Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
İstanbul Life

Beyoğlu'nun kalbinde doğan yeni nesil sosyal deneyim

İçeriği Paylaş

Beyoğlu’nda yeşeren bir sosyal ekosistem LUCommunity. Kurucusu Deniz Berk Karataş, ortak ilgi alanlarının buluşma; benzer konularla ilgilenenlerin karşılaşma mekânı olmak için özen gösterdiklerini anlatıyor.

Yazı: Selin Özavcı Tokçabalaban

LUCommunity, İstanbul’daki hangi eksikliği ya da ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak kuruldu; mekânın çıkış hikâyesi nasıl başladı?

LUCommunity bir mekân fikrinden çok bir ihtiyaçtan doğdu. İstanbul’da insanların bir yere gitmekten ziyade, bir deneyimin ve topluluğun parçası olmayı arzuladığını gözlemliyorduk. Dijital dünyanın daha kalabalık ve hızlı hâle geldiği bir dönemde, fiziksel olarak bir araya gelmenin, gerçek bağlar kurmanın değer kazandığına inanıyorduk. Bu nedenle daha rafine, seçili ve anlamlı karşılaşmalara alan açan bir buluşma noktası yaratmak istedik. Markaların, yaratıcıların ve farklı toplulukların buluştuğu; her etkinlikte yeni bir hikâye anlatan, deneyim odaklı bir platform oluşturmayı hedefledik.

LUCommunity nasıl bir topluluk?

En önemli nokta, insanların buraya kim oldukları için değil, neden geldikleri için değer görmesi. LU’da insanlar yalnızca sosyalleşmek amacıyla bulunmuyor; deneyimlemek, öğrenmek, üretmek ve yeni bağlantılar kurmak için bir araya geliyor. Bu yaklaşım da doğal olarak daha organik ve sürdürülebilir bir topluluk yapısı oluşturuyor. Deneyime ve aidiyet hissine odaklanıyoruz. Minimal branding anlayışı, güçlü içerik kurgusu ve doğru insanları bir araya getiren seçici yaklaşım sayesinde bir ekosistemin parçası oluyorlar.

Program akışında farklı disiplinleri bir araya getiren hibrit bir yapı var. Kürasyonu oluştururken ne hayal ediyorsunuz?

Kürasyonumuzu oluştururken tek bir disipline ya da geçici trendlere bağlı kalmamaya özen gösteriyoruz. Müzik, sanat, gastronomi, konuşma serileri ya da yaratıcı atölyeler… Hepsinin ortak noktası iyi düşünülmüş, samimi ve özenli bir deneyim sunmaları. LU’dan ayrılan birinin yeni bir fikir, ilham verici bir karşılaşma ya da güçlü bir bağlantıyla ayrılması bizim için en anlamlı başarı göstergesi.

Şehrin sosyal hayatını ayakta tutan şey nedir size göre?

İstanbul’un en güçlü tarafı hâlâ insanları. Tüm dönüşümlere ve değişen dinamiklere rağmen bu şehirde üretmekten, bir araya gelmekten ve yeni şeyler denemekten vazgeçmeyen çok güçlü bir yaratıcı enerji var. Sosyal hayatı canlı tutan şeyin de bu bağımsız ruh ve etkisi yüksek topluluklar olduğunu düşünüyorum. Büyük kalabalıklardan çok, daha niş ve anlamlı buluşmalar öne çıkıyor. İnsanlar artık yalnızca bir etkinliğe katılmak istemiyor; kendilerini ait hissedebilecekleri, gerçek bağlar kurabilecekleri deneyimler arıyor.

Sizi en çok şaşırtan ya da ‘işte tam da bu yüzden bu mekân var’ dediğiniz anlar hangileri?

Beni en çok etkileyen şey, farklı disiplinlerin beklenmedik biçimde kesiştiği anlar oluyor. Bir workshop sırasında başlayan bir sohbetin kısa süre içinde bir iş birliğine dönüşmesi ya da burada kurulan bir markasal temasın uzun vadeli bir projeye evrilmesi buna güzel örnekler.

“İnsanlar artık yalnızca bir etkinliğe katılmak istemiyor; kendilerini ait hissedebilecekleri, gerçek bağlar kurabilecekleri deneyimler arıyor.“

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo