Haber kapak görseli
Genel
7 dk okunma süresi
Mindfulness

Ayurvedanın özü; kendini kabul etmek, koşulsuzca sevmektir

Beş bin yıllık kadim bilgelik, medikal sistem ayurveda, kafamızdaki yetersizlik düşüncesiyle ilgili tüm kavramları ortadan kaldıracak bir rehberdir. Bizi özümüze döndürür.

A. DİLŞAT YAŞAR

Hep daha iyisi için çalışıyoruz, çabalıyoruz. Çevremizden, kültürümüzden, televizyondan, dergilerden, reklamlardan aldığımız mesajlar bize yeterince güzel, yeterince zengin, yeterince popüler olmadığımızı hissettiriyor, sevilmeye layık olmadığımızı düşünüyoruz. Kabul edilmek, başarılı ve değerli olmak için bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Var olanı kabul etme, kendimizi kabul etme, durumu kabul etme bize çocuklukta da verilen duygular değil. Bu nedenle yaşam boyunca kendimizi iyileştirme, kendi içimizdeki bilinci, şifayı kullanmak yerine var olan şartlarımızı iyileştirme gayretindeyiz. Oysa kabul etme, kabullenme kendimizden vazgeçmek değil; tam tersine bir durumun değişmesi için içten bir adım atmak demek. Bunu öğrenmemiz, deneyimlememiz yıllarımızı alıyor.

“Sen ve kendin, tüm evrendeki herkes kadar kendi sevgini ve şefkatini hak ediyorsun.” Buddha

Kabul etmenin gücünün farkına vardığımızda, bunun bize verdiği iç huzurunu keşfediyoruz. Çünkü kabul etmek; huzura, iç huzura giden yoldur. Bunun için anda, anla uyum içinde olmamız gerekiyor. Kendimizle, durumumuzla, duygularımızla, bedenimizle, zihnimizle uyum içinde olduğumuzda değişim, daha ileri gitmek için içimizdeki güç ve enerji bir anda yükseliyor. Kabullenme ile gelen açıklık, bir nevi manyetik alan gibi hareket ediyor. Bu frekans bizim çekim alanımızı genişletiyor. Çekim gücümüz artıyor. Kendi iç bilincimizle olan iletişimimiz, farkındalığımız geliştikçe dış dünya ile deneyimlerimiz de farklılaşıyor, bakış açımız değişmeye başlıyor.

Beş bin yıllık kadim bilgelik, medikal sistem ayurveda, kafamızdaki yetersizlik düşüncesiyle ilgili tüm kavramları ortadan kaldıracak bir rehberdir. Bizi özümüze döndürür. Şu an olduğumuz halimizle tamız, tamamız, çok değerliyiz ve sevilmeye layığız. Ayurvedanın özü, kendimizi koşulsuzca sevmektir. Nasıl aşık olduğumuz kişiyi iyi ve kötü yanlarıyla seviyorsak, onu olduğu gibi kabul ediyorsak, kendimizi de olduğumuz gibi kabul ederek sevmektir.

Duygular ve zihin kendini kabul ettiğinde beden şifalanır

Dünyadaki en eski medikal sistem, beş bin yıllık geçmişe sahip ayurveda, uzun yaşamın bilimidir. Beden, zihin ve ruhsal dengenin dengesiyle ve doğayla, kendimizle uyumlu olduğumuzda; sağlıklı, mutlu, kaliteli ve uzun bir yaşam sürebileceğimizi anlatır. Ayurveda bir tıp sistemidir ancak bunun ötesinde bir yaşam sanatıdır. Duyguların, zihnin farkında olarak iç bilincimizle iletişimizi artırarak evrensel bilince ulaşma yolculuğudur. Duygular ve zihin kendinin farkında olduğunda, kendini kabul ettiğinde beden de şifalanır. Kendini kabul etmenin yolu da kendine saygı göstermek ve kendini sevmekle başlar.

Ayurveda; binlerce yıldır uygulanan tekniklerle bedenimize, zihnimize ve ruhumuza iyi bakmayı, sağlıklı olmayı ve kendimizi sevmeyi öğretir. Yaşam tarzımızı ve zihnimizi doğayla uyumlu hale getirdiğimizde kendimize olan saygımız artmaya başlar. Kendimize bakma pratiklerimiz derinleştikçe, bedenimiz ve bilinçaltımız kadim bir “sevgi” hissetmeye başlar. Ayurvedaya göre kendini sevmenin, bedenimizi sevmenin, bedenin bilinçaltında kendisini sevdiğimizi hissetmesinin temel yöntemi “dinacharya” dediğimiz günlük rutinleri yapmaktır. Belki bunlara günlük rutinler yerine ritüeller demek daha doğru olabilir. Farkındalıkla, severek, kendimiz için yaptığımız, bedenimizi ve zihnimizi olduğu gibi kabul ettiğimiz, bu haliyle sevdiğimizi hissettirdiğimiz, bize iyi gelen her türlü eylem ve pratikler... Bize mutluluk veren ritüeller... Sürekli yapıldıkları durumda kas gibi gelişir, bedenin kendini şifalandırma becerisini ortaya çıkarırlar.

Kendini sevmek, kendine değer vermektir

Kendimize bakmak dediğimizde aklımıza pahalı masajlar, spa’lar, uzak ülkelere yapılacak pahalı yolculuklar gelmesin. Bedenimizi, ruhumuzu besliyoruz. Erken yatmak, bedenimizi eksikleriyle kabul edip dengelemek için çaba göstermek, severek pişirmek ve severek altı tadı alarak farkındalıkla yemek, deniz kenarında, ormanda ya da sokakta yürümek bile kendimize bakmanın, sevmenin parçası olabilir.

Ayurveda; benliğimizi (jivatman), gerçek benliğimizle (paraatman) bütünleştirme yolculuğudur. Kendini sevmek, kendine değer vermektir. Ayurvedik rutinler kendimizi sevdiğimizi ruhumuza hissettirdiğimiz hareketlerdir. Bunları yapmak zorunda olduğumuz için değil; severek, zevk alarak, farkındalıkla yapmalıyız.

Hepimizi “eşsiz” yapan bedensel enerjimiz (Dosha)

Önce kendimizi kabul etmeliyiz. Kendi bedensel sistemimizin, dosha’mızın farkında olmalıyız. Mükemmel olduğunu bilen “kendimizi” bulma yolculuğundayız çünkü mükemmeliz. Hepimiz “eşsiz”iz. Tek tek güzel ve özel yaratıldık. Bedenimizi ve zihnimizi dengelediğimizde, kendimizin farkında olmaya başlarız. Bazen dengede olamayabiliriz, iyi duygular hissetmeyebiliriz; endişeli, yargılayıcı, şikayet eder olabiliriz, yalnız hissedebiliriz. Bunlar bizim bedensel sistemimizin, dosha’mızın dengesizliğidir. Beden, zihin ve duygular akış içindedir, akış tıkandığında bunlar olabilir. Bunları da kabul edip, farkında olup, yine yaşam tarzımız, beslenmemiz ve günlük pratiklerimizle dengeleyebiliriz.

Ayurvedanın kendimizi olduğu gibi kabul ederek sevme ritüelleri

Doğanın parçası değil, kendisiyiz. Doğayla uyum içinde olduğumuzda akış kolaylaşır. Güneş gibi uyanmak, güne, güneşe gülümseyerek güne başlamak içimizdeki aşkı uyandırır.

Erken uyanma: Güneş gibi uyanıp, güneşin en güçlü saatinde en büyük öğünümüzü yediğimizde, güneş batarken sakinleşip (hem yaşam tarzı hem de beslenme olarak) kendi içimize döndüğümüzde doğayla uyumlu oluruz. Yeni güne şükrederiz.

Sabah ılık su içme: Sabah ılık su ile güne başlamak bedene günaydın demektir. Sindirimi başlattığı gibi gece yoğun bir şekilde yediklerimizi sindirmeye, kendini temizlemeye çalışan bedenimiz ılık/sıcak su ile içeriden yıkanır. Bedenimize şükrederek suyu farkındalıkla içmek, ayurvedik rutinler arasındadır; bir ritüeldir.

“Gıda bedenin, aşk da ruhun besinidir.” Dr. Lad

Abhyanga: Ayurvedada kendimizi sevme sözcüğünün karşılığı sneha’dır. Sneha, aynı zamanda “aşk” anlamına gelir. Aşk herhangi bir koşul olmadan, karşıdakini kabul etmektir. Annenin çocuğunu sevmesi gibi koşulsuzca sevmektir. Kendimize sevgi verebileceğimiz en önemli pratik, günlük olarak bedenimize yağ ile masaj yapmaktır. Ilık susam yağı, Hindistan cevizi yağı ya da zeytinyağı ile yapacağımız bu şifa masajına “abhyanga” diyoruz. Abhyanga’nın lenfatik sistemi harekete geçirmek, toksinlerin atılmasına yardımcı olmak, cildi nemlendirmek, Rasa’yı, lenfatik sistemi ve plazma beslemek gibi sayısız yararı var. Ancak her gün bedeni ılık yağ ile masajlamak, kendimizi fiziksel olarak da sevmektir. Bunu hücrelerimize, duyularımıza hissettirmektir.

“Beden (sharira), duyular (indriya’lar), zihin (manas) ve ruhun (atma) birleşimi, yaşamı yaratır. Bunlar yaşamı (dhaari), yaşamın devamını (jeevit) ve hareketini (nityaga) sağlar; bunların yaşamla bağı (anubandha) onların varlığı ile eş anlamlıdır.” Charak Samhita 1.42.

Meditasyon: Aşkla meditasyon yapmak... Bazen doğada yürüyerek, bazen nefesi takip ederek, bazen yemek yaparak meditasyon yapmak, duygularımızın farkında olmak ve bunları kabul etmek “boşluk” yaratır. Meditasyon zihnimizin içeriğini boşaltır, içeriğin bilincini boşaltmak bilincin sınırları ortadan kaldırır. Farkındalık da olduğunda, gelen-giden her düşünceyi, duyguyu kabul etmeye, bunlara “evet” demeye hazır oluruz. Kabul ettiğimizde bunların gelmesine de gitmesine de izin veririz. Farkındalıkla kabul etmek, meditasyon yapmak bağışıklığı, “ojas”ı da artırır.

Nefes çalışması-pranayama: Günlük pratiklerimiz arasına ekleyeceğimiz pranayama çalışmaları, nefes alma ve verme arasında “boşluk” yaratır. Nefesi takip etmek, boşluğun farkında olmak kendimizi şefkatle sarmaya, sevmeye, sabra, bilgeliğe zemin yaratır.

Yoga pratikleri: Beden ile zihni birleştirip, nefesle ve farkındalıkla yapılan yoga pratikleri, kendimizi kabul etme ve sevme yolculuğunda akışın temizliğini ve sürekliliğini sağlar.

Sabah kahvaltısı: Eşsiz olan beden ve zihnimize göre uygun şekilde beslenmek, kendimizi kabul etmenin ve sevmenin göstergesidir. Beden ve zihin kendisine iyi bakıldığında, sevildiğinin farkında varır. Sabah kendi bedenimiz için çaba harcamak, ruhumuzu da besleyecek, beş duyumuza hitap edecek keyifli bir kahvaltı hazırlamak ve bunu farkındalıkla yemek bedensel, zihinsel ve ruhsal dengeyi sağlar. Sonbaharda ve kışın tarçınla pişen elmayla hazırlanan sıcak yulaf, sadeyağda pişen yumurta, otlu omlet gibi hem şifası yüksek hem de beş duyumuza hitap eden kahvaltılar, beden kadar zihni ve ruhu da besler, kendimizi sevdiğimizi hissettirir.

Şükür: Her akşam iyisiyle, kötüsüyle o güne şükretmek, var olanı olduğu gibi kabul etme pratiğidir. Kötü olduğunu düşündüğümüz deneyimlerin şifası, beden ve zihne aktarılır.

Şefkat: Kimseye, hiçbir şeye zarar vermemek (ahimsa), özellikle kendimize zarar vermeden şefkatli olmak kabullenmeyi kolaylaştıran bir pratiktir.

Gün içinde bedeninizi rahatlatmak: Beden, zihin ve ruh-duygular, üçü bir arada çalışıyor diyoruz. Beden açık ve rahat olduğunda, zihin ve duygular bedenle bütünleşir, kabullenme kolaylaşır. Bedenin gücü ve hücre zekasını harekete geçirerek bizi şifalandırır.

Ayurvedik “dinacharya”da, sabah yataktan kalkmadan midenin sindirip sindiremediğinin farkında olma, dil temizleme ve ağız temizliği, ağızda yağ çalkalama, göz ve yüz temizliği, burun ve kulakları yağlama, bağırsakları her sabah düzenli olarak boşaltma, duş yapma da yer alır. Sevdiklerimize nasıl zaman ayırıp sevgimizi gösteriyorsak, beden, zihin ve ruhumuza da zaman ayırmalıyız. Tüm rutinleri günlük olarak yapamasak da erken yatmayı, sıcak-ılık suyumuzu içerek güne başlamayı, dil temizlemeyi, şükretmeyi ve “abhyanga” yani bedenimizi yağlamayı yaşamımıza ekleyelim. Bir yararını hemen hissetmesek de bunlara devam edelim, kas gibi güçlendirmeyi hedefleyelim. Bir süre sonra kendimizi kabul etme ve sevme kendiliğinden gelecektir. Kendi egomuzu, zamanım yok, acelem var, kim uğraşacak gibi nedenlerle kandırmaya çalışsak da ruhumuzu kandıramayacağımızı unutmayalım.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo