
İçinizdeki şifacıyı onurlandırın
Yazan: Mehveş Özel Ebussuutoğlu
Uzun süre içimdeki şifacıyı görmezden geldim. Hep başkalarından çare umdum. Ben de bir şey eksikti ve onlar çok parlaktı, çok iyiydi, çok ustaydı. Bense eksiktim ve tamamlanmalıydım, tamir olmalıydım, daha iyisi olmalıydım. Bu yüzden girmediğim çukur, tırmanmadığım dağ kalmadı ama her seferinde hüsrana uğradım. 20 yıldan fazla süredir yoga, savaş sanatı, metafizik, şamanizm ve birçok alanda ‘şifa’ üzerine araştırdım, kendi üzerimde çalıştım, ‘nasıl şifacı olunur?’ konusuna epey zaman ayırdım, ter döktüm, yetmedi gözyaşı döktüm. Eğitimler, kişisel gelişim programları benden yoruldu, ben yorulmadım. Tüm enerjimi tüketene kadar akıttım. Ve bir gün hiç ummadığım yerden ters köşe oldum. İçine girdiğimiz yeni çağda artık ihtiyaç değişmişti. Enerji ve güç hiç olmadığı kadar kıymetliydi. Gücümüzü dışarı akıtmak, şifacılardan şifa ummak yerine, geri toplamak kendimize verebileceğimiz en büyük şifa desem size? Şifacı diye gözünün içine baktığımız insanlar, ya kendine yeterince bakmamışsa, yeterince mesuliyet sahibi ve dürüst değilse? Görünen maskelerin ardında, kendi korkuları, karanlığı ile yüzleşmemiz sıradan insanlarsa ya daha insan olmanın gereğini yerine getirememiş, -miş gibi yapanlarsa? İşte o zaman hapı yuttunuz. Onlara neyin iznini verdiniz? Tüm alanınıza giriş iznini, enerjisel olarak sonsuz sömürülme iznini…
Auranıza ve enerji alanınıza atılan kancalardan habersiz; “ben neden adım atamıyorum, neden aynısının tekrarını yaşıyorum, sabahları enerjim düşük kalkıyorum, içimde tuhaf mutsuz eden bir his var, yaşam enerjim çekilmiş gibi, kötü rüyalardan yorgun uyanıyorum” dediğinizi duyar gibiyim. Bazılarınız için özel olarak yazıldı bu yazı, ulaşması gereken gözlere özel…

Şifa niyetine…
Yalnız değilsiniz. Çaresiz hiç değilsiniz. Bu bir çağrı. Gücünüzü elinize almanız için. Dışardan beklemeyi bırakmak için, verdiğiniz izinleri geri almak için. İçinizdeki şifacıyı onurlandırmak ve uyandırmak için. Unutmayın, Hermetik yasalardan, “içeride ne varsa dışarıda o vardır” her zaman çalışır. İşte, böyle geri alırız gücümüzü ilk olarak. Dünyamda her ne oluyorsa bunun benimle ilgisine bakma mesuliyeti ile… Yargılamadan, suçlamadan, ötekileştirip, eleştirmeden. Diyelim ki şifa umuduyla biriyle çalıştınız ve her şey ters gitti ya da o şifacıya bağımlı hale geldiniz. Harika! Bu deneyimden ne öğrendim? Hangi niyet ile gittim ve ne oldu? Kendinize sorun. Burası nerden kanca yediğinizi anlayacağınız yer. En çok neyi tekrar ediyorsa bakmanız gereken yer orası. Unutmayın dışarıdaki herkes ve her şey sizin dünyanızın bir parçası yani aslında onları siz yarattınız, kendinize çektiniz. Dolayısı ile dışarıda suçlayacak kimse yok, bunu yolculuğunuzun bir parçası olarak görün. Görmeniz gerekeni gördüğünüzde zaten alanınızdan düşecekler, görevleri bittiği için. Kızarak, kötüleyerek yargıladığımız şeyler bize daha çok tutunur unutmayın.
Siz ruhu olan insanlar değil, insan deneyimi yaşayan ruh parçacıklarısınız aslında. Düşündüğünüzden çok daha güçlüsünüz. Her ne oldu ise ‘ben yarattım’ sorumluluğunu aldınız bu küçümsenmeyecek bir güç. İkinci aşama bu kişi ve kişilerle ilişkinizi net bir çizgi ile kesin. Bir telefon konuşması veya mesajla olabilir fark etmez, nazik olun, öfkelenmeyin. Size ait göremediğiniz bir parçayı gösterdiler. Evet, şifa oldular yine de aslında, görevlerini yaptılar. Soru şu: Bundan sonra kendi sorumluluğunuzu almaya hazır mısınız? Dışardan birine tekrar teslim etmeden?
Şifacıların hepsi kötü değildir. Sadece kendi deneyimlerinizde gözlemci olun, seçici olun. Her kişisel gelişimciye, metafizikçiye, aile dizimi yapana kolayca teslim olmayın. Basit bir meditasyon çalışmasına bile girerken toplu bir alanda, o eğitmenin ve kişinin alanına kendi alanınızı açmış ve bağlamış olursunuz. Basit değil, kolay hiç değil. Seçici olun. Girdiğiniz her çalışmadan önce “Yaşam amacım, özüm ve yolumla uyumlu olana izin veriyorum” ve bittiğinde “Bu çalışmadan aldığım fayda yerine gitti, alanı kapatıyorum” diyerek enerjinizi geri alın. Bunu orada, o an içinizden yapabilirsiniz.
“Her zaman içinizdeki iyi hissi takip edin”, Joseph Campell’ın çok sevdiğim felsefesinden geliyor bu söz. Yaratıcı ile, öz ile bağlantıda olduğunuz, size iyi gelen bir alanda itme, çekiştirme, zorlama olmaz. Kalbinize güvenin. Oradaki hisse güvenin. Kalbinizin ortasındaki o genişleme, hafifleme hissini bilirsiniz. Beden yalan söylemez. Bedene inin ve hissedin. En ufak bir korku, şüphe duyduğunuz hiçbir ortamda kalmakta ısrar etmeyin, yıllarınızı bile vermiş olsanız. Vahşi sesinizi, vahşi içgüdünüzü bastırmayın. Bugün, tüm ezoterik öğretilerin ve uzay çağı ile ilgili komplo teorilerinin cirit attığı bir çağdayız. Herkes özgürce konuşuyor, yayın yapıyor, korku salıyor. Kulaklarımızdan, duyduklarımızdan da sorumluyuz öyleyse. İçeriye aldığımız ne varsa sorumluyuz. Gereksiz yayınları izlemeyin; izlediğiniz anda orada konuşulanlara izniniz alınmış demektir. “Hayır, teşekkürler” diyerek yayını kapatın veya ortamdan uzaklaşın.
Bana akan şifa için bedene geri dönüyorum!
Çağımızda en çok ihtiyaç duyduğumuzun ‘beden şifası’ ve bedene geri dönmek olduğunu düşünüyorum. Hissetmeye izin vermek için bedeni uyandırmak... Kafanızın içinde binlerce soru varken, endişeli iken sizi bedenden başka hem de kendi bedeninizden başka kimse şifalandıramaz.
Yavaş bir yürüyüş yapın. Adımlarınızı sayın. Nefes alırken sağ ayak ile adım, verirken sol ayak öne şeklinde bir 5 dakika yürüyün. Baktınız, adımlar hızlı gözlemleyin; “yavaşla” deyin kendinize, şimdi daha yavaş adım atıyoruz. “Bedenim ve ben biriz, iş birliğimiz harika.” Devam ettiğiniz bir spor, yoga çalışması varsa günlük bir rutin belirleyin. Enerjinizin dağınık olduğu zamanlarda bedensel disiplinler ile zihni de etkilersiniz ve enerji kaçaklarınız azalır. Duşa girin, su çok büyük bir arındırıcıdır. Duşun altındaki genel ritminizi gözlemleyin. Eğer hızla yıkanıp çıkmak üzerine ise yavaşlamayı hatırlayın. Suyun başınızın tepesinden akışını, o ilk teması hissedin, omuzlarınıza, sırtınıza nasıl kaydığını. Hisse bakın, sert damlalar mı, ılık mı sıcak mı? Keşfedin. Keyif alın. Keyif anlarınızı da artırın. Sabah kahveniz önünüze geldi ise onu hızla tüketmeyin. Bu kez önce koklayın, kokusunu duyumsayın. Bu kokuyu ne kadar sevdiğinizi kaydedin. Sonra ilk yudumun ağzınızda bıraktığı tadı hissedin. Keyif ve zevk anlarınızı aceleye getirmeyin. Bu keyfin tüm bedene yayılmasına izin verin. Bedeninize aldığınız yiyecek ve içeceklere özen gösterin, en azından zihinsel olarak mutsuz ve kaygılı hissettiğiniz zamanlarda bu pratik size çok iyi gelecek. Bedeninizi dinleyin ve iyi gelmeyenlere iradenizi koyarak “hayır” deyin. Bu sizi çok daha güçlü hissettirecek. Hem enerjiniz yükselecek hem de yaptıkça kendinize güveniniz.
Herhangi mutsuz bir ortamda; mesela trafikte sıkıştınız, stresli bir vize randevusundasınız ya da herhangi mutsuz olduğunuz bir ortamda, içinizden seslenin ortamdakilere: “İçinizdeki yaşamı ve ışığı onurlandırıyorum. Benimle bu zamanı ve mekanı sevgiyle paylaştığınız için teşekkürler.” Bu kadar basit evet. Sizin gibi ruh varlıkları bu süptil onurlandırmayı mutlaka hissedeceklerdir. Bana her zaman çok iyi gelmiştir, bir anda ummadığım şekilde her şey yoluna girmiştir.

Arınma zamanı
İçinizdeki şifacıyı uyandırmak için beslenmede arınma, sözlerde arınma, düşüncelerde arınma önemli adımlar… Geçtiğimiz günlerde Colorado’da idim ve orada çok fazla Kızılderili ile karşılaşabiliyorsunuz. Çalıştığım fuarda daha önce de gördüğüm yüzde 70 Kızılderili ayrıca bir “medicine man”, yani şaman şifacısı olduğunu bildiğim biri ile karşılaştım. O kadar etkili gözleri var ki eğer bir saniyeden fazla bakarsanız gözlerinin içine sizi bir birlik haline, temasa sokuyor aniden. Ben bunu anladığımdan gözlerimi kaçırdım. Bana neden kapalı olduğumu sordu ve ona izin vermemi istedi. Niyetinin iyi olduğunu biliyorum ve o kendini buna adamış böyle yaşayan biri her an birilerine dokunan biri. Eskiden olsa böyle birinden hemen etkilenir, kapılır ve bana ne katacaksa beni şifalandırmasını isterdim. Oysa bir şeyler değişmişti artık bende. Nazikçe reddettim; “seninle karşılaşmak güzeldi, daha fazlasına ihtiyacım yok” dedim ve ayrıldım. Kendimi çok daha güçlü ve iyi hissettim. Alanımı kimlere açacağımı ben seçerim. Kulağa iyi geliyor değil mi?
Yaşadığım iyi ve kötü deneyimlerden sonra artık “hayır” demeyi ve herkese alanımı açmamayı öğrenmek zorunda kaldım. Ben zorlu yoldan öğrendim dilerim sizler için kolay olsun. Ne kadar değerli, eşsiz ve biricik olduğumuzu, tüm güzellikleri hak ettiğimizi ve dünya deneyiminden kolaylıkla, zarafetle mezun olmamızı dilerim. İçinizdeki şifacıyı sevin, küçük görmeyin. Küçük mutlulukları başkalarına ve kendinize mümkün kıldığınız her an, şifadır.












