Haber kapak görseli
Genel
8 dk okunma süresi
Pozitif

Mutluluk adası Bali

İçeriği Paylaş

Kültürün kalbi, mistik tapınakların merkezi, sanatın vahası ve sonsuz balayının ideal tercihi Bali’de bir tatilden daha fazlasının peşine düşüyoruz. Saffet Emre Tonguç, mutluluklar adası Bali’de eşsiz bir yolculuğa çıkıyor…

Yazı: Saffet Emre Tonguç

Yeni yıla girerken farklı coğrafyaları deneyimlemeyi seviyorum. Bu sene de rotamı Bali’ye çevirdim. Okuduğum bir yazıda “Tanrı Himalayalar’da oturur ama tatil için Bali’ye gelir” diyordu. Gerçekten de mutluluğun doruklarında dolaşmak, şımartılmanın ne olduğunu anlamak ve fani dünyanın dışına çıkmak için gelinebilecek birkaç yerden birisi Bali. Benim de dünyadaki en gözde adam. Bir seferinde bir ada sakinine “Nasıl her daim gülümseyebiliyorsunuz?” diye sormuştum. “Gülümsemek en güzel makyajdır” diye cevap vermişti. Tatilin tadını çıkarırken bir yandan da bu cümleyi çalışmıştım.

Dünyanın en büyük Müslüman ülkesi olan Endonezya’nın neredeyse 18 bin adası var. Bunlardan özellikle birine, Bali’ye geldiğiniz zaman dikkatinizi çeken ilk şey herkesin mutlu olması. İnsanları, dansları, kültürü, kumsalı, denizi, güneşi, lüks otelleri muhteşem. Tüm bu özellikleri evliliklerin ilk günleri için ideal bir mekan olarak ünlenmesini sağlamış. Yerli halk da dahil olmak üzere herkes yüzünde ‘sonsuz balayı’ ifadesiyle dolaşıyor bu adada.

Bali Adası’nın ilk sakinleri yaklaşık 4 bin yıl kadar önce gelen Tayvanlılar olmuş. Ancak zaman içinde etkilendikleri Hint kültürünü bugün bile soluyorsunuz. Etrafı gezerken her köşe başına sinen sanatsal detayların nedenini 15. yüzyılda adaya yoğun bir sanatçı göçünün olmasına bağlıyorlar. İhtiyar dünyanın Bali’yi keşfetmesi ise 16. yüzyıl sonlarında olmuş. 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı çok kanlı geçmiş Bali halkı için. Direnmişler ancak Hollanda sömürgesi olmaktan kurtulamamışlar. II. Dünya Savaşı’nı ise Japon işgali altında yaşamak zorunda kalmışlar. Daha sonraki süreçte turizmi sekteye uğratan tatsız olaylar yaşansa da Bali her zaman ilgi odağı. Bağlı olduğu Endonezya’da Müslümanlar nüfusun yüzde 86’sını oluştururken Bali’de halkın yüzde 90’ı Hindu. İşin enteresan kısmı ülkeye gelen turistlerin neredeyse yüzde 75’i Bali’ye geliyor. Sadece turistlerin değil, bu adayı deneyimlemek için göç edenlerin etkisiyle ada nüfusu günümüzde 5 milyona yaklaşmış durumda. Adanın değişmeyen alt yapısına eklenen insan sayısı çok ciddi bir trafik sorununu da beraberinde getirmiş.

Adaya, İstanbul’dan yaklaşık 15 saatlik bir uçuştan sonra ulaşıyorsunuz. Ben yolculuğum için Singapore Airlines’ı tercih ettim. Keyifli geçen uçuşumun ardından Changi Havalimanı’nın adeta botanik bahçesi gibi ortamı nasıl bir cennete geldiğinizin habercisi oluyor. Yolculuk biraz yorucu olsa da Bali sizi hayata geri döndürüyor.

Şehirleri anlatmaya başlamadan önce size önerim, mutlaka bir günlüğüne de olsa ada turu için zaman ayırmanız. Bir de Julia Roberts’ın “Ye, Dua Et, Sev” filmindeki falcı Ketut Liyer’e ne vaktinizi ne naktinizi kaptırın. Herkese aynı şeyi söylüyor!

Sanatın kalbinin attığı şehir

Ubud, beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu. Adanın tam ortasında bir kültür vahası olan şehir bana daha da zenginleşmiş göründü. Ana caddesi Jalan Raya zaten yerlilerin dilinde “ana cadde” demek. Alışveriş düşkünlerini mutlu edecek dükkanlar ve şehrin ruhunu yansıtan sanat galerilerinin bulunduğu sokaklarda gezmek çok keyifli. Ubud halkı tarih boyunca sanata verdiği değer ve destek ile gurur duymuş. Hatta adadaki sanatın gelişmesi ve bugüne ulaşmasında büyük katkıları olduğu gerçeğini alçakgönüllülük göstermeden ifade ediyorlar. Kentin cömertçe sunduğu doğa ve kültür olanaklarından faydalanmanın ve etrafı keşfetmenin en güzel yolu ise bisiklet.

En çok ilgi çeken yerlerin başında maymunların krallıklarını ilan ettikleri Monkey Forest (Mandala Wisata Wanara Wana) var. Üç tapınağın olduğu ormanda hırsızlıklarıyla ünlü yüzlerce maymunla karşılaşacaksınız, hazırlıklı olun.

Ubud’a gelip de Petulu’ya gitmeden dönmek olmaz. Burası doğanın kendi çabalarıyla yarattığı bir cennet. Dansçılar, sanatçılar gününüze renk katabilir ancak Petulu’da başrol kuşların, köy bir kuş gözlem alanı. Mümkün olduğunca fazla şey görmek için rehberli turları tercih etmenizi öneririm. Fil Mağarası olarak da bilinen Goa Gajah ünlü bir tapınak ama bazıları bu küçük mağarayı gördüklerinde hayal kırıklığı yaşıyor.

Ubud, yüzyıllardır söylendiği gibi bir “Kraliyet şehri”. Kraliyet dönemi Hollanda sömürgesi olduktan sonra sona ermiş gibi gözükse de, aile bireylerinin hala toplumda özel bir yeri var. Bali’de misafiri olduğum İzmirli ailenin evinde kraliyet ailesi mensuplarından bir hanımefendiyle tanıştım. Zarafeti ve içtenliği beni çok etkiledi. Geleneksel mimari öğelerini görmek için 19. yüzyılda inşa edilmiş Puri Saren Ubud (Ubud Sarayı) görmenizi öneririm.

Puri Lukisan Müzesi Bali’deki sanatın gelişimini göstermekle kalmıyor, özellikle modern sanattan hoşlananları kolayca etkisi altına alan bir koleksiyona da ev sahipliği yapıyor.

Yer gök tapınak

Hint kültürünün izleri her yerde ama en çok da tapınaklarda karşınıza çıkıyor. Etrafta olağanüstü güzellikte ve çok farklı mimari üslupta binlerce tapınak var. Aslına bakarsanız halk geleneklerine o kadar düşkün ki, hemen herkesin evinde kendine ait küçük bir tapınak var. Dini ritüelleri, kutlamaları ve ölü yakma törenleri büyük ölçüde değişmeden aktarılmış bugünkü kuşaklara.

Tanah Lot Tapınağı (Pura Tanah Lot) Bali’nin en gözde yerlerinden biri. Doğunun mistik havasını hissetmek isteyenler, fotoğrafçılar, gün batımı ile romantizmin doruklarında dolaşmayı hedefleyenler akın akın geliyor. Bali mitolojisinde önemli bir yere sahip yedi deniz tapınağından biri Tanah Lot, burada zehirli deniz yılanlarının tapınağı düşmanlara karşı koruduğuna inanılıyor. Zaman içinde kaçınılmaz olarak ticarileşmiş ancak bu çarpıcı güzelliğinden bir şey kaybettiği anlamına gelmiyor.

Tapınaklar mistik duygularınızı harekete geçiriyorsa Bali’nin “Ana Tapınağı” olarak adlandırılan Besakih Tapınağı (Pura Besakih) mutlaka rotanızda olmalı. Bali’de hakim olan Hindu dini tapınaklarının en büyüğü ve en kutsalı. Agung Dağı’ndaki bina kimi kaynaklara göre 11 kimilerine göreyse 14. yüzyılda inşa edilmiş. Aslında 20’den fazla tapınaktan oluşan bu yapılar grubu neredeyse her gün bir dini ritüele sahne oluyor. Bali mitolojisinde ve inanışında çok önemli bir yere de sahip olan Agung Yanardağı (Gunung Agung) aynı zamanda adanın en yüksek noktası. Gelmişken manzaranın da tadını çıkartın. Tampak Siring ise kutsal bir su kaynağı ve Bali’nin Kuta bölgesine yaklaşık iki saat mesafede bulunuyor. Burada ibadet edip yıkanan Hinduları görüyorsunuz.

İnanılmaz manzarası ile sizi büyüleyecek başka bir tapınak ise Uluwatu’da bulunuyor. Şehirle aynı adı taşıyan tapınak “en uçtaki kaya” anlamında geliyor. Burada neredeyse 100 metreden okyanusun turkuaz sularını izleyebiliyorsunuz.

Bratan Gölü adadaki en büyük ikinci göl. Aslına bakarsanız bu onun geri planda kalan özelliği. Manzara muhteşem, renkler olağanüstü ama sizi bekleyen öyle bir sürpriz var ki etrafındaki her şeyi silikleştiriyor. Gölün tam ortasında olanca zarafetiyle yükselen Pura Ulun Danu Bratan, 17. yüzyılda Bali’nin denizler, ırmaklar ve göller tanrıçası Dewi Danu için yaptırılmış.

Batur Dağı volkanik bir dağ ve hala aktif. Rehberli doğa yürüyüşleri ya da bisiklet turları düzenleniyor. Manzara nefes kesici. Mutlaka gidin ama dikkati de elden bırakmayın; 2010 yılında bir turistin volkandan içeri düşerek hayatını kaybetmesi hala belleklerden silinmiş değil. 1717 metrelik volkanın etrafında kahve, baharat ve meyve çiftlikleri var. Kopi Luwak kahvesi çok pahalı ama en şaşırtıcı özelliği sansar dışkısından elde ediliyor olması! Turlarda muhakkak sizi kahve ve meyve plantasyonlarına götürüyor, ikram karşılığında da alışveriş yapmanızı bekliyorlar.

Eğlencenin merkezi

Nasıl ki Ubud Bali’nin kültür başkenti ise, eskinin balıkçı köyü Kuta Bölgesi de günümüzde adanın adeta eğlence merkezi. Elindeki turizm potansiyelini adada ilk o keşfetmiş ve gelişimini bu yöne kaydırmış. Kuta bugün her türlü zevke ve eğlence anlayışına hitap eden bir yer. Aklınızda bulunsun Kuta şu ana kadar sörf öğrenmek isteyip de deneyemeyenler için mükemmel bir yer. Tüm bunlardan hoşlanmayanlar da dahil olmak üzere herkesin üzerinde anlaştığı tek konu ise Kuta’da “Bali Masajı”. Mis kokulu yağlar, alevleri ahenkle dans eden mumlar eşliğinde yapılan Bali masajı konusunda Kuta çok iddialı.

Uluwatu Tapınağı Kuta’dan yaklaşık 1-1,5 saat uzaklıkta. Sarp kayalıkların üzerine kurulmuş tapınak diğerlerine göre nispeten daha küçük ama Bali’ye gelen birçok ziyaretçiye göre en etkileyicisi. Bali’ye geldiğinizden beri yakın dost olmak zorunda kaldığınız maymunlara burada da rastlayacaksınız. Güneşin veda ettiği saatlerde önce manzarayı sonra da her gün yapılan Kecak dansını seyretmezseniz çok şey kaçırmış olursunuz.

Konaklama rehberi

Bana göre sahildeki Four Seasons Jimbaran ve Four Seasons Sayan Ubud çok iyi oteller. Jimbaran’dakinde kalamazsanız en azından halka açık olan plaj-lounge karışımı kısmına gidin. Four Seasons dışında Jimbaran’daki diğer şık bir tesis ise Ayana Resort adını taşıyor. Ubud’da kaldığımız, sonsuz bir ormanın yanı başındaki Kamandalu rüya gibi bir otel. Adayı son 5 ziyaretimde her zaman tartışmasız tercihim. Nusa Dua adanın lüks otellerle çevrili olan kısmı. Bu sefer kaldığımız The Laguna, a Luxury Collection Resort & Spa şıklık ve konforu bir arada sunan harika bir tesisti. St. Regis Resort ve Westin benim bu bölgedeki favori tesislerim arasında. Bali’de son yıllarda çok şık dükkanlar açıldı. Özellikle Seminyak güzel mağazalar bulabileceğiniz bir bölge, burada bulunan W Hotel ise hararetle tavsiye edeceğim yerlerden. Alila Villaları ise Uluwatu’da tavsiye edeceğim yer. Chedi Club Tanah Gajah ile Samaya Bali’nin Ubud ve Seminyak tesisleri gene adadaki gözdelerim arasında yer alan işletmeler.

Gastronomi rotası

Bali’ye son gittiğimde muhteşem restoranlar keşfettim. Ubud’da gittiğimiz AKAR by K Club’ı çok beğendim. Sonradan sahiplerinin Türk olduğunu öğrenince daha da gurur duydum. Televizyondan tanıdığınız şef Somer Sivrioğlu’nun tavsiyesiyle gittiğimiz Mama San Bali ve Nusantara otantik menüleriyle keyif aldığımız restoranlar oldu. Seminyak’taki Seasalt ve Ku De Ta deniz kenarında mükemmel lounge-restoranlar.

Bali’deki Ku De Ta’nın adı darbe demek ama adamlar adeta eğlence ve gatronomide devrim yapmışlar. Adanın en gözde mekanlarından biri. Dalgaların sahile vuran sesini dinlerken yemeğinizi yemek ya da sahildeki şezlonglarda içeceklerinizi yudumlamak harika. Deniz kenarındaki bir diğer keyifli mekan olan Potato Head Beach Club’ın ilginç kuralı alkol reklamlı kıyafetlerin yasak olması. Bu işletmenin müdürü Türk.

Sundara, Four Seasons Jimbaran ise uluslararası mutfakla ön plana çıkıyor. Kayuputi de St. Regis Resort Nusa Dua’nın deniz ürünleri restoranı. Jimbaran’daki Menega Cafe Beach çok lezzetli deniz ürünleri ile benim gönlümü çaldı.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo