
Atlantik Savaşı: II. Dünya Savaşı’nın en uzun harekâtının bilinmeyenleri
Yazı: Scott Reeves
Savaş başlıyor
3 Eylül 1939
İngiltere’nin Almanya’yla savaşa girdiğini Neville Chamberlain’in duyurmasından sadece birkaç saat sonra çatışmanın ilk kurşunları sıkıldı. SS Athenia yolcu gemisindekiler, Alman denizaltısı U-30 tarafından takip edildiklerinden habersizdi. Gemi İrlanda’nın kuzeybatı kıyısının 322 km açığındayken denizaltıdan iki torpido ateşlendi. 14 saat içinde batan gemide 117 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında 28 Amerikalı da vardı. Athenia’nın hedef alınması, Almanya’nın “kısıtlamasız denizaltı savaşı” politikasını benimsediğini gösteriyordu. Normal savaş kurallarına göre denizaltı komutanı önce yolcu gemisinde arama yapmalıydı ve ancak gemide askeri faaliyet varsa ya da gemi durmayı reddederse gemiyi batırmalıydı. Ancak Atlantik Savaşı oldukça acımasız bir şekilde başladı.

Savaşın adı konuyor
30 Eylül 1940
Missouri’deki St. Joseph News-Press gazetesinde çalışan gazeteci Ernest Lindley, “Atlantik Savaşı” ifadesini kullanan ilk kişilerden biri oldu.
Grönland'ın işgali
9 Nisan 1941
Başkan Roosevelt, Batı Atlantik’teki tarafsızlık bölgesini korumak amacıyla Grönland’ı işgal ederek ABD himayesine aldı.

Ticaret gemileri hedef alınıyor
21 Mayıs 1941
Amerikan ticaret gemisi SS Robin Moor genel kargo taşıyordu. Sierra Leone’un 1.207 km batısında Alman denizaltısı U-69 tarafından durduruldu. Gemi tarafsız Amerikan bayrağı taşımasına rağmen 46 kişilik mürettebata ve yolculara cankurtaran botlarına binmeleri için sadece 30 dakika verildi. Herkes suya indikten sonra denizaltı, Robin Moor’un dümenine bir torpido gönderdi ve köprü güvertesini top ateşiyle vurdu. Denizaltı, cankurtaran botlarına sadece dört somun ekmek ve iki kutu tereyağı bırakarak orayı terk etti. İnsanlar kurtarılana dek bu azıcık erzakla günlerce idare etmek zorunda kaldı. Amerikan ticaret gemileri artık sebepsiz saldırılardan korkar hale gelmişti. Hitler, U-69 komutanının bu eyleminin ABD’yi savaşa sürükleyebileceğinden korktuğu için benzer saldırıları durdurdu. Ancak ABD’de büyüyen Alman karşıtlığını önlemek için artık geç kalmıştı.
USS Reuben James'in batışı
31 Ekim 1941
Başkan Roosevelt, Pan-Amerikan Güvenlik Bölgesi’ni oluşturarak ABD’nin tarafsız kalmasını sağlamaya çalıştı. Batı Atlantik’teki bu bölge, savaş eylemlerinin tolere edilmeyeceği bir alan olarak tanımlanmıştı. Bölgeyi denetlemek için denizde ve havada devriye geziliyordu. Ancak “tarafsızlık” tanımını oldukça esneten ABD, 1941’den itibaren bölgeden geçen Müttefik konvoylarını donanma gemileriyle korumaya başladı. 31 Ekim’de USS Reuben James muhribi bir konvoyu korumakla görevliyken U-552 tarafından atılan bir torpidoyla vuruldu. Cephanelikteki patlama geminin ön kısmını parçalayınca gemi hemen battı. 160 kişilik mürettebattan 115’i hayatını kaybetti. ABD henüz resmen savaşa girmemişken bir donanma gemisinin batırılması, Almanya ile ABD arasındaki gerginliği daha da artırdı.

Davul sesi harekatı
13 Ocak 1942
İlk Alman U-botları, Davul Sesi (Paukenschlag) Harekâtı kapsamında ABD sularına ulaştı ve Kuzey Amerika kıyılarındaki Müttefik gemilerini hedef aldı.
Savaş ilanı
11 Aralık 1941
ABD ile Almanya birbirlerine savaş ilan etti. Böylece Amerika, Atlantik Savaşı’nda resmen taraf olmuş oldu.
İkinci mutlu zaman
Şubat 1942
Davul Sesi Harekâtı kapsamında görev yapan beş U-bot komutanı, Kuzey Amerika kıyılarında tek bir denizaltı bile kaybetmeden sadece 24 gün içinde toplam 156.939 tonluk gemi batırdı. Karşılarına, ışıkları açık şekilde yol alan ve mürettebatları telsizden sohbet eden pek çok korumasız gemi çıkıyordu. Kıyı kentleri turizmi etkilememek adına karartma uygulamak istemiyor, deniz fenerleri yanmaya devam ediyordu. Denizaltıcılar bu döneme “İkinci Mutlu Zaman” adını vermişti. Amerikan kıyılarını devriye gezen Tip IX U-botlar Şubat başında üslerine döndüklerinde ne kadar kolay başarı elde ettiklerine hayret ediyorlardı. Onların ardından Tip IX denizaltılar dalga dalga gelmeye devam etti, ta ki muhriplerin ve deniz konvoylarının devreye girmesiyle Amerikan savunması güçlenene kadar.

İlk batırılan U-bot
14 Nisan 1942
Doğu kıyısındaki güç dengesi, Nisan 1942’de yaşanan çılgınca bir gece çatışmasıyla değişmeye başladı. USS Roper isimli Amerikan muhribi, İngiliz yapımı radar sistemi sayesinde, Kuzey Carolina’daki Bodie Island Feneri yakınlarında su yüzeyinde seyreden bir denizaltıyı tespit etti. U-85 isimli U-bot güneye kaçmaya çalıştı ve Roper fazla yaklaşınca başarısız bir torpido saldırısı düzenledi. Mesafe iyice kapanınca denizaltı dalışa geçti ama makineli tüfek ateşiyle ağır hasar almaktan kurtulamadı. 11 su altı bombası bıraktıktan sonra, bazı mürettebat üyelerinin cansız bedenleri su yüzeyinde bulundu. U-85, Amerikan sularında batırılan ilk denizaltı oldu. Yıl sonuna kadar sekiz U-bot daha aynı akıbeti paylaştı. Bu başarının kaynağı ise sahil devriyesindeki Amerikan gemilerinin artması ve Amerikan sularında konvoy sisteminin uygulanmasıydı.
U-Balina
28 Şubat 1942
Üç Amerikan gemisinin katıldığı geniş çaplı bir denizaltı avı fiyaskoyla sonuçlandı: Hedefin aslında balina olduğu anlaşıldı.

Klaus Bargsten'in yakalanması
2 Haziran 1943
Kaptan Klaus Bargsten, komuta ettiği U-521’in içinde sabaha karşı yatağında kitap okurken bir Amerikan denizaltı avcısının saldırısına uğradı. Su altı bombaları denizaltının birçok cihazını devre dışı bıraktı. Bunun üzerine Bargsten denizaltıyı su yüzüne çıkardı ve hasarı görmek için kumanda kulesine tırmandı. Ancak denizaltı avcısı hâlâ yakınlardaydı ve U-521’i top ateşiyle vurdu. Bargsten denizaltıyı terk etme emri verse de denizaltı o kadar hızlı battı ki kimse kaçamadı. Hayatta kalan tek kişi olan Bargsten sorgulanmak üzere Norfolk Deniz Üssü’ne götürüldü. Verdiği bilgiler, açıklanamayan birçok kaybı ve teması aydınlığa kavuşturdu, ayrıca Alman U-bot taktik ve stratejilerine dair ipuçları sağlandı.
BX ve XB konvoyları
20 Mart 1942
Kuzey Amerika’nın doğu kıyısında artan U-bot tehdidine karşılık olarak Boston ile Halifax arasında yeni bir konvoy sistemi başlatıldı.

Atlantik ortası boşluğu kapanıyor
18 Mart 1943
1943 baharında savaşın gidişatı değişmeye başladı. U-bot kayıpları artmış, batırdıkları gemilerse azalmıştı. Bunun önemli bir sebebi de daha önce uçakların ulaşamadığı bir deniz şeridi olan “Atlantik ortası boşluğu”nun artık havadan denetlenebilmesiydi. Bu alan, konvoyları U-bot sürülerine karşı savunmasız bırakıyordu. Başkan Roosevelt, savaş boyunca sadece iki kere doğrudan emir vermiştir. Mart ayının ortasında ikinci emrini açıkladı. (İlk emri Meşale Harekâtı’na öncelik verilmesi yönündeydi.) Roosevelt, donanma operasyonları başkanına, Pasifik’ten Atlantik’e 60 adet B-24 Liberator uçağının transfer edilmesini emretti. Bu uçakların zırhları sökülerek menzilleri uzatıldı. Böylece deniz yüzeyine çıkan denizaltılara saldırabilecek hale geldiler. Artık Atlantik’in “kara deliği” eskisi kadar tehlikeli olmayacaktı.
Kara Mayıs
24 Mayıs 1943
Çalışır durumdaki denizaltıların dörtte biri batırılınca Mayıs ayında U-bot harekâtı geçici olarak durduruldu.

U-505’in ele geçirilmesi
4 Haziran 1944
U-505, Amerikan donanması tarafından ele geçirildi. Gemideki şifre kitapları ve makineler, Müttefiklerin Enigma’yı kırmasına yardımcı oldu.
HX 300 konvoyu hedefe ulaşıyor
3 Ağustos 1944
17 Temmuz’da, 76’sı Amerikan bayrağı taşıyan 102 ticaret gemisi, donanma eskortu eşliğinde New York’tan yola çıktı. Sonraki üç gün boyunca Kanada’dan gelen ticaret gemileriyle birleşerek savaşın en büyük konvoyunu oluşturdular. Atlantik’i geçerken gözler sürekli sulardaydı: Pusuda bekleyen U-bot sürülerine karşı her an tetikteydiler. Ancak üç hafta sonra, tek bir denizaltı saldırısına bile uğramadan bütün gemiler limana sağ salim ulaştı. Amerikan gemilerinin çoğu savaş sırasında ABD tersanelerinde düşük maliyetle ve seri üretimle inşa edilen Liberty tipi gemilerdi. Amerikan sanayisi U-botların yol açtığı kayıpları fazlasıyla telafi edecek üretim kapasitesine sahipti: Savaş boyunca toplam 38,5 milyon ton gelen 2.710 adet Liberty gemisi inşa edildi.

Almanya teslim oluyor
8 Mayıs 1945
Almanya’nın yenilgiyi kabul etmesi, İkinci Dünya Savaşı’nın en uzun soluklu aralıksız harekâtını resmen sonlandırdı.
Paul Hamilton batıyor
20 Nisan 1944
Atlantik Savaşı’ndaki Alman tehdidi sadece denizaltılarla sınırlı değildi. En ölümcül saldırılardan biri Paul Hamilton adlı Liberty gemisine düzenlenen hava saldırısıyla yaşandı. Bombardıman uçaklarının saldırdığı gemi hem asker hem de patlayıcı taşıyordu. Paul Hamilton, Hampton Roads’tan Cebelitarık’a gidiyordu. Cezayir kıyılarından 48 km açıkta 23 adet Junkers Ju 88 uçağından oluşan Luftwaffe filosuna yakalandı. Daha önce dört konvoyda görev almış, deneyimli bir gemiydi. Buna rağmen, dalışa geçerek uçaksavar ateşinden kaçan bombardıman uçaklarına karşı hiçbir şey yapamadı. İsabetli bir torpido saldırısı gemideki patlayıcıları infilak ettirerek büyük bir patlamaya yol açtı. Duman dağıldığında gemiden geriye hiçbir iz kalmamıştı.

Normandiya çıkarması (D-DAY)
6 Haziran 1944
Fransa’daki güçlü şekilde korunan U-bot üsleri, stratejik açıdan önemsiz görüldüğü için Müttefik kuvvetler tarafından pas geçildi.
Amerikan sularındaki son çatışma
6 Mayıs 1945
Savaşın son aylarında denizaltı saldırıları artık ciddi bir tehdit olmaktan çıkmış, sadece rahatsızlık seviyesine inmişti. 5 Mayıs’ta, Rhode Island eyaletindeki Point Judith açıklarında pusuya yatmış olan U-853, Black Point adlı kömür gemisine ateş açtı. Böylece savaş boyunca batırılacak son Amerikan ticaret gemisi vurulmuş oldu. Bu saldırı üzerine gece boyunca süren bir “bul ve yok et” operasyonu başlatıldı. Bir muhrip, iki muhrip eskortu ve bir fırkateyn 100’den fazla su altı bombası attı. Ertesi sabah destek olarak iki hava gemisi de devreye girdi. Su yüzeyine tahta parçaları, cankurtaran botları, giysiler ve bir subay şapkası çıktığında U-botun yok edildiği anlaşıldı. İçindeki 55 adamın hepsi ölmüştü. Aynı sabah, U-881 de Newfoundland açıklarında USS Farquhar tarafından atılan su altı bombalarıyla imha edildi. Böylece U-bot tehdidi nihayet sona erdi.












