
İstanbul’da doğayla buluşabileceğiniz en güzel rotalar
Isparta: Günün ilk ışıkları ve güller
Mayıs-Haziran aylarıyla birlikte Isparta’da gün henüz doğmadan başlayan özel bir ritüel var: Gül hasadı. Son yıllarda sosyal medyada pembe gül tarlaları arasında çekilmiş fotoğraflara mutlaka rastlamışsınızdır. İşte o güller, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte özenle toplanıyor. İşin içine biraz da matematik katalım: Toplanan yaklaşık 4 ton gülden yalnızca 1 kilogram gül yağı elde ediliyor. Bu çarpıcı oran, gül yağının neden dünyanın en değerli doğal hammaddelerinden biri olduğunu anlatmaya yetiyor. Büyüleyici kokusuyla kozmetik ve parfüm dünyasının vazgeçilmezleri arasında yer alan gül yağının yolculuğunu, üretimin merkezinde yakından görmek mümkün. Gül tarlalarının pembe tonlara büründüğü Isparta, bu mevsimde yalnızca bir üretim merkezi değil; aynı zamanda kokuların hafızaya dönüştüğü özel bir rota haline geliyor. Bölgede faaliyet gösteren Gülsha da ziyaretçilere yönelik özel tur programları düzenliyor. Gül bahçelerini gezebilir, tonlarca gülden oluşan etkileyici gül havuzunu deneyimleyebilir, markanın üretim tesislerini ziyaret ederek gülün hasattan ürüne uzanan yolculuğunu keşfedebilirsiniz.

Bahçede açan çiçekler
Her mevsimin favori bir çiçeği var. İlkbaharda laleler, yazın sardunyalar ve begonviller (Bodrum bahçelerini hatırlatıyor ne de olsa), sonbaharda renk renk kasımpatılar... Kış günlerinde ise noel gülü hem bahçede hem de evde, bir vazonun içinde güzel bir görüntü sunuyor. Ama çoğumuz için mayıs sonu ve haziran başının asıl yıldızı başka. Mis gibi kokusuyla açan, herkesin göz bebeği, bahçelerin kısa süreli yıldızı... Evet, tahminleri alalım: Şakayık. Benim bahçemde de her yıl mayıs sonu gibi açıyor. Ama nasıl bir gösteri, görmeniz gerek! Öyle ihtişamlı ki bazen kendi güzelliğinin farkında olduğunu düşünüyorum. Bir de magazin dünyasının en popüler çiçeklerinden biri olduğunu bilse kim bilir ne olurdu… Şakayıkları vazoda kullanmak istiyorsanız çiçekler hafif açmaya başladığında kesebilirsiniz. Soğuk su dolu bir vazoya yerleştirip doğrudan güneş almayan bir noktada sergileyin. Her kesme çiçekte olduğu gibi suyunu düzenli değiştirmeyi ve saplarını uç kısmından verev şekilde kesmeyi unutmayın. Sonra da odaya yayılan mis kokunun tadını çıkarın.

İstanbul’un parkları
Yazı şehirde geçirenler için parklar adeta göz kırpıyor. Tamam, Hyde Park gibi alabildiğine uzanan çim alanlarımız olmayabilir ama İstanbul’un da bu konuda hiç fena olmadığını kabul etmek gerek. Anadolu Yakası’nda Göztepe Parkı, Fenerbahçe Parkı ve Caddebostan sahil hattı doğayla buluşabileceğiniz keyifli rotalar arasında yer alıyor. Avrupa Yakası’nda ise Akatlar’daki Sanatçılar Parkı, Yıldız Parkı, Atatürk Arboretumu, Atatürk Kent Ormanı ve Maçka Demokrasi Parkı gibi noktalar şehrin içinde nefes alabileceğiniz adreslerden. Bu yeşil alanların bazılarında sadece bir banka oturup ağaçları izleyebilir, bazılarında yürüyüşe çıkabilir ya da tempoyu arttırıp koşabilirsiniz.

Onarmaya ne dersiniz?
Daha sürdürülebilir şehirler ve topluluklar için çalışan Onaranlar Kulübü’nü, şehrin farklı noktalarında gerçekleştirdikleri dönüşüm projeleri, geri dönüşüm atölyeleri ya da eğitimlerden mutlaka duymuşsunuzdur. Sosyal fayda üretmek amacıyla kurulan bu sosyal girişimin temel hedefi ise birlikte “iyi”leşmek. Sosyal medya hesapları ve internet siteleri üzerinden etkinliklerini takip edebilir, düzenledikleri atölyelere katılabilirsiniz. Hatta bir adım daha ileri giderek bu topluluğun bir parçası olmanız da mümkün. Ekibin dikkat çeken projelerinden biri olan Seramik Onarım Hareketi: Kent Piksel, Beyoğlu’ndan Kadıköy’e, Karaköy’den Moda’ya İstanbul’un yıpranmış yüzeylerini seramik kolajlarla dönüştürüyor. Projede kullanılan çalışmaların tamamı, Kale’nin üretim süreçlerinden arta kalan fazla ve atık seramik malzemelerle hayat buluyor. İstanbul’un farklı noktalarındaki kırık ve yıpranmış yüzeylere yerleştirilen seramik formlar, 90’lı yılların ikonik dijital karakterlerini yeniden kentle buluşturuyor. Böylece hasar görmüş alanlar yaratıcı bir bakış açısıyla yeniden yorumlanırken, ortaya çıkan çalışmalar hem kent hafızasına gönderme yapıyor hem de yoldan geçenlerin yüzünde istemsiz bir gülümseme bırakıyor. www.onaranlarkulubu.com

Doğada kendinize bir mola verin
İstanbul’a yakın bir kaçış rotası arayanlar için yönümüzü Sapanca’nın Yanık Köyü’ne çeviriyoruz. Doğanın içinde konumlanan Zeliş’in Çiftliği, şehir temposundan uzaklaşıp kendinize biraz nefes almak istediğiniz günler için güzel bir alternatif sunuyor. Sapanca Gölü’nü ağaçların arasından kuş bakışı izlerken yeşilin sayısız tonunu keşfetmek mümkün. Çiftlikte yetişkinlere yönelik yoga ve doğa kamplarının yanı sıra çocuklu ailelere özel programlar da düzenleniyor. Gün boyunca tarladan sofraya gelen ürünlerle hazırlanan yemeklerin tadını çıkarırken, çocuklar da kendi yaş gruplarıyla oyunlar oynayıp doğayı keşfediyor. Bazen ihtiyacımız olan şey uzun bir tatilden çok, doğanın içinde geçirilen birkaç sakin gün oluyor. Zeliş’in Çiftliği de tam olarak böyle bir deneyim sunuyor. @zelis_ciftligi

Tıbbi Bitkiler Bahçesi: Şifa veren bir vaha
Ekosistemimizin farkına varmak, öğrenmek ve üretmek için 2005 yılında, yaklaşık 14 dönümlük bir alanda kurulan Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi sadece bir gezi noktası değil, aynı zamanda yaşayan bir eğitim ve araştırma merkezi. Bahçeye adım attığınız anda sizi karşılayan en etkileyici detaylardan biri, 700’ü aşkın tıbbi bitkinin titizlikle düzenlenmiş olması. Bitkilerin hepsi etiketli ve büyük çoğunluğunun etiketinde yer alan QR kodlar sayesinde de bitkiler hakkında detaylı ve hatta sesli bilgilere kolayca ulaşabiliyorsunuz. Bu yönüyle bahçe, klasik bir park deneyiminin ötesine geçerek interaktif bir keşif alanına dönüşüyor. Doğaya saygılı bir yaklaşım Bahçenin en dikkat çekici yönlerinden biri de sürdürülebilirlik anlayışı. Sentetik gübre ya da kimyasal ilaç kullanılmıyor. Bitki atıkları doğal gübreye dönüştürülerek yeniden toprağa kazandırılıyor. Sulamada ise damlama ve yağmurlama sis- temleri tercih edilerek bu sayede mevcut su kaynakları verimli bir şekilde kullanılıyor. Eğitim, Deneyim ve Katılım Hayat boyu öğrenme odaklı bir merkez burası. Farklı yaş gruplarına hitap eden seminerler ve atölyeler de düzenleniyor. Örneğin “Sağlık Çevre Okulu”nda tıbbi bitkileri tanıma ve yetiştirmeden aroma terapiye, doğal kozmetikten yenilebilir çiçeklere kadar geniş bir yelpazede eğitim sunuluyor. “Gönüllü Bahçıvanlık”uygulaması da oldukça değerli bir deneyim. Katılımcılar; fide dikiminden kompost hazırlamaya, budamadan doğal zararlı kontrolüne kadar pek çok faaliyette aktif rol alabiliyor. Bu sayede bahçe, ziyaretçilerini pasif izleyiciler olmaktan çıkarıp sürecin aktif bir parçası haline getiriyor.
Güneşin İzinde: Tabiat Takvimi Bahçede yer alan güneş saati ve tabiat takvimi ise hem çocuklar hem de yetişkinler için öğretici ve ilham verici bir yapı. Gün içinde güneşin hareketlerini gözlemleyebilir, yılın farklı dönemlerinde doğadaki değişimleri takip etmek mümkün. Tez ve projelere materyal desteği de sağlayan bahçe, akademik çalışmalar için de önemli bir kaynak...
Yazı: Peyzaj Mimarı Selen Tanyeri












