
Akdeniz’in gizli cenneti Sardinya
Yazan: Nalan Miri Sözer
İtalya’nın batı açıklarında, Korsika’nın hemen altında uzanan bu tarihi adada, Porto Cervo marinasında yürürken dünyanın en büyük yatlarını, eski Ferrari’leri ve kusursuz bronz tene sahip şık giyimli kadınları görmek gündelik hayatın bir parçası. Ama Sardinya’yı asıl özel yapan şey gösterişli ve lüks tarafının yanı sıra el değmemiş doğası ve pırıl pırıl koyları. Hâlâ bozulmamış koylar bulabilmek çok heyecan verici. Adada biraz zaman geçirince anlıyorsunuz ki Sardinya’nın gerçek büyüsü sadece plajlarında değil; yüzyıllardır neredeyse değişmeden kalmış ruhunda saklı. Bir gün ultra lüks bir marinada şampanya içerken ertesi gün telefonun çekmediği bir koyda yüzebilmek... Benim en etkilendiğim yanı, bu ihtişamın içine sıkışıp kalmıyor olmak. Yarım saatlik bir araba yolculuğu sonrasında medeniyetten uzak, yalnızca çam ağaçlarının ve dalga seslerinin eşlik ettiği bir koya ulaşabiliyorsunuz. Bir anda manzara değişiyor; taş evli köyler, keçi çanlarının yankılandığı dağ yolları, adanın yaşlılarının gölgede oturup domino oynadığı meydanlar insanı resmen büyülüyor.

Otantik ve mistik keşifler
Ada, modern Akdeniz lüksü ile eski Akdeniz ruhu arasında gidip gelen çok katmanlı bir karaktere sahip. Burada zaman başka akıyor. Özellikle iç bölgelere gittikçe ada başka bir kimliğe bürünüyor. Küçük taş köyler, sessiz yollar, keçi çanları, rüzgârın taşıdığı yabani kekik kokusu… Sardinya’nın köklü geçmişi, izole ve kendine özgü kültürüyle temas ettiğim deneyimler hafızamda en çok yer eden anlar oldu. Adanın en mistik detaylarından biri hiç kuşkusuz “nuraghe”ler… Gün batımında binlerce yıllık taş kulelerin arasında durduğunuzda içinizde tarif etmesi zor bir his oluşuyor. Üç bin beş yüz yıl önce inşa edilmiş bu yapılar Avrupa’da başka hiçbir yerde yok. Akşamüstü rüzgârı taşların arasından esip, güneş yavaşça kızıl bir renge dönerken, Sardinya’nın ruhunu daha iyi anlıyorsunuz. Burada tarih müzelerde değil; hâlâ toprağın içinde, rüzgârın sesinde yaşıyor. Bir başka unutulmaz an ise Giara platosunda vahşi atları izlemek oluyor. Sessizce otların arasında dolaşan Giara atları, adanın en eski sembollerinden biri. Etraf mantar meşeleri, küçük göletler ve sonsuz bir sessizlikle çevrili. O an insan kendini Avrupa’da değil de çok daha eski, zamansız bir coğrafyada gibi hissediyor.

Lüksü sevenlere
Adanın merkezi sayılan Porto Cervo, 1960’larda Prens Karim Aga Khan tarafından keşfedildiğinden beri Avrupa yaz lüksünün sembollerinden biri. Gün batımında marina boyunca yürürken kendinizi bir İtalyan filmininde sahnesinde gibi hissediyorsunuz. Aperitivo saatinde masalar yavaş yavaş doluyor; bir köşede moda editörleri, diğer tarafta Formula 1 pilotları, birkaç masa ileride ise dev yatlarından yeni inmiş iş insanları ve aileleri…Örneğin Nikki Beach Costa Smeralda daha gösterişli, daha ‘görmek ve görünmek isteyen’ kitleye sahip: Şampanya, tekneler ve dünya çapında DJ’ler... Su Gologone ise tam tersine adanın ruhunu hissettiren yerlerden. Sanat, gastronomi ve doğa iç içe… Phi Beach Sardinya’nın en ikonik sunset nokatalarından biri. Kayaların üzerine kurulmuş bir açık hava beach club. Gün batımında DJ set başlıyor ve ortam yavaş yavaş Ibiza havasına dönüyor. Rezervasyonsuz gitmek riskli. Bir gün antik taş kulelerin arasında dolaşıp ertesi gün dünyanın en iyi beach club’larından birinde gün batımı kokteyli içebiliyorsunuz.

Turkuazın binbir tonu
Fenikeliler’den Romalılar’a, Aragonlar’dan İtalyanlar’a kadar katman katman tarih taşıyan Sardinya’ya ilk kez gidenlerin çoğu eminim aynı şeyi söylüyordur. ‘Denizin bu kadar turkuaz olabileceğini bilmiyordum’. Abartı değil. Özellikle adanın kuzeydoğusundaki Costa Smeralda kıyıları, Akdeniz’in en etkileyici denizlerinden bazılarına sahip. Su o kadar berrak ki tekneler havada süzülüyormuş gibi görünüyor. Olbia, Sardinya’yı keşfetmek için en pratik başlangıç noktalarından biri. Uluslararası havaalanı ve büyük limanı sayesinde adaya ulaşım kolaylaşıyor. Üstelik Costa Smeralda’ya da oldukça yakın. Olbia’nın güneyindeki San Teodoro ise tipik bir yaz kasabası. Akşamları canlı, enerjik ve hareketli; gündüzleri ise tamamen denizin ritmine teslim oluyor. Özellikle Cala Brandinchi plajı, incecik beyaz kumları ve sığ turkuaz deniziyle Karayipler hissi yaratıyor. La Cinta ise kilometrelerce uzanan sahiliyle uzun yürüyüşler için ideal. Daha sakin bir atmosfer isteyenler içinse Pittulongu kusursuz bir alternatif. Olbia’nın hemen kuzeyindeki bu küçük sahil bölgesi, düşük tempolu bir yaz tatilinin tam karşılığı. Sabah birkaç adım yürüyüp pudra yumuşaklığındaki beyaz kumlara ulaşmak burada sıradan bir rutin. Bir diğer favorim ise San Pantaleo. Dağların arasında saklanmış bu küçük taş kasaba, Sardinya’nın en rafine köşelerinden biri. Şık ama gösterişsiz. Meydanındaki trattoria’larda uzun öğle yemekleri yiyebilir, küçük butiklerde dolaşabilir, akşamüstü bir gelato eşliğinde taş sokaklarda kaybolabilirsiniz. Costa Smeralda’nın abartılı fiyatlarından uzak olması da cabası.

Akdeniz’in En Güzel Koyları
Sardinya’nın plajları dünyaca ünlü, deyim yerindeyse birer efsane. La Pelosa bunların en bilinenlerinden. Kuzeybatı kıyısındaki bu plaj, transparan denizi ve bembeyaz kumlarıyla Maldivler’i andırıyor. Yaz aylarında hayli kalabalık olsa da sabah erken saatlerde hâlâ büyüleyici bir sakinliğe sahip. Ama adanın gerçek vahşi güzelliği Cala Goloritzé’de hissediliyor. Buraya ulaşmak kolay değil; ya trekking yapmanız ya da tekneyle yaklaşmanız gerekiyor. Fakat o dramatik kireçtaşı kayalıkları ve elektrik mavisi suyu gördüğünüz an neden dünyanın en güzel plajlarından biri sayıldığını anlıyorsunuz. La Maddalena takımadaları ise Sardinya’nın en şiirsel yanlarından biri. Koruma altındaki bu adalar zinciri, neredeyse gerçek dışı deniz tonlarına sahip. Küçük teknelerle koy koy dolaşırken insan kendini Akdeniz’de değil, tropik bir takımadada gibi hissediyor.

Sardinya’da Geceleri
Porto Cervo’da gece hayatı klasik Avrupa yaz destinasyonlarından biraz farklı işliyor. Burada insanlar acele etmiyor. Gece, bir ritüel gibi yaşanıyor. Önce gün batımı aperitivo’su. Sonra uzun bir akşam yemeği. Marina boyunca yavaş bir yürüyüş. Ve gece yarısından sonra başlayan partiler… Phi Beach bu deneyimin en ikonik adreslerinden. Kayaların üzerine kurulmuş açık hava beach club, gün batımında neredeyse teatral bir atmosfere dönüşüyor. Güneş denize inerken DJ set başlıyor ve ortam bir anda Akdeniz’in en iyi açık hava partilerinden birine evriliyor. Daha geç saatlerde ise rotanın sonu çoğu zaman Ritual Club oluyor. Kayaların içine oyulmuş gibi duran bu efsanevi mekân, Sardinya gece hayatının en unutulmaz deneyimlerinden biri sayılıyor.

Ada Mutfağı: Denizden Fazlası
Gastronomi düşkünleri için Sardinya’nın gerçek kalbi sofralarında atıyor. Bir gün küçük bir “agriturismo”da uzun bir öğle yemeğine oturduğunuzda bunu hemen anlıyorsunuz. Masaya önce pecorino peynirleri geliyor, ardından ev yapımı culurgiones, fregula ve malloreddus… Ev şarabı hiç bitmiyor. Sonra kuzu ya da porceddu geliyor; saatlerce odun ateşinde pişmiş, mersin yapraklarının kokusunu içine çekmiş o meşhur etleri… Ardından mirto likörü ve ev tatlıları servis ediliyor. Her şey aile tarafından yapılmış oluyor. Kimse acele etmiyor. Saatler geçiyor ama masa da sohbet de bitmiyor. Sardinya’da yemek sadece yemek değil; hayatın kendisi gibi yaşanan bir ritüel. Bazen akşamları bu sofralara çok sesli ‘tenor’ şarkıları eşlik ediyor. Özellikle Barbagia bölgesinde duyulan bu geleneksel şarkılar ilk anda insana neredeyse Moğol boğaz müziğini hatırlatıyor. Çok ilkel, çok derin, hipnotik bir tınısı var. İnsan anlamını bilmese bile sesi duyunca adanın yüzyıllardır değişmeyen ruhunu hissedebiliyor. Bahsettiğim menüden de anlaşılacağı üzere, Sardinya mutfağı yalnızca deniz ürünlerinden ibaret değil. Ada kültürünün köklerinde çoban geleneği var ve bu, mutfakta güçlü şekilde hissediliyor. Culurgiones, patates ve pecorino dolgulu geleneksel Sardinya makarnası, adanın en sevilen lezzetlerinden. Ağır ateşte saatlerce pişen etler; özellikle dağ kasabalarında mutlaka denenmeli. Pane carasau adı verilen incecik çıtır ekmek hemen her masada karşınıza çıkıyor. Finalde ise bal dökülmüş kızarmış peynir tatlısı seadas geliyor. İlk duyulduğunda alışılmadık gelse de bir kez deneyince unutmak zor. Bütün bunlara eşlik eden yerel Vermentino beyaz şarapları ise Sardinya yazının tadını tamamlıyor.

Nerede ne yemeli?
- Cagliari’da Sardinya’ya özgü küçük makarna tanelerinin deniz tarağı ile hazırlanmış hali olan fregola con arselle, “Akdeniz’in havyarı” olarak bilinen kurutulmuş kefal yumurtası olan bottarga ve spaghetti alla bottarga’yı mutlaka deneyin. Katalan etkili deniz ürünleri mutfağına sahip Alghero’da ise ıstakozlu makarna ve deniz mahsullü risottonun tadına bakın. Nuoro gibi daha iç bölgelerde ise incecik, çıtır geleneksel ekmek olan pane carasau, patates, peynir ve nane dolgulu Sardunya mantısı olan culurgiones ve bir Sardo peyniri olan “pecorino”yu deneyin. Tatlı olarak ise peynir dolgulu, bal ile servis edilen kızarmış hamur olan seadas ve amaretti kurabiyeleri... Mirto likörünü de unutmayın.
Nerede kalmalı?
- İlk kez gelenler Cagliari şehir ve plajı birlikte deneyimleme imkânı olan tarihi merkezi tercih edebilir. Romantik atmosfer, gün batımı manzaraları ve tarihi surları deneyimlemek isteyenler Alghero’da kalabilir. Lüks tatil sevenler için Avrupa jet-set’inin gözdesi . Lüks oteller ve marinalarla ünlülerin yazlık destinasyonu olan Costa Smeralda.
Kısa kısa
- Resmî dil: İtalyanca. Yerel dil: Sarduca (Sardu)
- Sardinya, dünyadaki en yüksek yaşam süresine sahip bölgelerden biri olan “Mavi Bölgeler” (Blue Zones) arasında yer alıyor. Özellikle iç kesimlerde yaşayan insanların uzun ömürleriyle dikkat çekiyor.
Yapmadan dönmeyin
- Karayipleri andıran turkuaz suları olan La Pelosa plajı, UNESCO korumasındaki doğa harikası koy olan Cala Goloritzé, tekneyle ulaşılabilen eşsiz plaj Cala Mariolu’yu mutlaka görün. Özellikle Orosei Körfezi boyunca yapılan turlar Sardinya’nın en etkileyici manzaralarını sunar. Bu bölgede mutlaka tekne turu yapın. Kristal berraklığında koylar, şnorkel ve dalış olanakları olan Villasimius plajı ve San Teodoro’daki La Cinta Plajı’nda mutlaka yüzün.
- Su Nuraxi, üç bin beş yüz yıllık Nuragik uygarlığın en önemli kalıntılarından biri. Denizden veya 654 basamaklı merdivenle ulaşılabilen etkileyici bir mağara sistemi olan Neptune Mağarası’nı gezin.
- Alghero surlarında, Cagliari sahilinde ve Bosa kıyılarında gün batımını izleyin.
- Türkiye’den genellikle aktarmalı uçuşla gidiliyor. En yaygın giriş noktaları Cagliari, Olbia ve Alghero. Adanın en güzel koylarına ve köylerine ulaşmak için araç kiralamak gerekiyor.

Pelin Dumanlı / Şef, Foodroom Kurucusu
Yüzdüğünüz en güzel plaj?
San Teodoro’nun denizi inanılmaz! Cala Brandinchi plajı, sadece San Teodoro’nun değil, tüm Sardinya’nın en güzel plajlarından. Beyaz kumlu bir başka plaj olan La Cinta, 3 km’lik uzunluğu ile bölgedeki en uzun plajlardan... San Teodoro’da birçok konaklama seçeneği de bulunuyor. Burası özellikle otelinizden kolayca yürüyerek plajınıza ulaşabileceğiniz lokasyonlar sunuyor.
En çok etkilendiğiniz köy?
San Pantaleo. Sardinya Adası’nın kuzeydoğusunda, Costa Smeralda kıyılarına yakın bir dağ köyü. Şirin meydanı, güzel sokakları, taş evleri, güzel restoranları, haftalık pazarı ile İtalyan ve Sardinya karakterinin hissedildiği bir yer. San Pantaleo’da uygun fiyatlı güzel bir aile yemeği yiyebileceğiniz trattoria’lar da var; süper lüks high class restoranlar da. Kafe, bar ve rostoranları, butikleri ve taş evleri ile genel olarak ortam şık ve çok hoş.
En heyecan duyduğunuz alışveriş deneyimii? Mutlaka alın dedikleriniz…
Güneyde küçük bir ada olan Carloforte’ye gittim. Çok güzeldi. Carloforte Sardinya’nın güneybatısındaki San Pietro Adası’nda çok karakterli, sakin ve gastronomisi güçlü bir kasaba. Dar renkli sokaklar, küçük liman, balıkçı kültürü ve özellikle ton balığıyla ünlü. Bol bol ton balığı aldım. Çünkü Carloforte’nin alametifarikası ton balığı ürünleri. Özellikle, ventresca denilen karın kısmı, buzzonaglia denilen daha yoğun aromalı koyu et olan bu yerel üretim ürünler İtalya’da çok saygı görüyor. İtalyan ama klasik Sardinya’dan biraz farklı bir havası var; çünkü halkının kökeni Ligurya ve Tunus’taki Tabarka adasına dayanıyor. Bu yüzden mutfakta Ceneviz ve Kuzey Afrika etkisi hissediliyor. Mutlaka Bluefin / kırmızı ton balığı Bottarga yani kurutulmuş balık yumurtası ve ton balıklı konservelerden ve Fainò yani nohut unlu sokak lezzetinden almayı unutmayın. Bottarga rendelenip makarnaya konuyor.. Çok yoğun umami tadı var. Özellikle ton balığı bottargası Carloforte’de özel kabul ediliyor.
Aklınızdan hiç çıkmayan bir an?
Giara Tepesi’ne doğru yürüyüş yaparken sürüler halinde gezen cüce Giara atlarını görmek. Giara cüce atları, Sardinya’nın en özel doğal sembollerinden biri. Orta Çağ’da Sardinya’nın birçok yerinde vahşi at sürüleri varmış. Günümüzde kalan son büyük grup Giara platosunda korunuyor. 1960’larda neredeyse yok olacaklarken koruma programlarıyla kurtarılmışlar. İtalyanca adı ‘Cavallini della Giara’. Bunlar Avrupa’daki son yarı-vahşi at popülasyonlarından biri kabul ediliyor ve sadece Sardinya’daki Giara di Gesturi platosunda yaşıyorlar.
Adada sizi yaşama dair etkileyen alışkanlık?
Sardinya’nın en ikonik koyu Cala Goloritzé’ye tekneyle değil, yürüyerek inmek. Ama yürüyüş deneyimini unutulmaz yapan şey kireçtaşı kayalıklar, keçiler, Akdeniz kokusu ve turkuaz suları.

Adayı gerçekten yaşadım, dediğiniz deneyim?
Klasik bir ‘Agriturismo ev yapımı Sardinya mutfağı’ etkinliğine katıldım. Sardinya’da özellikle iç bölgelerde çok yaygın ve adanın en otantik deneyimlerinden biri. Küçük bir köyde, nonna tarzı ev aşçıları olan Mandaslı yerel kadınların geleneksel makarna atölyesi yaptığı, sonra aile zeytinliğinde uzun öğle masası kurulan bir deneyim. Makarna yapımına bir çeşit kapatılmış ravioli ile başladık; ama şekli buğday başağı gibi örülüyor. İçinde genelde patates, pecorino, nane bulunuyor. Sardinya’da neredeyse kutsal seviyede geleneksel bir yemek. Sardinya ‘gnocchisi’ diye de geçen minik yuvarlak, hafif kavrulmuş irmik makarnası. Couscous’a benziyor ama daha iri ve aromalı. Genelde deniz mahsullü, midyeli, domatesli servis ediliyor.. Küçük çizgili kabuk gibi görünür. En klasik hali sosisli domates sosu, safran, pecorino ile yapılan ‘Campidanese’.
Keşfettiğiniz bir restoran?
I Frati Rossi, Porto Cervo yakınlarında, manzarasıyla ünlü romantik restoran. Akşam gün batımında inanılmaz oluyor. Lobster’lı makarna, Bottarga’lı makarna ve ton balığı tartar mutlaka denenmeli.

Melike Kayaalp - İngilizce öğretmeni / Yoga eğitmeni
1992 yılından beri İtalya’da yaşıyorum ve iki senedir yazın iki ay San Petra Ruia’da ev tutuyorum. Orada sadece yazlık evler var, önlerinde çam ormanı ve ardından enfes bir deniz. Yakın kasabalar Caletta, Posada ve bilhassa Santa Lucia; daha az kalabalık ve daha çok İtalyan turistin olduğu, 1980-90’lı yıllardan kalmış gibi gözüken yerler. Bana yakın olan Santa Lucia’da birkaç dükkân, bir cafe ve 3-4 tane çok iyi balık restoranı var. Santa Lucia’nın plajı ve San Petra Ruia’ya bağlanır zaten. Nefis bir denizi var, plaj genelde Sardunya’da olduğu gibi ücretsiz ama mütevazi bir beach club da var.
- Santa Lucia’da lokal pazar çarşamba günleri kuruluyor ama civar yerlerde de semt pazarları vardır. Santa Lucia’da iki güzel bar da var; canlı müzik yapıyorlar.
- Bu bölgeye yakın olan Orosei Parkı ve Oasi Biderosa görülmeli. Oasi Biderosa’da 5 tane süper plaj var. Onlara Cala Sisine adlı yine güzel bir plajdan yürüyerek veya önlerindeki küçük park yerlerine park ederek ulaşabilirsiniz. Park yerlerine önceden ödeme yapıp yer ayırtmak gerekiyor. Hepsinin detaylı bilgi veren web siteleri var. Buraya yakın Berchida plajı da nefistir. Orada beach club ve restoran da var ama Biderosa plajlarında yok. Biderosa 4 no’lu plajda küçük bir karavan var. Nefis ahtapotlu sandviç yapıyor ve içecek satıyor. Bir başka meşhur beach de Brandinchi. Beachler genellikle ücretsiz. Ancak bazen bazı plajlarda yer ayırtmak gerekiyor. Beach club’a yer ayırtmak zorunda değilsiniz, herkesin oturduğu public alana rezervasyon yaptırmak da sadece birkaç euro.
- Cala Ganone’ye gidip oradan Cala Luna ve Cala Marioli için günlük tur alınabilir. Şişme zodiac veya tekne de kiralanabilir. Diğer görülecek yer Tavolara adası. Porto San Paolo’ya gidip orayı gezdikten sonra adaya günlük tekne turu alınabilir. Dönüşte San Paolo’da aperetif veya yemek yenilebilir. Tavolara adasında tek bir restoran var ve maksat trekking yaparak adayı gezmek. Bir diğer ada Isola Asinara’ya da günlük turlar bulunuyor. Sardunya’nın güneyi de güzel. Mesela Carloforte adası var; Cagliari şehrine yakın. Ada dışında Cagliari, Villa Simius ve çevre plajlar gezilebilir. Ayrıca Olbia şehri ve ona yakın San Teodoro ve daha jet sosyetenin gittiği Porto Cervo ve Porto Rotondo kasabaları da güzel, ama daha pahalı ve kalabalık.
- Yemek olarak deniz mahsüllerinin her çeşidini tavsiye ederim. Adaya özgü küçük, top şeklinde bir makarna olan fregola (fregula) mutlaka denenmeli. Deniz mahsullü fregola ise bu iki lezzeti buluşturuyor. Çok güzel et yemekleri de var; kuzu ve keçi etleri özellikle meşhur.

Gülçin İşler Fırat - Seyahat Yazarı / Editör
Sardinya Adası’na hangi rotadan gittiniz?
İstanbul’dan önce Roma’ya uçtuk. Sardinya’nın kuzeydoğusunda yer alan Olbia’ya Roma’dan sabah 07:00 uçağıyla geldik. Olbia, turkuvaz rengine doyacağınız muhteşem plajları, lezzetli mutfağı, bakir doğası ile sakin ve huzurlu tatil arayanlar için adanın keşfedilmeye değer bir bölgesi.
En çok keyif aldığınız alışveriş bölgesi?
Olbia’daki ana alışveriş caddelerinden biri olan Corso Umberto I, ünlü İtalyan markalarını bir arada bulacağınız harika bir alışveriş deneyimi sunuyor. Yine ünü tüm dünyaca bilinen, Sardinya adasının en havalı bölgesi Porto Cervo’daki Costa Smeralda. Burada Gucci, Prada, Louis Vuitton, Loro Piana, Dior, Dolce Gabbana gibi lüks mağazalar var ve marina çevresi çok popüler. Lokal alışveriş deneyimi içinse küçük tasarımcı dükkânlarının olduğu, el yapımı seramikler, sanat galerileri, keten ürünler bulunabilen köy pazarı San Pantaleo’yu öneririm.
Gün batımı izlemek için nereleri önerirsiniz?
Upuzun sahil şeridinde sonsuzluk atmosferinde pembe gün batımları için La Cinta Beach... Adının gün batımı için en ikonik, görülmesi gereken yeri kayaların içinde Phi Beach. Biraz daha lüks gün batımı için ise Matsuhisa at Cala di Volpe.
En bakir ve en etkilendiğiniz plaj bölgesi?
La Maddelena adasında Punta Tegge. Kristal berraklığında turkuvaz denizi, kayalıkların arasından denize girilen eşsiz atmosferi, mavinin her tonuyla denizin içinde ve dışında büyüleyici bir güzellik sunuyor. Bakir, sakin ve özel bir yer arayanlara tavsiye ederim. Günbatımı da kesinlikle kaçırılmamalı.
Yemek ve eğlence için önerileriniz?
La Maddelena adası, La Cinta Beach ve Porto Cervo, Costa Smeralda... Yine Ristorante Il Fuoco Sacro Sardinya’nın Michelin yıldızlı en ünlü restoranlarından biri. Şefin deniz ürünleri yorumları çok konuşuluyor. Sardinya usulü deniz ürünlü minik makarna Fregola ai frutti di mare, risotto, istridye tabakları ve tadım menüsü denenmeli.
Sizin keşfettiğiniz bir restoran?
Agriturismo La Colti... Arzachena Bölgesinde, Porto Cervo’dan arabayla yaklaşık yarım saat uzaklıkta. İtalya kırsalında, doğanın kalbinde konumlanmış taş evden oluşan bu restoranda, ağaçların gölgesinde ahşap, uzun şık masalarda İtalyan lezzetlerini deneyimliyorsunuz. Şarap, peynir ve et ürünleri ise öne çıkan lezzetleri.

Gamze Bursa - Yemek Kitabı Yazarı ve Stilisti
Sardinya'yı denizden keşfetmek isteyenlere mini rehber
Akdeniz’in en etkileyici tekne rotalarından biri, Porto Rotondo’dan başlayarak Costa Smeralda kıyıları boyunca uzanan yolculuktur. Sardinya’nın bu bölgesi, kristal berraklığındaki koyları, şık marinaları, dünya çapındaki beach club’ları ve unutulmaz gastronomi duraklarıyla denizden keşfedilmeyi hak ediyor.
- Gün boyunca turkuaz sularda geçirilen saatlerin ardından akşamları karaya çıkıp adanın farklı yüzlerini deneyimlemek mümkün. Porto Rotondo çevresindeki Lu Stazzu, Gallura bölgesinin geleneksel ruhunu yaşatan en özel adreslerden biri. Taş yapıları, samimi atmosferi ve yerel mutfağıyla Sardinya’nın otantik karakterini hissetmek isteyenler için mükemmel bir başlangıç noktası.
- Rotanın vazgeçilmez duraklarından biri ise hiç kuşkusuz Phi Beach. Granit kayalıkların arasına yerleşen bu eşsiz beach club, gün batımında Akdeniz’in en etkileyici sahnelerinden birine dönüşüyor. Tekneyle gelecek misafirlerin önceden şamandıra rezervasyonu yaptırmaları tavsiye ediliyor; özellikle yüksek sezonda denizden gelen tekneler için yer bulmak oldukça zorlaşabiliyor.
- Phi Beach’in son yıllardaki en büyük çekim noktalarından biri de Nammos’un bölgeye taşıdığı enerjik yaz atmosferi. Gün batımına doğru müzik yükselmeye başlıyor, tekneler koyu dolduruyor ve Costa Smeralda’nın uluslararası yaz kalabalığı burada buluşuyor. Mykonos’taki ikonik Nammos ruhunu Sardinya’nın büyüleyici manzarasıyla bir araya getiren bu deneyim, öğleden sonrayı akşama bağlayan en keyifli duraklardan biri.
- Denizde geçirilecek günlerin vazgeçilmez rotası ise La Maddalena Takımadaları. Milli park statüsündeki bu bölge, Akdeniz’in en güzel doğal alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Özellikle Caprera Adası ve adanın efsanevi koyu Cala Coticcio, turkuaz renkleri nedeniyle sık sık “Sardinya’nın Tahiti’si” olarak anılıyor. Granit kayalıklar, kristal berraklığındaki su ve bakir doğa, bölgeyi unutulmaz kılıyor.
- La Maddalena’da geçirilen bir günün ardından Liska, uzun ve keyifli bir öğle yemeği için ideal adreslerden biri. Deniz kenarındaki konumu ve rahat şıklığıyla ada yaşamının enerjisini yansıtıyor.
- Costa Smeralda’nın kalbine doğru ilerledikçe Sardinya’nın daha sofistike yüzü ortaya çıkıyor. Teknenizle Cala di Volpe’ye yanaştığınızda bölgenin simgesi haline gelen Hotel Cala di Volpe sizi karşılıyor. Son yıllarda otelin en dikkat çekici noktalarından biri ise Dolce & Gabbana Casa Terrace. Markanın ikonik sarı Maiolica desenleriyle tasarlanan bu alan, Sardinya yazının en çok fotoğraflanan ve konuşulan buluşma noktalarından biri haline gelmiş durumda.
Akşam yemeği için Beefbar Cala di Volpe, Costa Smeralda’nın modern ve zarif yaşam tarzını yansıtan en güçlü adreslerden biri. Koy manzarası, şık atmosferi ve canlı sosyal hayatıyla bölgenin klasiklerinden biri olarak kabul ediliyor.

- Porto Cervo’da ise Hivaoa, yaz gecelerinin enerjisini yansıtan en gözde buluşma noktalarından biri. Günün denizde geçen sakin saatlerinden sonra müzik, kokteyller ve marina atmosferi eşliğinde geceye devam etmek isteyenler için ideal bir adres.
- Ancak Sardinya’nın gerçek ruhunu anlamak için en az bir akşamı adanın iç kesimlerine ayırmak gerekiyor. Agriturismo La Colti, Gallura bölgesinin geleneksel mutfağını ve misafirperverliğini deneyimlemek isteyenler için eşsiz bir durak. Yerel şaraplar, ev yapımı makarnalar, bölgesel peynirler ve nesillerdir aktarılan tariflerle hazırlanan uzun bir akşam yemeği, adanın otantik yüzünü keşfetme fırsatı sunuyor.
- Programını biraz daha uzatmak isteyenler için rota, kuzeye doğru devam ederek Santa Teresa Gallura veya Bonifacio’ya kadar uzanabilir. Sardinya ile Korsika arasındaki boğazı geçtikten sonra ulaşılan Bonifacio, beyaz kalker kayalıklarının üzerine kurulu tarihi yerleşimi, doğal limanı ve etkileyici siluetiyle Akdeniz’in en unutulmaz manzaralarından birini sunuyor. Daha sakin bir alternatif arayanlar için ise Santa Teresa Gallura, şık meydanları, sahil restoranları ve Korsika manzaralarıyla rotaya keyifli bir ekleme yapıyor.
Porto Rotondo’dan başlayıp Phi Beach’in gün batımlarına, La Maddalena’nın bakir koylarına, Cala di Volpe’nin zarafetine, Porto Cervo’nun enerjisine ve Gallura kırsalının sıcak sofralarına uzanan bu rota, Sardinya’nın hem en göz alıcı hem de en gerçek taraflarını bir araya getiriyor. Denizden keşfedildiğinde ise ada, Akdeniz’in neden hâlâ en büyüleyici destinasyonlarından biri olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.












