Haber kapak görseli
Genel
23 dk okunma süresi
History Of War

Atlantik Savaşı’nda dönüm noktası: 1943 Kara Mayıs ve U-botların çöküşü

İçeriği Paylaş

Müttefikler, Almanya’nın U-bot filosunu mahvetmek için yeni taktikleri ve teknolojik gelişmeleri birleştirdiler ve kritik gelişmelere sahne olan bir ay içerisinde Atlantik’te üstünlüğü nihayet ele geçirdiler.

Yazan: Mark Wood

1942 yılı sona ererken, Müttefiklerin Atlantik’teki kayıpları, o yıl çok sayıdaki U-bot (Alman denizaltısı) tarafından batırılan 1.006 gemiyle zirveye ulaşmıştı. Gruplar halinde faaliyet yürüten U-botlar kurt sürüleri şeklinde adlandırılıyordu. Bu gemilerin çoğu, Atlantik’in ortasında Müttefik hava korumasının menzili dışında kalan Grönland Boşluğu’nda imha edilmişti. Ertesi yıl ise, Müttefiklerin U-botlara karşı taktik ve stratejik mücadelesinde yeni eğitim, teknoloji ve silahlarla köklü değişiklikler getirerek Alman U-bot filosu için felaketli yıkıma sahne olan bir ay yaşanacaktı. Kriegsmarine (Alman Deniz Kuvvetleri) 1943 yılının Mayıs ayında, 1941 yılının tamamında kaybettiğinden daha fazla U-bot kaybetmiş, bu da üst düzey subayların ve daha sonraki tarihçilerin bu ayı “Kara Mayıs” olarak anmasına neden olmuştur.

“Saldır! İlerle! Batır!”

Kriegsmarine (Nazi Almanya’sı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı) kayıtlarına göre, 1943 Mayıs’ının ilk gününde denizde toplam 134 denizaltı vardı. Bunlardan 118’i görevdeydi ya da buluşma için konuşlanmıştı; dört muharebe grubundaki 58 denizaltı ise Kuzey Atlantik’te mevzilenmişti. U-botlar denizde toplanmış en büyük denizaltı gücü olarak bir araya gelmek üzere Fransa ve Baltık kıyılarındaki üslerden ayrılmışlardı. Bu gemilerin operasyonel görevleri, Alman U-bot Birliği Komutanı Büyük Amiral Karl Dönitz’in vaz ettiği “Saldır! İlerle! Batır!” (“Angreifen! Ran! Versenken!”) yöntemiyle ABD ve Kanada’dan İngiltere’ye tedarik sağlamak için konvoy halinde seyreden ticaret filolarını yok etmekti.

Alman denizaltılarının karşısında ABD’nin çok güçlü sanayisi tarafından desteklenen Müttefiklerin birleşik donanma gemilerinin yanı sıra, İngiliz ve İngiliz Milletler Topluluğundan mürettebatın kullandığı çeşitli anti-denizaltı uçaklarını bünyesinde bulunduran RAF (Kraliyet Hava Kuvvetleri) Sahil Komutanlığı vardı. Şubat 1943’te RAF Sahil Komutanlığı’nın başına atanan Sör John Slessor personeli hakkında şunları söylemişti: “Mürettebat düşmanla olduğu kadar doğa koşullarıyla da mücadele ediyordu. Ancak çatışma anı geldiğinde bu askerler, kendilerine açılan yoğun ateşe ve uçakları isabet alıp da acımasız denize düştükleri takdirde hayatta kalma şanslarının çok az olduğunu iyi bilmelerine rağmen yılmadan düşmanın tam üzerine kadar gidiyorlardı. “

Dönitz tarafından geliştirilen kurt sürüsü taktiğini (Rudeltaktic) uygulayan U-botlar, konvoyların öngörülen seyir rotaları boyunca oluşturulan devriye hatlarında toplanarak gece karanlığında ya su yüzeyinden ya da kısmen dalmış olarak saldırıya geçiyorlardı. Başlangıçta U-botlar karanlıkta neredeyse tam bir serbestiyle hareket edebiliyordu. Bununla birlikte, çatışmaların patlak vermesiyle, Müttefiklerin deniz savaşında inisiyatifi ele geçirmesini sağlayacak teknoloji ve taktikleri geliştirmek ya da uyarlamak için gizli bir yarış başlamıştı. 1943’ün başlarında sorunları çözüme kavuşturulmuş olan yeni teknoloji, iyi eğitimli ve deneyimli mürettebat tarafından kullanılmak suretiyle Atlantik Savaşı’nın seyrini değiştirecekti.

Teknoloji Yarışı

1943 yılına kadar, RAF Sahil Komutanlığı’nın yüzey algılama yeteneği önce ASV MkI ve daha sonra ise MkII radarı tarafından sağlanıyordu. Kriegsmarine, RAF’ın sahip olduğu bu yeteneğe yanıt vermek için yaklaşan düşman uçaklarının radar sinyalini toplayarak U-botlara erken uyarı veren R600A Metox radar detektörünü geliştirdi. Geliştirilmiş bir versiyon olan MkIII radar tarayıcı reflektörünün büyüklüğü ise 71 cm’ye kadar düşürüldü. Sahil Komutanlığı hava araçlarının burnuna takılan bu radar 60 derecelik bir gözlem alanı sağladı.

Plan Konum Göstergesi bir harita görüntüsünü ekrana yansıtarak, hava mürettebatının menzildeki denizaltıların net bir görüntüsünü elde etmesini sağlıyordu. Mayıs 1943’e gelindiğinde RAF, Biscay deniz alanlarındaki neredeyse tüm U-botların tespit ve takip edebileceğini öne sürebiliyordu.

