Haber kapak görseli
Genel
5 dk okunma süresi
Pozitif

Sorun bazen de odaklanma problemidir

Yaşamımızı sürdürmek için çalışmamız gerekir. Ancak bazen kişinin çalışmak için ihtiyacı olan konsantrasyonu kaybolur. Yaşanan odaklanma sorununun altında ise günlük sıkıntıların, soru işaretlerinin çok daha ötesinde durumlar yatıyor olabilir.

DR. NESLİHAN İSKİT

Belirli bir zamanda yapılacak işlerin -keyfi ya da sebepsiz- geciktirilmesi durumuna “erteleme” denir. Bunlar genelde önemsiz olarak görülen işler olabilir ve üşenme sonucu son dakika yapılır. Bu gibi durumlarda erteleme hali çok büyük bir problem teşkil etmeyebilir. Fakat önemli işlerin “sürekli” ertelenmesi ve bunun çıkmaz bir döngü haline gelerek, kişide stres, endişe, yetersizlik duygusu, son ana sıkıştırma haliyle gelen öfke ve mutsuzluk gibi duyguları yüzeye çıkarmaya başlaması hayatımızı negatif etkilemeye başlar. Erteleme davranışlarımızın altında yatan sebepleri fark etmek için neler yapabileceğimizi ve fark ettikten sonra nasıl üstesinden gelebileceğimizi Uzman Psikolog Koret Munguldar’ın anlatımıyla maddeler halinde yazdım.

1- Bilinçaltı korkuları ve hikayeleri

Kendimizde hoşumuza gitmeyen her davranış biçiminin altında, aslında bizim bir ihtiyacımıza hizmet eden temel bir sebep olur. Bu sebeple, biz bilinç üstünden her ne kadar ertelemeyi sevmediğimizi ve bu huyumuzu değiştirmek istediğimizi söylesek de bir tarafımız ertelemeye devam etmek ister çünkü bu bizim bilinçdışımızda bir noktaya hizmet eder. Rahat vakitli yapabileceğiniz bir şeyi son dakikaya sıkıştırmak, kendinizi başarısızlık halinde konforda hissetmenizden kaynaklanıyor olabilir. Az vakitte istediğiniz performansı göstermeyebilir ve “Ben zaten iyi iş yapamıyorum, başarısızım” iç inancını pekiştiriyor olabilirsiniz. Aynı zamanda başarıdan yani istediğiniz bir şeyi yapabilmenin verildiği duygudan korkuyor olabilirsiniz. Başarı, her zaman beraberinde konfor alanından çıkmanın getirdiği korkuyu beraberinde getirir. Bu durumda daha derine inip, zaten başarısız olduğunuz inancı nereden geliyor ona bakmanız ve bu hikayeyi devam ettirdiğinizi fark etmeniz, değiştirmenize yardımcı olur.

Bir kağıda, “Ben bunu ertelemeden istediğim şekilde başarırsam ne olacağından korkuyorum?” sorusunun cevaplarını detaylı bir şekilde yazın. Örneğin, kıskanılmaktan korkuyorum. Kıskanılırsam, yalnız kalacağıma inanıyorum. Eşimden daha başarılı olmaktan korkuyorum çünkü ilişkimize zarar gelebileceğini düşünüyorum. Annemin hep yargıladığı insana dönüşmekten korkuyorum. Çekici olursam, insanların benden sürekli talepleri olacağına inanıyorum, hayır diyememekten korkuyorum... Bu çalışma ile derindeki korkuları fark edebilirsiniz.

2- Bedenin strese olan bağışıklığı: Travma ile kalmış olan sinir sistemi

Erteleme süresince zihniniz sürekli size “Yetersizsin!” düşüncesini bir plak gibi söylerken, bedeninizde stres hormonu salgılanmaya başlar. Sempatik sinir sisteminin gerekenden fazla aktive olması ile kaç ve savaş tepkimesine ya da parasempatik sistemin aktivasyonu ile donma döngüsüne girer. Bu durumda aktiviteye başlayacak sakinlik ya da enerji bulamazsınız. Böyle anlardan, öncelikle kendinize iyi gelecek minik bir regülasyon aktivitesi (nefes egzersizi gibi) yapmak ve ardından planladığınız işin başına geçmek iyi olabilir.

Aynı zamanda geçmişten gelen sürekli stres ortamında hayatta kalmaya alışmış olan beden -muhtemel çocukluk travmalarına bağlı-, sakinlikte kendini güvende hissedemez. Beden son dakikada gerçekleşen işlerin getirdiği adrenalin ve kortizola bağımlı olabilir. Yani o son dakika hissi sizde müthiş bir uyarılma hissi yaratıyordur ve siz erteleme moduyla işleri son dakikaya bırakarak, bu yükselme hissini yaratmaya çalışıyorsunuzdur.

Bilinçaltındaki “Ancak stres altında başarılı olabilirim” inancı, bedende sinir sisteminin sürekli stres halinde kalmaya endeksli olmasından kaynaklanır. Uzun vadede bu döngüyü değiştirme, bedenin sakinlikte kalabilmeyi deneyimlemesiyle başlar. Bu da travmatik halde kalan bedenin terapi, yoga ve benzeri yöntemlerle regüle olması anlamına gelir.

3- Aslında yapmak istememek

Şimdi de konuya farklı yerden bakalım. Belki de yapmam gereken dediğiniz şey, sizin gerçekten içinizden gelen bir şey değildir. Yapmanız gerektiği size aileniz, toplum ve çevre tarafından öğretilmiştir. Belki de “yapmam gereken” dediğiniz çalışmayı bir tarafınız gerçekten istemiyordur ve kendinizi zorluyorsunuzdur. Diyete başlamak gibi... Belki de en arzuladığınız yol değildir ancak bunu istemeye şartlanmışsınızdır.

Hedeflerimiz çoğu zaman bizim kalbimizden değil, zihnimizden yani büyürken aldığımız tüm koşullanmalardan gelir. Söz konusu çelişkiyi fark edip, bedeninizle temasa geçerek arzularınıza bakın. Bu anlamda baktığınızda erteleme, derinlerden gelen “öz halinize dönmenizi” sağlayacak bir yardım çağrısı da olabilir.

Erteleme döngüsünün üstesinden nasıl gelebiliriz?

  • Zihin hikayelerini fark edin ve onların gerçek olmadığını kendinize hatırlatın

Zihin sürekli size “Eksiksin, geç kaldın” gibi hikayelerle gelir. Zihin, -iyi niyetle- sizi bu hikayelerle korumaya ve motive etmeye çalışsa bile aslında size yardımcı olmaz. Zihin sesinizi duyun ve onun sadece öğrenilmiş bir ses olduğunu hatırlayın. Bu sesi kısarak veya bu sese rağmen istediğiniz zaman harekete geçebileceğinizi hatırlayın. Kısır döngüden çıkmak için yapabileceğiniz, en minik yerden başlamaktır. Bu minik adımı atınca beden harekete geçecek ve bedenin hareketlenmesiyle zihin susacaktır. Hareket, hareketi getir.

  • Sonuca değil, keyfe ve yolculuğa odaklanın

Erteleme, destinasyon yani hedef odaklı olmanın getirdiği baskıdan gelir. Minik anları en keyifli hale nasıl getirebilirsiniz, buna yoğunlaşın. Ciddi sorumluluklar bile keyifli vakit geçirmeye yoğunlaştığınızda en yaratıcı şekilde başarıyla gerçekleşecektir. Bu çok önemli bir iş sunumu hazırlamak da olabilir, evinizi yeniden düzenlemek de... Süreci ve keyifli vakit geçirmeyi önceliğiniz yaparsanız, anda kalabilir ve rahatlayabilirsiniz. Sevdiğiniz müziği açın, ortamınızı güzelleştirin... Duyularınıza hizmet edecek, neşe veren elementleri yaptığınız her işe katarsanız, varmak istediğiniz her hedef, öncelikle size mutluluk verdiği için doyum getirecek ve böylelikle erteleme ihtiyacınız da ortadan kalkacaktır.

  • Kendi elinizden tutun

Özellikle her şeyin hedef ve sonuç odaklı olduğu günümüz dünyasında, kendimize -sürekli- yetişemediğimiz, ertelenen hedefler ile baskı kurmamız, yetersizlik travmalarımızı tekrar etmekten ve bize ne kadar eksik olduğumuz hikayesini kanıtlamaktan başka bir amaca hizmet etmez. Bu sebeple, anda keyfinizle, elinizden geleni -olabildiğince- yapmaya yoğunlaşmak, bedeninizi stresten ve tutukluk halinden çıkarmanın altın kilididir. Olabildiğince iyisiniz ve her ne yapıyorsanız elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz. Derin bir nefes alın, elinizi kalbinize koyun ve tıpkı küçük bir çocuğa o çok zorlandığı ödevi yapması için sevgiyle “Hadi gel, beraber şu önündeki soruyu çözelim” der gibi, şefkatle kendi elinizden tutun ve o minik adımı atın.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo