
Başak Doğan ile müzikte özgürlük
Koro müziğine çağdaş bir soluk getiren şef Başak Doğan, müziğin birleştirici gücünü her projesinde hissettiriyor. Kurucusu olduğu Vokal Akademi ile uluslararası platformlarda Türkiye’yi başarıyla temsil eden Doğan, geçtiğimiz günlerde 25 ülkeden 600 müzisyeni İstanbul’da buluşturan VoiceUp A Cappella Festivaline imza attı. Doğaçlamanın ve birlikte üretmenin enerjisinden beslenen sanatçı, çok sesli müziği farklı sanat disiplinleriyle buluşturmanın yollarını aramaya devam ediyor.
Voice Up A Cappella Festivali’nin özelliği nedir?
VoiceUp’ta beni en heyecanlandıran şey 25 farklı ülkeden gelen, 600’e yakın müzisyenin; öğrenmeye açık, birbirinin kültürüne kapılarını açarak İstanbul’da buluşmasıydı. Bu yargılamayan, özgür ve paylaşım odaklı hâl; festivalin kalbinde yer alan atölyelerde, birlikte çok nitelikli işler üretilmesini sağladı. Hepimiz farklı müzik geleneklerinden geldik ama kapanış konserinde gördük ki yeni buluşmuş, yalnızca dört gün birlikte şarkı söylemiş, 150 kişilik festival koroları, sanki yıllardır birlikte şarkı söylüyormuşçasına sahnedeydi ve çok etkileyici, uzun süre akıllarda kalacak performanslar yaratmışlardı.
Önümüzdeki dönemde neler planlıyorsunuz?
Sürekli farklı tınılar arıyoruz; çeşitli sanat disiplinleriyle çok sesli vokal müziği buluşturmanın yollarını keşfediyoruz. Önümüzdeki sezonda daha farklı sanat mekânlarında, daha sürdürülebilir bir programlamayla karşınızda olacağız. Şimdilik bu kadarını söyleyebilirim, ancak korolarımızı ve atölyelerimizi daha da yeni ve açık bir dünyaya taşıyacağımız kesin. Ayrıca hem Chromas hem de Vokal Akademi Pop & Caz Korosu ile planladığımız konserlerimiz var. Yakında tarihlerini açıklayacağız. Birlikte şarkı söylediğimiz ve üretimler yaptığımız sanatçılarla yeni kayıtlarımızı yayınlayacağız. Bu arada, mezun olduğum, ilk koromu yönettiğim ve bu mesleği seçmeye karar verdiğim Boğaziçi Üniversitesi’nde bu yıl ders vermeye başladım. Buradan da yeni üretimler çıkacağına eminim.
Doğaçlamanın stilinizde nasıl bir etkisi var?
Vokal Akademi’yi kurarken hedefim, herkesin kendisi olabildiği, kendini özgürce ifade edebildiği, birlikte uyumlu sesler yaratabileceği ve hata yapmaktan korkmayacağı bir ortam yaratmaktı. Farklılıkları müzikte bir araya getirip bir şey yaratmanın, toplumdaki varlığımızda da bir iz düşümü var. ‘Doğaçlamak’ bizim kurduğumuz dünyayı çok besliyor. İlk olarak Danimarka’daki eğitimim sırasında tanıştığım ve şimdilerde birlikte birçok eğitim ve iş ürettiğimiz değerli hocam Jim Daus Hjernøe’nun yaratıcısı olduğu Vocal Painting’i (VoPa) hayatımızın merkezine koyma nedenim de bundandır. VoPa, 75’ten fazla işaretten oluşan bir doğaçlama metodu. Bu sayede, kendi koro pratiklerimizde, sosyal etki alanlarımızda, sahnelerimizde, seyircimizle birlikte dahi bu metodu kullanıyorum. Birlikte, o anda kalarak üretmenin gücünü keşfediyoruz. Umarım bir gün birlikte de deneyimleriz. Vokal Akademi çatısı altında bunu öğrettiğimiz ve uygulamasını yaptırdığımız pek çok atölye düzenliyoruz. Müzikle ilgilenen ya da ilgilenmeyen herkese açık workshoplarımıza katılabilir, konserlerimizde de bizimle bu şekilde şarkı yaratıp söyleyebilirsiniz.












