4. Yılında yaratıcılığı kutlayan Sofralar Sergisi
Genel
10 dk okunma süresi
HELLO!

4. Yılında yaratıcılığı kutlayan Sofralar Sergisi

Dünyanın ilk ve tek sofralar temalı uluslararası etkinliği Sofralar Sergisi – Yaratıcılık Konferansı, görkemli bir açılış davetiyle kapılarını açtı. Yaratıcı endüstrilerin dünya çapındaki en prestijli buluşmalarından biri olan etkinlik, bu yıl da yaratıcılık ve tasarım dünyasının lider isimlerini İstanbul’da bir araya getirdi. “Doğanın Işıltıları” temasıyla gerçekleşen açılış gecesi; iş, sanat, siyaset ve cemiyet hayatından çok sayıda seçkin davetlinin katılımıyla unutulmaz bir atmosfer sundu.

Fotoğraflar: S&S Visual Maker, Taufiq Photography

Türk Hava Yolları’nın resmi havayolu partnerliğini, Maison Française’in ana basın sponsorluğunu, Karaca’nın sofra ürünleri sponsorluğunu üstlendiği ve birçok markanın farklı kategorilerde destek verdiği, 36 ülkeden 300 MICE profesyonelinin katılım sağladığı, dünyanın ilk ve tek sofralar temalı uluslararası etkinliği Sofralar Sergisi - Yaratıcılık Konferansı, dünya çapında büyük ilgi gören bir organizasyona imza attı. İlk günün sergiye, ikinci günün konferansa ve üçüncü günün B2B toplantılarına ayrıldığı etkinlik, Türkiye’den 2.500 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. KM Events tarafından hayata geçirilen 4. edisyonda tema, ‘Doğanın Işıltıları’ oldu. 17 Aralık akşamında İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı içindeki Rumeli Salonu’nda başlayan organizasyon, KM Events’in de içinde olduğu 8 sofra tasarımıyla 9 uluslararası tasarımcının sofralarını sergiledi.

Yılın teması olan ‘Doğanın Işıltıları’ başlığından ilhamla Sharon Sacks, Danielle Nay, Jamie Aston, Erica Jones, Andréa Guimarães, Simone Tostes, Diana Sandoval, Nefianto Setiono ve Elizabeth Solaru tarafından tasarlanan sofralar, güçlü bir görsel dil, zarif ve duyusal bir anlatımla ziyaretçilere çok katmanlı bir deneyim sundu. KM Events ve Sofralar Sergisi – Yaratıcılık Konferansı’nın kurucusu Meltem Tepeler’in konuşmasıyla başlayan geceye İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç ve TÜROB Başkanı Müberra Eresin’in yanı sıra iş, sanat, siyaset ve cemiyet hayatının önde gelen isimleri de katılım sağladı. Diğer edisyonlarda olduğu gibi bu yılın sofra tasarımcıları da tasarım ödüllerini aldı.

2024 ve 2025’in sunucusu Nadia Duran, 2025 Sofralar Sergisi Kreatif Direktörü Tomas De Bruyne ve Çiçek Direktörü Pascal Matla’nın da Takdir Plaketi aldığı gecede, Masterclass öğrencilerine de başarı sertifikaları verildi. Etkinliğin ikinci günündeki Yaratıcılık Konferansı, lüksün sürdürülebilirlik ve anlam arayışıyla yeniden tanımlandığı günümüzde dünyaca tanınmış isimlerle oturumlar ve sunumlarla gerçekleşti.

Sektörün geleceğine ışık tutan konferans kısmı, profesyoneller arasındaki bilgi paylaşımını güçlendirmek, seyahat, etkinlik ve MICE endüstrisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamak amacıyla düzenlendi. Günün sonundaki Masterclass’lar ile geleceğin etkinlik ve düğün trendleri ele alındı. CVK Park Bosphorus Hotel’de düzenlenen Networking Partisi ile son bulan günün ardından, organizasyonun son günü ise yoğun B2B görüşmelerine ayrıldı. Gala yemeği ise The Grand Tarabya Otel’de gerçekleştirildi.

Meltem Tepeler, KM Events - Türkiye

Sofra İsmi: '30. Yıl Sofrası'

KM Group’un temsil ettiği tüm markalardan ilham alan KM Events’in ‘30. Yıl Sofrası’, markanın Türkiye’de ve dünyada hayata geçirdiği sayısız prestijli etkinliğin birikimini tek bir anlatıda buluşturmuş. 30 yıllık deneyim boyunca edinilen estetik anlayış, ustalık ve zamana yayılan güven duygusu, bu sofrada yalın ama güçlü bir tasarım diliyle hayat bulmuş. Yeşil ve beyazın hakim olduğu kompozisyon, doğayla kurulan dengeli ilişkiyi, sürekliliği ve zamansızlığı temsil ederken; kullanılan her detay, KM Events’in yıllar içinde şekillenen yaratıcı vizyonuna sessiz bir referans niteliği taşımış. Abartıdan uzak, dingin ve rafine bu kurgu; markanın sahne arkasındaki titizliğini, detaylara verdiği önemi ve her projede yeniden inşa edilen estetik yaklaşımını yansıtmış. Bu sofra, yalnızca bir yıldönümü kutlaması değil; KM Events’in geçmişten bugüne uzanan yolculuğuna, kurduğu iş birliklerine ve geleceğe taşıdığı yaratıcı mirasa adanmış sembolik bir durak olarak kurgulanmış. 30 yıl boyunca anlatılan sayısız hikaye, burada sade bir zarafetle yeniden yorumlanmış.

Sharon Sacks, Sacks Productions – ABD

Sofra İsmi: “Okyanustan Gelen İlham”

“Bu yılın temasının ‘Doğanın Işıltıları’ olduğunu öğrendiğimde, ilk içgüdüm hemen suya yönelmek oldu. Sahil, sessiz gücü ve katmanlı dokularıyla her zaman derin bir nefes alabildiğim ve doğal dünyayla yeniden bağ kurabildiğim bir yer oldu; işte bu tasarım yolculuğu da orada başladı. Bir saat içinde hem yere basan hem de başka bir aleme aitmiş gibi hissettiren onlarca fikir aklıma geldi. Okyanusun bizim ilham kaynağımız olacağı çok açıktı. Ali Bakhtiar ve Sacks Productions ekibiyle birlikte konsepti oluşturmaya başladık. Yalnızca temanın üzerine oturan bir tasarım değil, bizzat temanın kendisini bedenleştiren bir tasarım hayal ettik. Dalgaların üzerindeki güneş ışığının titreşimi, gelgitin akışkan hareketi, deniz dokularının form, yapı ve renk paleti üzerinden zarafetle çevrilmiş hali… Her şeyi katman katman planladık: Giriş, yol, zemin, kemerler, çiçek dili, masa unsurları… Her detayın bir akış içinde olması gerekiyordu. Malzemeden renk hikayesine kadar, misafir deneyiminin hem içine çeken hem de başka bir yere taşıyan bir ritim ve büyü duygusu yaratmasını istedik.”

Elizabeth Solaru, Diversity in Luxury – İngiltere

Sofra İsmi: “Frida Kahlo’nun Bahçesi”

Sofralar Sergisi - Yaratıcılık Konferansı’nın ’Doğanın Işıltıları’ teması, canlı ve kapsayıcı bir çiçek dünyası içinde hayat buluyor. Altın işlemeli bir kameriyenin içinde yer alan bu tasarım, mekanı yemyeşil dokularla ve kırmızı, pembe, şeftali, kayısı ve sarı tonlarında güllerle dolup taşan görkemli bir bahçeye dönüştürüyor. Çiçekler, yapının hem içine hem de dışına doğru taşarak özgür, taşkın ve ifade yüklü bir bolluk hissi yaratıyor. Rengarenk kelebekler, siyah kurdelelerden sarkan küçük canlı fırça darbeleri gibi havada süzülüyor; mekana hareket ve oyunbaz bir zarafet katıyor. Onların varlığı, Kahlo’nun resimlerinde sıkça kullandığı kelebeğe yapılan ince bir gönderme olarak dönüşümü, yeniden doğuşu ve kırılganlık ile güç arasındaki narin dengeyi hatırlatıyor. Kahlo’nun çok sevdiği Casa Azul’a ait zarif göndermeler, tasarımın her yerine yayılıyor; özellikle tabak detaylarına ve sandalye örtülerine işlenen mavi tonlar, bahçesindeki ikonik duvarların dingin yankısını taşıyor. Mücevher tonlarında tasarlanan pastalar, çiçeklerin arasında sanatsal birer taş gibi parlıyor; doğal zenginlik ile yaratıcı ihtişamı buluşturuyor. Bu sofra tasarımı, Frida Kahlo’nun ruhunu yansıtıyor: Cesur, canlı ve doğanın ehlileştirilmemiş güzelliğiyle ışıldayan bir ifade.

Erica Jones, O Luxe Design – ABD

Sofra İsmi: “Gizli Orman Sığınağı”

“2025 Sofralar Sergisi için vizyonumuz, el değmemiş bir orman manzarası sunmak. Ormansızlaşma sürdürdükçe dünya, iklim değişikliği ve diğer ekosistem bozulmaları dahil olmak üzere pek çok olumsuz etkiyi deneyimliyor. Bu nedenle niyetimiz, büyük şirketlerin, çıkarım endüstrilerinin ve altyapı aktörlerinin asla bulamayacağı ya da yağmalayamayacağı sembolik bir alan yaratıyor. Kesin konumunu özellikle gizli tutuyoruz; ancak bu sığınağın Hindistan’ın Kerala eyaletinde yer alan Batı Gat Dağları’nın dağ ormanlarının içinde bir yerde konumlandığını hayal ediyoruz. Bu korunan ormanlık alanda, konuklar için eterik -neredeyse dünyaya ait olmayan- bir yemek deneyimi oluşturuyoruz. Büyüleyici mekanımız, kalabalıklardan sonsuza dek gizleniyor. Ancak bir kişi buranın yolunu bulmayı başarıyorsa; bu, o kişinin güzelliğini deneyimlemek üzere seçilmiş olmasından kaynaklanıyor. Bu yerde geçirilecek kısa bir an bile sizi doğanın pek çok harikasına daldırıyor: Canlı bitki örtüsü, şifa veren yapraklar ve yumuşak ışık huzmeleri. Ve elbette buranın yerel yaban hayatının önemini unutmamak gerekiyor. Görkemli çiçeklerden yapılmış tavus kuşumuz, bu alemin koruyucusu olarak çevresini ve buradan geçen herkesi iyilikle gözetiyor.”

Andréa Guimarães & Simone Tostes, Andréa Guimarães & Aonde Casar – Brezilya

Sofra İsmi: “Brezilya’nın Yeşil Senfonisi”

Bu sofra tasarımı, doğa, zarafet ve duygusal hafıza arasındaki buluşmaya adanmış bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Organik olanla sofistike olanın uyum içinde bir arada var olduğu bir atmosfer yaratıyor; bu atmosfer misafiri derinlik, mahremiyet ve güzellik dolu bir dünyaya taşıyan görsel bir anlatıya dönüşüyor. İlhamını ormanlardan, dokuların hareketinden ve doğal unsurlarda var olan o sessiz şiirsellikten alıyor. Buradan yola çıkarak renk çalışması, yapısal denge ve rafine malzeme seçimi üzerine kurulu sanatsal bir kompozisyona dayanan yaratıcı bir süreç gelişiyor. Ortaya çıkan sonuç, yalnızca bir tasarım hikayesi anlatmakla kalmayan; duyguyu, duyarlılığı ve estetiğin zamansız gücünü de taşıyan bir sofra oluyor.

Danielle Nay & Jamie Aston, Blu Fire & Jamie Aston – İngiltere

Sofra İsmi: “Bir İngiliz Kaçamağı”

“Tarihe, güzelliğe ve sessiz bir başkaldırıya adanmış bir övgü. Çünkü her aşk hikayesinin gerçek hissettirmesi için 300+ davetliye ihtiyacı yok. İtalyan palazzolarını ve masalsı şatoları seviyorum. Ama hiçbir şey bir İngiliz malikanesinin yerini tutmuyor: Sahipleri kadar eksantrik, hikayelerle yüklü ve sessizce teatral. Hayalimizdeki gelin ve damat, geleneklere meydan okuyarak kaçışı ve mahremiyeti seçiyor. Onların iki kişilik kutlaması, büyük bir malikanenin bahçelerinde yer alan, uzun zaman önce unutulmuş İtalyan esintili bir folly’de geçiyor. Bu küçük yapı, 18. yüzyılda Grand Tour’dan –İstanbul üzerinden– dönen bir aristokratın hayal gücüyle tasarlanmış, ışık ve mahremiyet dolu minyatür bir mücevher kutusu gibi… Zaman içinde doğa tarafından ele geçirilmiş. On binlerce sarmaşık gülün kokusu, mum ışığıyla aydınlanan mekanı dolduruyor. Bu büyülü düzen, uzun yıllardır birlikte çalıştığım çiçek tasarımcısı Jamie Aston’ın dokunuşuyla hayat buluyor. Büyük evden ödünç alınmış antika sofra takımları, dokumalar ve merak objeleri mekana yaşanmışlık hissi katıyor. Sanki çift, solmaya yüz tutmuş bir duvar resminin içine adım atmış gibi… Birazdan bu sahneden çıkıp düğün kayıklarına binecekler; hikaye orada devam edecek.”

Diana Sandoval, Diana Sandoval Wedding Coach – Meksika

Sofra İsmi: “Dönüşüm Mevsimi: Sonbahar… Bırakmanın Güzelliği”

“Yaşamın kendisine, hepimizin içinden geçtiği evrelere ve büyüyebilmek için bırakmanın kaçınılmaz hale geldiği anlara dair bir yansımadır. Sonbahar, bu tasarımımda ana metafor olarak seçildi; çünkü dönüşümü zarafetle temsil eder: Yapraklar dökülür, renkler derinleşir, ışık yumuşar; ancak ağaç yerinde kalır. Bu, bir son değil, bir geçiştir. Yeniden doğuşa ve evrime alan açan bilinçli bir bırakıştır. Bu çalışmanın kalbinde, her biri derinlemesine kişisel bir anlam taşıyan 2.000 cennet kuşu yer alıyor. Her kuş, geride bıraktığım bir parçayı simgeliyor: Sona eren döngüleri, beni bir zamanlar durduran korkuları, omuzlarımdan indirdiğim yükleri, kendime ağlamak için izin verdiğim gözyaşlarını, beni şekillendiren acı anları ve hâlâ beni ileriye taşıyan cesaretle alınmış kararları… Bir araya geldiklerinde, hareket halindeki dönüşümün kolektif bir ifadesini oluşturuyorlar. Bırakmanın bir zayıflık değil, uçuş halindeki bir güç olduğunun kanıtı olarak. Sıcak, monokrom turuncu renk paleti bu anlatıyı güçlendiriyor. Geçiş halindeki canlılığı, duygusal sıcaklığı ve artık bize hizmet etmeyen şeyleri bıraktığımızda ortaya çıkan sessiz sevinci çağrıştırıyor. Turuncu, burada cesaretin, şifanın ve hareket halindeki yaşamın rengine dönüşüyor.

‘Dönüşüm Mevsimi: Sonbahar... Bırakmanın Güzelliği’, yalnızca estetik bir kompozisyon değil; aynı zamanda kişisel bir tanıklık. Hayatımda dönüşümün katılıktan değil hareketten, direnmekten değil kabullenişten, korkudan değil güvenden geçtiği anları yansıtıyor. Bu çalışma kayıpla ilgili değil; şifa, güçlenme ve hafifleme üzerine. Bırakmanın bir özgürlük eylemi olduğunu ve dönüşümün bizi yukarı taşıdığını hatırlatan bir anlatı. Aynı zamanda bu tasarım, durup düşünmeye davet ediyor: Hâlâ neye tutunuyoruz? Hangi acı, hangi korku ya da hangi dönem artık bırakılmaya hazır? Çünkü gerçek güç, bilinçli bir bırakma eyleminde ve her şey değişirken bile kendimize güvenmekte saklıdır: Evrilen, hafifleyen ve daima hareket halinde.”

Nefianto Setiono, Nefi Decor – Endonezya

Sofra İsmi: “Hayal Okyanusları”

‘Hayal Okyanusları’, dünyanın en büyük deniz ülkesi olan Endonezya’ya adanmış şiirsel bir övgüdür; ülkenin topraklarının yüzde 62’sinden fazlası suyla biçimlenmiştir. Nefi’nin deniz kıyısında geçen çocukluk anılarından ilham alan bu tasarım, okyanusun onda çok küçük yaşlarda uyandırdığı hayret duygusunu yansıtır. Okyanus, daha düşlerin ne olduğunu anlamadan önce ona hayal kurmayı öğretti; merakını uyandırdı, hayal gücünü ateşledi ve onu doğaya derinden bağladı. Sahilde geçirilen o sessiz anlar, günün birinde olacağı tasarımcıyı şekillendirdi; hareketi, uyumu, ritmi ve derinliği öğreterek doğanın aynı anda hem yumuşak hem de güçlü olabileceğini gösterdi.

Nefi’nin bu tasarım için seçtiği palet -yumuşak beyazlar ve koyu maviler- güneş ışığının hareket eden suyun üzerinde dans edişini yansıtıyor; hem dingin hem de derinlikli, huzurlu ve parlak bir atmosfer yaratıyor. Sofra tasarımındaki her unsur, Endonezya’nın doğal güzelliğine ve sürdürülebilirliğe olan bağlılığına bir saygı niteliğindedir: Kumaşlar, Endonezya sularının altında bulunan dokulardan esinlenerek kabuklara ve deniz bitkilerine dönüşür; narin kabuklar gibi biçimlendirilen Phalaenopsis orkide zincirleri; mercan yapıları, kaya oluşumları ve sualtı ışığının yumuşak hareketini çağrıştıran kağıttan yapılmış bir avize… Bir araya geldiklerinde tüm bu unsurlar ‘Hayal Okyanusları’nı bir sofra tasarımının ötesine taşır. Tasarım, çocukluk anısı ile sanatsal ifade arasında bir köprüye dönüşür; Nefi’yi büyüten denize adanmış bir övgüye ve Endonezya’dan Türkiye’ye uzanan bir hikayeye.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo