
Olmak ya da olmamak
DR. ERKAN SARIYILDIZ
“Offf, alarm çalıyor. Yine mi sabah oldu, daha yeni yatmıştım!”
Her gün tekrarladığınız bu iç konuşmanın ardından gelen ufacık an, gününüzü nasıl geçireceğinizi belirleyecek kocaman bir potansiyel içeriyor, farkında mısınız? Her yaptığınız seçim de bir tarafta seçtiğiniz tarafın potansiyellerini aktiflerken, diğer seçim olasılığının potansiyelini sıfırlıyor. Yani aslında her seçim aynı zamanda bir vazgeçiştir.
Rutin sabah seçimimizin üstünden gidersek, ufacık bir kararın nelere mal olabileceğini anlamak için bir egzersiz yapmış oluruz. Hep yaptığınız gibi erteleme düğmesine basabilirsiniz. 10-15 dakika daha uyumak uyku açlığına çare olacak bir süre olmamasına rağmen, en çok bunu tercih etmeye meyillisiniz biliyorum. Koca bir güne başlamanın, önünüzde yapılacak onlarca işin listesi ile yüzleşmenin biraz daha beklemesi çok çekici geliyor; her ne kadar önünde sonunda mecbur kalacak olsanız da! Sonra bir kere daha alarmı erteleme ve zar zor işe yetişebilmek için geçireceğiniz stresli ve koşturmalı nefes nefese bir süreç...
Peki ya bu sefer kendinizi de şaşırtan bir şekilde alarm ilk çaldığı anda kalksanız neler olabileceğini düşünsenize... Ya kısa bir meditasyon yapıp, güne dingin ve farkındalıklı bir başlangıç yapabilirsiniz ya da bir egzersizle güne başlamanın dinamizmini yaşayabilirsiniz. Hem güzel bir kahvaltı hazırlayıp, kahvenizi yudumlayarak trafik yoğunlaşmadan işinize gitme şansına sahip olacaksınız, hem de günün yapılacaklar listesi dingin bir zihinle kolaylıkla ve keyifle bitecek. İşte ufacık bir seçimle hayatımızın hikayesinin ne kadar değiştirilebileceğinin basit bir örneği. Hayat her an seçenekler ve kararlarımızın üzerine kurulu bir yolculuk.

“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!”
Shakespeare’in bu ünlü sözü beni her zaman hayatı sorgulamak için uyarmıştır. Ben de seneler önce normal yaşamımdan farkındalıklı, sorgulayan adama dönüşme kararı verdim. Zor bir süreç olsa da bir an bile bu kararımdan pişmanlık duymadım. Bence hepimizin, herhalde hayatta verebileceği en önemli karar, yaşamımıza bundan sonra nasıl devam edeceğimizin kararıdır.
Bugün size iki adet hap sunuyorum. Matrix filmindeki gibi kırmızı ve mavi... Mavi hapı alırsanız hayatınız eskisi gibi devam edecek. Yani siz aynı siz, toplum aynı toplum. Bugüne kadar yaşamınızı sürdürdüğünüz gibi sürecek bundan sonrası. Toplumun ve yüzyılların yarattığı inanç kalıplarınız aynı kalacak. Kendinizi bedeniniz olarak görmeye devam edeceksiniz. Ölümlü bir varlık olarak sürdüreceksiniz yaşamınızı. İşinize gideceksiniz, evinize döneceksiniz, gelişen olayları size aktarıldığı şekliyle bilecek, size dayatılan şeyleri yapacaksınız. Gittikçe sınırlanmış, her şeyden ayrı bir “ben” olacaksınız. Gerçek potansiyelinizin farkına varamayacaksınız. Yani şu an yaşanılan sıradan ve rutin yaşamınız. Diğer hapı seçerseniz ise başınıza gelecekleri önceden kabul etmeniz lazım. Hiç kolay değil bu yolun getireceklerini karşılamak. İlk olarak kendinizi eskisi kadar rahat hissetmeyeceksiniz. Hatta toplum sizi ilk başta belki biraz dışlayacak, “deli saçması” olarak nitelendirecek düşüncelerinizi, “Boş ver bu uçuk kaçık şeyleri” diyecekler. Öncelikle söyleyeyim, ne yazık ki bu hapı içtikten sonra dönüşü yok. Artık hiçbir zaman “eski ben” dediğiniz halinize dönemeyeceksiniz. Gerçekleri ve büyük resmi görmeye başlayacaksınız. İnsanoğlunun düşürülmeye çalışıldığı durumu, nasıl tutsaklaştığını, nasıl küçük hapishanelere konulduğunu üzülerek fark edeceksiniz. Gerçek sizi arayacaksınız. Uyku halinizde yaşadığınız şu anki haliniz değil, uyanmış kendinizden bahsediyorum. Aslında her şeyin evrensel bir bütünü oluşturduğunu anlayacaksınız. Her parçanın gerekli olduğunu göreceksiniz. En önemlisi de her parça arasında çok kuvvetli bağlar olduğunu anlayacaksınız.
Önce kendinizi ait olduğunuz yerde değilmiş gibi hissetmeye başlayacaksınız. Senelerdir ben dediğiniz vücudunuzun siz değil, bir taşıyıcı olduğunu göreceksiniz. Gerçek sizin beden aracılığıyla dünya deneyimi yaşadığının farkına varacaksınız.
En büyük korkunuz olan ölümden korkmak son bulacak. Ölümsüz bir varlık olduğunuzu göreceksiniz. Siz hep vardınız ve hep olacaksınız. Artık toplumun yönetimi altında değil, kendinizin efendisi olarak yaşamaya başlayacaksınız. Şimdiye kadar yaşam amaçları olarak belirlediğiniz şeylerin aslında ne kadar büyük birer aldatmaca olduğunu göreceksiniz.
Bunlar nasıl mı yansıyor hayatınıza? Size dayatılan sistemin enstrümanlarını az kullanıyorsunuz. Evinizde televizyon daha az seyrediliyor, günlük haber denilen kocaman yalan mekanizmalarını kulak ardı etmeye başlıyorsunuz. Bunların arkasında oynanan oyunları net ve açık olarak görüyorsunuz. Kendi gelişiminiz için sürekli uğraşmaya başlıyorsunuz. Önce soyunup, sonra tekrar giyiniyorsunuz inançlarınızı. Kalıplar oluşturmuş eski bilgileri unutup, yeni bilgilerin ışığında tekrardan yaratıyorsunuz gerçeğinizi. Yani her cümlesi sizin olan bir kitabı yazmaya başlıyorsunuz. Hayatınızda sıklıkla kullandığınız dramatik oyunları hem oynamıyorsunuz hem de oynandığında hemen görebiliyorsunuz.
Eskiden kızdığınız olaylara, insanlara kızmamaya başlıyorsunuz. İnsanların içindeki ilahi özü kolayca görebiliyorsunuz. Yapılan hareketler artık sizi acıtmıyor hatta komik bile gelebiliyor. Hayatın deneyimsel bir oyun olduğu gerçeğine varıyorsunuz. Sadece kendi gücünüze inanıyorsunuz. Başkasıyla tamamlanma ihtiyacınız kalkıyor. Başkalarından beklentileriniz kalmıyor ve yaptıklarınızı karşılık beklemeden yapmaya başlıyorsunuz.
Rüyalarınız zenginleşiyor. Daha önce farkında olmadığınız boyutlar kapılarını size açıyor. Yaşam denilen oyunun hep “şimdi”lerden oluştuğunu görüyorsunuz. Olasılıkların zindanından çıkıp, ağırlıksız ve işkencesiz yaşıyorsunuz anları ışıltınızla. Işıltı demişken, gerçekten pırıltınız artıyor. Etrafınızdakiler ne olduğunu anlamıyor ama ışıltınıza şaşırıyorlar. Eskiden ilişki kurduğunuz insanlar yanınızdan teker teker ayrılsa da yeni size uyacak titreşimdeki insanlar çevrenize doluşuyor. En güzeli de sabah uyandığınızda yeni güne umutla ve huzurla başlıyorsunuz. Mecbur değilsiniz illaki bu hapı seçmeye. Herkes farkındalıklı insan olmak zorunda değil. Evrensel en temel kaide: “Herkesin özgür iradesi vardır.”
Yol seçimi tamamen size bağlı. Sizlere bu yol iyi, bu yol kötü diyemem. Hayat seçimlerden örülür. Tek söyleyeceğim, ikinci yol gerçeğin ve ışığın yolu. Karar da seçim de sizin. Sevgiyle kalın...












