Haber kapak görseli
Genel
2 dk okunma süresi
Mindfulness

Sinir sistemimizi sakinleştirmenin en doğal yolu: Doğada yürüyüş

Genetik kodlarımızda saklı olan ancak yüzyıllar içinde uzaklaştığımız birtakım alışkanlıklara geri dönmek hem ruh hem de beden sağlığımıza iyi geliyor. Açık havada, ciğerlerimizi oksijenle doldurarak yürüyüş yapmak da bunlardan biri...

DR. BANU TAŞCI FRESKO

İnsanlık olarak, bu dünya üzerinde bulunduğumuz milyonlarca yılın çok önemli bölümünde, zamanımızın çoğunu dışarıda geçiriyorduk. 12 bin sene önceki tarım devrimi ve 150 yıl önceki endüstriyel devrim sonrasında da yavaş yavaş içerilere girdik. Son 50 senedir ise büyük şehirlerde binaların ve araçların içinde durmaktan, doğada hiç zaman geçirmez olduk. Doğada zaman geçirmediğimiz gibi hareket miktarımız azaldı, yürüdüğümüz zamanlar kısaldı. Bize çok normal gelen ama genlerimizin hiç alışık olmadığı bu durum, aslında pek çok durumun/hastalığın temelinde yatıyor. Diyabet, insülin direnci, tansiyon yüksekliği, kalp damar hastalıkları ve bel çevremizin giderek kalınlaşması dışında, hareketsizlik ve doğada zaman geçirmemek beyin sağlığımızı da etkiliyor.

Geçmişimizde devamlı yürüdüğümüz için beynimizin fabrika ayarları, bu yürüme halinde aslında. Yürüdüğümüz zaman yukarıda sayılan pek çok kronik hastalığın gelişim riski azalırken, beynimize daha çok oksijen gidiyor. Bastığımız yüzeylerin farklı yapısından kuş seslerine kadar pek çok uyaran beynimizi değişik şekillerde uyararak, yeni yollar oluşmasını sağlıyor.

Yürürken, beynimizin en gelişmiş üst merkezlerini kullandığımız için panik merkezleri amigdalalar sakinleşiyor, onlar sakinleşince biz sakinleşiyoruz. Düzenli egzersiz, aynı zamanda mitokondri sağlığımızı düzeltiyor; mitokondrilerimiz güçlendikçe/çoğaldıkça, yediğimiz besinlerden daha sağlıklı enerji üretebiliyoruz. Bu da azalmış yorgunluk, geçen ağrılar, düzelen metabolik sağlık olarak bize geri dönüyor.

Shinrin yoku; Japoncada orman banyosu, beş duyuyu kullanarak ormanda ve doğada zaman geçirmek anlamına geliyor. Doğa terapisi olarak da adlandırılan bu uygulama, bize pek çok yoldan iyi geliyor:

Bağışıklık sistemi güçleniyor.

Kalp hastalıkları riski azalıyor.

Alerji, astım ve solunum hastalıkları bulguları azalıyor.

Beyin sakinleşiyor.

Stres yanıtı baskılanıyor, kortizol düzeyleri düşüyor.

Parasempatik sinir sistemi aktivitesi ve kalp hızı değişkenliği artıyor.

Prefrontal korteks aktivitesi artıyor.

Enflamasyon belirteçleri düşüyor.

İnsülin duyarlılığı artıyor.

Uyku düzeliyor.

Enerji düzeyleri yükseliyor.

Kronik boyun ağrısı, sırt ve boyundaki tetik noktaların sayısı azalıyor.

Ağrı düzeyi, depresyon ve anksiyete bulguları geriliyor.

Doğada zaman geçirirken kısa süreli de olsa farkındalıkla yürümek, nefese odaklanmak ise bu katkıları belirgin olarak artırıyor. Ayrıca açık havada, gün ışığında zaman geçirmek serotonin seviyemizi, mayıs-ekim ayları arasında ise D vitamini düzeyimizi yükseltiyor.

Doğanın bitip tükenmeyen enerjisinden yararlanmak için sık sık dışarı çıkmayı unutmayın, olur mu?

“Yürürken, beynimizin en gelişmiş üst merkezlerini kullandığımız için panik merkezleri olan amigdalalar sakinleşiyor, onlar sakinleşince biz de sakinleşiyoruz.”

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo