Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
B-Mag

Mağara resimlerinden ilk kez antik insan DNA'sı elde edildi

İçeriği Paylaş

Bilim insanları, İspanya ve Portekiz'deki tarih öncesi mağara resimlerini inceleyerek bir ilki gerçekleştirdi: Duvarlardaki eserlerin üzerinden, onları çizen antik insanların DNA'sı ilk kez başarıyla toplandı...

Avrupa'nın derin mağaralarında, titrek meşale ışıkları altında yaşayan tarih öncesi insanlar; mağara aslanlarının, mamutların ve bizonların büyüleyici sahnelerini duvarlara resmetti. Ve nihayet, bu gizemli sanatçıların kimler olduğunu öğrenme şansına çok yakınız...

Son birkaç yılda antik DNA alanında adeta bir devrim yaşandı. Bilim insanları daha önce mağara zeminlerindeki topraktan, tarih öncesi reçineli sakızlardan ve hatta 20.000 yıllık bir kolyenin yüzeyinden insan DNA'sı elde etmeyi başarmışlardı. Şimdiyse bu başarıyı bir adım öteye taşıyarak doğrudan mağara duvarlarından antik insan DNA'sı izole ettiler.

Görselin kaynağı: © Matthias Meyer

Beklenmedik Bir Sürpriz

Portekiz ve İspanya'daki 11 farklı mağazada bulunan resimlerin ve çevre duvarların pigmentlerinden örnekler alan araştırmacılar, kendi türümüze ait antik DNA izleri tespit etti.

Aslında bu çalışma, resimlerin tarihini belirlemeyi ve kullanılan boyaların kimyasal bileşimini çözmeyi amaçlayan başka bir projenin yan ürünü olarak doğdu. Ekip, bu sanat eserlerinden numune almak gibi nadir bir fırsat yakalamıştı. Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nde doktora öğrencisi ve çalışmanın başyazarı olan Alba Bossoms Mesa, IFLScience'a verdiği demeçte süreci şöyle anlatıyor:

"Genetik veriler bizim için sadece bir bonustu. Yani işe yaramasa bile sorun olmayacaktı. Nitekim uzun bir süre şansımız yaver gitmedi ve tüm analizler olumsuz sonuçlandı."

Ancak son saha gezilerinden hemen önce ekip, antik insan DNA'sı içeren pozitif bir pigment örneği elde etmeyi başardı. Bu gelişme üzerine büyük bir heyecanla mağaralara geri dönen araştırmacılar, bu kez nelerin başarılabileceğini bilerek daha hazırlıklı bir şekilde işe koyuldular.

Sadece resimlerden örnek almakla kalmayıp, kontrol grubu oluşturmak amacıyla çevrelerindeki çıplak mağara duvarlarından da numuneler topladılar. Amaçları, tespit edilen DNA'nın gerçekten resimlerle mi ilgili olduğunu, yoksa çevreye mi ait olduğunu doğrulamaktı. Ancak sonrasında yaşanacakları hiç tahmin edememişlerdi.

Bossoms Mesa, "Yaşananlar çok mutluluk verici ama aynı zamanda tuhaf bir sürprizdi; bilirsiniz, bilimde böyle şeyler olur," diyerek süreci özetliyor: "Pigmentlerden daha fazla pozitif sonuç alamadık ama kontrol gruplarından, yani boyama yapılmamış çıplak mağara duvarlarından pozitif sonuçlar elde ettik."

DNA ile Tarihleme Çalışmaları

Araştırmacılar toplamda beş farklı örnekten antik DNA elde etmeyi başardı. Örneklerde başka hiçbir hayvana ait genetik ize rastlanmaması, bu DNA'nın tortu hareketleri veya su akıntılarıyla taşınmadığını, doğrudan insanlar tarafından bırakıldığını kanıtlıyor.

Görselin kaynağı: © Matthias Meyer

Ancak işin ilginç yanı, en nitelikli örneklerin resimlerin kendisinden değil, kaya duvarlarından elde edilmiş olması. Bossoms Mesa bu durumu şöyle açıklıyor:

"Resimdeki izin, boyama yaparken oraya uzanmış olan sanatçıdan gelmiş olma ihtimalini göz ardı edemeyiz. Ancak oradan geçen ve kayıp düşerken duvara tutunan herhangi birine de ait olabilir. Üstelik bunun için mutlaka dokunmak da gerekmiyor. Dokunma yoluyla geçen DNA terden gelir ancak tüm vücut sıvılarımızda DNA bulunur. Yani bu izler birinin hapşırmasıyla çevreye saçılan tükürükten de kalmış olabilir."

Şu anki en büyük soru işareti ise bu DNA'nın ne kadar eski olduğu. İzler duvarları boyayan insanlar tarafından mı bırakıldı, yoksa çok daha modern bir dönemden mi kalma?

İşte işlerin karmaşıklaştığı nokta tam olarak burası. Bilim insanları normalde "mitokondriyal DNA" adı verilen ve biyolojik bir saat gibi işlev gören yapıya bakarak yaş tespiti yapabiliyorlar. Ne yazık ki incelenen örneklerin hiçbirinde bunu yapmaya yetecek kadar mitokondriyal DNA korunmamıştı. Ancak ekip başka yöntemler devreye soktu.

Örneğin, bazı mağara girişlerinin en az 4.000 yıl önce yaşanan kaya düşmeleriyle kapandığı biliniyor. Bu da izleri bırakan insanların mağaraya bu tarihten önce girdiğini kesinleştiriyor.

Bir diğer kanıt ise doğrudan DNA'nın yapısından geldi. Elde edilen örnekler, yaşları kesin olarak bilinen diğer antik insan kemikleriyle karşılaştırıldı. Sonuçlar; mağara duvarlarına dokunan bu insanların, 5.000 ila 12.000 yıl önce İber Yarımadası'nda yaşamış olan "Batı Avcı-Toplayıcı" genetik popülasyonuna ait olduğunu gösterdi.

Bu kişilerin gerçekten o sanat eserlerini yapan ilk sanatçılar mı yoksa mağarayı sonradan ziyaret edenler mi olduğu henüz kesin değil. Yine de onlar hakkında çok önemli bir bilgiye ulaşıldı: Cinsiyetleri.

Bossoms Mesa, Portekiz'deki Escoural Mağarası'ndan alınan iki örnek için biyolojik cinsiyeti belirleyebildiklerini söylüyor: "Kromozomlara baktığımızda, örneklerden birinin erkek, diğerinin ise ağırlıklı olarak dişi olduğunu gördük. Diğer mağaradan alınan iki örnek de yine dişi bir bireye aitti."

Görselin kaynağı: © Matthias Meyer

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo