgisini nasıl gözlemliyorsunuz?
E. Edes: Horhor’da gözlemlediğim kadarıyla gençlerin ilgisi oldukça yüksek. Koleksiyonerlik ise bilgi, deneyim ve maddi imkan gerektiren bir alan; bu nedenle zamanla gelişiyor. Ancak gençler evlerinde seri üretim yerine karakteri olan, hikayesi bulunan parçaları tercih etmeye başladı. UpAgain Interiors’ta özellikle gençlere yönelik ‘Geleceğin Antikaları’, ‘Eski ve Yeninin Uyumu’, ‘Antika Hediye Alma Sanatı’ ve ‘Upcycle Nedir, Nasıl Uygulanır?’ gibi başlıklarla içerikler üretmeyi planlıyoruz.
HELLO!: Ziyaretçileriniz en çok hangi parçalara ilgi gösteriyor?
D. Meşulam: Farklı yaş grupları ve ilgi alanları dükkanımıza geliyor. Genel olarak aydınlatma ürünleri, sehpalar ve heykeller daha fazla dikkat çekiyor. Ancak çoğu zaman ziyaretçiler, başlangıçta fark etmedikleri bir parçayla duygusal bir bağ kurarak dükkandan ayrılıyor.
HELLO!: Bugüne kadar karşılaştığınız en unutulmaz parça hangisiydi?
D. Meşulam: Çin’in güneyinde, Guangzhou eyaletinde küçük bir köyde karşılaştığım büyük bir dresuarı asla unutmam. 1800’lerin başına tarihlenen bu parça toz ve saman yığınlarının arasında duruyordu. Boyutları ve ahşap işçiliği, aristokrat bir evden çıktığını düşündürüyordu. Onu ilk gördüğüm an yaşadığım heyecan hâlâ aklımda. Elbette o dresuarı Türkiye’ye getirdim; koleksiyonumun en özel parçalarından biri oldu.
HELLO!: Antikayı sürdürülebilirlik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
E. Edes: Fonksiyonunu yitirmiş bir objeye güncel bir dokunuşla yeni bir hayat kazandırmak hem yaratıcı hem de sürdürülebilir bir yaklaşım. Eski bir bavuldan sehpa ya da tepsi yapmak gibi örnekler, geçmişle bugün arasında güçlü bir köprü kuruyor. Antika, doğası gereği sürdürülebilirliğin en zarif hali.
HELLO!: Bu dükkan sizin için yalnızca bir satış alanı mı?
E. Edes: Bizi tanıyanlar bilir; UpAgain Interiors’ın yalnızca bir satış alanı olması mümkün değil. Daha şimdiden çarşı içindeki dostlarla buluşma noktası ve kültürel paylaşımların gerçekleştiği bir sohbet mekanına dönüştü. Amacımız ticaretin ötesinde bir etkileşim alanı yaratmak.
HELLO!: Hayatı nasıl yaşamayı tercih ediyorsunuz?
E. Edes - D. Meşulam: Hayatı yeni ‘eskiler’ ve yeni klasikler arayışında, kültürel paylaşımlarla zenginleşerek yaşamayı tercih ediyoruz. Öğrenerek, üreterek ve paylaşarak ilerlemek bizim ortak felsefemiz...
HELLO!: Son olarak, gündeminizde neler var?
E. Edes: UpAgain Interiors için belirlediğimiz hedeflere kararlı ve hızlı adımlarla ilerlemek istiyoruz. Kurduğumuz kolektif kültürel platformu büyütmek, daha fazla sanatçı ve tasarımcıyla iş birliği yapmak gündemimizde. Yolculuğumuzun henüz başındayız; heyecanımız ise ilk günkü kadar taze.
Benzer Haberler

Nicky Hilton Rothschild yeni bir şehirde, kendi hikayesini yazıyor

Kate Winslet ilk kez yönetmen koltuğunda: “Goodbye June” ile duygusal bir başlangıç

Bütünsel egzersizin önemi