Hava-deniz yüzeyini tarama özelliğini haiz ASV MkIII ile birlikte mürettebat Leigh Projektörünü de kullanabiliyordu. Adını bu cihazı icat eden Filo Komutanı Humphrey de Verd Leigh’den alan 61 cm’lik bu projektör 22 milyon mum gücüne yani yaklaşık 276,5 milyon lümenlik bir aydınlatma kapasitesine sahipti. Projektör deniz yüzeyinde tespit edilen denizaltıları aydınlatabiliyor ve bir saldırı başlatılırken onları güçlü ışığıyla tespit edebiliyordu. Etkili bir araç olduğunu derhal gösteren projektör hava mürettebatı kullanım konusunda deneyim kazandıkça, U-bot filosunun korktuğu yıkıcı bir araca dönüştü.

Ocak 1943’ten itibaren Sahil Komutanlığı’nın yetersiz kaynakları, ABD tarafından üretilen dört motorlu Consolidated B24 Liberator modeli ağır bombardıman uçaklarından oluşan bir filoyla takviye edildi. Bu uçaklar, Atlantik boyunca gidip gelen Müttefik konvoyları için bulunmaz bir nimetti. Üzerlerinde bulunan ek yakıt tankları uçağın menzilini 4.830 km’ye çıkardı. Sahip oldukları bu menzil sayesinde İzlanda’da bulunan filolar Grönland Boşluğu’nu kapatarak Atlantik boyunca sürekli hava koruması sağlamıştır.

Almanya’ya Kara Mayıs’ın ikinci kurbanını bir Liberator bombardıman uçağı verdirdi. 1936 Olimpiyatlarının saygın atletlerinden biri olan Deniz Üsteğmen Joachim Schramm’ın komuta ettiği U109 numaralı denizaltı eskiden beri bölgedeki dört kurt sürüsünde yer alıyordu. Bu denizaltı 4 Mayıs günü İrlanda’nın güneybatısından geçerken 89. Filoya bağlı bir Liberator tarafından deniz yüzeyinde tespit edildi. Uçak U109’a derinlik ayarlı dört adet su bombası (depth-charge) attıysa da uçak mürettebatı başlangıçta başarısız olduklarını varsaydı. Daha sonra U109’un dalgaların altında yavaş yavaş battığı görüldü ve böyle batıyor olmasına rağmen mürettebattan hiçbiri ortaya çıkmadı. Böylece denizaltı mürettebatının hepsinin gemiyle birlikte kaybolduğu varsayıldı.

Bu gemiye ek olarak, hem U258 hem de U304 numaralı Alman denizaltıları bir Liberator’un kurbanı oldular. İlki 20 Mayıs’ta, Grönland’ın Farewell Burnu açıklarında, taktik öngörülere oldukça uygun bir şekilde su bombasıyla vuruldu. U304 ise sekiz gün sonra aynı bölgede yakalandı. Her ikisi de RAF’ın 120. Filosuna bağlı uçaklar tarafından batırıldı. Yedi U-bot daha hem Birleşik Devletler Donanması’na (USN) hem de RAF’a ait denize iniş yapabilen (Flying boat) amfibi uçaklar tarafından vuruldu. Bahse konu olan devriyelerdeki bombardıman uçakları arasında en başarılı olanlar, Mayıs ayı boyunca üç denizaltı batıran Short Sunderland ve dört denizaltı imha eden Amerikan tasarımı Consolidated PBY Catalina idi.

U 640 numaralı denizaltı 14 Mayıs günü İzlanda’nın Reykjavik kenti açıklarında devriye gezen USN 84 Filosuna mensup Catalina K uçağı tarafından görüldü. Mürettebat U-botu yaklaşmakta olan bir konvoyun yaklaşık 26 km önünde tespit etti. Yüzeye çıkan U-botun iskele tarafına alçaktan yaklaşan Catalina, 23 m yükseklikten, sığ su fünyeleri takılmış üç adet 160 kg ağırlığındaki su bombasını hedefin üzerine bıraktı. Su bombaları U-Bot’un üzerine düştü ve U-bot keskin bir açıyla yan yattı. İsabet alan denizaltının 56 kişilik mürettebatıyla birlikte batmadan önce hava kabarcıkları çıkardığı ve hızının saatte iki mile kadar düştüğü görüldü.

Swordfish Uçağı Avda

ABD Donanması ve Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RCAF) bağlı uçaklar tarafından desteklenen RAF Kıyı Komutanlığı’nın karada konuşlu birlikleri U-botların imha edilmesinde aslan payını almış olsalar da hem U569 hem de U752 numaralı denizaltılar uçak gemisinden kalkan uçaklar tarafından vurulmuştur. U752 numaralı denizaltı, düşman hava faaliyetlerine ilişkin uyarılara rağmen, komutanı Binbaşı Ernst Schroeter’in verdiği emir üzerine su yüzüne çıktı. HMS Archer uçak gemisinden kalkan Fairey Swordfish uçaklarını görür görmez Binbaşı oldukça anlaşılmaz bir karar verdi ve bu da geminin sonunu getirdi. Saldırıya geçen Swordfish uçağı ilk roketi attı ve bu denizaltının dört numaralı dalış tankında bir delik açıp basınçlı gövdeye ve koğuş odasına girerek buraları su altında bıraktı. Yağla karışan deniz suyu hızla makine dairesindeki güverte plakalarını kapladı ve suyla temas eden bataryalar klor gazının açığa çıkmasına neden olurken, geminin cephaneliği tamamen sular altında kaldı.

Binbaşı Schroeter dalış emri verdi, ancak kısa sürede geminin basınçlı gövdesinin delindiği anlaşıldı. Sualtında kalamayan tekne tekrar yüzeye çıktı. Silah mürettebatı, 20 mm çapındaki seri atışlı güverte topunu kullandıysa da bu çok kısa süre içinde arızalandı. Bu sırada 892. Filoya bağlı Grumman Martlet modeli bir uçak makineli tüfeklerini ateşleyerek denizaltının güvertesini taradı. Bu ateş sonucunda Binbaşı Schroeter ile yakınındaki bir asteğmen öldü. Bunun ardından makine subayı mürettebata gemiyi terk etmelerini emretti, müteakiben aşağıya indi ve havalandırma deliklerini açarak denizaltıyı batırdı.

U752 numaralı denizaltıda görev yapan Pinzer yaşadıklarını şöyle anlatmıştır: “O zaman bize küçük bir uçağın bizi periskop derinliğinde suyun altında gördüğünü söylediler. Sonra tam üstümüzde durmuş olmalı, yüzeye çıktık ve aniden, uçak 100 metre uzakta diye bir haber geldi. Ateş açmak yerine daldık ve bomba düştüğünde sadece üç ya da dört metre derinlikteydik. Hemen bir su kütlesi gemimizin içine girdi. Aynı gemide görev yapan Elebe’nin aynı olaya dair aktardıkları ise şöyledir: “Dizel motorundaki emniyet valfleri parçalandığı ve yakıt tükenmeye başladığı için denizaltı derhal devre dışı kaldı. Dış dolabın yukarısından, başçarkçının kamarasından bir su akıntısı geldi. İçeri giren sadece su olsaydı, baş çarkçı geminin batmasını önleyebilirdi ama içeri giren şey yakıttı.

Bu yakıt kısa süre içinde teknenin neredeyse yarısı demek olan kontrol odasındaki güverte plakalarının her tarafına yayılmış ve akülere doğru akmaya başlamıştı.” Sonuç olarak U752’nin 47 kişilik mürettebatından sadece 17’si kurtarılabilmiştir.

Savunma Gibi Taarruz

İkinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında, Kraliyet Donanması’nın denizaltılarının savunması ASDIC (aktif sonar tespit ekipmanı) yardımıyla sağlanıyordu. Bu, geminin kıç tarafından su bombalarının kullanılmasını ve bunları atmadan önce patlayacağı derinliğin ayarlanmasını ve geminin hedef üzerinden geçmesini gerektiriyordu. Ancak su bombalarının patlamaları ASDIC’i etkileyerek, gemiyi bir süre için kör hale getiriyordu.

Çevresi tarafından “Johnny” olarak bilinen Albay Frederic John Walker 1896 yılında Plymouth’ta doğdu ve 1909 yılında Kraliyet Donanmasına katılarak Birinci Dünya Savaşını muhriplerde subay olarak geçirdi. Walker Birinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda su altı operasyonlarına ilgi duyarak Dorset’te yeni açılan HMS Osprey adlı askerî okulda kurslara katıldı. Bu okul, denizaltılara karşı yapılacak taarruz konusunda eğitim veriyordu. Pasif savunmaya güvenmektense, düşmana karşı agresif bir mücadele yürütmenin zorunlu olduğunu anlayan Walker, saldırı altındaki bir konvoyu takviye etmek ve konvoya saldıran gemileri aktif bir şekilde avlamak için taktik hareketlilik yöntemini kullanan fiili destek gruplarının oluşturulmasında etkili oldu.

Walker, ASDIC ekipmanının maruz bıraktığı körlük sorununu sürünerek taarruz adını verdiği bir yöntem geliştirerek aşmaya çalıştı. Derinlikteki U-botun yerini tespit eden bir kılavuz gemi denizaltıyı yaklaşık 1.400 ila 1.800 metre mesafeden takip ederken, kılavuz gemiden telsizle gelen talimatlar doğrultusunda hareket eden saldırı gemisi beş mil hızla kılavuz gemi ile hedef arasında mevzilenerek su bombaları atıyor ve sonra hızla hedef bölgesinden uzaklaşıyordu. Denizaltının herhangi bir kaçınma hareketini tespit edebilen kılavuz gemisi hedefin üzerine bir dizi su bombası daha atıyordu. Taarruz eden geminin yavaşça yaklaşması U-bot komutanının derinlik bombalarının fırlatılacağından habersiz kalmasına neden oluyor ve aynı zamanda saldıran gemiyi de düşük hızda seyreden gemilere karşı etkisiz olan en son model Alman akustik torpidolarından koruyordu.

“Plaster Attack - Sıvama Taarruzu” şeklinde ifade edilen taarruz ise sürünerek yapılan taarruzun iki yerine dört geminin kullanıldığı bir varyasyonuydu. Arkalarındaki dördüncü bir gemi tarafından yönlendirilen üç gemi, U-botun üzerinde sıralı düzende seyrediyor ve ortadaki gemi tam olarak denizaltının üzerinde konumlanıyordu. Böylece U-bot komutanının bölgeden kaçmak için sola ya da sağa dönmek üzere bir emir vermesi halinde denizaltı taarruz eden başka bir geminin etki alanına girerek daha fazla su bombasına hedef oluyordu.

Albay Walker, Atlantik’teki mücadelede denizaltılara karşı yürütülecek muharebe (ASW ) doktrinini ve buna ilişkin becerileri mürettebata fiilen aşılayan yorucu ancak sıkı bir eğitim programının gerekli olduğuna inanıyordu. Kraliyet Donanması, ayrıca, kapsamlı biçimde ASW eğitimi veren tesisleri kuran, denizdeki koşulları canlandırarak subaylar ve ASDIC operatörlerinin yeteneklerini gerçekçi bir muharebe ortamında test eden bir taarruz simülatörünü üreten ilk kurum olmuştur.

Liverpool’da bulunan Batı Yaklaşımları Komutanlığı’nda (Western Approaches Command) görevli Albay Gilbert Roberts, U-botların konvoy düzeninde sızdığını, torpidolarını ateşlediğini ve ardından da konvoyun üstünden geçmesini beklemek üzere suya daldığını fark etmişti. Bunun üzerine Albay Roberts, eskort gemilerinin konvoyu takip etmesini, konvoyun geçmesinin ardından komutan güvende olduğunu düşündükten sonra yüzeye çıktığında U-botlara saldırmasını öngören ve “Ahududu” (Raspberry) adı verilen bir taktik geliştirdi.

Şafaktan Önceki Karanlık

Mart 1943’e gelindiğinde Müttefikler Alman denizaltılarına karşı gösterdikleri muharebe performansında en düşük seviyeye ulaşmışlardı. Bu ay içinde New York’tan İngiltere’ye doğru yola çıkan HX229/SC122 numaralı konvoyu korumak için U-botlar ve Müttefik eskort gemileri arasında dört gün süren muharebede, sadece bir U-bot kaybedilirken 22 ticaret gemisi batırılmıştı. Mart ayının sonunda toplam olarak yarım milyon tondan fazla gemi Atlantik’in karanlık sularında kaybolmuştu. Nisan 1943’te çeyrek milyon ton daha aynı akıbeti yaşadı. Londra’daki Britanya Amiralliği, Alman denizaltı birliklerinin Atlantik Okyanusu boyunca yürütülen ikmal faaliyetlerini tamamen kesmeye tehlikeli bir şekilde yaklaştığını kabul etti.

Nisan ayının sonlarına doğru, Kriegsmarine’nin daha sonra Kara Mayıs olarak adlandıracağı ay boyunca devam edecek olan o yılın en önemli mücadelesi başladı. Bu, ONS5 numaralı konvoy için yapılacak bir dizi muharebeydi. Boş ya da yüklü 42 yük gemisi ve tankerden oluşan bu konvoy 21 Nisan 1943’te İngiltere’nin Liverpool şehrinden ayrılarak Kanada’nın Halifax-Nova Scotia limanına doğru yola çıkmıştı. Toplam 43 U-bottan oluşan Star ve Fink (Finch) adlı iki

kurt sürüsü, İngiliz Kraliyet Donanması’ndan Yarbay Peter Gretton’un komuta ettiği yedi muhrip, fırkateyn ve korvetten oluşan B7 eskort grubunun oluşturduğu koruma perdesini delerek Atlantik dalgaları arasında ilerleyen savunmasız gemilere saldırmaya çalıştı. Kötü hava koşulları ve ağır dalgalı deniz şartları nedeniyle konvoyun yavaş seyretmesi akaryakıt tasarrufu sağlamış, ancak beraberindeki tankerlerden yakıt ikmali yapılmasını da imkânsız hale getirmişti. HMS Snowflake adlı gemide görevli Revir Amiri Howard Goldsmith o gün yaşananlara ilişkin olarak şunları hatırlıyor: “Konvoyun kelimenin tam anlamıyla hareketsiz kaldığı zamanlar oldu çünkü bazı ticari gemiler rüzgâra ve dalgalı denize karşı ilerleyemedi.” Eskort gemilerinin günlük ortalama yakıt tüketimi yüzde sekizdi ve bu da konvoyu kötü hava koşullarına karşı son derece savunmasız hale getiriyordu ve dolayısıyla eskortlar geride kalanları konvoydaki mevkilerine götürmek zorunda kalıyordu.

ONS5 numaralı konvoy, 28 Nisan sabahı Star kurt sürüsünün devriye dolaştığı bölgeye ulaştı ve U650 numaralı denizaltı tarafından görülerek rapor edildi. Konvoyla temasını sürdüren U650 dört U-botla takviye edilmişti. Ancak temas raporları Gretton’u bir düşman tehdidi konusunda uyarmış ve HF DF telsiz yön bulma sistemi iskele yönünde konvoyun gerisine doğru bir yay şeklinde düzen almış düşman gemilerini tespit etmişti.

İntikal başladıktan üç gün sonra, Outer Hebrides’teki Benbecula hava üssünden havalanan RAF’ın 206. Filosuna mensup bir B17 Flying Fortress uçağı, Alman denizaltısı U710’u İzlanda’nın güneyinde ve ONS5 konvoyunun 16 km önünde deniz yüzeyinde tespit etti.

Uçak bir dizi su bombası atmak suretiyle U710’a taarruz etti U-botun komutanı akılsızca bir kararla denizaltının 88 mm çapındaki deniz topuyla uçağa karşılık verdi. Tarafların eşit olmadığı bu muharebe,U710’un 49 kişilik mürettebatının tamamıyla batmasıyla sonuçlandı. Erken gelen bu cesaret verici başarı aslında hızlı bir şekilde devam edecek olan bir U-bot avlama serisinin habercisiydi. Walker’ın denizaltılara karşı uyguladığı taktikleri ve eğitimli personeli Kraliyet Donanması’nın refakat gemileri için son derece verimli işler yapmak üzereydi. 5 Mayıs’ta, ONS5 konvoyuna yakın koruma sağlarken, Flower sınıfı bir korvet olan HMS Sunflower, Grönland’ın güneyinde ASDIC üzerinde bir Tip VIIC denizaltı olan U638’i tespit etti ve hedefe doğru sürünerek Hedgehog silah sistemiyle saldırıya geçti. Ağır hasar alan U-bot umutsuzca son bir sinyal göndererek vurulduğunu ve batmakta olduğunu bildirebildi. Vurulan gemiden bunun haricinde başka bir şey duyulmadı ve U638 tüm personeliyle birlikte kayboldu. Ertesi günün erken saatlerinde, Flower sınıfı başka bir korvet olan HMS Loosestrife, Labrador kıyılarının doğusunda tespit edilen düşman unsurlarını takip ederek, Deniz Üsteğmen Werner Happe’nin komuta ettiği bir Tip IXC/40 denizaltı olan talihsiz U192’yi batıran ve tüm mürettebatını öldüren birkaç su bombası attı. U192 numaralı gemi henüz 13 Nisan’da Kiel’den ilk seferine çıkmıştı ve belki de savaşın en kısa ömürlü U-botuydu. Bu geminin ilk ve tek devriyesi sadece 23 gün sürmüştü.

Aynı gün U438 numaralı Alman u-botu, Egret sınıfına mensup HMS Pelican adlı gemi tarafından su bombası atılarak batırıldı. Bu olurken V-sınıfı bir muhrip olan HMS Vidette de Newfoundland’ın kuzeydoğusunda U630 ve U531 numaralı denizaltıları su bombalarıyla imha etti. Her iki gemiden de kurtulan olmadı. ONS5 konvoyuna yapılan saldırıda çok fazla U-bot kaybedildiğini hisseden Dönitz, kurt sürülerini geri çağırdı. Böylece yapılan muharebeler Fink ve Star adlı denizaltı gruplarının Berlin’den gelecek operasyon emirlerini beklemek üzere geri çekilmesiyle sona erdi. ONS5 konvoyunu korumak için yapılan muharebe denizcilik tarihçileri tarafından belirleyici bir olay olarak kabul edilir. Bu muharebe esnasında 13 ticaret gemisi batmış ve yedi U-bot imha edilmiştir. Ayrıca isabet alan diğer yedi U-bot da hasar görmüştür. Müttefikler nispeten kabul edilebilir ve altından kalkabilecekleri bir kayıpla bu muharebeden çıkmışlardır.

HMS Hesperus adlı geminin 12 Mayıs’ta U186 numaralı denizaltıya karşı gerçekleştirdiği bir “sıvama” manevrası sırasında attığı su bombası, söz konusu denizaltıyı 53 mürettebatının tamamıyla sulara gömdü. Almanlar U182, U657 ve U128 numaralı denizaltıları da ayın ortasında peş peşe kaybettiler. İlki 15 Mayıs’ta bir Liberator uçağının başarısız bir saldırısına maruz kalmıştı. Ancak ertesi gün USS Mackenzie adlı destroyer U182’nin yerini tespit etti ve su bombalarıyla gemiyi batırdı. U657 ve U128’in her ikisi de 17 Mayıs’ta batırıldı. U657 numaralı U-bot HMS Swale’in attığı su bombalarıyla batırılırken, U128 iki Mariner deniz uçağının ustaca gerçekleştirdiği bir hava-deniz koordinasyonu sonucunda yok edildi. Bu uçaklar önce yüzeyde bulunan denizaltıyı su bombalarıyla ateş altına almış ve ardından U128’i top ateşine tutan ABD Donanmasına ait iki destroyeri hedefe yönlendirmişlerdir. U128’in komutanı U-botunun batırılmasını emretmiş ve musluklar açıldıktan sonra hayatta kalan 47 denizci teslim olmuş 7’si ise hayatını kaybetmiştir.

19 Mayıs günü HMS Sennen gemisi ve HMS Jed fırkateyni tarafından takip edilen VIIC tipi U954 U-bot Hedgehog (Kirpi) havan sistemiyle bombalandı ve klasik bir sürünme saldırısıyla batırıldı. Böylece Kara Mayıs, Alman donanmasının komutanı için daha da karanlık bir hal aldı. Beş kurt sürüsünün emektarı olan U954, aralarında büyük amiralin en küçük oğlu Deniz Üsteğmen Peter Doenitz’in de bulunduğu tüm mürettebatıyla birlikte denizin dibine gömüldü.

U303 numaralı Alman denizaltısına 21 Mayıs’ta Fransa kıyısındaki ana limanı Toulon’dan ayrılması ve Akdeniz U-bot filosuna katılması emri verildi. Limandan ayrılan U303, İngiliz S-sınıfı denizaltısı HMS Sickle tarafından tespit edilerek iki torpidoyla vuruldu. Rapora göre, iki denizaltı arasında nadir yaşanan türden bir çatışma olan bu saldırıda U303 numaralı U-bot 30 saniyeden daha kısa bir sürede battı.

25 ve 26 Mayıs’ta batırılan iki U-bot, toplam kaybı 43’e çıkardı. Bu, çoğunluğu Atlantik ve Biskay yaklaşma istikametlerinde faaliyet gösterenler arasında olmak üzere, operasyonel U-bot gücünün yüzde 25’i demekti. Bu ayın kayıpları, söz konusu operasyonları destekleyen herkes için yıkıcı olmuştu. Her ne kadar Kraliyet Donanması’nın eskort gemileri o ay yaşanan muharebelerden zarar görmeden kurtulmuş olsalar da 58 ticaret gemisi batmış ve çok büyük can kaybı yaşanmıştı. 237 U-botun imha edilmesiyle 1943 yılında Müttefiklerin Atlantik’teki gemi kayıpları 284’e düşmüş, bir sonraki yıl ise 242 U-botun batırılmasına karşı 31 gemiden ibaret kalmıştır.

1943 yazına gelindiğinde U-bot mürettebatının morali dibe vurmuş ve Atlantik’in deneyimli kurtları kaderlerine boyun eğmişlerdi. Mayıs ayı başlarında esir alınan U-bot mürettebatı arasında geçen bir konuşmalarda kadercilikleri ve umutsuzlukları çok açık bir şekilde görülüyordu: Mürettebattan biri olan Schmeling şöyle diyordu: “U-botlarda seyir yapmanın güzel zamanları geride kaldı.” Arkadaşı Tillmanns’ın cevabı ise “Kuzenim geçen yıl 26-28 Haziran tarihleri arasında İskoçya ve İzlanda arasındaki ‘Gül Bahçesi’nde boğuldu. Ondan telsiz telgraf mesajları aldık, sonra kayboldu ve başka da bir şey gelmedi.” şeklindeydi.

Özellikle B24 Liberator modeli uçakların katkı sağladığı yıkıcı hava gücü, eğitim, taktik alanındaki yeni düşünce ve uyum yeteneğiyle Almanların ayak uydurma çabalarını çok geride bırakan ileri teknolojinin bir araya gelmesi, Müttefikler için etkileyici sonuçlar getirmişti.

Hitler’le 31 Mayıs’ta Obersalzburg’daki Berghof adlı konutunda bir araya gelen Dönitz yaşananlardan şu sözlerle yakınıyordu: “Bu kayıplar çok fazla, gücümüzü korumalıyız, aksi takdirde düşmanın ekmeğine yağ sürmüş oluruz.” Savaştan sağ kurtulan ve Nürnberg’de 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Dönitz, Almanya’nın yenilgisinden ancak 15 yıl sonra, deniz savaşındaki belirleyici dönüm noktasını kabul edebildi. Kara Mayıs’a atıfta bulunarak “Atlantik Savaşını kaybetmiştik.” sözleriyle açıkça itirafta bulundu. Savaşın sonunda, U-bot birlikleri 27.000’den fazla ölü ve kayıpla hem Müttefik hem de Mihver deniz kuvvetleri arasında en ağır zayiatı vermişti. Alman U-bot birliklerinin kayıp oranı yüzde 70’ti.

Kriegsmarine’in Denizaltıcıları

1933 sonbaharında Alman donanması Kiel’de ilk denizaltı savaş okulunu açtı. İlk alınan öğrenciler sekiz subaya ilaveten 80 kıdemli ve kıdemsiz deniz erinden oluşuyordu. Teorik eğitim U-bot yapımı, dümen, denge hesaplaması, dizel ve elektrikli tahrik sistemlerinin yanı sıra kaçış aparatlarının kullanımını içeriyordu. Ertesi yıl bir grup daha eklenerek dönüştürülmüş mayın tarama gemilerinde ve Finlandiya’ya ait denizaltılarda eğitime başlandı. Bu sırada torpido atış tatbikatları yapıldı, subaylar ve diğer kıdemli personel periskopun teknik yönleri ve kullanımı konusunda eğitim aldılar.

Mayıs 1943’e gelindiğinde Kriegsmarine, Bremerhaven ve Mürwik’te yeni okullar ve Kuzey Almanya’da topçu eğitim tesisleri kurdu. Bu arada denizaltı sınıfı, topçuluktan keşif kayıtçılığı ve dokuz farklı mühendislik uzmanlığına kadar uzanan geniş bir yelpazede 28 farklı deniz branşını kapsıyordu.

Denizdeki yaşam her türlü standarda göre zordu. Bozulabilen gıda maddeleri iki hafta dayanıyor ve daha sonra konserve yiyeceklere geçiliyordu. Torpido ve makine dairelerine yerleştirilen ranzalar nedeniyle ortam sıkışıktı. Sürekli gürültü ve duman ise neredeyse dayanılmaz seviyedeydi. Bu koşullara ve artan kayıplara rağmen, U-bot mürettebatları sonuna kadar savaştı ve görevlerine bağlılıkları için ağır bir bedel ödedi.

Komutanlar

Büyük Amiral Karl Dönitz

Dönitz 1911 yılında Alman İmparatorluk Donanması’na katıldı. Su üstü filosunda subay olarak öncelikle Karadeniz’de Rus donanmasıyla savaştı ancak 1916’da denizaltılara geçti. Temmuz 1918’de içinde bulunduğu U-bot Akdeniz’de bir İngiliz muhribi tarafından batırıldı. Hayatta kalan Dönitz esaretini Malta’da geçirdi. Deneyimli bir denizaltı subayı olarak Kriegsmarine’in yeni kurulan U-bot Birliğine komuta etmek üzere seçildi. 1930’ların ortalarında Rudeltaktic (kurt sürüsü yöntemi) de dâhil olmak üzere su altı muharebesi için taktik planlamanın çoğunu kendisi tasarladı.

Dönitz, Almanya’nın donanmanın yeniden teçhiz edilmesi ve büyütülmesini öngören Z Planı’nı uygulamadaki başarısızlığının, U-bot filosunu Almanya’nın İngiltere’ye denizde meydan okuyabileceği birincil araç olarak bırakacağını erkenden fark etti. U-botların ilk başlarda elde ettiği başarı, denizaltıların deniz savaşının geleceği olduğuna dair inancını haklı çıkardı. Kendisi 1943’te Alman Donanması’nın başkomutanlığına atandı. Ancak 1943’te Müttefik donanmalarının Kriegsmarine’i alt etmesiyle Dönitz’in yapabileceği bir şey kalmamıştı. 1943 yılı biterken Atlantik Savaşı neredeyse sona ermişti. Dönitz, savaşın son günlerinde Hitler tarafından Nazi Almanyası’nın Führer’i olarak tayin edildi ve 1945’te Alman kuvvetlerinin teslim müzakerelerini yürüttü.

Dönitz, savaş suçları nedeniyle Spandau Hapishanesi’nde on yıl hapis yattıktan sonra 1956 yılında serbest bırakıldı. Geri kalan yıllarını nispeten gözlerden uzakta, anılarını ve Alman denizcilik tarihi üzerine kitaplar kaleme alıp tarihçilerle yazışarak geçirdi. Aralık 1980’de Batı Almanya’nın Schleswig-Holstein Eyaleti’nde öldü.

Amiral Sör Max Horton

Horton, Eylül 1898’de Britannia adlı eğitim gemisinde 14 yaşında bir öğrenci olarak Kraliyet Donanması’na katıldı. Kendisi Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde teğmen rütbesine terfi etmiş E9 denizaltısına komutan olarak atanmıştı. O dönemde denizaltı savaşı henüz emekleme aşamasındaydı ve Horton son derece başarılı bir denizaltı komutanıydı. Çok sayıda Alman gemisini batırdı ya da hasar verdi. 1920 yılına gelindiğinde yüzbaşı rütbesine yükselmiş ve iki barlı Üstün Hizmet Nişanı da dâhil olmak üzere madalyalarla ödüllendirilmişti. 1930’lar boyunca istikrarlı bir kariyer çizgisi izleyerek 1937’de koramiralliğe, Ocak 1941’de ise oramiralliğe terfi etti. Daha sonra Batı Yaklaşımları Komutanlığı’nın başına getirilen Horton burada kendini gösterdi.

Astlarına olduğu kadar kendisine karşı da acımasız olan Horton, sıkı eğitim programları başlatmış ve U-bot tehdidiyle mücadele etmek için yeni teknolojiyi yenilikçi fikirlerle birleştirmeye çalışmıştır. Horton, Hedgehog (Kirpi) ve Squid adı verilen çok namlulu denizaltı savar havan sistemleri gibi yeni silahların yanı sıra, teknolojik açıdan daha gelişmiş radar ve sonar sistemlerinin potansiyelini de fark etti. Refakat gemisi taktiklerini güncellemeye ilaveten, tek amacı denizaltıları yok etmek olan ve serbest dolaşan gemilerden oluşan mobil birimler olan destek gruplarının kullanımına da öncülük etti.

Muhtemelen döneminin en bilgili deniz subayı olan Horton, hem subaylar hem de daha küçük rütbeli personel tarafından soğuk ve ulaşılmaz olarak görülüyor, kayıtsız ve mesafeli bir görünüm sergiliyordu. Hatalara karşı hoşgörüsüzdü, yüksek standartlarını koruyamayanlar derhal değiştirilirdi. Dönitz’den çok daha organize ve tecrübeli olan Horton uyanık olduğu zamanın her dakikasını işi için harcıyordu. Kendisi genellikle dönemin en iyi denizaltı savunma komutanı olarak kabul edilirdi. Horton 1951 yılında 67 yaşında öldü.

Zaman Çizelgesi (Kara Mayıs 1943)

  • 01.05.1943 Kriegsmarine Donanma Komutanlığı’nın kayıtlarına göre denizde toplam 134 denizaltı vardı.
  • 02.05.1943 U465 numaralı denizaltı, Ortegal Burnu’nun kuzey batısında Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAAF) bağlı bir Sunderland deniz uçağı tarafından batırıldı.
  • 04.05.1943 U109 İrlanda’nın güneybatısından geçerken 89. Filoya bağlı bir Liberator uçağı tarafından su yüzeyinde tespit edildi. U439 ve U659 numaralı denizaltılar ise Finisterre Burnu’nun batısında çarpışarak battı. İki gemiden toplam 84 denizci hayatını kaybetti.
  • 05.05.1943 U638, HMS Sunflower gemisi tarafından su bombalarıyla batırıldı.
  • 06.05.1943 U192 numaralı U-bot, sabahın erken saatlerinde HMS Loosestrife tarafından batırıldı. U630 ve U531’in her ikisi de HMS Vidette tarafından imha edildi. U438, HMS Pelican tarafından derinlik bombası atılarak batırıldı. U125 ise, HMS Oribi’nin mahmuzlaması ve HMS Snowflake’ten açılan top ateşi sonrasında Newfoundland’ın kuzeydoğusunda battı.
  • 07.05.1943 Kaybolan U209’nin Farewell Burnu’nun güneyinde battığı sanılmaktadır. U447 ise Cebelitarık’ın batısında RAF’a ait iki Hudson uçağı tarafından batırıldı.
  • 08.05.1943 U663, daha önce bir RAAF Sunderland uçağının verdiği hasarın ardından Fransanın Brest limanının güneybatısında battı. Mürettebattan kurtulan olmadı.
  • 10.05.1943 Grönland’ın güneyinde kaybolan U381’in mürettebatından kurtulan olmadığı varsayılmaktadır.
  • 11.05.1943 U528, RAF’a bağlı bir Halifax uçağının attığı su bombalarıyla hasar aldıktan sonra HMS Fleetwood tarafından Finisterre Burnu’nun kuzeybatısında batırıldı.
  • 12.05.1943 U186 bir su bombasıyla batırıldı. Azor Adaları’nın kuzeyinde HMS Opportune tarafından batırılan U456’nın bütün mürettebatı kayboldu. U89 ise, HMS Broadway ve HMS Lagan’ın yanı sıra HMS Biter gemisinden kalkan Swordfish uçakları tarafından Azor Adaları’nın kuzeyinde batırıldı. Mürettebattan kurtulan olmadı.
  • 13.05.1943 U753, İrlanda’nın güneybatısında HMCS Drumheller ve HMS Lagan gemilerine ilaveten RCAF’a bağlı bir Sunderland uçağı tarafından bütün mürettebatıyla batırıldı.
  • 14.05.1943 U640, İzlanda’nın Reykjavik kenti açıklarında devriye gezen ABD Donanması’nın 84. Filosu’na bağlı bir Catalina K modeli uçak tarafından tespit edildi. Su bombası atılan U-bot bütün mürettebatıyla birlikte battı. U236 ise, bir hava saldırısı sırasında Kiel’deki Germaniawerft Tersanesi’nin 5 numaralı dubasının içindeyken batırıldı. U236 numaralı U-botun mürettebatından ölen ya da yaralanan olmadı.
  • 15.05.1943 U176 numaralı U-bot, Florida Boğazı’nda Havana’nın kuzey doğusunda bir Küba devriye gemisinin attığı su bombalarının etkisiyle bütün mürettebatıyla battı. U266 ise İspanya’nın kuzeybatısında bir RAF’a bağlı bir Halifax uçağının attığı su bombalarıyla batırıldı. Bu geminin de mürettebatından kurtulan olmadı.
  • 16.05.1943 U182 numaralı U-bot, USS MacKenzie gemisi tarafından batırıldı. U463, Biscay Körfezi’nde RAF’a bağlı bir Handley Page Halifax uçağı tarafından vuruldu ve tüm mürettebat kayboldu.
  • 17.05.1943 U657, HMS Swale gemisinin attığı su bombalarıyla batırıldı. U128, ABD’ye ait iki Mariner uçağı tarafından su bombalarıyla hücuma uğradı, USS Moffett ve USS Jouett adlı gemilerin top ateşiyle hasar gördü ve ardından battı. U646 numaralı U-bot ise RAF’a bağlı bir Hudson uçağı tarafından bütün mürettebatıyla birlikte batırıldı.
  • 19.05.1943 U954, Grönland’daki Farewell Burnu’nun güneydoğusunda HMS Jed ve HMS Sennen adlı gemilerden Kirpi havanlarıyla açılan ateşlerle batırıldı. U273 numaralı U-bot ise İzlanda’nın güneybatısında RAF’a bağlı Hudson modeli bir uçak tarafından batırıldı ve mürettebattan kurtulan olmadı.
  • 20.05.1943 U258, Farewell Burnu’nun güney doğusunda RAF’a bağlı bir Liberator uçağı tarafından tüm mürettebatıyla birlikte batırıldı.
  • 21.05.1943 U303 numaralı U-bot, Akdeniz’de Toulon’un güneyinde İngiliz denizaltısı HMS Sickle’den atılan torpidoyla batırıldı.
  • 22.05.1943 U569 numaralı U-bot, ABD Donanması’nda refakat gemisi olarak görev yapan USS Bogue’dan havalanan iki Avenger uçağından atılan bombalar neticesinde oluşan hasarın ardından Newfoundland’ın doğusunda kendi mürettebatı tarafından batırıldı.
  • 23.05.1943 U752, İngiliz Donanması’nda refakat gemisi olarak görev yapan HMS Archer’dan kalkan Fairey Swordfish modeli bir uçağın attığı bombalar nedeniyle kendi mürettebatı tarafından batırıldı.
  • 25.05.1943 U467, İzlanda’nın güneydoğusunda ABD’ye ait bir Catalina uçağından atılan Fido (Mark 24) güdümlü torpidoyla batırıldı. Mürettebatın tamamı kaybedildi. U414 ise Ténès’in kuzey batısında HMS Vetch’in attığı su bombalarıyla batırıldı ve mürettebattan kurtulan olmadı.
  • 26.05.1943 U436, İspanya’daki Ortegal Burnu’nun batısında HMS Test ve HMS Hyderabad tarafından atılan su bombalarıyla batırıldı. Mürettebatın tamamı kayboldu.
  • 28.05.1943 U304, Farewell Burnu’nun açıklarında isabet eden derinlik bombaları nedeniyle battı. U755 ise Mayorka’nın kuzeybatısında RAF’a bağlı bir Hudson uçağından atılan roketlerle batırıldı
  • 30.05.1943 U418, Brest’in güneybatısındaki Biscay Körfezi’nde RAF’a ait Catalina uçakları tarafından bütün mürettebatıyla birlikte batırıldı.
  • 1.05.1943 U440, Ortegal Burnu yakınlarında RAF’a bağlı bir Sunderland uçağı ve HMS Test’in attığı su bombalarıyla batırıldı. Tüm mürettebat kayboldu. U563 ise Ortegal Burnu yakınlarında İngiliz ve Avustralya uçakları tarafından bütün mürettebatıyla birlikte batırıldı.

Alamy, Getty

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo