
Yasemin Yazıcı’nın İstanbul rehberi
Röportaj: Sevda Barandır Sungurtekin
Fotoğraflar: Pınar Gediközer
En sevdiğiniz, en çok alışveriş yaptığınız ya da tasarımlarını en çok beğendiğiniz mağaza?
Çoğunlukla online alışveriş yapıyorum ama farklı markaları bir arada görebildiğim Vakko ve Beymen’de dolaşmayı hâlâ çok seviyorum. Daha butik bir çizgide Fey’in seçkisi çok zarif. Benim estetik anlayışıma çok uyuyor. Daha spor parçalar içinse The Space ve Vitruta tercihim. Vintage parçalar için Serdar-ı Ekrem caddesindeki dükkânları gezmeyi seviyorum. Ama benim için en büyüleyici yer her zaman Kapalıçarşı’dır. Oradan tanıdığım Michel’in Galataport’taki mücevherci dükkânı ise inanılmaz tasarımlara sahip.
Favori restoranınız, yemeklerini ve tarzını çok beğendiğiniz şef?
Sayacağım bu mekânların her biri bence kendi dalında birincidir. Kahvaltı için Begonia Garden. Lahmacun ve kebap için Lahmacun Plus ve Develi. Büyük arkadaş grubu için Günaydın ve Arnavutköy Balıkçısı. Kız arkadaşlarım için Apartıman Yeniköy ve Beca. Kutlamalar için 29 ve Sunset. Öğle yemeği için Kase No 16 ve Beymen Brasserie. Yurt dışından arkadaşlarım için Karaköy Lokantası ve Hünkar. Balık çok sevmem ama meze için Sur Balık ve Ekrem ustanın restoranı Mer Balık. Erkek arkadaşım için Malila ve Tike. Eve sipariş için Pizza Zero ve Muma Burger House. Çocukluğum için Kaşıbeyaz. Kapanmamış olsaydı, en sevdiğim restorana bir tek Aman da Bravo derdim. O yüzden en beğendiğim şef İnanç Çelengil.

Gitmeyi sevdiğiniz mekân, kafe?
En sık uğradığım kafe Zekeriyaköy çarşının içindeki Nova. Küçücük ama bütün mahalle orada buluşur. Çalışanlar ne sipariş edeceğimizi ezbere bilir. Kahvaltı olarak sandviçleri çok iyidir. Şehrin içine indiğimde ise Bebek Kahve derim. Denize karşı oturup, çay-simit yapmak ve tavla oynayanları izlemek çok huzur verici. Kasıntısız ve sade geliyor. Zincir olarak da tercihim sağlıklı tatlılarıyla Cup of Joy’dan yana. Özellikle Nişantaşı’ndakinin bahçesi çok tatlı.
Gezmeyi en çok sevdiğiniz müze?
İstanbul Modern ve Pera Müzesi’ne sık sık giderim. Yeni sergilerini takip etmek hep keyif verir. Daha kişisel bağ kurduğum müzeler de var. Masumiyet Müzesi’ne romanı okuduktan hemen sonra lisede gitmiştim. Kitapta hayal ettiğim eşyaları canlı görmek büyüleyiciydi. Özellikle ruj izli sigara izmaritlerini hiç unutmuyorum. Girişte bastıkları kelebek mühürlü kitabı hâlâ saklarım. Rahmi Koç Müzesi de çocukluğumdaki oyun alanı gibiydi. Arabalardan çok, endüstriyel dünyanın farklı kollarını deneyimlemek hoşuma giderdi. Çocuğum olduğunda, ilk götüreceğim müze orası olur.
En sevdiğiniz kitapçı?
Genellikle dijital kitap okuyorum ama yemek kitabı (en sevdiğim tür) istiyorsam, basılı hali için tercihim Pandora ya da Minoa Pera oluyor. Birinde inanılmaz bir yabancı kitap seçkisi var, diğerinin de binası ve dekorasyonu başlı başına bir keyif. Bir de az bilinen ama çok tatlı olan Vinyet Kitabevi var. Ve tabii kolay ulaşılır olan Remzi Kitabevi.
Şehirde yapmayı en çok sevdiğiniz şey?
İstanbul öyle bir şehir ki, her seferinde başka bir şey keşfediyorum. Özellikle pek bilmediğim Tarihi Yarımada’da kendimi turist gibi hissetmeyi seviyorum. Ama en büyük zevkim insan izlemek. Onlara kafamda hayat hikâyeleri kurmak hem akademik (sosyal antropoloji ve psikoloji) hem de profesyonel (oyunculuk) ilgi alanlarımı besliyor. Bir de turistlerin, konuştukları dili hiç duymadan, hangi ülkeden geldiklerini tahmin etmek gibi küçük bir oyunum var.

En sevdiğiniz semt?
Tek bir semt söyleyemem ama bir ilçe olarak kolaylıkla Beyoğlu diyebilirim. Biraz çocukluğumun geçtiği yer olduğu için, biraz da ruhuma benzediği için. Uluslararası ama bu toprakların ezgilerini asla kaybetmiyor. Bence tam benim gibi. Tünel’den Çukurcuma’ya, sevdiğim semtlerini say say bitmez.
En sevdiğiniz yürüyüş rotası?
Yürümeyi Londra’da yaşadığım zamanlardan alışkanlık edinmiş olacağım ki, İstanbul’da iki nokta arasında yürümek mümkünse tercihim net o olur. En sık yürüdüğüm rota Boğaz hattı. Bazen kulaklığımı takıp Beşiktaş’tan Sarıyer’e kadar yürürüm. Bazen de motorla karşıya geçer, Kadıköy’den Fenerbahçe’ye yürürüm. Ama benim için en özel yürüyüş rotası babamla çok sık yürüdüğümüz Karaköy’den Eminönü’ne uzanan yoldur. Haliç Köprüsü’ndeki balıkçıları izler, turşu suyu içer, alt geçitteki dükkânlarda saatler geçiririz.
En sevdiğiniz kültür-sanat-yaşam merkezi?
Mimarisiyle, dünyanın en önemli sanatçılarının sergilerine ev sahipliği yapmasıyla (Matisse sergisini kaçıramam!), ve menüsüne ayrı manzarasına ayrı bayıldığım bir restoran içinde üç mekân deneyimi sunan Biz İstanbul ile Atatürk Kültür Merkezi ayrı bir deneyim. Kütüphanesini de çok merak ediyorum. Bir de benim için çok özel bir yer olan Fransız Kültür Merkezi var. Ben çocukken annem orada Fransızca kursuna giderdi, ben de kitap ve CD ödünç alır, bahçesinde oynar, film ve tiyatro oyunları izler, piyano çalardım. İlginçtir ki bu iki kültür merkezinde de çocuk korosunda şarkı söylemişliğim var. Bir nevi müzikle, sanatla ve yabancı kültürlerle tanışmamı temsil ediyorlar.
Şehirdeki kaçış noktalarınız?
Hava güzelse en büyük kaçışım Kilyos. Sevgilimle sahilde el ele yürümek, Şaryo’yla koşturmak, ayaklarım kumda yemek yemek bana hep iyi gelir. Bir diğeri de Atatürk Arboretum’u. Çok özel bir yer. Sessizliği düşünmek ve şehrin kaosundan uzaklaşıp nefes almak için ideal.

Yasemin Yazıcı’nın babasıyla sık sık yürüdüğü Karaköy-Eminönü rotasında İstanbul’un karakteristik semtleri olarak keşfedilmeyi bekleyen pek çok yer var. Galata Kulesi’ne komşu olan bu bölgede her köşe başında farklı bir hikâyeyle karşılaşabilir, sahil boyunca yürüyüş yaparken denizin ve şehrin sesine karışabilirsiniz. Karaköy’ü Eminönü’ne bağlayan Galata Köprüsü ise özellikle fotoğraf tutkunları için vazgeçilmez bir durak. Köprü aynı zamanda amatör balıkçılar için de bir buluşma noktası. Burada günün neredeyse her saatinde oltalarını sallayan insanları görebilirsiniz.












