Haber kapak görseli
Genel
6 dk okunma süresi
Mindfulness

Şifacının üç yolu...

Eczacı Sinem Us’un “Şifacının Üç Yolu” adlı kitabı, okuyucuya sağlık alanında yepyeni bir bakış açısı sunuyor. Sağlığın sağlıklı iken korunması ve geliştirilmesi gerektiğini düşünen biri olarak, bana çok şey öğrettiğini söyleyebilirim.

Irmak Yaşar

Yerinde, zamanında yapılan dengeli ve akıllıca müdahaleler hayatımızda yepyeni bir kapı açıyor. Bunlardan ilki yaşam tarzında yapılabilecek bilimsel verilere dayalı değişiklikler, ikincisi aromaterapi, üçüncüsü de egzersiz ve nefes tekniklerinin kilit noktalarda kullanımı. Bu üçü “sağlıklı olma” halini pekiştiriyor. Daha ayrıntılı bilgiler almak için elbette kitabı edinmek gerekiyor ama ben henüz kitabı okumayanlar için dikkatimi çeken şeyleri paylaşmak istiyorum. “Şifacının Üç Yolu” kitabını edinmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Tam anlamıyla bir başucu kitabı!

“Sabah erken kalkıp gün ışığına bakıp, iç saatimizi kurarak yeni güne merhaba demek...” Ne güzel tasvir etmiş Ecz. Sinem Us. Bunu her zaman yapamasanız bile, ki yapmak harika olur, başarabildiğiniz kadar uyguladığınızda hayat kalitenizin ne denli değiştiğinde, yaşamınızın ne kadar güzelleştiğine inanamazsınız... Güneş gözlerinizi çok rahatsız etmediği sürece güneş gözlüğü kullanmamak da yapabilecekleriniz arasında yer alıyor. Güneş, bizi evrenle senkronize ediyor. Her canlıyla uyum içinde olmamıza yardım edip, D vitamini üretimi güneş ışığıyla aktive oluyor. Gelin, Ecz. Sinem Us’a ve kitabıyla ilgili söylediklerine kulak verelim...

“Şifacının Üç Yolu” kitabını yazmaya nasıl karar verdiniz?

Bu kitap, uzun bir birikimin sonunda ortaya çıktı. Uzakdoğu’ya yaptığım yolculuklar sırasında sağlık kuruluşlarını, sağlık kamplarını ve eczaneleri ziyaret edip, halkın şifa kaynaklarını gözlemlemek beni doğanın şifa gücüne yönelmeye teşvik etti. Eczacılık fakültesindeki botanik, fitoterapi ile aromaterapi dersleri; eczacıyı doğayı inceleyen, analiz eden, aklın ve bilimin yolunda doğanın ruhuna ulaşma prensibi ile yetiştirdiği için bu yolda ilerlemem çok kolay oldu. İlk kitabım “Organik Eczanemin Aroma Bahçesi” 2016 yılında çıktı. Kitap, aromaterapi için bir başucu kitabı olarak çok beğenildi; bunun ışığında da “Şifacının Üç Yolu” doğdu. Bu kitap okuyucuya üç şifa yolu sunuyor: Aromaterapi, Bach çiçekleri ve nefes terapisi. Bu üç yol da ayrı ayrı çok kıymetli ve Avrupa’da, Uzakdoğu’da en çok kullanılan terapilerin başında geliyor.

Sağlıklı bir hayat sürdürmek için yapmamız gerekenler neler?

Sağlıklı hayat, insanın bedensel ve zihinsel anlamda özgür olması anlamına geliyor. Sağlık halinin, insanı tüm bedenlerde özgürleştirmesi ve kişinin özüyle temasta olmasını gerektiriyor. Özümüzle teması kesmek, dengeleri bozan hastalıklara davetiye çıkaran temel nedendir. Bunun en başında mutlu olma halinin devamlılığı için stresi yönetme becerisini kazanabilmek geliyor. Stres, tüm hastalıkların tetikleyicisi! Bunu biliyoruz, peki nasıl? Vagus sinirimizi tanıyıp, bunu aktive etme teknikleri çok kıymetli. Kitapta, vagus protokollerini paylaştım. Bunları günlük hayatımıza uygulamak çok etkili. Bedenimizin en geniş detoks sistemlerinden birinin nefes olduğunu biliyoruz. Doğru nefes teknikleri ile bedenimize detoks uygulayabiliriz. Sağlıklı hayat için duygularımızı doğru yönetmemiz çok kıymetli. Bu aşamada da Bach çiçek terapisinden yardım alıyoruz. Aromaterapide detoks sistemini aktive eden, duygu durumunu koku yolu ile anında dengeye getiren çok keyifli üçüncü bir yol daha sunuyorum.

Bach Çiçek Terapisi nedir, nelere iyi gelir?

“Bedenin hastalığı, ruh ve zihin arasındaki uyumsuzluğun sonucundan başka bir şey değildir. Uyumsuzluğu ortadan kaldırır; ruh ile zihin arasındaki uyumu yeniden kazanırsak, vücut bir kez daha tüm parçalarıyla mükemmelleşir” diyen Dr. Edward Bach tarafından keşfedilen çiçek özleridir. Dr. Bach, bakteriyolog ve patalogdur. Yaşamını, yaygın ruh hali hastalıklarına en uygun olan doğal iyileştirme yöntemini keşfetmeye adamıştır. Bu amacın ışığında, etrafındaki her bir çiçeği incelemiş ve keşfettiği 38 çiçek özünden elde ettiği remedileri, ruh ve duygu durumu üzerinden etkisini tanımladığı şifa sistemini insanlığa kazandırmıştır. Dr. Bach, hastalığın kökenindeki temel nedenin, kişinin kendi özüyle uyumsuzluğu olduğunu söyler. Bu nedenle, sistemin remedileri doğal karakterimize, yapımıza uygun olarak seçilir.

Remediler; çiçeklerden tentüre iletilen yaşam gücü, enerji ve titreşim yoluyla insanın tüm bedenine uyumlanır. Olumsuz duyguların hafifletilmesi, hastanın altta yatan duygusal ve psikolojik sorunlarının giderilmesi ile fiziksel iyileşme sağlanır.

Duyguları yönetmek nasıl mümkün olabilir? Bedenimize yansıması nedir?

Bu şifa sisteminin ışığında; Bach Çiçek Terapisi, bir bütün olarak varlığın dengesine müdahale eden olumsuz duyguları topraklayarak, özümüzle temasa geçmemize yardımcı olur. Tedavi, ihtiyaç duyduğumuzda duygusal dünyamızı tedavi etmemize yardım eder. Kişinin özüyle arasında engel olan duygusal dalgalanmalar dengelenerek, algıların düzelmesini ve yeniden anlam kazanmasını sağlar. Ayrıca bedenin kendini iyileştirme mekanizmasının çalışması için huzur ve mutluluğun sevgi ışığında dönmesine fayda sağlar.

Kitabı okurken en çok neleri önemsemeliyiz? Hangi bölümlere dikkat etmeliyiz?

Kitabın içindekiler bölümünde; kullanım alanına göre remedileri korku, yalnızlık, ümitsizlik, etki fikirlere aşırı duyarlılık, başkalarının iyiliğini aşırı önemseme gibi bölümlere ayırdık. Okurlar ruh hallerine göre buradan yola çıkabilir. Ayrıca nefes bölümündeki vagus protokollerini mutlaka uygulamalarını öneriyorum. Wellbeing halimizi yükseltici, biyolojik saatimize göre yapmamız gerekenler kısmını günlük rutine katmak da çok kıymetli.

Sirkadiyen biyolojik saat

  • 09.00 Vücudun dinç olduğu saattir. İğne yaptırmak ve ameliyata girmek için en uygun zaman. Bu saatte yapılan spor kalbi yormaz, yüksek verim sağlar.
  • 10.00 Vücut ısısı, verimlilik ve dikkat en yüksek seviyede olur.
  • 11.00 Kalp ve dolaşım sisteminin en verimli olduğu, hesap işi ve ödev yapmak için en iyi saatlerdir.
  • 12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalır, uykumuz gelir ve beyne giden kan akışı yavaşlar.
  • 13.00 Vücut formdan düşer. En alt düzeyde çalışmaya başlar. Sadece safra kesesi çok çalışır.
  • 14.00 Bitkin oluruz. Tansiyon ve hormonlar düşer. Bu saatte acı az hissedilir. Diş doktoruna gitmek için en uygun saattir.
  • 14.30 Hoş geldin enerji. Enerjimizi yeniden kazanırız. İkinci verimlilik dönemi geri gelir. Koordinasyon yeteneği en yüksek seviyede olur.
  • 16.00 Dolaşım sistemimizin en aktif olduğu zamandır. Spor için uygun zamandır.
  • 17.00 Kas gücünün en yüksek seviyede olduğu saattir. Özellikle ağır antrenman yapanlar için çalışma zamanı!
  • 18.00 Akşam yemeği için en uygun zamandır. Kan basıncı yükselir.
  • 20.00 Yemek yemeği bırakıyoruz.
  • 21.00 Vücutta melatonin salgılanmaya başlar, kontrol durur.
  • 22.00 Uyku vakti...

Kısa... Kısa... Kısa...

Peki ya beslenme!

Günlük hayatta en sık merak edilen konulardan biri de beslenme... Neyi, ne şekilde, ne zaman yemeliyiz? Intermittent fasting (IF) ve sirkadiyen ritmin birbiriyle uyum sağladığını söyleyen Ecz. Sinem Us, “16 saatlik gece açlığının insan vücuduna yaptığı etkiler artık kanıtlandı. Akşam yemeğini 17.00-18.00 gibi yemek ve sonrasında sadece su ile şekersiz bitki çayları içmek harika olur. Ama temponuz müsaade etmiyorsa en azından saat 20.00’den sonra yemek yememek hayat kalitenizi yükseltecektir” diyor.

En çok ihmal edilen: Uyku

Sirkadiyen ritme uygun, kesintisiz sürdürülen gece uykusu inanılmaz bir kilit nokta. Vücudunuzun yenilenmesi, stres yönetimi ve bedenin sağlıklı çalışması için adeta besin görevi görüyor. Ciddiye alınmaması, sağlıklı yaşamı ve yaş almayı zorlaştırıyor.

Her yol nefese çıkar

Günlük hayatımızda doğru nefes almak hiç zor değil. Biraz farkındalık dışında hiçbir şey gerekmiyor. Doğru nefes almanın ilk şartı, öncelikle solunum organımız olan burnumuzu kullanmak! Konuşmadığımız, yemek yemediğimiz ve bizi fiziksel olarak zorlayan bir aktivitede bulunmadığımız sürece gün boyu nefes alıp verirken sadece burnumuzu kullanmalıyız. İkinci ana prensip ise nefes alıp verirken, diyafram kasının aktif bir şekilde çalışması... Bu kasın düzenli çalışması, fizyolojik denge açısından büyük önem taşıyor.

Şifanın bedenimizin doğasında zaten var olduğunu görmek, uygun davranışlarla onu çok daha sağlıklı hale getirmenin yolunu bulmak, özümüze biraz daha yaklaşmak Ecz. Sinem Us’un kaleminden çok daha anlaşılır ve yapılabilir halde okurlara sunuluyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo