
Şehrin analog haritası
Yazı: Selin Özavcı Tokçabalaban
İlk kez plaktan müzik dinlediğimde yıl 1985’ti. Beş yaşındayken, babamın koleksiyonundaki Beatles’ın kırmızı kapağıyla hafızama kazınan ‘Red Album’unu pikaba koyup döndürdüğünü hatırlıyorum. O yaşta şarkıların ne anlattığını bilmiyordum ama kapağı, plağın ağırlığını ve iğnenin yüzeye değdiği anda çıkan o hafif çıtırtıyı hatırlıyorum. Belki de yıllar içinde geçmişe dair kurduğum o kişisel anıyı mükemmelleştirerek anımsıyorum, kim bilir! Sanırım ancak benim gibi, müzik çocukluğundan beri sadece dinlenen değil, farklı formatlarda biriktirilen, saklanan ve paylaşılan ortak bir arzu nesnesi olarak tanımlayanlar anlayacaktır. Sayısı 1000’i aşan koleksiyonuyla eniştem, FM bandında yakaladığı şarkıları kasetlere kaydeder, hazırladığı seçkileri ailede elden ele dolaştırırdı. Bugün birkaç saniyede ulaşabildiğimiz müzikler, o zamanlar birinin zaman ayırması, kaydetmesi ve paylaşması sayesinde hayatımıza giriyordu. Sipariş edilen albümler gelince bayram havası esiyordu. Özetle müziğe ulaşmak için de müzik zevki oluşturmaya giden yolda ayrıca bir çaba sarf ediliyordu.
Şahsen bir koleksiyoner hiç olmadım, zira bunun büyük bir tutku ve adama gerektirdiğine tanıklık etmek yeterli geldi. Gençlik yıllarımda dönemin buluşma noktası Akmar Pasajı’nda, hazine kurcalar gibi plakları karıştıran arkadaşlarım; denizci akrabasının yurt dışından getirdiği kasetleri çoğaltarak bizle paylaşan mahalleden arkadaşım; beni müzikle tanıştıran babam ve eniştem gibi saygı duyduğum koleksiyonerlerdi.
Belki bu yüzden plak dükkânları bana hiçbir zaman sadece alışveriş yapılan yerler gibi gelmedi. İyi bir plakçı, tıpkı o kayıt kasetleri hazırlayan tutkulu insanlar gibi, müziği aktaran ve hikâyeler taşıyan bir aracı aslında. İstanbul’un dört bir yanına yayılan plak dükkânları da bugün tam olarak bunu yapıyor; işisel keşifleri, hızlı tüketim yerine sohbeti ve merakı canlı tutuyor. Karaköy’den Kadıköy’e, Balat’tan Kuzguncuk’a uzanan rotada, şehrin dört bir yanında bu tutkuyu yaşayan koleksiyonerleri mutlu eden, İstanbul’un en karakterli plak dükkânları; şehrin müzikle kurduğu ilişkinin de yaşayan bir uzvu gibi.

İstanbul’da plak kurcalamayı boş bir günde şehirde aylaklık yapmakla eşleştirmek mümkün. Her semtin müziğe yaklaşımı farklı, her plakçının raflarında başka bir hikâye saklı.
Yolculuğa Galata, Karaköy ve Tophane hattıyla başlayalım. Bir zamanlar müzik mağazalarının ve enstrüman dükkânlarının yoğunlaştığı bu bölge, bugün hâlâ koleksiyonerler için merkez. Galata’nın yokuşlu sokaklarında dolaşırken bir yanda elektronik müzik ve güncel baskılarıyla Kontra Records’a, diğer yanda yıllardır koleksiyonerlerin uğrak noktası Deform Music’e bakmadan geçmek olmaz.
2012 yılında kurulan Kontra Records, Galatasaray ile Galata arasındaki hatta yer alan yeni kuşak plakçıların öncülerinden biri; ikinci el ve yeni baskıları aynı çatı altında buluşturuyor. Elektronik müzikten indie rock’a, cazdan Türkçe alternatif müziğe uzanan geniş bir seçki sunuyor. İstanbul plak kültürünün yaşayan hafızalarından biri olan Deform Music ise en eskilerden. 2003 yılından beri Çukurcuma’daki dükkân yıllardır koleksiyonerlerin, DJ’lerin ve müzisyenlerin buluşma noktası. Etnik müzik, caz, funk, soul, disko, house, tekno ve Anadolu müziği alanlarında özellikle güçlü bir ikinci el arşive sahip.
Cihangir’e doğru çıktığınızda Opus 3A’nın caz ve dünya müziği rafları karşınıza çıkarken, Analog Kültür elektronik müzik kültürünü ekipman ve plaklarla bir araya getiriyor. 2010’da kurulan Opus 3A arşivinin büyük bölümü klasik müzik, caz ve dünya müzikleri repertuarından oluşuyor. Öte yandan geniş bir geleneksel müzik, Klasik Türk Müziği, yerli pop-rock seçkisi de kurcalanabiliyor. Galata’daki Analog Kültür, son yıllarda İstanbul elektronik müzik sahnesinin önemli buluşma noktalarından biri hâline geldi. House, disco, techno ve elektronik müzik ağırlıklı koleksiyonunun yanında dünya müziği ve Türkçe 45’likler de bulunduruyor. Sentezleyici ve ekipman satışı yapması sayesinde yalnızca plakçı değil, aynı zamanda DJ ve prodüktörlerin uğrak noktası olarak da öne çıkıyor.
Galip Dede çevresindeki Mr. Frog Records ve Plakolik ise bazen saatler süren keşiflerin adresi. Frog Records, özellikle koleksiyonerlerin sürpriz keşifler yapmak için uğradığı dükkânlardan biri. İkinci el ağırlıklı yapısı sayesinde rock, progresif, psychedelic, caz ve dünya müziği alanlarında sıra dışı baskılara rastlamak mümkün.Plakolik, erişilebilir fiyatlı yeni baskılarla ikinci el seçkileri bir araya getiriyor.
Bu bölgede dolaşırken ne aradığınızdan çok ne bulacağınız önemli; birçok koleksiyoner için İstanbul’da plak alışverişinin kalbi hâlâ burada atıyor.

Anadolu Yakası’nın hazineleri
Boğaz’ın karşı kıyısında ise bambaşka bir atmosfer var. Kadıköy, Moda ve Caferağa hattı son yıllarda yeni kuşağın plak kültürünü şekillendiren merkezlerden biri hâline geldi. Buradaki dükkânlar yalnızca satış noktaları değil; DJ’lerin, müzisyenlerin, tasarımcıların ve bağımsız müzik meraklılarının buluştuğu sosyal alanlar aynı zamanda.
Kadıköy’ün eskilerinde Rainbow45 uzun yıllardır koleksiyonerler ve DJ’ler için güvenilir bir referans noktası olmayı sürdürüyor. Moda’daki küçük dükkânından ismini alan Küçük Plak Dükkânı’nın devredilmesiyle açılan Tırpan Records semtin yenilerinden, elektronik müzikten alternatif rock’a uzanan seçkileriyle öne çıkıyor. Moda 216 Plak&kitap, Pera Plak Moda ve Plakhane daha geniş bir koleksiyoncu kitlesine hitap ediyor. Moda’nın ara sokaklarından birinde konumlanan Orfe Moby Dick de plaklarla birlikte kitap seçkisiyle de öne çıkıyor. Yeldeğirmeni’ndeki Leylek Records, semtin yaratıcı atmosferiyle bütünleşen yapısıyla koleksiyonerlerin favorileri arasında gösteriliyor. Dükkân; yeni ve ikinci el plaklar, kasetler, müzik kitapları ve seçili basılı yayınlar üzerine odaklanırken, DJ setleri, dinleme seansları, workshoplar ve küçük ölçekli kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapıyor. Akmar Pasajı’nın demirbaşı Zihni Müzik yıllardır Kadıköy müzik kültürünün değişmeyen adreslerinden biri olmayı sürdürürken, Boris Comics & Records plak ve çizgi roman dünyalarını aynı çatı altında buluşturuyor. Outro Music Store özellikle hafta sonu yakalayabileceğiniz etkinlikleriyle de mahallelinin pek sevdiği bir adres, Pikap Kadıköy ve Gereksiz Şeyler Store ise yeni kuşağın müzikle kurduğu ilişkinin farklı örneklerini sunuyor. Kadıköy’de plak alışverişi çoğu zaman bir dükkânda başlayıp bir kahvede, bir barda ya da akşamki bir DJ setinde devam ediyor.

Şehrin dört yanından mahalle dükkânları
İstanbul’un plak kültürü yalnızca büyük merkezlerden ibaret değil. Son yıllarda şehrin farklı mahallelerinde açılan küçük ve karakter sahibi dükkânlar da kendi topluluklarını yaratmış durumda. Beşiktaş’taki Moya Plak, Balat’taki HMK Dönence Plak ve Kuzguncuk’taki Off The Record, mahalle ölçeğinde güçlü bağlar kuran dükkânlar arasında. Anadolu Yakası’nda Caddebostan’daki Exit Music merkezden uzaklaşmak isteyen müzik meraklıları için keşif durakları sunuyor. Tabii bir de yıllarca Moda’daki dükkânda koleksiyonerleri buluşturduktan sonra Acıbadem’e taşınan Vintage Records var. Acıbadem’deki yeni adresinde hâlâ İstanbul plak kültürünün en karakteristik duraklarından biri. Dükkân ikinci el plak kültürünün şehirdeki en önemli temsilcilerinden biri. Rock, progresif rock, psychedelic, metal, caz ve alternatif müzik alanlarında güçlü bir arşive sahip olan Vintage Records’un raflarında yalnızca plaklar değil; kasetler, kitaplar, dergiler çeşitli koleksiyon nesneleri de yer alıyor. burada sadece plak kültürü sadece satışı değil plakların hikâyelerini yeni sahipleriyle buluşturmak anlamına geliyor. Bu nedenle Vintage’a uğramak çoğu zaman alışverişten çok uzun bir müzik sohbetine dönüşebiliyor. Zaten tüm bu dükkânların ortak noktası yalnızca plak satmaları değil; bulundukları mahallenin kültürel hafızasının bir parçası hâline gelmeleri.
Belki de bugün plak dükkânlarını hâlâ önemli kılan şey tam olarak bu. Dijital platformlar bize ne dinleyeceğimizi önerirken, koleksiyonerler plakçılarda neyle karşılaşacağını bilmiyor. İstanbul’un dört bir yanındaki bu dükkânlar, tesadüflerin ve keşiflerin hâlâ mümkün olduğu nadir şehir mekânları arasında yer alıyor.

İz bırakan adresler
Şehrin müzik hafızasında iz bırakmış bazı adreslerse maalesef artık anılarda yaşıyor. Şehrin plak haritasını anlamak için artık kapılarını kapatmış bu adresleri de hatırlamak gerekiyor.
Bu hikâyenin en önemli duraklarından biri Tünel’deki Lale Plak. 1954 yılında açılan dükkân, onlarca yıl boyunca Beyoğlu’nun ve Türkiye’nin en önemli plak adreslerinden biri oldu. Özellikle caz ve klasik müzik meraklılarının uğrak noktası olan Lale Plak. 2019’da kapandığında birçok müziksever için Beyoğlu’nun kültürel hafızasından önemli bir parça da eksildi.
Bir başka efsane adres ise Narmanlı Han şehrin hafıza mekânlarından biriyken orada konumlanan D-Tone yani Deniz Pınar’un dükkânıydı. 1980’ler ve 90’larda faaliyet gösteren bu küçük mekân, dönemin müzisyenleri, şairleri, öğrencileri ve koleksiyonerlerin müdavim mekânıydı. 1990’lar ve 2000’lerin başında Beyoğlu’nun müzik haritasında önemli bir yer tutan Limon Müzik ise CD çağının bağımsız müzik merkezlerinden biriydi. Tam anlamıyla bir plakçı olmasa da yeni müzik keşfetmek isteyenlerin ilk uğradığı adreslerden biri olarak İstanbul’un koleksiyon kültürüne önemli katkı sundu.
Benzer şekilde Velvet Indieground da yalnızca müzik satılan bir dükkân değil; bağımsız müzik, fanzin ve alternatif kültür çevrelerinin buluştuğu bir mekân olarak dönemin hafızasında yer aldı.
Tabii şehrin müzik hafızasındaki yeri büyük olan Kadıköy Akmar Pasajı da 1990’lar ve 2000’ler başında müzik meraklılarının merkeziydi. Bugün büyük bölümü kapanmış olsa da pasajın içindeki plak ve kaset dükkânları bir kuşağın müzikle tanışmasında belirleyici rol oynadı. 1990’larda Akmar’a gelen biri yalnızca albüm satın almazdı. Hammer’da yeni gelen death metal kayıtlarına bakar, Atlantiste progresif rock raflarını karıştırır, Zihni’de ikinci el plaklara göz atar, ardından pasajın merdivenlerinde saatlerce müzik konuşurdu. Kemancı çevresinde oluşan ikinci el plak ve kaset tezgâhları da İstanbul rock kültürünün önemli parçalarından biriydi. Fiziksel olarak artık var olmasalar da birçok koleksiyoner için müzik keşfetmenin en heyecanlı dönemlerini temsil ediyorlar.

Murat Babalık 45, Bankacı - DJ
Kaç yıldır koleksiyon yapıyorsun? Kaç tane plağın var?
Uzun zamandır topluyorum ama işin koleksiyona dönmesi 10 sene önce oldu. Sanırım 400’e yakın plağım var.
İlk aldığın ve son aldığın plaklar hangileri?
İlk aldığımı hatırlamıyorum ama son olarak Richard Hawley - Coles Corner albümünü aldım.
Neden plak koleksiyonu yapıyorsun?
Jenerasyon olarak müzik tüketiminin neredeyse her safhasını gördüm. Plak, kaset, cd, sonra mp3 ve en nihayetinde stream. Fakat ben hâlâ şarkıdan şarkıya atlamaktansa bir albümü baştan sona dinlemeyi seviyorum. Albüm dediğimiz de sadece müzik dışında kapağı içindeki varsa kitapçığı ile bir bütün. Bu plakta olunca sadece o albüme zaman ayırıp dinlemek beni daha mutlu ediyor.
İstanbul’da en sevdiğin plakçılar?
Eskilerden Deform Müzik, Kontra Plak ve Rainbow. Yenilerden ise Leylek Records.

Eray Düzgünsoy 44, Ses işçisi - Plak dükkânı sahibi - DJ
Kaç yıldır koleksiyon yapıyorsun? Kaç tane plağın var?
30 yıldır kolleksiyon yapıyorum. Sayısını azalttım, 1000 diyelim.
İlk aldığın ve son aldığın plaklar hangileri?
Misha Alperin ilk plak. Fire Orchestra son plak.
Neden plak koleksiyonu yapıyorsun?
Müzik dinlemeyi sevdiğim için.
İstanbul’da en sevdiğin plakçılar hangileri?
Outro Music Store.

Derşan Güler 44, İşletmeci - DJ
Kaç yıldır koleksiyon yapıyorsun? Kaç tane plağın var?
18 yıl oldu. 750-800 kadar plağım var.
İlk aldığın ve son aldığın plaklar hangileri?
İlk aldığım albüm, Joy Division’dan The Peel Sessions. Son aldığım ise Tatsuro Yamashita’nın For You albümü.
Neden plak koleksiyonu yapıyorsun?
Analog dünyanın yavaşlığını seviyorum. Dijital platformlarda saniyeler içinde yüzlerce şarkı arasında gezinebiliyorsunuz ama bir plak sizi durup gerçekten dinlemeye davet ediyor. Benim için plak koleksiyonu yapmak biraz da müziğe hak ettiği zamanı ayırmanın bir yolu.
İstanbul’da en sevdiğin plakçılar hangileri?
Deform, Zihni, Rainbow45, Moda216, Tırpan ve Leylek Records.

Burak Çetindağ, 52, Kentsel Dönüşüm Uzmanı (Dr.) - Etkinlik organizatörü - DJ
Kaç yıldır koleksiyon yapıyorsun? Kaç tane plağın var?
Yaklaşık 37 yıldır. 5 binin üzerinde 45’lik ve LP. Koleksiyonculuğum sayılardan çok iz sürmekle ilgili, peşine düşülmüş, yolu beklenmiş, nadir plaklara odaklanıyor.
İlk aldığın ve son aldığın plaklar hangileri?
Hatırladığım ilk plak, doğduğum evin tavan arasında keşfettiğim babamın bir Alpay 45’liğiydi. Kendi aldığım ilk plaklar ise birkaç yıllık bayram harçlığını biriktirip, internet öncesi dönemde üç arkadaş Londra’daki HMV’ye mektupla sipariş verdiğimiz paketle geldi: Metallica’nın Kill ‘Em All ve Master of Puppets’ı, AC/DC’nin Powerage’ı, Helloween’in Keeper of the Seven Keys Part I’i ve Motörhead’in Ace of Spades’i. Gümrük binasının çevresinde bisikletlerimizle hergün turlayıp aslında paketi değil, başka bir dünyaya açılan yolculuğun biletini beklediğimiz günleri unutamam. Son aldığım plak ise Dağhan & Ahmet’in Bir Beste Yapsak 45’liği.
Neden plak koleksiyonu yapıyorsun?
Sanırım derin bir duygusal bağ. Plaklar benim için bilinçaltıma açılan esrarengiz kara delikler gibi. Benlik yolculuğumda bir zamanlar sıradan gelen bir tınıyı, yıllar sonra ansızın karşıma çıkarıp ‘vay canına’ dedirtebiliyor. Arayışın, keşfin ve yolda olmanın dayanılmaz çekiciliği.
İstanbul’da en sevdiğin plakçılar hangileri?
Dip Sahaf, Deform Müzik ve Zihni hâlâ uğramadan geçemediğim yerler. Ama bir mekân seçmem gerekirse, uzun zaman önce kapanmış olsa da hayatımın akışını değiştiren bir yeraltı akademisi vardı: Deniz Pınar’ın Narmanlı Han’daki dükkânı.

Nazlı Erdol 43, Gazeteci - DJ
Kaç yıldır koleksiyon yapıyorsun? Kaç tane plağın var?
10 seneyi geçti ama eskiden yılda üç-beş plak alırken şimdi ayda o kadar topluyorum. Bu düzensizlikle ancak 200’ü bulmuştur diye tahmin ediyorum.
İlk aldığın ve son aldığın plaklar hangileri?
İlk aldığım plak Ajda Pekkan’ın Süperstar ‘83 kaydı olabilir. Herkeste olan bir albüm, maddi anlamda büyük bir koleksiyon değeri yok ama bu yine de çok güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Son aldığım plak ise Donald Byrd’ün Stepping Into Tomorrow albümü.
Neden plak koleksiyonu yapıyorsun?
Bir Y kuşağı mensubu olarak benim için bu, biraz da analog dünyaya tutunma biçimi. Müzik bugün her zamankinden daha kolay erişilebilir haldeyken plaklar, müziğin tüketilen değil, zaman ayrılması gereken bir şey olduğunu hatırlatıyor.
İstanbul’da en sevdiğin plakçılar hangileri?
Leylek Records, Moda216, Tırpan Records, Zihni Müzik.

Miray Caner 40, Plak dükkânı sahibi -DJ
Kaç yıldır koleksiyon yapıyorsun? Kaç tane plağın var?
Yaklaşık 15 yıldır plak topluyorum. Koleksiyonum ve dükkân stoğu sürekli iç içe geçtiği için tam sayı vermek zor ama kişisel arşivimde yaklaşık 700 civarında plak bulunuyor.
İlk aldığın ve son aldığın plaklar hangileri?
İlk aldığım plaklardan biri Agnostic Front’un Victim in Pain albümüydü. Son aldığım plak ise Sven Wunder’ın Eastern Flowers albümü oldu.
Neden plak koleksiyonu yapıyorsun?
Benim için plak koleksiyonculuğu sadece müzik dinlemekten ibaret değil. Müziğin fiziksel bir nesneyle kurduğu ilişkiyi, albüm kapaklarını, baskı farklılıklarını ve kayıtların hikâyelerini seviyorum. Plaklar sayesinde farklı dönemlere, coğrafyalara ve müzik kültürlerine dokunabildiğimi hissediyorum. Aynı zamanda yeni müzik keşfetmenin ve bu keşifleri başkalarıyla paylaşmanın en keyifli yollarından biri olduğunu düşünüyorum.
İstanbul’da en sevdiğin plakçılar hangileri?
İstanbul’da özellikle Kadıköy hattındaki bağımsız plakçıları seviyorum. Bunlar arasında Tırpan Records ve Rainbow45 Records ve Moda216 ilk aklıma gelenler. Her birinin seçkisi ve yaklaşımı farklı olduğu için fırsat buldukça hepsini ziyaret etmeye çalışıyorum.












