Haber kapak görseli
Genel
2 dk okunma süresi
İstanbul Life

Banu Kent ve Der Liebling: İstanbul’un katmanlı ruhunu takılara taşımak

İçeriği Paylaş

Galata’daki atölye/showroom’unda üretimlerini yapan takı tasarımcısı Banu Kent, Der Liebling markasıyla İstanbul’un katmanlı ruhunu zamansız, kişisel ve hikâyesi olan parçalara dönüştürüyor.

Röportaj: Karolin Apik

Banu Kent’i biraz tanıyabilir miyiz? Takı tasarımına uzanan yolculuğun nasıl başladı?

Hikâyem biraz sezgisel başladı. Küçük detaylara, objelere ve onların taşıdığı anlamlara hep fazlasıyla odaklanan biriydim. Zamanla bunun bir dile dönüşebileceğini fark ettim. Takı, benim için hem en kişisel hem de en kalıcı ifade biçimi oldu.

Der Liebling isminin ardında nasıl bir hikâye var? Senin için ne ifade ediyor?

“Liebling” Almanca’da “sevgili”, “en kıymetli” anlamına geliyor. Der Liebling, benim için sadece bir marka değil; duygusal değeri olan, bağ kurulan, nesilden nesile aktarılabilecek parçaların dünyası. Bir şeyin gerçekten “en sevilen” olabilmesi fikri.

İstanbul senin tasarımlarında nasıl bir yer tutuyor? Bu şehrin sana en çok neyi ilham veriyor?

İstanbul çok katmanlı, çelişkili ama bir o kadar da büyüleyici. Kusursuz değil ama zaten ilhamı da oradan geliyor. Eskiyle yeninin yan yana var olma hali, zamansızlık hissi tasarımlarıma çok yansıyor.

Galata gibi çok katmanlı bir semtte üretmek, tasarım dilini nasıl etkiliyor?

Galata’da her köşe bir hikâye taşıyor. Bu yoğunluk ve tarih, tasarım dilimi daha derin ve katmanlı hale getiriyor. Yüzeyde sade görünen ama yaklaştıkça detay açan parçalar üretmeyi seviyorum—tıpkı bulunduğum yer gibi.

Şehrin hangi detayları (mimari, dokular, insanlar, sesler) koleksiyonlarına sızıyor?

Eski taş duvarların dokusu, aşınmış yüzeyler, demirin ve altının zamanla aldığı karakter… Biraz da şehirdeki rastlantısallık. Kusursuz olmayan ama bu yüzden çok gerçek olan detaylar.

Der Liebling’in estetik kodlarını nasıl tanımlarsın? Minimal mi, organik mi, yoksa zamansız bir çizgi mi?

Üçünün bir dengesi diyebilirim. Minimal ama soğuk değil, organik ama dağınık değil. Zamansızlık en merkezde—trendlerden bağımsız, yıllar sonra da aynı hissi verebilecek parçalar.

Bir parçanın fikrinin oluşumundan son haline gelene kadar nasıl bir süreçten geçiyorsun?

Genelde bir hisle başlıyor. Sonra çizimlere, oradan üç boyutlu forma geçiyor. Sürecin en önemli kısmı sabır; çünkü detaylar zaman istiyor. El işçiliği, parçaya karakterini veren en kritik aşama.

Bugün yeniden başlasan, yine takı tasarımını mı seçerdin?

Evet, hiç düşünmeden. Çünkü bu sadece bir meslek değil, düşünme ve ifade etme biçimim.

Seni şu an en çok heyecanlandıran şey ne?

Daha özgür, daha cesur formlara yaklaşmak. Malzemeyle olan ilişkimi derinleştirmek.

Tek bir cümleyle Der Liebling’i anlatmanı istesek, ne söylersin? Der Liebling için hayal ettiğin bir sonraki adım ne?

Der Liebling, duyguyla şekil bulan zamansız bir hafıza. Odağım, zamana direnen ve kalıcılığıyla değer kazanan parçalar yaratmak.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo