Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
İstanbul Life

Seçtiğin iftarlık seni anlatıyor

İçeriği Paylaş

Kalabalık iftarların yerini minimal sofralar alırken, tercih edilen iftarlıklar da beslenme tarzını ele veriyor. Geleneksel mutfaktan vazgeçmeyenler, keşfe açık füzyoncular, sağlığa özen gösterenler önerilerimiz size göre!

Yazı: Ekin Türkantos

Ramazan ayı yalnızca paylaşmanın değil, aynı zamanda beslenme alışkanlıklarını yeniden gözden geçirmenin de zamanı. Gün boyu süren orucun ardından kurulan iftar sofraları kimi zaman geleneksel tatlarla dolup taşarken kimi zaman da yeni lezzetlerin denendiği yaratıcı tabaklara dönüşüyor. Kimi için pastırma, zeytin ve pide vazgeçilmezken; kimi dünya mutfaklarını sofraya taşıyor, kimi ise mevsim sebzeleri ve hafif tabaklarla sağlıklı bir iftar tercih ediyor. Beslenme terapisti ve diyetisyenlerin önerileriyle, iftar sofralarında öne çıkan bu üç farklı beslenme yaklaşımına yakından bakıyoruz.

Sofralardan enerjik ya da uykulu kalkılmamalı

Ramazan ayında hareketli olmak kadar düzenli ve doğru beslenmek de önemli. Beslenme Terapisti Gonca Gürses “Vücudun kan şekerini dengelemek için genel olarak ara öğünleri kaldırarak günde üç öğün beslenmeyi öneririm. İftara otururken önce su ardından çorba içmek doğru. Çünkü tüm gün susuz kalan vücudun su ihtiyacını karşılamalı. Gün içinde susuzluk çekmemek için sahurda tuzlu tüketmemek de önemli. Sağlıklı bir beslenmede kişi yemekten sonra tokluk hissetmeli. Kendisini ne enerjik ne de uykulu hissetmemeli. Bol su içmeyi de unutmamalı” sözleriyle ay boyu dikkate alınacak önerileri özetliyor.

Klasikten vazgeçmeyen gelenekselciler

“Ne varsa geleneksel mutfakta var” diyenler pastırmanın iyisini nerede bulacağını, baklavanın çıtırını hangi dükkânın sattığını iyi bilirler. Onlar için pastırma, zeytin, hurma, çıtır pide Ramazan sofrasının olmazsa olmazıdır. Yemekten sonra içilen Türk kahvesi ise ritüelin vazgeçilmez keyifli bir parçası... Uzman Diyetisyen Nil Yurtbay’ın önerisi, dengeli beslenmek için yol gösterici: “Oruç tutanlar kaliteli karbonhidrat (bulgur, karabuğday, siyez ya da frik bulguru, yasmin ya da basmati pirinç) tüketmeli. Sahurda yumurta, süt, peynir, zeytin veya avokado, ceviz, badem, domates, salatalık, biber, maydanoz ve dereotu sofralara konabilir. Orucu doğadaki formunda olan zeytin ya da hurmayla açmak doğru. Çünkü pişmemiş.” Siz de iftarı geleneksel tatlarla açmayı tercih ediyorsanız kulağa küpe olacak öneriler bunlar. Ramazan, yiyecekleri mümkün olduğunca doğadaki hâline yakın ve sade biçimde tüketmek için de iyi bir fırsat.

Beslenme terapisti Gonca Gürses’in önerisine göreyse, geleneksel mutfağa düşkün olanların yediği miktarı değiştirmeden sonra aç kalacakmış gibi değil de normal bir akşam yemeği gibi iftar yapması sağlık açısından daha doğru.

Yeni keşiflere açık olan füzyoncular

Deneyim meraklısı füzyoncular, gelenekseli modern hale getirip yeni lezzetler peşinde koşmaya Ramazan’da da devam eder. Mutfak kültürlerini sentezlemeyi, yeni tatları mutfaklarına katmayı seven bu kesim tahmin etmesi zor olduğu malzemeler kullanabilir, dünya mutfaklarını kendi tezgâhlarında canlandırmayı keyif sayar. Füzyoncuların tabakları tıka basa yemek dolu değildir ama acı, tatlı, tuzlu, ekşi ve hatta çiçekli lezzetleri bir arada deneyimlerler. Bu maceracı bakış açısı size de tanıdık geliyorsa Gürses’in önerisine kulak kabartıp sebze, meyve çeşitliliğini artırmaya yönelik yeni tatlar keşfederek, araştırmacı ruhunuzu yaşatabilirsiniz.

Sağlığına dikkat edenler

Onlar, sebzeleri mevsiminde tüketir, tatlı olarak da renkli meyvelerden yapılan bir meyve şöleni tabağını tercih ederler. Vazgeçilmez bitki çaylarını hazır almaz, kendileri yaparlar. Paketli gıdaların yerini evde yapılan besinleri tüketmek isterler. Uzman diyetisyen Yurtbay’ın “Ramazan’da temiz, toksinden arındırılmış, vitamin ve mineral açısından zengin, karbonhidrat, yağ, protein bakımından dengeli beslenmeli. Haftada bir-iki defa kırmızı et, haftada iki-üç defa balık, hindi ve yanında karbonhidrat grubu alınmalı” önerisi tam da onlara göre. Beslenme terapisti Gürses ise Ramazan ayını bir nevi arınma süreci gibi görerek, işlenmiş gıdalardan ve şekerden uzak kalmak için değerlendirmenin mümkün olduğunu anımsatıyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo